Plastiklerin sağlık üzerindeki olası risklerini azaltmak için alınabilecek 7 önlem
Plastik ürünlerin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri, son yıllarda artan bilimsel çalışmalarla daha iyi anlaşılıyor. Özellikle plastiklerde bulunan Bisfenol A (BPA), ftalatlar ve Polivinil Klorür (PVC) gibi zararlı maddeler bu konuda dikkat çekiyor. Dünya genelinde yıllık yaklaşık 400 milyon ton plastik üretiliyor. Bu miktarın, on milyondan fazla çöp kamyonunun taşıdığı yüke denk geldiği düşünülürse sağlık açısından oluşabilecek risklerin de yüksek olduğunu söylemek mümkün.

Plastik atıkların doğada parçalanmasıyla oluşan mikroplastikler; toprakta, havada, gıda zincirinde ve su kaynaklarında birikerek çevresel kirliliğine neden oluyor.
Çevreye dağılan bu mikroplastiklerin insan vücuduna solunum, gıda ve su yoluyla girerek sağlığı tehdit ettiğini vurgulayan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Plastik parçacıkların akciğer, karaciğer, plasenta ve diğer organlarda bulunabildiğini ortaya koyan araştırmalar mevcut. Hatta çevresel kirlilik sonucu anne sütünde bile yüksek miktarda BPA gibi zararlı maddelerin varlığı, plastik kullanımının potansiyel tehlikesini gözler önüne seriyor” dedi.

Avrupa Birliği 2011’den beri biberonlarda BPA kullanımını yasakladı. Araştırmalar BPA maruziyetinin; tiroit fonksiyonlarını bozabildiğine, obeziteye sebep olabildiğine ve prostat ya da meme gibi çeşitli kanserlere yol açabildiğine işaret ediyor.
Plastiklere esneklik ve dayanıklılık kazandıran ftalatların ise üreme bozuklukları, gelişimsel sorunlar ve meme kanseri riskiyle ilişkili olduğu biliniyor. PVC plastikleri üretmek için kullanılan vinil klorür ise halihazırda bilinen bir kanserojen dolayısıyla bu plastik türünün de meme kanseri oluşumunu artırabilecek toksik kimyasallar salma riski yüksek.
Özellikle bazı plastik çeşitleri, kimyasal içerikleri nedeniyle daha fazla tehlike barındırıyor. Gıda ambalajlarında yaygın olarak kullanılan PVC, zararlı kimyasallar salabilir. Tek kullanımlık yiyecek kaplarında sıkça bulunan polistiren, muhtemel bir kanserojen olan stiren maddesini gıdalara geçirebilir. Polikarbonat plastikten yapılmış su şişeleri ve saklama kapları özellikle ısıya maruz kaldığında BPA salabilir.
Plastiklerin sağlık üzerindeki uzun vadeli etkileri konusunda daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulsa da mevcut veriler ışığında plastik maruziyetini azaltmak bireysel ve toplumsal sağlık açısından önemli bir adım. Plastik kullanımının doğrudan kansere neden olup olmadığı konusunda bilimsel veriler hala yeterli değil. Ancak belirttiğim gibi bazı çalışmalar, mikroplastik ve nanoplastik parçacıklara maruz kalmanın çeşitli kanser türlerinin gelişimini tetikleyebileceği konusunda kuvvetli ipuçları veriyor. Ayrıca mikroplastiklerin, toksik kimyasalların taşıyıcısı gibi hareket ederek kanser tehdidini artırabileceği yönünde endişelerin bulunduğu da unutulmamalı.

1- Alternatif malzemeler tercih edin Cam, paslanmaz çelik veya seramik kaplar kullanarak plastik maruziyetini azaltın.
2- Plastikleri ısıtmaktan kaçının
Isı, zararlı kimyasalların gıdaya geçişini artırabileceği için yiyecekleri plastik kaplarda ısıtmayın. Ayrıca plastik su şişelerini güneş altında bırakmamaya dikkat edin.

Plastik pipet, çatal-bıçak ve poşet gibi tek kullanımlık plastikleri mümkün olduğunca kullanmamaya çalışın.
4- Musluk suyunu filtreleyin
Su filtreleri, musluk suyundaki mikroplastikleri azaltabileceği için musluktan su içmeden önce mutlaka filtre taktırın.

Bazı kozmetik ve kişisel bakım ürünleri mikroplastik içerebileceği için doğal içerikli ürünleri tercih etmeye gayret edin. Temiz malzemeler kullanabilmek adına da satın almadan önce içerik okuma alışkanlığı edinin.
