Erkek kısırlığının tedavisinde L-sistein kullanımı

Erkek kısırlığının tedavisinde L-sistein kullanımı

Erkek kısırlığının tedavisinde L-sistein kullanımı

Çocuk sahibi olamamış erkeklerin spermlerinde L-sistein tedavisinin yeri olabileceğini belirten Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Kaan Aydos, L-sistein tedavisi hakkında merak edilenleri sizler için anlattı.

Haber devam ediyor
Haberin devamı
Haber devam ediyor
Haberin devamı

L-sistein bir aminoasittir, yani protein dediğimiz vücudumuzun yapı taşlarını oluşturan biyolojik bir madde. Vücudumuzu bir bina olarak düşünürseniz, tuğlaları protein, tuğlaları oluşturanparçacıkları da aminoasitlere benzetebilirsiniz. İşte L-sistein de toplam 20 aminoasitimizden birisidir. Hücrelerimiz normalde de bunu üretirken, ihtiyaç halinde dışarıdan alınması gerekebilir. Bilimsel araştırmalar L-sistein’in erkeklerde bazı sperm hastalıklarının tedavisinde yeri olduğuna işaret etmekte.

Oksidatif stres nedir? Üremeye nasıl etkiler?

Normal tahlillerde spermin sayısı, hareketi ve şekli değerlendirilir. Döllenmenin olabilmesi için spermlerin ileri doğru hareket ederek yumurtaya ulaşması gerekir. İleri doğru hareket eden spermlerin oranı yüzde 32’nin altına düşerse, gebelik şansının da ciddi ölçüde azaldığı anlaşılır. Sperm hareketini bozan faktörlerin başında oksidatif stres dediğimiz durum gelir. Oksidatif stres ise, spermlerin içinde yüzdüğü sıvıda bazı zararlı metabolitlerin artmasıdır. Ancak ortamda bulunan koruyucu maddeler böyle zararlıların etkisini ortadan kaldırarak, spermlerin bozulmasının önüne geçer. Koruyucu maddelerden biri de glutatyondur. İşte, L-sistein glutatyon yapımında görev alır ve bu özelliği ile de oksidatif stresin tedavisinde etkili olduğu gösterilmiştir. Şayet sperm tahlillerinde oksidatif stres artmış olarak bulunursa, bunu elimine etmede L-sistein kullanılabilir.

Oksidatif stresin bir diğer zararı ise DNA hasarına yol açmasıdır. Yumurtanın içine giren spermin döllenme yapabilmesi için DNA olarak bilinen genetik yapısının sağlam olması gerekir. Doğal yolla gebe kalınamadığı durumlarda ya da tüp bebekte embriyolar canlılıklarını sürdüremiyorlarsa, bunun bir nedeni DNA hasarları olabilir. DNA hasarının bir diğer etkisi ise tekrarlayan düşüklereneden olmasıdır. O nedenle de düşükle sonuçlanan gebeliklerde sperm DNA hasarına bakılması önerilmiştir. DNA hasarının nedeni artmış oksidatif stres ise, bunu önlemek için L-sistein kullanılabilir.

Spermin kalitesini bozan faktörlerden biri de viskozitesinin artmış olmasıdır. Ejakulat dışarı atıldığı zaman başlangıçta koagulum halindedir, yani pıhtılaşmış biçimde. 5 ila 20 dakika içerisinde eriyerek akıcı form kazanır. Böylelikle de spermler kolayca hareket edebilir. Cinsel ilişki sırasında vajen içine atılan ejakulattan spermlerin kolayca çıkıp rahime girebilmeleri için seminal sıvının akıcı olması çok önemlidir. L-sistein ise semendeki mukus ve fibrilleri eriterek akıcı özellik kazanmasına yardımcı olur. Gerçekten de koyu kıvamlı spermlerde L-sistein kullanılması ile seminal plazmanın akıcılığı sağlanarak spermlerin daha rahat hareket edebildikleri gösterilmiştir. Bu özelliği ile de L-sistein gebelik başarısını artırıcı bir etkiye sahiptir.

L-sistein hakkında merak edilenler

L-sisteinin en fazla bulunduğu yer saç kılıdır. Bu nedenle bazı ülkelerde L-sistein üretiminde insan saçı ya da hayvan kılı kullanılır. Bunun yanı sıra bitkisel kaynaklardan da L-sistein üretilebilmektedir. En fazla L-sistein içeren besinler ise kümes hayvanları, buğday, brokoli, yumurta, kuşkonmaz, sarımsak, soğan, keçiboynuzu ve kırmızıbiberdir. Ancak her zaman besinsel kaynaklar yeterli olmayacağı için, yapay olarak hazırlanmış L-sistein içeren ürünlerden de faydalanılabilir. Tedavide, doğal aminoasit olan L-sisteinin bir türevi olan N-asetil sistein yani NAC kullanılır.

Netice olarak, istemelerine rağmen çocuk sahibi olamamış erkeklerde özel testlerle inceleyerek spermlerde oksidatif stresin ya da DNA hasarının arttığı gösterilirse, L-sistein tedavisinin yeri olabilir. Takiplerde oksidatif stresin kaybolduğu ve DNA hasar oranının düştüğü gösterilirse, bu tedaviden fayda görüldüğü anlaşılır. Ancak şunu da unutmayın, gebelik olmaması mutlaka bu nedenlerden kaynaklandığı anlamına gelmez. Spermin başka fonksiyonlarına, yumurtaya ya da rahime ait çok sayıda başka bozukluk da çocuk olmasını engelleyebilir. Tedaviye başlarken mutlaka bu yönlerden de tetkik edilmesi çok önemlidir. Aksi takdirde, diğer bütün ilaç ya da adjuvan tedavilerde olduğu gibi, aslında oksidatif stresi gidererek görevini yerine getirmiş olan L-sisteinin bir faydası olmadığı şeklinde yanlış bir kanı edinilecektir.