Kartpostalların ilham kaynağı: Napoli

“Napoli’yi görmeden ölme” demişler.



Roma Termini’den Napoli’ ye hangi tren ile gideceğinize karar vermek için önce danışmak sonra da bilet almak için numara almak gerekiyor. En uzun, en ucuz, en yavaş 2 saat 40 dakika etrafı görerek keyifle gitmeli değil mi? Bilet makinelerden de rahatlıkla alınabiliyor. Regional tren bileti aldıktan sonra havaalanındaki gibi bilgi panolarından (30-40 dakika önce) çıkış kapısını öğrenip kapıdaki görevliye bileti gösterip iç kısımdaki makinelerde onaylatıp trene biniliyor.

Napoli özgün adı NEAPOLİS yani, 'yeni kent'. Sağ tarafta çok güzel deniz, sol tarafta dağ manzaraları görerek rahat bir yolculukla Garibaldi İstasyonuna ulaşılıyor.

İlk gidilen her yerde yapılması gereken önce INFO bürosuna uğrayıp planlar, haritalar, bilgi ve öneriler almak. Deneyimlerime göre en ilgili ve doküman açısından zengin bürolar merkez tren istasyonu içinde ya da yakınında olanlar.

Otel Garibaldi Meydanı’nda, meydan bakımda ama her iki yanında rahat geçiş yolları var, yol kenarlarında da hediyelik eşya, kafe tarzı dükkânlar ve hep görülen satıcılar. Otele girişi yapıp eşyayı bırakıp hemen sokağa çıkmalı ki hem şehir tanınsın hem de yemek yenilecek mekânlara ulaşılsın.

Corso Umberto 1 gezi yazılarında meşhur, alışveriş, yeme içme yerleri olan kaldırımları da kendi de geniş bir cadde. Napoli de meydan zengini bir şehir, dört tarafı heykellerle süslü Piazza Nicole Amore’ye yürürken meşhur pizzacı L’antica Pizzeria Da Michelle hemen sağdaki sokakta önünde koca bir karışık kalabalık, kapıdan bir numara veriyorlar masa boşalınca o sıraya göre alıyorlar. Bütün kalabalık mekânlarda bu uygulama görülüyor. Biz 15 dakika bekledik bu süre uzayabiliyor. Fayans kaplı duvarları, içinde fırınıyla bizim eski pideciler. Kenarları kabarık, lahmacun inceliğinde, lezzetli pizzaların fiyatı 4 eurodan başlıyor. Fiyatlar makul, bahşişi unutturmuyorlar.

Yemekten sonra gezmek zorlaşıyor sanki. Piazza Bavio (üniversite) Meydanı’nda kısa bir mola verilirse bu metro durağı girişinde, dinlenen, birilerini bekleyen, koşuşturan insanlar var bütün buluşma noktalarında olduğu gibi. Haritada deniz yakın ama bakılınca görünmüyor. Yanımızda oturan Hanım karşı sokaktan çıkabileceğimizi söyledi. O’da Polonyalıymış, Roma ‘da konuştuğum Hanım da Romanyalıydı. Artık insanlar her yerli. Yardımcı olmak isteyen ortak dil olsun olmasın mutlaka bir yolunu buluyor anlatmanın. Bir de harita üzerinden olursa daha da kolay. Deniz kenarı Karaköy gibi, İzmir limanı gibi…

Yol takip edildiğinde Castel Nuovo’ya ulaşılıyor. Napoli başkent olduğunda I.Charles tarafından yaptırılmış ama oğlu II. Charles oturabilmiş bu barok tarzı kalede. Şimdi Napoli Kent Müzesi’ne ev sahipliği yapıyor. Piazza Municipio’dan geçip Via Medina üzerinden giderken bu geniş cadde de dükkanlar ve denemeye değer gibi görünen birkaç güzel et lokantası göze çarpıyor.

Gezmenin diğer adı yorgunluk ama yeni yerler görmek, yeni insanlar tanımak, daha önceden hayal ederek yapılan araştırmaları yaşanmışa dönüştürebilmek buna değer.

Pompei
Pompei’ye ulaşmanın en kolay yolu Garibaldi istasyonuna gitmek. Bilet gişeleri çok kalabalıksa, bilet satan dükkânlardan da almak mümkün. Sorrento yönüne, Pompei’ye, tek yön 2.60 euro, süre 40-45 dakika ve trenler sık.
Pompei girişi, yine uzun bir sıra… 13 euro giriş ücreti ödenerek çok çok eski zamanların yaşanmışlıklarını, gelişmişliğini ve acılarını küllerin altında saklamış, şahane bir şehirciliğin gün yüzüne çıkarılmış kısmıyla farklı bir dünyaya adım atılıyor. Şaşılacak derecede ayakta kalmış ve hala kazıları devam eden MÖ5000 yıllarında kurulduğu düşünülen bu ticaret, politika ve eğlencenin başkentinde 20 bin kişinin yaşamış olduğu varsayılıyor.

Gladyatör savaşlarının yapıldığı ilk arena ki MÖ 80 yılına tarihleniyor hayal etmek bile zor. Atıkların yola verildiği sistemde yüksek yaya geçitleri, birbirine benzeyen sokaklarda adres belirtmek için köşe başlarında değişik kabartmalı çeşmeleri, bir liman kenti olmasıyla özdeşleştirilip o dönemde çok fazla olduğu söylenen Genelevlerin bulunduğu yer ve sokakları gösteren erkek cinsel organı kabartmaları, hamamları, tiyatroları, fırınları, sapasağlam kalmış insan, hayvan figürleri ve eşyalarla çok ilginç bir antik şehir.

Yeni şehircilikten bir kafe restoran var iç kısımda. Pompei, dikkatle ve uzun zamanda gezilmesi gereken bir yer. Çıkışta girerken de görülen Napoli’nin meşhur limonlarından limonata, lezzetli portakal suyu ya da ikisinin karışımı, insanı bugüne geri getirir. Dönüş yine aynı istasyondan bu kez karşı yönden. Karşıya istasyonun içindeki küçük bir kapıdan alt geçite inilerek geçiliyor. Biletleri kapının yanındaki makineden onaylatmayı unutmamalı!

Via Tribunali

Via Tribunali çok hareketli, cıvıltılı bir cadde. Hediyelik ne aranırsa (şans biberleri, magnet, makarna, limoncello, peynir…) bulunabilir ama makarnaları marketten almak daha uygun. Değişik şekil ve renklerde güzel hediye. Trattoria Campagnola’yı önerilen bir yer ama kapalı,19.30 da başlıyorlarmış servise bu caddedeki çoğu yer gibi. İleriye yürürken meşhur Sorbillo görülüyor sağ tarafta o da 19.30 ama önünde sıra olmaya başlamış insanlar 20-25 kişi var.

Sıraya girmekte fayda var. Servis 19.30 da başlıyor ya 18.50 de başlanıyor almaya ancak yetişecekler kolay mı o az ışıkta, ne olduğunu göremeden, zorluklarla sipariş vermek. Fiyat kişi başı içecekle 10€ ve üzeri. Siparişler gelmeden bir hanım masaları dolaşıp pizza fritta diye soruyor istenilirse kese kâğıdı türü bir pakette kızarmış pizza geliyor, içinden peynirleri akarak. Biz tadına yan masadan baktık; doymamış olsaydık mutlaka isterdik. Denemeli…

Hava kapalı, aralıklarla yağmur yağıyor, sıcak.

Bugün Citysightseeing günü. Tek firma, Piazza Municipio’dan başlayarak şehri gezdiriyor.3 hat var biri sadece cumartesi ve Pazar (yeşil hat). Mavi (deniz kenarı) kırmızı (tarihi şehir) iki turu 24 saat geçerli 22€, kırmızı kulaklıklarla birçok dilde (Türkçe yok) Mavi’den kırmızı’ya, kırmızı’dan mavi’ye, istenilen yerde duraklayarak gezme. Napoliten şarkılar eşliğinde üstelik wi-fi free. Mavi hat’ta Castel dell’Ovo, Tunnel borbonico, güzel seyir terasları… Kırmızı hat’ta ise görülmesi gerekli tüm tarihi yerler var. Plebiscito Meydanı, adını yönetim konusunda yapılan halk oylamasından (plebiscit) alıyor. Napoli’nin en önemli meydanı. Önceki adı Kraliyet Meydanı.

Palazzo Reale (Kraliyet Sarayı) ve küçük Vatikan diye anılan şekli Pantheon’a benzeyen Basilica San Francesco Di Paola da bu meydanda. Antic Bar Gambrinus’a (Trieste Meydanı) uğramadan gelmeyin demişler. Bir daha gelmek şart oldu. Galeria Umberto I Milano’daki benzeri gibi çatısı cam, şık alışveriş merkezi. Teatro Di San Carlo dünyanın sayılı tiyatrolarından, Avrupa’nın en eski opera ve tiyatrosu UNESCO dünya miraslarından. En son uğrak yeri 4.yüzyıldan kalma Duomo, Naples Cathedral. Kubbeli tavanları, antik granit sütunlarıyla gotik, neo-gotik, Rönesans ve barok özellikleri barındıran bir katedral. Her yerde bakım ve onarımlar devam ediyor. Ha bu arada gönül rahatlığıyla bir mum bile yakılamıyor artık her şey dijital.

Napoli bütün büyük şehirlerin yaşadığı sıkıntıyı yaşıyor, dikkatli olmak yeterli kimse elinizden bir şeyi çekip almıyor. Vespa’lar, scooter’lar, çarpılmış arabalar çok ve hızlı ama yine de yayalara sabırla yol veriyorlar. Kalabalık turist ağırlayan şehirlerde günlük yaşam zor, orada yaşayıp işe, okula giden insanlar için.

Roma gibi ucu açık sokakları yok önü genelde bir binayla kesiliyor. Ve kesinlikle biraz daha uzun zamanı hak ediyor.

İyi ki geldik ve gördük. Artık dönüş vakti… Yenilenmiş olarak, yenilerine hazırlanarak…

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS