Karavanla kendinizi ve hayatınızı dönüştürün

Bir karavan sahibi olmak herhangi bir araç sahibi olmak demek değildir. Karavan bir hayat biçimi, bir yaşam yolculuğu her şeyden önce. Çocukken hayal ettiğim pek çok şeyden biriydi karavan sahibi olmak. Belki Romanların (bazıları Çingene de diyor onlara) o delidolu yaşam tarzı hoşuma gidiyordu ta o zamanlardan beri.



Karavancılık maceramın gerçekleşmesi için yaklaşık 30 sene geçmesi gerekti. ‘’Karavanım var’’ dediğimde çevremden duyduğum ilk tepki, ‘’Ne güzel benim de hayalimdi bir karavan sahibi olmak’’ cümlesiydi. Meğer aynı hayali kurduğumuz ne çok insan varmış!

Karavancılık için neler gerekiyor?

Ancak baştan söyleyeyim, karavancılık sadece hayalden, keyiften ibaret bir iş değil. Cümle içinde kullandığım gibi yer yer zahmetli de olabilen bir ‘’iş’’ haline gelebiliyor. Öncelikle orta halliden bir tık üstü bir gelir seviyesi gerekiyor, zira karavan sahibi olmak ülkemizde maliyetli bir mesele. Aracınızın modeline (panelvan veya motorlu karavanlarda tarifeler değişiyor) göre yıllık ortalama 600-1500 TL’yi araç vergisi anlamında gözden çıkaracaksınız.

Tabii büyük şehirde yaşıyorsanız aracınızı park etme, şehir içinde kullanma özgürlüğünün trafik nedeniyle sık sık sekteye uğraması gibi nahoş durumlarla karşılaşmak olası. Amatör bir karavancıdan söylemesi…

Karavancılık: Özgürlük

Gelelim karavanda yaşamın çekici taraflarına;

Her şeyden önce evinizi sırtınızda taşıyorsunuz. Anayol değil de patikalardan gitmeyi seviyorsanız karavan hayatı tam size göre. Dilediğiniz yerde kamp yapıp kimselerin görmediği, uğramadığı bakir güzellikleri keşfedebiliyorsunuz. Hayatı dileğiniz kadar yavaşlatıp günlerce kamp yapabilme özgürlüğü de işin bonusu.

Türkiye'de karavancılık

Peki Türkiye karavancılık konusunda yeterince gelişmiş mi?

Doğal güzellikler, keşfedilecek yepyeni yerler açısından ülkemiz adeta bir cennet. Ancak kampçıların ihtiyaçlarına özel tasarlanmış tesisler derseniz işte orada biraz duralım. İhtiyaç derken en temel gereksinimler olan su ve elektriği kastediyorum ve tabii bir de temiz bir tuvalet ve duş alanını…

Böyle tesisleri kullanırken genellikle bizden sonra gelecekleri pek düşünmüyoruz. Elbette sözüm dikkatli ve özenli kampçıları kapsamıyor.

Ancak böyle ortak alanların temiz ve özenli kullanımında genel bir sorunumuz olduğu aşikar.

Karavan sahibi olduktan sonra ilk yaptığım şeylerden biri özellikle İstanbul çevresinde kamp yapılabilecek, bu anlamda hizmet sunan kamp alanlarını araştırmak oldu.

Açıkçası seçeneklerin oldukça yetersiz olduğunu söylemem lazım. Toplasanız düzgün bir kamp alanının sayısı beşi geçmez. Tecrübe ettiklerime gelince tavsiye edebileceğim kamp alanlarını şöyle sayabilirim; Kilyos Mıstık Kamping, Şile’deki Woddyville ve Ağva’daki Greenpark.

Karavan kampçılığında da uluslararası standartlar mevcut. Bu alandaki en önemli standart, tesislerin Federation International Camping et de Caravanning (F.I.C.C.) belgesine sahip olması. Doğrusu Türkiye’de bu belgeye sahip kaç tesis olduğunu bilmek zor.
Karavancılık sezonu

Yeri gelmişken söyleyelim, karavan sezonu Marmara bölgesinde Ekim ayında bitiyor. Kış aylarında buralara gittiğinizde tam anlamıyla in cin top oynuyor. Bazen bu da tercih edilebilir bir seçenek olabiliyor. Şehrin kalabalığından uzak, insansız ve sessiz bir ortamda kendi kendinizle baş başa kalıyorsunuz.

Ancak sezon dışında kamp hizmeti almadığınız için böyle kaçamaklarda yanınıza yeterli miktarda su, yiyecek alın ve mutlaka araçta yeterince elektrik enerjisi olduğundan emin olun.

Türkiye'de karavanla nerelere gidilir?

Karavanla yola çıktığınızda Türkiye’de gezilecek çok fazla yer olduğunu görüyorsunuz. Ege ve Akdeniz kıyıları hem mevsim şartları hem de daha uzun konaklama yapmak isteyenler açısından çok elverişli. Hatta bu bölgelerde sezon dışında kamp yapmanın keyfi bir başka oluyor.

Ege’de yolculuk ve kamp yapacaklara ilk önerim Cunda’nın bakir koylarından birinde olan Ada Camping’de en az iki gece konaklamak. 2016 yazında sezonda fiyatlar kişi başı 90-100 TL civarındaydı. Kasım başına dek kamping seçeneği var ve sezon dışı konaklama fiyatı daha makul.

Daha güneye, Marmaris-Datça taraflarına uzandığınızda ise her koy sizin. Bu civarda tesis sıkıntısı da yok. İçlerinde en düzgün ve organize olanlar ise profesyonel karavancıların da tercihi olan Aktur (Datça) ve Çubucak Marmaris) kampları.

Yunanistan'da karavan kiralamak

Burada bir parantez açıp kapı komşumuz Yunanistan’dan karşılaştırmalı bir örnek verelim. Yunanistan karavancıların sevdiği rotalardan biri zira burada hem kamp alanlarının sayısı bir hayli fazla hem de fiyatlar çok uygun.

Türkiye’ye en yakın şehirlerden Selanik civarında yüksek sezonda aracınıza günlük ortalama 7-10 Euro öderken kişi başı ücret yine 7-8 Euro arasında değişiyor. Yani bizdeki fiyatların yarısına daha kaliteli hizmet alıyorsunuz, üzerine bir de ücretsiz gölgelik (tent) alıyorsunuz ki sıcak yaz günlerinde kesinlikle hayati bir ihtiyaç!

Bir yaşam biçimi olarak karavancılık
Karavan herhangi bir araç değil, bir hayat biçimi demiştik. Bu yola çıkarken iyi ölçü biçip gerçekten böyle bir yaşamı tercih edip etmediğinizi sorgulamanızda fayda var. Konforlu bir hayata kendinizi fazla kaptırdıysanız karavan sizin için belki üç günlük bir heves olabilir. Daha az eşya ve özellikle giyim eşyasıyla daha az tüketerek yaşamanız gerektiğini unutmayın.

Akyaka’da kamp yaparken tanıştığımız bir çift ısrarla karavanlarını gezdirmek isteyince araca girmiş ve dehşete düşmüştüm. İstanbul’daki evlerinin salonunu neredeyse olduğu gibi buraya taşımışlardı. Bir karavanda dizi dizi porselen tabak görünce insan haliyle şaşırıyor!

Siz iyisi mi gerekli eşyalar dışında hayatınızı gereksiz yere kalabalıklaştırmayın…
Karavancılık ve doğaya karşı sorumlu olmak

Ayrıca karavanda yaşarken doğanın insanlar tarafından nasıl kirletildiğine daha fazla şahit oluyorsunuz. Bolu-Yedigöller kampı sonrası bunu daha iyi anlamıştım.

O muhteşem doğal cennetin ortasında yakılan mangalları, doğaya bırakılan naylonları, çöp dağlarını gördükten sonra içim acımıştı. Nasıl bu kadar vahşi olabiliyoruz diye düşünmüştüm...

Bu sorgulama ister istemez başta doğaya ve onu paylaştığımız tüm canlılara olan sorumluluklarınızı size tekrar anımsatıyor. Daha az su tüketerek, asla deterjan kullanmayarak ve çöplerinizi asla açık alanda bırakmayarak bu kirliliğin önlenmesine bir nebze engel olabilirsiniz.

Karavancıların bu anlamda daha duyarlı ve sorumluluk sahibi olduklarını söylemek sanırım yanlış olmaz çünkü yaşam tarzı sizi isteseniz de istemeseniz de dönüştürüyor.

Vizyon değiştiren bir araç

Karavanla yaptığınız her yolculuktan sonra şehir hayatına döndüğünüzde, ne kadar gereksiz miktarda tükettiğinizi de anlayacaksınız. Daha az çamaşır yıkayacak, daha az elektrik kullanacak, çöplerinizi ayrıştırmaya başlayacak, daha az kıyafet satın alacak yani kısacası yaşamınızı tahmin edemeyeceğiniz kadar değiştireceksiniz.

Eh, bu da karavancılığın en güzel yanı olsa gerek!

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS