Kalp krizi neden olur?

Kalp krizi neden olur?

Kalbi besleyen koroner damarların ani olarak tıkanması ile ortaya çıkan klinik tablo ‘’kalp krizi’’ olarak adlandırılır. Kalp krizinin ortaya çıkma süreci hakkında tüm merak edilenleri Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ersin İmren sizler için anlattı.

Kalp Aort’dan çıkan ve kalbin belirli kesimlerini beslemekle görevli koroner damarlar aracılığı ile kanlandırılır. Kalbin ön ve sol tarafı, alt kesimi ve sağ tarafı farklı koronerler tarafından beslenir. Bu damarlarda ortaya çıkan tıkanıklıklar kalbin o bölümünde kanlanmanın ortadan kalkmasına ve tekrar kanlanma sağlanamazsa dakikalar içerisinde artan hasara neden olur.


Kalp krizi ciddi bir sağlık sorunudur


Dünyada yılda 17 milyon, Türkiye’de ise yılda 160 bin kişi kalp krizi nedeniyle yaşamını kaybetmektedir. Çok ciddi bir sağlık sorunudur. Batılı ülkelerdeki en önemli hayat kaybı sebebidir. Bilinçli bir yaşam tarzı kalp hastalıkları ve kalp krizi riskini azaltabilmektedir. Farkındalık kazanmak ve çok erken yaşlardan itibaren sağlıklı yaşam tarzı prensiplerini benimsemek, kalp hastalığı ortaya çıkma olasılığını ciddi şekilde azaltabilmektedir.


Koroner damarlara dikkat!


Kalp damar tıkanıklıklarının büyük bir kısmı, koroner damarlar içerisinde yıllar içerisinde ortaya çıkan yağlı plakların oluşması ile başlar. Koroner damarların iç yüzeyi pürüzsüz, endotel dediğimiz hücreler ile kaplıdır. Onun hemen arkasında düz kas ve bağ dokusundan oluşan anatomik bölge yer alır. Çok çeşitli etmenler sonrasında koronerlerin iç yüzeyinde yağ hücreleri birikmeye başlar. Bu bölgedeki anormal birikim kan içerisindeki inflamasyon hücrelerinin o bölgeye doğru yer değiştirmesine sebep olur. Normal dışı birikimi bir tehdit olarak algılayan bu iltihap hücreleri, içlerindeki bazı enzimleri damar iç yüzeyine bırakarak ve ardından o bölgeleri mekanik olarak eritmeye çalışarak doğal bir tedbir oluşturur. Ancak yabancı bu dokuya karşı verdiği bu reaksiyon normal damar çeperinde de hasarlanma ortaya çıkarmaya başlar. Zaman içerisinde koroner damarların iç yüzeyinin pürüzsüzlüğü ortadan kalkar, engebeli bir hal alır. Bu aşamada tedbir alınmazsa yağlı plakların kalınlığı artmaya başlar. Zaman içerisinde damar iç yüzeyinde belirgin bir darlığa sebep olacak şekilde yer kaplamaya başlayabilir.


Damar daralması sorunlara yol açabilir


Damar daralması, o damarın beslemekten sorumlu olduğu kalp kası bölgesine kan akışını azaltmaya başladığında hasta şikayet hissetmeye başlar. Başlangıçta yoğun efor sırasında yorulma, nefes darlığı, göğüs ağrısı gibi semptomlar ortaya çıkarken, daralmanın artışı ile az eforla dahi hasta şikayet hissetmeye başlar. Darlık ileri boyuta ulaştığında ise istirahat halinde bile bu yakınmalar ortaya çıkar. Ancak kalp krizlerinin çoğu hasta bu son aşamaya dahi gelemeden aniden ortaya çıkar. Koroner damar içerisinde oluşan, yağ içeriği fazla plakların çatlaması ile o bölgeye kan pıhtılaşma hücreleri ve fibrin hücum eder ve yarayı tamir etmeye çalışırlar. Fakat bu tamir süreci kalp krizinin sebebi olur. O bölgede ortaya çıkan pıhtı hücreleri üst üste yığılarak ve aralarına da fibrini alarak birikmeye başlarlar. Oluşan pıhtı yumağı, damarın tüm lümenini kapatacak boyuta dakikalar içerisinde ulaşır ve tam tıkanmaya neden olur. Bu durumda hastada ani göğüs ağrısı, terleme, ölüm hissi, nefes darlığı, boğulma hissi, ritim bozukluğu, bayılma gibi şikayetler ortaya çıkabilir.


Böyle şikayetler ortaya çıktığında hastanın hiç vakit kaybetmeden acil olarak bir hastaneye başvurması gerekmektedir. Birçok hastanın en büyük hatası, şikayetin geçmesini beklemektir. Oysa kalp krizinin ayırıcı tanısı sadece profesyoneller tarafından yapılabilir. Çoğunlukla kalp krizi tanısı EKG ile konulabilmektedir. Ancak bazı nadir durumlarda EKG bulgu vermeyebilir. Bu durumda kalp enzimlerinin takibi gereklidir. Yakınmaların ilk başında EKG de kalp enzimleri de normal olabilir. Bu nedenle hastaların gözlem altında tutulması ve kardiyak parametrelerin takibi gerekebilir.


Teşhis için koroner Anjiyografi


Hasta kalp krizi geçirdiğini düşünecek olursa acil olarak bir merkeze başvurmalıdır. Bu sırada minimum efor sarfetmelidir. Araba kullanmamalıdır. Belki geçer düşüncesi ile yürüyüş yapmamalıdır. Yemek yememelidir. Aspirin kullanıyor ise ilacını mutlaka almalıdır. Kalp krizinin tedavisi için evde kendi kendine yapabileceği bir tedavi ne yazık ki yoktur. Çünkü kalp krizi tedavisi, buna sebep olan damarın açılması ile yapılır. Bu süreçte ortaya çıkabilecek olası komplikasyonlar ise hastanede sağlık profesyonelleri tarafından yapılabilir. Hastanın genel durumu, EKG bulguları, kalp ritmi, ritim bozuklukları, kan basıncının değeri, kan tahlillerinin sonuçları hastaya uygulanacak tedavinin seçilmesi için gereklidir.


Şüpheli durumlarda kalp krizinin kesin teşhisi koroner anjiyografi ile konur. Kalp krizi tanısı konduğu anda tıkanmış olan damar veya damarların koroner anjiyografi ile görüntülenmesi gerekir. Kalp krizinden sorumlu olan damara stent uygulanarak kanın dokulara ulaşması sağlandığı anda kalp krizinin ortaya çıkardığı hasar duraklatılabilir. Bazı özel durumlarda acil koroner arter bypass cerrahisi uygulanması uygun görülebilir. Koroner anjiyografi yapma olasılığı olmadığı zaman pıhtı eritici ‘’trombolitik’’ dediğimiz ilaçların uygulanması gerekebilir. Koroner damarların tıkanmasını önlemek için damarın hasarlanmasına sebep olan faktörlerin uzaklaştırılması önemlidir.


Tansiyon tedavisi, diabetes mellitus tedavisi, kolesterol yüksekliğinin engellenmesi, sigara kullanımının kesilmesi, Akdeniz tipi beslenmenin benimsenmesi, kilo kontrolü, düzenli egzersiz, stresten uzak durulması başlıca önleyici tedbirlerdir. Genetik olarak ailede kalp damar hastalığının yoğun olarak görüldüğü kişiler genç yaşlardan itibaren, 40 yaşından sonra erkekler, menopoz sonrası kadınlar düzenli olarak kardiyoloji kontrolüne gitmelidirler.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS