Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler

Yüzlerce yıldır Anadolu'daki insan toplulukları için cazip yerleşim yerlerinin başında gelen Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerleri sizler için derledik.



Adamkayalar
On bir ayrı çerçeve içerisinde yer alan Adamkayalar kabartmalarının yamaçtaki kompozisyonları içerisinde en sık yinelenen figürler, dört ölü ziyafeti sahnesine ait olanlardır. İ.Ö. 2.yüzyıla tarihlendirilmiştir.
Kızkalesi
Mahallenin adını aldığı ve Deniz Kalesi olarak da anılan Kızkalesi, mahalle sahilindeki küçük bir adacığın üzerinde kurulmuştur. Kıyıya uzaklığı ortalama 600 m. kadardır. Burada bulunan bir yazıttan 1199 yılında yapıldığı anlaşılmıştır.
Fotoğraf: Ahmet Güllü
Anemurium Antik Kenti
Yapılan kazılarda çıkan buluntular arasında balıkçı aletleri, inşaat, terzi, çömlekçi aletleri, sikkeler, kurşun mühür, kantar ağırlığı, dokuma aletleri, anahtar, kilit, oyun ve eğlence aletleri, usturalar, makyaj malzemeleri, kolye, küpe, bilezik, altın kemer tokaları sayılabilir. Anemurium ’da ilk yerleşimin ne zaman başladığı bilinmemektedir.
Adrassus (Balabolu)
Üzerinde yer aldığı tepenin adı Balapoğlu - Balabolu olarak geçmektedir. Roma Dönemi’nde iskan gördüğü anlaşılan kent coğrafi ve stratejik önemi nedeniyle müstakil bir şehir olmuştur. Daha sonra Bizans İmparatorluğu’nun ve zaman zaman Isauria’nın himayesine girmiştir. Kentin kilise yapısına ait kalıntısı tepenin zirvesinde yer almaktadır. Kilisenin sadece apsisinin temel izleri kalmıştır.
Alahan Manastırı
Evliya Çelebi'nin "Ustasının elinden yeni çıkmış gibi duruyor" diye anlattığı Alahan Manastırı, Mersin-Karaman kara yolu üzerinde, Mut'un 20 km kuzeyinde, Geçimli köyü civarındadır. 1300 m yükseklikte ve Göksu Vadisi'ne bakan dik bir yamaca oturtulmuştur. Hıristiyanlığın Kapadokya ve Likonya (Konya)' da yayılması sırasında bu yeni dini kabul edenlerin takibe uğraması, inanmayanlar tarafından öldürülme korkusu, Hz. İsa'ya inananları dağlık bölgelerdeki mağara kaya oyuklarında ibadete zorlamıştır. St. Paul ve yine Tarsus'ta yaşamış Hıristiyan öncülerinden Barnabas ile birlikte Hıristiyanlığı yaymak için Konya-Kapadokya ve Antalya-Antakya'ya kadar maceralı yolculuklar yapmıştır. İşte bu iki Hıristiyan Aziz'in gezileri sırasında konakladıkları her yerde anılarına mabetler yapılmıştır. Alahan Manastırı bunlardan biridir. 440-442 yıllarında yapılmış olduğu tahmin edilen Alahan Manastır Külliyesi, Batı Kilisesi, Manastır, Doğu Kilisesi, kayalara oyulmuş keşiş odacıkları ve çevredeki mezarlardan oluşmaktadır.
Gülek Kalesi
Temelleri Orta Çağ’a kadar giden kale stratejik açıdan önemli bir noktada yer almaktadır. Bunu sağlayan neden ise buranın giriş ücreti alınan bir yer olması ve Tarsus’a giden yol üzerinde bulunmasından kaynaklanmaktadır. Mimari plan, taş işçiliği ve yüzey buluntularına göre kalenin farklı dönemlerde iskan gördüğü anlaşılmaktadır. Bir süre aristokratların himayesinde idare edilen kalenin, 1198-1199 taç giyme listesinde Gülek’in Lordu olarak Smbat’ın adı geçmektedir. 1838-1939 ‘da İbrahim Paşa Osmanlı yönetimine karşı çıkardığı isyanda bu yerleşimi kısa bir süre işgal etmiştir. Kalenin kuzey ve batı duvarlarındaki işçilik 1830’lu yılların sonlarında Pozantı yakınlarındaki İbrahim Paşa tarafından yaptırılan tabyalara benzemektedir. Kaleye giriş güneydeki kapıdan sağlanmaktadır. Kuzey ve kuzeydoğusu çok dik sarp kayalıklar üzerinde olduğu için, güneyi gibi tahkim edilmemiştir. Güney ve batısındaki sur duvarları rahatlıkla izlenebilmektedir. Yuvarlak veya kare planlı büyüklü küçüklü kulelerle bu surlar güçlendirilmiştir. En doğu ucunda bir de sarnıç yer almaktadır. Duvarlarında bosajlı kesme blok taşlar kullanılan kalenin üzerinde iki yeni yapı bulunmaktadır. Müştemilatı içerisinde ise giriş kapısının sağ tarafında yer alan yapı hariç ayakta kalan mekan pek yoktur. Yüzeyde sarı ve yeşil renklerde sırlı veya sırsız seramik parçaları çok sayıda göze çarpmaktadır.
Silifke Taş Köprü (Roma Köprüsü)
Silifke İlçe merkezindedir. M.S. 77-78 yıllarında Kilikya Valisi L. Octavius Memor tarafından, Roma İmparatoru Vespasianus ve oğulları Titus ile Domitianus adına yaptırılmıştır. Göksu Irmağındaki Taş Köprü XIX. yüzyılın sonlarına kadar orijinal şeklini korumuştur. Birçok defa tamir ve tadil edilmiştir. Bilinen en büyük onarım 1875 yılında Silifke Mutasarrıfı Mehmet Ali Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1972 yılında köprü üzerinde genişletme çalışmaları yapılmıştır. 5 kemerli köprü, orijinalinde 7 gözlüdür. Günümüzde temelleri haricinde tamamen moderndir.
Uzuncaburç
Hellenistik Dönem’de merkezi Uzuncaburç’un 4 km. doğusundaki Olba Territoriumu’nun ibadet yeri olan bugünkü Uzuncaburç yerleşim yeri, Roma Dönemi’nde, 72 yılında İmparator Vespesianus zamanında Olba’dan ayrılarak Diokaesareia (Tanrı-İmparator Kenti) adıyla özerk, kendi adına para basan kent durumuna gelmiştir. Bizans Dönemi’nin ardından Türkler buraya şehrin sembolü olan yüksek burcun (Hellenistik Kule’nin) ismini vererek “Uzuncaburç” demişlerdir.
Fotoğraf: Ahmet Güllü
Aya Thekla Manastırı
İsa Peygamber’in havarilerinden St. Paul’ün vaazlarından etkilenen 17 yaşındaki Thekla kendini Hıristiyanlık dinine adar. St. Paul’ün bu değerli öğrencisi Konya ve Yalvaç’ta Hıristiyanlığı yaymak için propaganda yaparken paganların baskılarına maruz kalıp, öldürüleceğini öğrenince kaçıp Seleucia’ya gelir ve sonradan kiliseye çevrilen bir mağarada saklanır. Sığındığı mağaradan yöredeki insanlara çok tanrılı dine karşı Hıristiyanlık inancını yayarken mucizeler yaratarak hastaları da iyileştirir. Yine öldürüleceği bir sırada bu mağarada kaybolduğuna inanılır.
Nusrat Mayın Gemisi
10 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Nusrat'ın döşediği mayınlar 18 Mart 1915'te Çanakkale harekatının kaderini değiştirmiş, ona "dünyanın en ünlü mayın gemisi" unvanını kazandırmıştı.
Tarihi Tarsus Evleri
11 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Zengin bir geçmişe sahip olan Tarsus’ta, tarihi canlı tutan Tarihi Tarsus Evleri günümüzde önemini korumaya devam etmektedir. Taş, kerpiç ve ahşap kullanılarak hazırlanan Tarihi Tarsus Evlerinin alt katı ambar, üst katı ise yaşam alanı olmak üzere iki bölüm halinde yapılmıştır. Çukurova’da yetişen pamuk, hacmen çok yer kapladığından, evlerin ambar kısmında muhafaza edilir. Yıllar içinde bu yapılara ihtiyaçlar doğrultusunda banyo, mutfak gibi eklemeler yapılmıştır. Yüksek duvar ve avlu, geleneksel Tarsus Evlerinin özelliklerinden bazılarıdır. Günümüzdeki sağlıklaştırma çalıştırmaları ile, bu yapılar yenilenerek Tarsus’un tarih kokan sokaklarında, görsel zenginliği ile filmlere ve dizilere ev sahipliği yapmakta, butik otel, cafe, restaurant vb. mekanlarla yaşamaya devam etmektedir.
Soli Pompeiplis
12 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Soli liman kenti, Hellenistik dönemde Seleukos egemenliği altındayken parlak bir dönem yaşar.
Namrun Kalesi
13 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Orta Çağ’a tarihlenen ve bölgedeki en ünlü kalelerden birisi olan Namrun, Çamlıyayla İlçe merkezindedir. Hitit ve Asur Dönemleri’nde “Illibru” olarak bilinmektedir. Yüksek bir tepe üzerinde inşa edilen savunma kalesine, yıkılmış bir merdivenle çıkılmaktadır. Kuzeyde kesme taşlardan yapılmış iki burcu sağlam olarak kalırken, müştemilatının tümü yıkılmıştır. Namrun üç dağlık vadinin kesişme noktasında, güneye ve kuzeye hakim çok güzel ve stratejik bir konumda inşa edilmiştir. Namrun’dan Sinap Kalesi çok rahat görülebilmektedir. Sinap yoluyla kuzeyden Gülek’e ve Bulgar Dağı’ndan Ulukışla’ya doğru giden yolların yer aldığı bir geçiş bulunmaktadır ve Namrun’dan güneye giden iki yoldan biri batıya doğru kıvrılarak sonunda Çandır’a ulaşırken, diğeri Tarsus’tan Pozantı’ya ve Kapadokya’ya giden anayolla birleşmektedir. Namrun’un stratejik önemi, Gülek Kalesi’nin yukarısındaki Kilikia Kapıları’nın korunmasındaki rolüdür. Namrun’da uzun süre Hetum’ler hüküm sürmüştür. 14. yüzyılın sonlarında bir ara Memlük garnizonu burada yer almıştır.
Ala Köprü
14 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Ana yatak üzerinde 19.65 metre açıklığında tek gözlü bir köprüdür. Köprüde ayrıca taşkın suları için bir boşaltma gözü doğu yönüne yerleştirilmiştir. Ana kemerin yapısı, çok önemli bir işçilik ve sağlam traverten malzemeyle yapılmıştır. Uzunluğu 54 metre olan köprünün korkulukları dıştan belirmeksizin tempan duvarının uzantısıyla sonuçlanır. Yazıtı olmayan köprü, 14. yüzyılda Karamanoğulları tarafından yaptırılmış bir mimarlık harikasıdır ve halen kullanılmaktadır.
Pityussa (Dana) Adası
15 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Aphrodisias’ın kuzeydoğusunda, Güvercin Adası’nın güneybatısında yer alan büyük bir ada üzerindeki yerleşimdir. Aphrodisias ile birlikte kurulan kent, Roma Dönemi’nde bağımsız bir kent Pityussa olmuştur. Ada kentin Kıbrıs, Mısır, Aphrodisias, Komardias, Holmi ve Seleukeia ile yakın ticari ilişkileri olmuştur. Pityussa antik kentinde çok sayıda su sarnıcı, Roma Dönemi’ne ait evler, lahitler, hamamlar, Bizans Dönemi kilise kalıntıları bulunmaktadır.
Narlıkuyu Mozaik Müzesi
16 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Narlıkuyu koyu, antik çağ ve Bizans döneminde Cennet-Cehennem’ e tapınma ve geziye gelenler için bir deniz kapısı olmuştur. Ortaçağ’ da ismi Porto Calamie diye bilinen bu yerleşim yeri görkemli bir hamama sahipti. M.S.4. yüzyıla ait bu hamam yapısından bugün sadece su yalağı ile yıkanma bölümündeki taban mozaik’ i günümüze kadar gelebilmiştir. Bu mozaik Müze binası olan yapı içinde korunmaktadır. Doğu Roma İmparatorluk yönetiminde yüksek bir görev sahibi olduğu anlaşılan Poimenios, cennet obruğunun derinliklerinden geçerek Narlıkuyu’daki doğa harikası küçük körfezde denize karışan tatlı su kaynağından yararlanarak bir yunak yaptırmış; tabanını da mozaikle bezetmiştir.
Softa Kalesi
17 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Softa kalesinin surları yer yer iyi korunmuş durumda olup, oval formdadır. Batı surlarının ortasında yer alan kale giriş kapısında ara mekanla savunma gücü arttırılmıştır. Dış kale ve iç kale surlarından oluşan ve çok geniş bir alana yayılmış olan Softa Kalesi'nin güney yamaçlarında yer alan yapı grupları eski bir liman kenti olan “Arsinoe” 'ye kadar uzanır. Kalenin güney yamacında örnekleri Anemurium Antik Kentinde gördüğümüz mimari biçimde inşa edilmiş iki katlı mezar görülür. Yapının üst örtüsü tonozla örtülü olup yıkılmıştır. Kale girişinin sonunda bulunan ve duvarları halen ayakta olan yapı cami, bir rama ile ulaşılan mekan saray olduğu tahmin edilmektedir. Kalenin sur duvarlarına yakın inşa edilmiş küçük ölçekte Geç Roma Dönemine ait hamam yer alır. Bu yapılar dışında Roma ve Bizans Dönemlerinde kullanılmış olan içleri sıvalı çok sayıda sarnıç yer alır. Kale son olarak Karamanoğulları Döneminde iskan edilmiştir.
Kanlıdivane
18 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Antik dönemde Dağlık Kilikia sınırları içinde kalan Kanytella, bugünkü Kanlıdivane, Eliaussa Sebaste’den (Ayaş) 3 km dağ tarafında içeri kısımda yer alır. 60 metre derinliğinde, kayalara oyulmuş basamaklarla inilen bir obruğun (yaklaşık 170 X 200 metre ebatlarında) kenarını kaplayan yerleşim yeri, yazıtların belgelediği gibi M.Ö. 2. yüzyılda Olba Hanedanlığı’na bağlıydı, hatta Olba’nın denize açılan yolu yani limanı görevini üstlenmişti. Kanytella, Roma Döneminde polis olan Eliaussa Sebaste’nın chorasına aitti. Erken Bizans yerleşimi ise günümüze kadar gelmiş yapılar sayesinde ispatlanabilmiştir.
Fotoğraf: Ahmet Güllü
Mamure Kalesi
19 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Akdeniz kıyı şeridinde, zamanımıza oldukça sağlam ulaşabilmiş Türk kalelerinden birisidir. Yüksek kayalıklar ve düzlükler üzerine kurulmuş olan Mamure Kalesi birçok Anadolu kalesi gibi antik temeller üzerine inşa edilmiştir. Büyük kesme taşlardan yapılmış olan antik temellerin, hangi tarihte ve kimler tarafından yapıldığı tam tespit edilememiştir. Kale üç bölümden oluşmaktadır. Yüksek duvarlarla ayrılmış doğudaki iç avlu, batıdaki dış kale ve bunların güneyindeki kayalıklar üzerine inşa edilmiş iç kaleden oluşmaktadır.
Fotoğraf: Ahmet Güllü
Silifke Kalesi
20 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Temel tespitlerine göre Helenistik veya erken Roma dönemine ait olduğu anlaşılan kale, geçirdiği onarım ve değişiklikler sonucu bugün bir Ortaçağ kalesi görünümündedir. Silifke’ye hâkim, 185 m yüksekliğinde bir tepe üzerinde yapılmış olan, etrafı kuru hendekle çevrili oval biçimdeki kalenin içinde kemerli galeriler, su sarnıçları, depolar ve diğer yapı kalıntıları bulunmaktadır. Ünlü gezgin Evliya Çelebi Seyahatname’sinde, XVII. yy.da Silifke Kalesi’nin 23 burcu olduğunu, içinde bir cami ve 60 ev bulunduğunu yazar. Ancak, burçların bir kısmı ve kale içi tamamen yıkık durumda olduğundan tam tespiti yapmak mümkün değildir. Halen görülebilen 10 adet burç mevcuttur.
İbrahim Paşa Tabyaları
21 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
İbrahim Paşa Tabyaları oldukça sağlam ve bölgemizde sayısı çok az olan Osmanlı Dönemi yapılarındandır. Yaklaşık 1830’lu yıllarda, doğudan gelecek saldırılara karşı koymak için İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır. Tarsus Pozantı istikametinde otobanda ilerlerken Adana’ya bağlı Tekir (Akçatekir) Yaylası mevkisine gelmeden yolun solundaki yüksek tepe üzerinde bir yapı görülmektedir. Bu yapı Kızıl Tabya (Büyük veya Fenerli Tabya) olarak adlandırılmaktadır.
St. Paul Müzesi
22 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
St. Paul Anıt Müzesi, Ortodoks Arap-Rum Cemaati tarafından 1850 tarihinde yaptırılmıştır. 1993 yılına kadar farklı amaçlı olarak kullanılan taşınmaz 1994 yılında Kültür Bakanlığına tahsis edilmiş ve St. Paul Anıt Müzesi ismi ile adlandırılmıştır. St. Paul Müzesi ve çevresinde 1997-2001 yılları arasında restorasyon çalışmaları yapılmıştır.
Tarsus Ulu Camii
23 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
1579 yılında Ramazanoğulları'ndan Piri Paşanın oğlu İbrahim Bey tarafından yaptırılmıştır.Selçuk-Osmanlı üslubunda tek şerefeli minaresi olan camii yapımında tümüyle kesme taş kullanılmıştır. 47X13 m. boyutlarında dikdörtgen plana sahip caminin iç avlusuna 10 m. yüksekliğinde, 7.20 m. genişliğinde olup, doğu, kuzey ve batı bölümlerini kapsayan 14 mermer sütunun taşıdığı revak vardır.Avlu taş levhalarla kaplı olup, ortada (H.1323) tarihli onarım kitabesi bulunan bir şadırvanı mevcuttur.
Olba
24 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Helenistik Dönem’de Olba Krallığı’nın merkezi ve önemli bir ticaret şehridir. Olba aynı zamanda önemli bir dinsel merkez olmuştur. Özellikle Hıristiyanlık döneminde bu durum yazılı kaynaklar dışında dinsel mimari kalıntılarda da kendini göstermektedir. Bunlar Olba akropolisinin batısında bulunan büyük kilise kalıntısı, akropolis üzerinde yer alan bir çok küçük kilise kalıntıları ve su kemerinin bulunduğu akropolisin doğusundaki vadide geniş bir alana yayılan manastır kalıntıları sayılabilir. Olba piskoposluk merkezi olarak Erken Hıristiyanlık döneminde önemini sürdürmüştür. Bu dönemde Olba ve hemen yakınındaki Diokaesareia ayrı ayrı piskoposluk merkezleri olmuşlardır.
Tarsus Şelalesi
25 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Taşıdığı alüvyonlarla Çukurova deltasının ortaya çıkışında önemli rol oynayan Berdan Irmağı, Orta Toroslar'ın güneydoğu yamaçlarından (Bolkar Dağları) doğan derelerden meydana gelmektedir. Seyhan ve Ceyhan ırmaklarının aksine Çukurova'da kısa bir yol kat ederek Akdeniz'e dökülür. Toplam uzunluğu 142 km'yi bulan ırmağı oluşturan derelerin en önemlileri ise, Can, Pamuklu ve Kusun dereleridir. Akdeniz'e dökülmeden önce Tarsus ovasında geniş yaylar çizen Berdan, (antik Kydnos) aynı zamanda Tarsus'un kurulmasında önemli tercih sebebidir. Soğuk su anlamına gelen Berdan, aynı zamanda kentin 4 km kuzeyinde doğal bir güzelliği de barındırmaktadır.
Silifke Atatürk Evi ve Etnografya Müzesi
26 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
1914 yılında yapılmıştır. Bahçe içerisinde iki katlı bir evdir. Ahşap ve taş malzeme kullanılarak yapılmıştır. Hacı Hulusi Açıkbaş’a ait olan bina sonradan Sami Açıkbaş’ ın olmuştur. Bina Kültür Bakanlığı tarafından 1982 yılında Mevci Açıkbaş’tan kamulaştırılarak restore edildikten sonra 2 ocak 1987 ‘de Atatürk Evi ve Etnografya Müzesi olarak hizmete açılmıştır.
Sağlıklı Mahallesi Roma Yolu ve Kapısı
27 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Ana kaya üzerine serpantin taşı ile yapılmıştır. Bu yoldan Tarsus ve civarı sahile kadar görülebilmektedir. Genişliği yer yer değişmekle birlikte ortalama 3 m. , sağlam kalan uzunluğu ise 3 km. kadardır.Yol kenarlarındaki bordür taşları halen insitu olarak durmaktadır. 19. yüzyıldan beri bilinen yolun en kuzey noktasında bulunan Bozağaç Mahallesi’nde, İmparator Caracalla tarafından bu yolun tamir ettirildiğini belgeleyen latince bir kaya yazıtı bulunmaktadır.
Meydancık Kalesi
28 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Kale 750 m uzunluğunda oldukça geniş bir alanı kaplamaktadır. İ.Ö. 7. ve 6. yüzyıllarda kral kenti, İ.Ö. 4. yüzyıllarda Pers Dönemi’nde askeri ve idari bir rol, 2.yüzyılda da Mısır krallarına garnizon kenti olmuştur. Geç Roma ve Bizans Dönemi izlerine de rastlanmaktadır. Özellikle İ.Ö. 557/556 yılında Pirindu kralı Appuaşu’ya karşı bir sefer düzenleyen Babil kralı Nergilissar’ın bu seferiyle ilgili metinlerde, kralın ordularının, Appuaşu’nun “ atalarının başkenti” olan ve bugünkü Meydancık Kale olarak gösterilen Kirşu’ya kadar geldiği, buradan önce denize indiği, daha sonra, bu metinlerdeki adıyla Sallune’ye, yani Selinus’a ( Gazipaşa) kadar ulaştığı anlatılmaktadır.
Paperon (çandır) Kalesi
29 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Bu kale Ermeni Kaleleri arasında mimari açıdan en zengin ve tarihi en karışık olanıdır. Ancak kalenin tarihi Ermenilerden daha eskilere gitmektedir. Buranın Bizans kalesi Papirion veya Papurion olabileceği ileri sürülmektedir. 14. yüzyılın ortalarında kısa bir süre Karamanoğulları tarafından işgal edilmiş, 14. yüzyılın sonlarında ise Memlükler’in eline geçmiştir. Kalenin önemli özelliği kapısıdır. Kaleye çıkmak için iki kıvrımlı yaklaşık 172 basamaktan oluşan bir merdiven kullanılmaktadır. Birinci kıvrıma yaklaşık 1.30 cm.’lik yükseklikteki bir açıklıktan girilmektedir.
Elaiussa-Sebaste (Ayaş) Ve Korykos (Kızkalesi) Su İletim Sistemleri
30 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Bu sutaşıma sisteminin içerisinde ana kayaya oyulmuş galeriler, ana kaya oyularak veya harçlı duvar tekniğinde yapılmış üstü açık kanallar ve su kemerleri bulunmaktadır. Lamas Vadisi’nden başlayan ana kayaya oyulmuş galeri tipi kanallar topoğrafik eğim üzerinde, suyun debisini yükseltmeyecek şekilde ayarlanmışlardır. Akan suyun seviyesini sabit tutmak için, kanalın tüm yol boyunca değişmeyen bir eğim üzerinde bulunması gerekmektedir. Yamaçta bulunan bu galerilerde vadi yamacının çok dik olması, arıza, bakım gibi durumlarda dışarıdan müdahaleyi olanaksızlaştırdığı için belirli aralıklarla pencere tipi gözler açılmıştır. Bu gözler aynı zamanda bu tünel kazıları sırasında ortaya çıkan atıkların dışarı boşaltılmasında kullanıldığı gibi, havasızlık ve nemden yosun tutmasını engellemek amacıyla da yapılmış olmalıdırlar.
Mut Kalesi
31 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Şehrin ortasında olan kalenin ilk inşa tarihi bilinmemektedir. Evliya Çelebi’ye göre: “Karamanoğlu Yakup Bey, Mut Kalesi’ni Rumların elinden almak için bir çok askerle hücum etmiş fakat askerlerinin hepsi burada şehit olduğundan buraya Darment-Darül-Mevt (Darı Mut) derler” demektedir. Daha sonra yine Karamanoğlu beylerinden İbrahim Bey bu kaleyi ele geçirerek tamamen yıktırmıştır. Kale Osmanlılar’ın eline geçtikten sonra I. Ahmet zamanında bugünkü haline getirilmiştir. Köşegen ve kare burçlarla desteklenmiş dış suru ve iç kalesi bulunmaktadır. Kale içinde bir restoran bulunurken eski bir bina da müzeye dönüştürülmek istenmektedir. Kaleye ait olduğu kesin olmayan bir de yazıt bulunmaktadır. Bu kalenin soluna düşen tepenin üzerinde de bir kilise kalıntısı vardır.
Nagidos Örenyeri
32 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Hekataios’a göre “Nagis Kubernetes” adında semitik kökenli birisi tarafından kurulmuştur. Ancak bu durum kesin değildir. İ.Ö. 2. binyılda Luvi halkının oluşturduğu Tarhundaşşa Krallığı’nın sınırları içinde bulunduğu bilinmektedir. Asurlular ile olan bağlantıları ise kesinleştirilememektedir. Nagidos’un İ.Ö. 7.yüzyılda bir Samos Kolonisi olduğu ve böylelikle ticarete açılmış bir liman kenti kimliği kazandığı bilinmektedir. Ionialılar ve Grekler, Kilikia’nın dağlık kısmında kendileri için üsler kurarak Fenikeliler ile doğu ticaretini sürdürmüşlerdir. Bölge hakkındaki kesin bilgiler İ.Ö. 6.yüzyılda “Yeni Babil “ metinlerinde geçen Pirindu kralı Appuaşu ile ortaya çıkmaktadır. İ.Ö. 557/556 yıllarında Pirindu kralı Appuaşu’ya karşı bir sefer düzenleyen Babil kralı Nergilissar’ın bu seferiyle ilgili metinlerde, kralın ordularının, “atalarının başkenti” olan bugünkü Meydancıkkale ile bağdaştırılan Kirşu’ya kadar geldiği bildirilmektedir. Pers Dönemi’nde (İ.Ö. 6.yüzyıl-4.yüzyıl) Meydancıkkale’nin bir Pers garnizonu olduğu bilinmektedir. Nagidos’da Pharnabazus’a ait gümüş sikkeler bulunmuştur. Bu da antik şehrin İ.Ö. 5.yüzyıl sonu ve 4.yüzyılda ekonomik açıdan güçlü olduğunu göstermektedir. Paşabeleni Tepesi’nin üzerinde yer alan akropolü çeşitli dönemlere ait olduğu sanılan sur, duvarları çevrelemektedir. Yerleşim sur içinde gelişirken tepenin güney yamaçları tarımsal amaçlı kullanılmıştır. Paşabeleni Tepesi’nin doğusunda bir yerleşim daha bulunmaktadır. 4 km. batısında ise antik liman vardır. Tepenin eteklerinde ve bugünkü şehir yerleşmesinin altında kalan yerlerde nekropol sahasına aittir. Nagidos antik kentinin tarihini aydınlatan en önemli buluntu Mersin Müzesi’nde sergilenmekte olan yazıttır. Bu yazıt Nagidos ve komşu kent Arsinoe’nin kuruluşu hakkında bigiler içerirken, aynı zamanda her iki kentteki sınırlar ve düzenlemelerde yer almaktadır. Bunun ötesinde kutsal alanlar ve dönemin Ptolemaios soyundan olan yöneticileri ve Nagidos ile olan ilişkilerinin aydınlatıldığı bu yazıt, İ.Ö. 238 yılına tarihlenmektedir. Burada Mersin Üniversitesi, Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof.Dr. Serra Durugönül tarafından yapılan bilimsel kazı çalışmaları tamamlanmıştır.
Justinianus (Baç) Köprüsü
33 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Adana- Ankara Karayolu’nun Tarsus girişinin kuzeyindeki bu köprünün, eskiden yirmibir gözlü olduğu söylenirken bugün sadece üç gözü görülebilmektedir. 6.yüzyılda Bizans imparatoru Iustinianus tarafından Tarsus (Berdan) Çayı üzerinde yaptırılmıştır. O dönemde köprü geçişinden para alındığı için “Baç” adı verilmiştir. Selçuklular tarafından da onarılan köprü artık kullanılmamaktadır. Çevresinde yapılan temizlik kazısından sonra mevcutta bulunan üç kemerden ikisinin yuvarlak birisinin sivri kemerli olduğu açığa çıkmıştır. Bu yuvarlak kemerlerden birisi küçük diğeri daha büyüktür. Sağır olan açıklıktan yatay konulmuş dokuz adet mermer sütun görülebilmektedir. Kullanılan taşlar çentikli yüzeyli ve hafif bosajlıdır.
Dağpazarı Kilisesi
34 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Antik ismi Corapissus olan kentin, Karaman’dan Silifke’ye inen antik yol üzerinde oluşu kente ayrı bir önem verildiğini göstermektedir. Etrafında sur ve burç kalıntıları olan bu antik kentin üç nefli, yarım kubbeli, apsisli bir kilisesi bulunmaktadır. Bu kiliseyi İmparator Zenon, 476’da tekrar imparator olması nedeni ile yaptırmıştır. Kilisedeki orta nefin iki yanındaki birer kemer dizisi, burayı yan neflere ayırmıştır. Apsisin iki yanında, Korint üslubunda başlıklı payeler vardır. Kilisenin batı cephesi tamamen yıkılmıştır. Yapının önünde düzgün döşenmiş bir açıklık vardır. Bizans Dönemi’ne ait Kubbeli Kilise’nin apsisi ve bazı duvarları ayakta kalabilmiştir. Antik kentte hayat ağacının kollarına asılmış çok sayıda hayvan ve geometrik desenlerle bezenmiş taban mozaiği göze çarpmaktadır. Yanında üç adet Heroon tipi anıt mezar oldukça yıpranmıştır. Köyün güneyindeki vadide ise kaya mezarlarının bulunduğu nekropol alanı vardır.
St. Paul Kuyusu
35 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Eski Tarsus evlerinin yoğun olduğu bölgede, öteden beri St. Paul'un evinin yeri olarak kabul edilen bir avluda bulunan kuyu, St.Paul Kuyusu olarak bilinir. Bu evin bahçesinde yakın zamana kadar yapılan küçük bir kazı çalışmasında bazı duvarlar ortaya çıkarılmıştır. St.Paulus'un Hıristyanlık için önemine bağlı olarak, bu kalıntıların ve kuyunun çok eskiden beri kutsal sayılması, kentte yakın zamana kadar yaşayan Hıristiyan cemaatinin inancının izleri olarak yorumlanmaktadır. Halen çevre düzenlemesi ve çevre istimlakleri yapılmış olan kuyunun çapı 1.15 m.dir. Ağız taşının silindir biçiminde olmasına karşın, asıl kuyu gövdesi kare biçimindedir ve dörtgen kesme taşlarla yapılmıştır. Derinliği 38 m olan kuyunun suyu yaz- kış hiç eksilmez. Kudüs'e hacı olmak için yöreden geçen Hristiyanlarca kutsal sayılan bu kuyu suyundan içilir. Bunun yanı sıra yapılan kazı çalışmalarında St.Paulus'un doğduğu ev olarak tahmin edilen evin taş duvarları St.Paul Kuyusunun hemen yanında gün ışığına çıkarılmıştır.
Silifke Müzesi
36 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Silifke İlçesi'nde ilk müze çalışmaları 1939-1940 yıllarında bölgenin eski eserlerinin Cumhuriyet İlkokulu'nda biraraya toplanması ile başlamıştır. 1958 yılında aynı okulun bir kısmı depo müze olarak kullanılmıştır. 1973 yılında bugünkü müze binasının inşasına başlanmış, 2 Ağustos 1973 yılında idari binası ve teşhir salonları ile hizmete açılmıştır. Silifke Müzesi 2 katlı ve bahçe içinde yer almaktadır. Arkeolojik ve etnoğrafik eserlerin sergilendiği müze, Neolitik Dönemden başlayarak M.Ö. 1200 yılları, Arkaik, Grek, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı devirlerine ait eserler sergilenmektedir.
Gözne Kalesi
37 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
1085 metre yükseklikte sarp kayalıklar üzerinde yer alan iki yapıdan oluşmaktadır. Doğudaki yapı, üçü güneyde, biri doğuda olmak üzere dört burçlu ve dikdörtgen formludur. Giriş, batıdaki tek kapıdandır. Kapı eşiği toprak seviyesinden 1 m. kadar yüksektedir. Yapı sivri kemerli tonozla örtülü olup, içi üç kemerle dört kısma ayrılmıştır. İkisi kuzey, üçü güney duvarlarda olmak üzere 5 ışık ve havalandırma deliği vardır. Batıdaki yapı üç pencereli, iki kapılı, altıgen formlu kule tiplidir. Yapının üstünde güney, batı ve kuzey yanlarında olmak üzere 15 sundurma bulunmaktadır. Tavan, yerden çatıyı saran bir kemerle ikiye bölünmüştür. Kemerin batı tarafındaki tavan üç ayrı üçgen yüze sahiptir. Doğu kısmı sivri uçlu tonoz tekniğinde yapılan kale, Ortaçağ dönemine tarihlenmektedir.
Kırkkaşık Bedesteni
38 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Her dönem hareketli bir ticari ve siyasi merkez olan ve kültürlerin kesişme noktasında bulunan Tarsus’un en önemli tarihi yapılarından biri de Kırkkaşık Bedestenidir. Ramazanoğulları Beyliğinden Piri Paşa'nın oğlu İbrahim Bey tarafından 1579’da yaptırılmış olan Kırkkaşık Bedesteni, ilk dönemlerde imarethane (Aşevi) ve medrese olarak kullanılmışsa da, cumhuriyetten sonra kapalı çarşı olarak işlev görmüştür. Geçmişte Beyaz Çarşı olarak da bilinen Kırkkaşık Bedesteni, dikdörtgen plana sahiptir. Bedesten adını, yapının dış cephesinde bulunan kaşık süslemelerinden almaktadır. Kesme taştan inşa edilen binaya batı ve doğu yönündeki iki kapıdan girilebilmektedir. İçerisinde 21 oda bulunan yapı 7 kubbeden oluşmaktadır.
Cambazlı Kilisesi
39 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Geç Hellenistik, Roma ve Bizans Dönemleri’ne ait kalıntılar yer almaktadır. Roma Dönemi mezar anıtları ve Erken Bizans Dönemi’ne ait kilise görülmeye değerdir. Bu kilise bölgedeki örtü seviyesine kadar en iyi durumda kalabilmiş tek kilisedir. Üç neflidir ve kilisenin neflerini ayıran sütunlardan kuzey tarafındakiler yıkılmış olmakla beraber hala yapının içinde durmaktadır. Bazı sütun başlıkları devşirmedir. Oldukça iyi bir taş işçiliğine sahip olan kilisenin temenos duvarları da halen ayaktadır. Avlusunda da bir sarnıç vardır. Ören yeri içerisinde anıt mezarların yanı sıra çok sayıda kaya mezarı (kabartmalı ve yazıtlı) değişik yönlere dağılmış durumdadır. İki parça halinde birbirine paralel ilerleyen sur duvarları da görülebilmektedir.
Tapureli
40 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Tarihi Helenistik Dönem’e kadar giden ören yeri, çalılıkların ve ağaçların altında kaldığından zor gezilebilmektedir. Yamacın bir kısmında sık aralıklarla evler dizilidir. Ören yerinde bulunan kabartmalar arasında iki asker, oturan bir kadın ve bir erkek (rahip ve rahibe) bulunmaktadır. Yine Roma Dönemi’ne ait mezar yapılarına rastlamak mümkündür. Nekropol alanı güney yamaçtadır. Lahitler, mezar odaları bu nekropol alanı içerisinde yer alan mezar tipleridir. Yerleşimin çekirdek kısmında kısmen evler ile köy sınırının kenarında beş tane Erken Bizans Dönemi’ne ait kilise yer almaktadır.
Eski Camii
41 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Çarşıbaşındaki Kilisenin 1102 yılında St. Paul Katedrali olarak yapıldığı söylenmektedir. Roma sitilinde kalın ve yüksek duvarları, iç kısmı geniş, dışa bakan tarafı dar, derin pencereleri ve kalın sütunları ile dikkat çekicidir. 1415 yılında Ramazanoğlu Ahmet Bey tarafından onarılarak camiye çevrilmiştir. . Bazı kaynaklarda Ortaçağın başlarına ait bir Ayasofya Kilisesinden söz edilir ve Papa'nın elçisi Mainz Piskoposu Konrad Von Wittelsbach'ın 6 Ocak 1198'de burada, Ruppenlerden l.Leon'u Ermeni Kralı olarak tanıdığı ve taç giydirmiş olduğu anlatılır.1704'de Tarsus'a gelen P.Lucas'da burada bir Grek ve bir Ermeni Kilisesinden söz ederek Ermeni kilisesinin Paulus'un kendisi tarafından inşa edildiğini belirtir. 1851 yılında Tarsus'a gelen V.Langlois de bu kiliseyi ziyaret etmiştir. Roma stilinde kalın ve yüksek duvarları,iç kısmı geniş,dışa bakan tarafı dar,derin pencereleri ve kalın sütunları dikkat çekicidir. Kilisenin bahçesine.batı yönde bulunan ve cephesi oldukça süslü bir kapıdan girilir.Yapı bu bahçe içerisinde yaklaşık 460 m2.lik bir alanı kapsamaktadır.Kesme taşlarla inşa edilen yapının dış uzun cephelerinde kör kemerler bulunmaktadır.
İmbriogion (Demircili)
42 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Çatı örtüsü yıkılmış iki katlı olan yapının cephesinde altta İon, üstte Korinth başlıkları taşıyan dörder sütun vardır. Bu mezarın yanında bir de kaya mezarı bulunmaktadır. Buranın 300 m. kadar ilerisinde sağda yan yana duran iki anıt mezar en çok dikkati çeken eserlerdir. Bu iki katlı mezar yapıları mimari süslemeleri ve işlenişlerindeki sanat, kitabe, kabartma ve hayvan heykelleri mezarın önemli bir aileye ait olduğunu göstermektedir. Mezarın üzerinde iki insan büstü, kabartma olarak tasvir edilmiştir. Soldaki tek katlı mezar ise Korinth düzeninin bütün özelliklerini yansıtmaktadır.
Cumhuriyet Alanı ve Antik Cadde
43 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
1993 yılında bir temel kazısı sırasında tesadüfen bir takım buluntulara rastlanması sonucunda başlayan kazılarda, doğu – batı yönlü bir cadde ve buranın çevresinde çeşitli dönemlere ait yapı kalıntıları ortaya çıkarılmıştır. Yer yer bozulmalar olmasına karşın caddenin zemini Antik Çağ’daki görünümünü büyük oranda korumuştur. 7 m. genişlikteki caddenin, genişliği 2 m.’yi bulan kaplama taşları bazalttan yapılmıştır ve har iki kenarında da içbükey formlu yağmur kanalları bulunmaktadır. Yüzey suları ile birlikte diğer atıklarında atılmasını sağlayan bu kanallar, cadde zemininin ortalama 2.20 m. altından geçen, 0.70 m. genişliğindeki ana kanalla, kentin güneyine, yani Regma Gölü’ne yönlendirilmiştir. Ayrıca cadde üzerine belli Aralıklarla 0.40 m genişlikte logarlar yerleştirilmiştir. Caddenin kent içi ulaşımda uzun süre kullanılmış olduğunu, bazı yerlerde görülen araba tekerlek izi aşındırmaları kanıtlamaktadır. Kazı alanının güneybatısında tek odası ortaya çıkartılan ve mozaik kaplı avlusu olan bir ev bulunmuştur. Dikdörtgen biçimli avlunun ortasında bir havuz kalıntısı vardır. Havuz renkli mermer levhalarla kaplanmıştır. Odanın batısındaki kuzey güney yönlü kanal, avludaki havuz sularını ana kanalizasyona iletmektedir. Konut olarak kullanıldığı düşünülen bu yapı kalıntısı İ.S. 2. yüzyıla tarihlenmektedir. 2001 yılında yapılan kazılar sonucunda çok yoğun mimari kalıntılar ortaya çıkarılmıştır. Tarsus Müzesi ve Selçuk Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Zoroğlu’nun bilimsel başkanlığında devam ettirilen kazı çalışmaları tamamlanmıştır.
Tekfur Ambarı Sarnıcı
44 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Silifke Kalesi’nin üzerinde yer aldığı tepenin alt kesiminde, mevcut anakayanın oyulması ile yapılmış Bizans Dönemi’ne ait bir su sarnıçıdır. 45 m uzunluğunda, 23 m genişliğinde ve 12 m derinliğindedir. Sarnıça güneydoğu köşesindeki bir merdivenle inilmektedir. Halk arasında Tekir Ambarı olarak tanınmaktadır. Mimari özelliği ile Anadolu’da az bulunan örneklerden olan sarnıçın duvarları, su sızmasını önlemek ve ayrıca anıtsal bir nitelik kazandırmak için düzgün kesme taşlarla desteklenmiş, uzun kenarında sekiz, kısa kenarında beş yuvarlak kemerli niş oluşturulmuştur.
Taşucu Amphora Müzesi
45 / 45
Mersin'e gittiğinizde görmeniz gereken yerler
Koleksiyonda yer alan eserler arasında en büyük gurubu, yerel üretim amphoralar oluşturmaktadır. Müze bünyesinde sergilenen eserler, bölgenin Antik dönemdeki canlı ticari ilişkilerine ışık tutmaktadır. Ele geçen çok farklı tipteki amphoralar, bölgenin, antik dünyanın önemli merkezleri ile ticari ilişkiler içinde olduğunu da kanıtlamaktadır. Müzede M.Ö. 7. yüzyıl ile M.S. 18. yüzyıl arasında üretilmiş olan ticari amphoralar da yer almaktadır. Sergilenmekte olan eserler arasında en erken tarihli eserler M.Ö. 7. yüzyıla ait olan Suriye-Filistin, Kıbrıs guruplarını oluşturmaktadır.
Kaynak: Turkiye Kültür Portalı
{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS