Rektum kanseri tedavisi ameliyatsız mümkün olabilir mi?

Rektum kanseri tedavisi ameliyatsız mümkün olabilir mi?

Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ayhan Kuzu, “Rektum kanserinin ameliyatsız tedavisi mümkün olabilir mi?” sorusuna yanıt verdi.

Sindirim kanalının son bölümü olan kalın bağırsağın diğer adı ile kolon ve rektum bölümlerinde gelişen kanserlere kolorektal kanser (kalın bağırsak kanseri) denir. Benzer özelliklere sahip olmaları nedeni ile kolorektal kanser (kalın bağırsak kanseri) olarak tanımlansa da kalın bağırsağın yerleştiği bölümüne göre de kolon kanseri ve rektum kanseri diye de adlandırılmaktadır.

“BEKLE VE GÖR” YÖNTEMİ

Kalın bağırsağın makata yakın bölgesi olan rektumda gelişen kanserlerinin tedavisi ise özellikli bir çalışmayı arz etmektedir. Rektum kanseri olan hastalarda esas tedavi ameliyat ile kanserli bağırsak bölgesinin çıkarılmasıdır. Tam iyileşme için bu çok önemlidir. Kanser ameliyatlarının ana amacı, kanserli organın temiz sınırlarla (geride tümörlü doku bırakmadan), beraberinde yayılma olasılığı olan bölgesel lenf bezlerinin tamamıyla birlikte çıkarılmasıdır. Rektum kanser ameliyatı yapan doktorun her ne kadar asıl görevi kalın bağırsak kanserini başarılı bir şekilde çıkartmak ise de diğer bir görevi de kanserli kalın bağırsak bölümünü çıkarttıktan sonra bağırsak ve dışkılama fonksiyonlarının eskiden olduğu gibi devamlılığını sağlamaktır. Bu şekilde hastanın eskiden olduğu gibi normal yoldan dışkılama işlevini yapabilmesi sağlanır. Kalın bağırsak kanserinde %90 vakada bağırsak devamlılığını sağlamak ve hastanın eskiden olduğu gibi normal hayatını sürdürmesi mümkün olabilmektedir.

Bağırsak duvarını geçen, çevre dokuya yayılan veya lenf bezlerine sıçrayan rektum kanserli hastalarda, kanserinin evresine, yerleştiği bölgeye ve hastanın özelliklerine göre ameliyat öncesi sıklıkla ışın tedavisi (radyoterapi) ve kemoterapiye birlikte kullanılmaktadır. Daha önceki bilimsel çalışmalarda ışın ve kemoterapi tedavisi alan bazı hastaların tedaviye çok iyi yanıt verdiği tespit edilmiştir. Az sayıda hastada geride kansere ait hiçbir hücre kalmadığı yani tam şifa sağlandığı (tam patolojik yanıt alındığı) görülmüştür.
Bu nedenle günümüzde acaba alternatif yöntemlerle “rektum kanseri ameliyatsız tedavi edilebilir mi?” sorusu gündeme gelmiştir. Bu tip bir tedavi ile rektum ameliyatlarının neden olduğu dışkılama, cinsel ve idrar yolları sorunlarından kurtulmak teorik olarak mümkün olsa bile bu seçenek çok sınırlı bir hasta grubu için uygundur.

HASTALARIN AMELİYAT EDİLMEDEN SAĞLIĞINA KAVUŞABİLMESİ MÜMKÜN

Günümüzde rektum kanseri nedeniyle ışın ve kemoterapi tedavisi uygulandıktan sonra klinik yanıtı olan hastaların ameliyat edilmeden sağlığına kavuşabilmesinin mümkün olabileceği gösterilmiştir. Ancak şuan için hangi hastaların ameliyat edilmeden sadece ışın ve kemoterapi ile yapılan tedaviden yarar göreceği tam bilinememektedir. Bu ameliyat edilmeden izlenen hasta grubunda hastalığın aynı yerde ortaya çıkma veya uzak bir organa (karaciğere, akciğere, vb.) sıçrama ihtimali de bulunmaktadır. Uzun dönem sonuçları da belli olmadığı için bu hastaların sadece bilimsel çalışmalar kapsamında çok yakından takip edilerek hastalığın tekrar ortaya çıkıp çıkmadığı araştırılmalıdır.
Bu bilgiler ışığında tıbbi tedavi yöntemlerinin ve kullanılan ilaçların hepsinin az oranda da olsa bir yan etkisi olabileceği unutulmamalıdır. Yani ışın tedavisi ve kemoterapi ilaçları da çok masum değildirler. Örneğin dünya üzerinde en çok kullanılan aspirinin bile olumlu yönlerine karşın yan etkileri vardır. Kısaca söylemek gerekirse ışın tedavisini ve kemoterapi ilaçlarının da yan etkileri oluşabilmektedir.

MULTİDİSİPLİNER BİR TEDAVİ YAKLAŞIMI GEREKİR

Rektum kanseri tedavisinin başarısı “multidisipliner” bir tedavi yaklaşımını yani bir ekip çalışmasını gerektirir. Kalın bağırsak ameliyatlarında uzmanlaşmış bir cerrah ile birlikte çalışacak ekipte, cerrahın yanında, kemoterapi ilaçları şemasını belirleyecek tıbbi onkolog, ışın tedavi programını planlayacak radyasyon onkoloğu ve hastalığın görüntüleme yöntemleri ile evrelemesini yapacak radyolog ön planda rol alır. Böyle bir ekip çalışması ile her hastanın tedavisi titizlikle tartışılarak planlanmalı ve kişiye özel yapılmalıdır.

Unutulmamalıdır ki tedavinizi planlayan ekip fayda ve zarar oranını optimum seviyede göz önünde bulundurarak sizin için en doğruyu en iyi bir şekilde yapmayı amaçlamaktadır.

Tedavi başlangıç evresinde rektum kanserli hastaya klinik evresine göre önce ışın ve kemoterapi tedavisi uygulamaktayız. Bu hastalar ışın ve kemoterapi tedavisi tamamlandıktan 8-12 hafta sonra hastalığı tüm ayrıntılarıyla muayene ve görüntü yöntemlerini kullanarak değerlendiriyor, tedaviye verdikleri yanıta göre ameliyatta ihtiyaç olup olmadığına karar veriyoruz. Genellikle bu grup içinde yer alan az sayıdaki hastada ışın ve kemoterapiden sonra hastalığın klinik olarak tam gerilediğini görebiliyoruz. Ancak bu tedaviyi alan hastalarda %100 tam şifaya kavuştuğunu anlamak, hastalıklı bağırsak bölümünü ameliyat ile çıkarmadan pek mümkün değildir. Bununla birlikte ameliyat ile çıkarılan bağırsak dokusunun patolojik (mikroskopik) incelenmesi, patoloğun hiçbir kanser hücresi kalmadığını onaylamasıyla hastanın tam şifa bulduğunu kabul etmekteyiz. Tıbbi görüntüleme yöntemleri ile %100 iyileşme doğruluğu içeren sonuçlarını almak günümüz teknolojisinde mümkün değildir.

Bu nedenle ameliyat ile kanserli bağırsak bölümünü çıkarmadan sadece muayene ve görüntüleme yöntemleri ile kanserin ışın ve kemoterapi ile gerilediğinin yani kaybolduğunu tespit ettiğimiz hastalarda “rektum kanseri ameliyatsız tedavi ile takip edilebilir” diye bir düşünebiliriz.

Kısaca söylemek gerekirse ışın ve kemoterapi yöntemleri ile rektum kanserinin tedavi edildiği düşünülen hastalarda “bekle ve gör” stratejisi dışında bir şifa söylemi geliştirilemez. Bu hastalarda hastalığın aynı yerde tekrar gelişme veya uzak organlara sıçrama olasılığı bulunmaktadır. Bu nedenle farklı sonuçların doğabileceği hastaya çok iyi anlatılmalı ve hasta konu ile ilgili aydınlatılmalıdır. Ayrıca bu tedaviyi alan hastaların çok yakın bir takip programına tabi tutulması gerektiğini unutmamak gerekir.

Diğer taraftan pek çok hastada ışın ve kemoterapiden 10-14 hafta sonra yaptığımız değerlendirmede, hastalık küçülmüş fakat tam olarak kaybolmamışsa yani klinik tedaviye yanıt vermemişse bu hastalarda kanserin tam olarak temizlenebilmesi için ameliyat ile tedavi yöntemini öneriyoruz.

Yukarıdaki bilgilerin ışığında sadece ışın tedavisi ve eş zamanlı kemoterapi ilaç uygulaması ile ameliyatsız tedavi yöntemi çok kısıtlı sayıda hastada yüz güldürücü sonuçları olsa da çok dikkatli olunmalıdır. Bu konudaki bilimsel çalışmalar ve araştırmalar halen klinik seviyede devam etmektedir.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS