Erdoğan AK Parti grubunda 16 yılın muhasebesini yaptı

Erdoğan AK Parti grubunda 16 yılın muhasebesini yaptı © AA

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 3 Kasım 2002 iktidara geldiklerini hatırlatarak, 16 yılın geride kaldığını belirtti. Partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuşan Erdoğan, bu süreçteki 14 seçimden başarıyla çıktıklarını hatırlattı, "2002 seçimlerinin ardından 'Bismillah' deyip kollarımızı sıvarken ülkemizi 4 temel sütun üzerinde yükseltme sözü vermiştik: Eğitim, sağlık, adalet ve emniyet" dedi ve bu alanda yapılan hizmetleri anlattı. Erdoğan'ın eleştirilerinin hedefinde ise CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu vardı. Demokrasilerde muhalefetin önemine işaret eden Erdoğan, "Bizim karşımıza da çıka çıka CHP ve onun başındaki Kılıçdaroğu gibi bir avane çıktı" ifadesini kullandı.

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın partisinin grup toplantısındaki konuşması satır başlarıyla şöyle:

"3 Kasım'la birlikte AK Parti iktidarının 16 yılını geride bırakıp, 17. yılına girdik. Yaşadıklarımızı, 17 yılı bir film şeridi gibi gözümüzden geçirdiğimizde ortaya çıkan manzara gerçekten çok tarihi bir değişime işaret ediyor. En önemli özelliği milli iradenin, demokrasinin, milletin kararına saygının tam hakimiyetinin tesis edilmiş olmasıdır. Milletimiz her seçimde tercihini AK Parti'den yana koyarak, Türkiye'yi büyütme, güçlendirme, muasır medeniyet üzerine çıkarma hedefimize destek vermiştir. Sadece oy oranlarına göz attığımızda bile bu gerçeği görebiliriz. 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde yüzde 34.3 oranında bir oy aldık. Parlamentonun kahir ekseriyetini almak suretiyle büyük bir güç elde ettik. 28 Mart 2004 Mahalli İdareler seçimlerinde büyükşehir belediye başkanlıklarında yüzde 46 oy oranı elde ettik. 22 Temmuz 2007 milletvekili genel seçimlerinde yüzde 46.6 seviyesinde bir oy oranına ulaştık. 21 Ekim 2007 anayasa değişikliği halk oylamasından yüzde 69'luk bir evet oranıyla başarılı çıktık. Görüyorsunuz seçmenlerimiz baya iyi maşallah. 29 Mart 2009 belediye başkanlığı seçimini, büyükşehir belediye başkanlıklarında yüzde 42.2 oy oranıyla neticelendirdik. 12 Eylül 2010 anayasa değişikliği halk oylamasında yüzde 57.8'lik  evet oranıyla başarılı bir netice elde ettik. 12 Haziran 2011 milletvekili genel seçimlerinde yüzde 49.8 oy oranıyla tarihi bir rekor kırdık. 30 Mart 2014 belediye başkanlığı seçimini yine büyükşehir belediye başkanlıklarında yüzde 45.5 oy oranıyla geride bıraktık. Ülkemizde ilk defa halkın oylarıyla gerçekleştirilen 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanı seçimini yüzed 51.8 oy oranıyla biz kazandık. 7 Haziran 2015 milletvekili genel seçimlerini de yüzde 40.9 oy oranıyla yine birinci parti olarak kapattık. Meclis'te hükümet kurulamaması üzerine 1 Kasım 2015 tarihinde tekrarlanan seçimlerde oy oranımızı yüzde 49.5 seviyesine yükselttik. 16 Nisan 2017 anayasa değişikliği halk oylamasında yüzde 51.4 oy oranıyla Türkiye tarihinin en önemli yönetim reformunu hayata geçirdik. Yeni yönetim sisteminin ilk uygulaması olan 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı seçiminden yüzde 52.6 oy oranıyla yine alnımızın akıyla çıktık. 24 Haziran 2018 milletvekili genel seçimlerini de yüzde 42.6 oy oranıyla tamamladık. Görüldüğü gibi 16 yılda 14 seçimde milletimizin karşısına çıktık, hamdolsun her defasında durmak yok yola devam mesajı aldık.

Ülkemize ve milletimize yaptığımız hizmetlerin şöyle kısa bir icmalini yaptığımızda bu teveccühün boş olmadığını daha iyi görüyoruz. AK Parti olarak 3 Kasım 2002 seçimlerinin ardından 'Bismillah' deyip kollarımızı sıvarken ülkemizi 4 temel sütun üzerinde yükseltme sözü vermiştik: Eğitim, sağlık, adalet ve emniyet. Hizmetlerimizi anlatmaya da bu sıralamayla başlamıştık. Bugün de geleneği bozmayarak eğitim ve sağlıktan başlamak suretiyle icraatlarımızı özetin özeti mahiyetinde sizlerle paylaşmak istiyorum.

'Eğitime ayrılan payı 12 kat artırdık'

Eğitim davası bu ülkenin ve milletin asırlardır tartıştığı, üzerinde durduğu ve bir türlü istediği neticeyi alamadığı bir  meseledir. Biz öncelikle eğitimin alt yapısıyla ilgili mazeretleri ve talepleri ortadan kaldırmaya yönelik bir hamle başlattık. Eğitime ayrılan payı, lütfen bu rakama dikkat edelim, 10 milyar liradan 120,2 milyar liraya çıkartarak bütçede ilk sıraya yükselttik. Demek ki, 1'e 12. 12 kat artırdık. Derslik sayısı 288 bin ilaveyle 575 bine; öğretmen sayısını 607 bin ilaveyle 920 bine çıkartarak bu alandaki sorunları büyük ölçüde çözdük. Öyle palavra yok, çıkıyor atıyor, 'Öğretmenler açıkta, sınıflar boş'. Dünyadan haberi yok. Millet bu gerçekleri görüyor. Sadece bu yıl 166 milyon ders kitabını ücretsiz dağıttık. Üniversite sayımızı 130 ilaveyle 206'ya, akademik personel sayımızı 82 bin ilaveyle 158 bine çıkardık. Ben sizlere gerçekleri anlatıyorum. Sizlere havadan sudan konuşmuyorum. Öğrencilik yıllarımızda 75 kişilik sınıflarda biz okuduk ama ülkemin genelinde 100 kişilik sınıfların olduğunu da iyi biliyorum. Bunlar CHP'nin, diğerlerinin iktidarda olduğu dönemdi. Ama hamdolsun bizim şimdi sınıflarda ortalamamız 30 civarında.

'Oxford'u Hakkari'ye getirdik'

Buralara kadar bunu indirdik. Öğretmenlerimizin sayısını artırdık. Ya biz kitap alamıyorduk, teksir kağıtlarıyla okuduk. Bu genç nesil teksir nedir bilmez zaten. Ağabeylerimizden teksir kitaplarını almak istediğimizde satmazlardı. Saman kağıtlarından, mürekkebin her tarafını boyadığı o kağıtlar şöyle bir makine çevrilir çıkartılırdı. Genç kuşak bunu bilmiyor. Biz kuşe kağıtta, birinci hamur kağıttan ders kitaplarını sıraların üzerine koyduk, öğrencilerimize dağıttık. Bu bir iane, lütuf değildi, milletimizin emanetini sahibine teslim etmekti. Iğdır, Kars, Ağrı, Muş ve Hakkari'deki öğrencilerimizin Ankara'ya, İstanbul'a şuraya buraya gelmesini değil, üniversiteyi biz onların ayağına götürdük. Hani bir aralar sağolsun bir dostumuzun lafı vardı, 'Oxford'u Hakkari'ye getirdiniz de okumadık mı?' gibi. Biz işte bunu yaptık, üniversiteleri oraları getirdik. Üniversiteleri 76'dan 206'ya çıkardık. Bununla hem eğitim öğretimin maliyetini düşürdük hem de müesseseler, fiziki imkanlar sizin önünüzde, bunu sağladık. Okumayı da siz başaracaksınız. Üniversite öğrencisi sayımızı 1 milyon 650 binden 7 milyon 600 bine ulaştırarak, neredeyse her bir evladımız için bu eğitim kapısının açık kalmasını sağladık. 

Hep anlatıyorum, son Almanya seyahatinde Şansölye ile konuşurken, 'Üniversitelerinizdeki öğrenci sayınız nedir?' diye sordum. Almanya'nın nüfusu 82 milyon civarında, bizim de 81 milyon. Bana, enstitüleriyle beraber 3 milyon üniversiteli öğrenci olduğunu söyledi. Bizim bakın 7 milyon 600 bin üniversiteli öğrencimiz var. Nitelik olarak onların seviyesinde şu anda olmayabiliriz ama 5-10 yıl sonra o seviyeyi de yakalayacağız ve aşacağız. Buna da inanıyorum. 

Yüksek öğrenim öğrencilerimizin kredi burs rakamı geldiğimizde 45 liraydı, 1 Ocak'tan itibaren bu rakam 500 lira. Ya kredi ya burs, her müracaat edene bu verilecek. Bazı öğrenciler 'İlla da burs' diyor. Bak evladım illa burs yok, sen krediye de müracaat etsen, şunu bilesin faiz uygulaması yok. Size en düşük taksitlerle ve sigortalı olarak işe girdiğin anda devlet tahsil edecek. İster bursa müracaat et, ister krediye ama et. İnanın Bay Kemal'e bunları sorun bilmez, haberi yoktur. Ne oluyor ne gidiyor bu ülkede haberi yoktur. 

'Yeni dönemde enerjimizi kalitenin yükseltilmesine teksif edeceğiz'

Yurt yatak kapasitesini 182 binden 664 bine yükselttik. Kat sayı, okul katkı payı gibi ne kadar engel varsa, her öğrencinin adaletli bir şekilde, eşit şartlar altında yüksek öğrenime geçişini temin etti. Zorunlu eğitimi 12 yıla çıkartırken, 4+4+4 sistemiyle meslek liseleri ve imam hatip okullarına yapılan haksızlığa son verdik. Fatih Projesi kapsamında yaklaşık 1.5 milyon öğretmen ve öğrencimize tablet bilgisayar dağıttık. 432 bin sınıfımıza etkileşimli tahta kurduk. Ortaokuldan itibaren Kuran-ı Kerim, Siyer-i Nebi, Arapça gibi seçmeli dersleri öğrencilerimize sunduk. Yeni dönemde enerjimizi kalitemizin yükseltilmesine teksif ederek, evlatlarımızın zihniyle birlikte gönüllerini de doyuracak bir talim terbiye sistemini kurmanın çabasında olacağız.

'Sağlık en büyük reformları gerçekleştirdiğimiz alanlarının başında geliyor'

Sağlık ülkemizde en büyük reformları gerçekleştirdiğimiz alanlarının başında geliyor. Eski Türkiye'nin hastanelerinde, sağlık ocaklarında, eczanelerinde yaşanan utanç verici görüntüleri orta yaş üzerindeki vatandaşlarımız çok iyi bilir. Savaş Ay'ın o malum belgeselini izlemişsinizdir. Bunlar Bay Kemal'in Genel Müdürlüğü döneminde ölülerimizi bile rehin aldılar. Ölülerimizi, ölülerimizi... SSK'nın Genel Müdürü'ydü. Her şeyden önce sağlık sistemini baştan sona değiştirdik. Bugün ülkemizde Genel Sağlık Sigortası şemsiyesinin dışında kalan kimse yoktur. Hastane yatak kapasitemizi 136 bin ilaveyle 240 bine, sağlık çalışanı sayımızı 550 bin ilaveyle 928 bine ve böylece doktor sayımızı da 94 bin ilaveyle 231 bine çıkardık. Sağlık birimlerimizi tomografisinden MR'ına, diyalizinden röntgenine kadar en modern cihazlarla donattık. Ambulans sayımız neydi biliyor musunuz? 618. Şu Türkiye'de çürümüş ambulans. Biz bunu 5 bine çıkarttık.

Geçirdiği trafik kazasında yaşadıklarını anlattı: 'Bu garibim Osman'ın eline şişeler verildi'

Uçağından helikopterine artık bizim ambulans helipoter ve uçaklarımız var, bunları ülkemize getirdik. Daha önce Bay Kemal Genel Müdürken bu ülkede ambulans yok muydu? Niye halkımızı bu çürük, içinde imkan olmayan ambulanslara mahkum ettiler? Ben bir seçim çalışmasına giderken arkadaşlarımla beraber Bolu Dağı'nda bir trafik kazası geçirdim, (Osman Aşkın'a dönerek) bu garibim Osman'ın eline şişeler verildi, o tutuyor serumu, biz 4 kişi minibüsün içinde yatıyoruz. Bu da yetmedi geldik Bolu'ya, hastane hala soruyor, 'Sigortalı mısın, emekli misin?' Yahu yatıyoruz komada işte, daha bunun sigortalılığı mı sorulur? İşte Bay Kemal'in Genel Müdürlüğü budur. Biz damdan düştük Bay Kemal.  Ama şu anda hamdolsun ülkemizde bütün sağlıkta evelallah kimseyi kalkıp da kapıdan çevirme hakkı yoktur. Herkesi alacaklar, müdahaleyi yapacaklar, sonra da gereği yoluna koyulmak suretiyle yürüyecek.

'Sağlık alanında yeni bir çığır açıyoruz, Şehir Hastaneleri geliyor'

Kaldı ki, biz çeşitlendirdik. Kaldı ki biz artık sadece emekli, sigortalı yok. Artık vakıf, özel hastanelerde anlaşmalıysa bu hizmeti verebiliyor. Artık pek çok hizmet devreye girdi. 112 Acil Sağlık istasyonu sayımızı 481'den 2 bin 668'e yükselterek, ihtiyaç anında her vatandaşımıza ulaşılabilmesini sağladık. Sağlık alanında yeni bir çığır açıyoruz, Şehir Hastaneleri geliyor. Şu ana kadar Yozgat, Isparta, Mersin, Adana, Kayseri ve Elazığ'da 6 şehir hastanesini hizmete aldık. Yakında Ankara Bilkent, Eskişehir ve Manisa'yı da hizmete alıyoruz.  Toplamda 44 bin 400 yatağa ulaşacak şehir hastanelerimizde, sağlık hizmetlerinde vatandaşlarımızı bir üst sınıfa taşıyoruz. Niye? 'Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi' anlayışıyla. Bunu yapıyorum. 

'Adalet personelinin sayısının 61 binden 139 bine çıkardık'

Adalet hizmetlerinin kalitesi ve güven düzeyi bir ülke halkının devletine bağlığının temel kriterlerinden biridir.Geçmişte darbecilerin, vesayet güçlerinin altında en çok ezilen, zarar gören kuruluşların başında adalet teşkilatımız geliyor. Adalet teşkilatımızın vatandaşlarımıza en iyi hizmeti verebilmesi için pek çok düzenlemeyi hayata geçirdik. Temel kanunlarımızı günün ihtiyaçlarına uygun bir şekilde baştan sona yeniledik. Adalet teşkilatımızın toplam personel sayısını 61 binden 139 bine çıkartarak sistemin insan kaynağını geliştirdik. Yüksek yargının kapasitesini genişleterek, istinaf mahkemelerini hayata geçirerek, UYAP sistemini modernleştirerek, davaların sonuçlanma sürecini hızlandırdık. İnşa ettiğimiz 245 adalet sarayıyla yargı mensuplarının çalşıma mekanlarını yapılan işin önemine uygun hale getirdik. Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkıyla, arabuluculuk sistemiyle, ihtisaslaşmayla, insan hakları ve kişisel verilerin korunmasıyla vatandaşlarımıza ilave hak arama yolları açtık. 

Ne kadar örgüt varsa hepsini tepeledik'

Emniyet konusu önceliklerimizin başında yer almaya devam ediyor. Türkiye terör örgütleriyle, çetelerle, uyuşturucu tüccarlarıyla, asayişi bozmaya yönelik her türlü eylemle mücadelede tarihinin en başarılı neticelerini bizim dönemimizde almıştır. Terör örgütlerinde sınırlarımız dahilinde ve haricinde vurulan darbeler sayesinde milletimiz huzur içinde yaşamını sürdürebilmektedir. PKK'dan DEAŞ'a, FETÖ'den DHKP-C’ye kadar karanlık güçlerin besleyip büyüttüğü, üzerimize saldığı ne kadar örgüt varsa hepsini tepeledik, tepeliyoruz, tepeleyeceğiz. Sadece 2016 Temmuz ayından bu yana yapılan operasyonlarda yurt içinde 761, Kuzey Irak'ta 1092, Fırat Kalkanı Harekatı'nda 3 bin, Zeytin Dalı Harekatı'nda 4 bin 500'ün üzerinde teröristi etkisiz hale getirdik. FETÖ ihanet çetesi mensuplarından 15 bine yakını tutuklu 17 bine yakını hükümlü olarak demir parmaklıklar ardında şu anda cezalarını çekiyor. DEAŞ'la irtibatlı 2 bin kişi tutukluyken 7 bin kişi sınır dışı edilmiş, 70 bine yakın kişiye de ülkemize giriş yasağı konulmuştur. Suriye’den ülkemize gelen 3,5 milyon kişiye ev sahipliği yapıyoruz. Buna karşılık sadece bu yıl yasa dışı bir şekilde ülkemize giren 200 bin kişiyi sınır dışı ettik. Organize suç örgütlerine karşı yürüttüğümüz mücadelede 33 bine yakın kişi yakalanmıştır. Uyuşturucu satıcılarına göz açtırmayarak geçtiğimiz 16 yılda 87 bin kişiyi yakaladık ve 30 binini tutukladık. Şehirlerimizi daha güvenli hale getirmek için yaklaşık 76 bin kamerayı devreye aldık. Plaka tanıma sistemi, kiralık araç bildirimi, kayıp alarmı gibi ilave tedbirlerle suçlulara adeta göz açtırmıyoruz. 

'Ulaştırma AK Parti’nin en başarılı hizmet alanlarından biri'

Ulaştırma AK Parti’nin en başarılı hizmet alanlarından biri. Bugüne kadar bölünmüş yol uzunluğumuzu 20 bin kilometre ilaveyle 26 bin 107 kilometreye, otoyol uzunluğumuzu 943 kilometre ilaveyle 2 bin 657 kilometreye çıkardık. Karayollarımızın üzerindeki tünellerin sayısını 265 ilaveyle 348'e yükselttik. Hafızai beşer nisyan ile maluldur. Marmaray, Osman Gazi Köprüsü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Avrasya Tüneli, Çankırı-Ilgaz Tüneli, Malatya-Erkenek Tüneli, Artvin-Cankurtaran Tüneli, Rize Ovit Tüneli, İzmir Sabuncubeli Tüneli, Adıyaman Nisipi Köprüsü, Elazığ Ağın Köprüsü gibiyüzlerce dev eseri ülkemize biz kazandırdık.

Demiryollarında yapılanları anlattı

Demiryollarında ülkemizi daha önce örneği olmayan yüksek hızlı tren ve hızlı tren hatlarıyla donatmaya başladık. Halihazırda Ankara, İstanbul, Konya, Eskişehir hızlı tren hatları hizmet veriyor. Birkaç yıla kadar Bursa, Yozgat, Sivas, Erzincan, Karaman, Kayseri, Mersin, Osmaniye, Gaziantep hatları da devreye girecek. Ayrıca çok sayıda hızlı tren hattıyla ilgili etüt ve proje çalışmalarımız sürüyor. Ülkemizdeki tren yollarının önemli bir bölümünü adeta sıfırdan yapmışcasına yeniledik.

'Havayollarında kat ettiğimiz mesafe iftihar sebeplerimizden birisidir'

Havayollarında kat ettiğimiz mesafe iftihar sebeplerimizden birisidir. Havalimanlarımızın sayısının 30 ilave ile 56’ya çıkardık. Evinden çıkıyorsun yarım saate bilemedin 45 dakikada havalimanındasın. Bu medeniyetin bir yaşanmasıdır, modern bir toplum olmanın ileri adımlarıdır. Bizden önce gelen ey CHP zihniyeti ve diğerleri siz ne yaptınız? Yurt dışı uçuş noktalarımızın sayısı bizden önce 60'tı, şimdi 316 oldu ve dünyada bir numarayız. Yani yurt dışı destinasyonlarında Türkiye bir numara. Büyük gövdelik uçak sayımızı 162'den 506'ya, uçak kargo kapasitemizi 303 tondan 1866 tona, sektörün cirosunu 2.2 milyar dolardan 25 milyar dolara yükselttik. Bay Kemal çalışıyoruz, çalışıyoruz. Kıskansan da patlasan da çalışıyoruz, çalışacağız.

'Devlet nedir, devlet adamı olmak nedir, sen bunları unuttun mu yapamıyorsun?'

Cumhuriyet Bayramımızda ilk etabının resmi açılışını yaptığımız yılda 90 milyon yolcu kapasiteli İstanbul Havalimanı sayesinde bu sektördeki güç ve kapasitemizi çok daha ileriye taşıdık. Beyefendi diyor ki 'Cumhuriyet Bayramı resepsiyonu Ankara’nın dışında yapılmaz' diyor. Ya sen bizim nice birçok kutlamalarımıza katılmadın. Sen çıktın Tandoğan'da yürüdün, Kızılay'da yürüdün, asıl devletin icraati faaliyet ettiği bu tür kutlamalara katılmadın, senin hayatın zaten bu tür meşru olmayan, resmi olmayan yollarla geçti. Devlet nedir, devlet adamı olmak nedir, sen bunları unuttun yapamıyorsun. O gün o salon 10 bine yakın vatandaşımızla bir araya geldik, kutlamamızı yaptık, 29 Ekim Cumhuriyet kutlamasına bir hediyemiz oldu. Neydi o? İstanbul Havalimanı. Bundan daha güzel ne olabilir. Ama sen o heyecanı, coşkuyu yaşamaktan mahrum oldun, nasibin yok. Olamazsın.

Denizcilikte tersane sayımızı 41 ilaveyle 78'e, limanlarımızın yük kapasitesini 281 milyon ton ilaveyle 471 milyon tona, konteyner eleçleme kapasitemizi 18.8 milyon ilaveyle 21.8 milyona, yat bağlama kapasitemizi 10 bin ilaveyle 18 bin 500'e ulaştırdık. İnşası süren Filyos Limanı, tamamlanmak üzere olan Çandarlı ve Mersin Limanlarıyla deniz ticaretindeki gücümüzü daha artıracağız.

'Milli gelirimizi 3 bin 500 dolardan 11 bin dolara yükselttik'

Ekonomi alanında gerçekleştirdiğimiz hamlelerle kişi başına düşen milli gelirimizi 3 bin 500 dolardan 11 bin dolara yükselttik. Dünyada milli gelir sıralamasında 17'nci, satın alma paritesine göre ise 13'üncü sırada yer alıyoruz. İhracatımız Ekim ayı itibarıyla yıllık 167 milyar dolara yaklaştı. Yıllık otomobil satışımız 91 binden 723 bine, buzdolabı satışımız 1 milyondan 3 milyona, çamaşır makinesi satışımız 824 binden 2.5 milyona, bulaşık makinesi satışımız 282 binden 1.8 milyona, fırın satışımız 339 binden 1 milyona yükseldi. Ülkemizde çalışanların sayısı 19,6 milyondan 28,8 milyona çıktık. Yani 16 yılda 9.2 milyon yeni istihdam ortaya çıkmış oluyor. İşçisinden emeklisine, engellisinden yaşlısına kadar tüm kesimlerin gelirlerinde yüzde binlere, 2 binlere varan artışlar sağladık. Kamu borç stokunun milli gelire oranını yüzde 60'tan son dönemdeki tüm olumsuzluklara rağmen yüzde 9'a düşürmeyi başardık. IMF’ye geldiğimiz zaman 23,5 milyar dolar borcumuz vardı 2013’te bunu sıfırladık, şimdi borcumuz yok. Bay Kemal bunlar sizlerden geldi bize, sıfırladık. Tarım kesimine verdiğimiz destek ödemelerini yıllık 1.9 milyar liradan 15 milyar liraya çıkardık. Böylece genel bitkisel üretimi yıllık 98 milyon tondan 115 milyon tona yükseltmeyi başardık. Özellikle katma değeri yüksek ürünlerde bu artış yüzde 40'ı buldu.  

'Vatandaşımıza ucuz et yedirmekte kararlıyız'

Büyükbaş hayvan varlığımız 9.9 milyon adetten 16 milyon adedin üzerine, küçükbaş hayvan varlığımız ise 32 milyon adetten 44 milyon adedin üzerine çıktı. İnşallah kısa bir zamanda artık hayvan ithaline de ihtiyacımız olmayacak. Bütün bunlara rağmen hala ülkemizde et fiyatlarının yüksek seyretmesinin, genel refah seviyemizin artması sebebiyle talepte yaşanan yükselişle ilgili olduğunu düşünüyorum. Ama şunu da söylüyorum, biz bu fiyatları rantabl seviyeye düşürmek için, gerekirse orada cari açığı da düşünmeden ithalata gider ve piyasayı balanse ederiz. Çünkü vatandaşımıza ucuz et, kıyması, kuşbaşısı yedirmekte kararlıyız. Zaman zaman da bunu yapıyoruz. Bu meseleyi de yeni dönemde kalıcı bir şekilde çözeceğiz. Orman varlığımızı 1.5 milyon hektar artırarak bu konuda dünyadaki nadir ülkelerin arasına girdik. Barajlarımızın sayısını 276'dan 538'e, HES'lerin sayısını 105'ten 533'e, içme suyu tesislerimizin sayısını 31'den 210'a çıkardık. Ülkemizin iftihar projesi olan GAP'ı özel bir eylem planıyla bitme aşamasına getirdik. Ilısu ve Silvan Barajlarının tamamlanmasıyla GAP projesi zirveye ulaşacaktır. 

Sanayi sektöründe emeği ve birikimiyle üreten, istihdam ortaya çıkartan, gelişme ve kalkınmamıza katkı sunan herkese destek programlarını hayata geçirdik. Bilhassa KOBİ'lere, Ar-Ge merkezlerine, tekno-parklara özel önem verdik. Savunma sanayi AK Parti döneminde en büyük ilerlemeyi sağladığımız stratejik alanların başında geliyor. Türkiye'nin bölgesinde ve dünyada büyük mücadeleler verdiği bir süreçte savunma sanayindeki yerlilik oranını yüzde 20'den yüzde 65'e çıkarmış olmanın hayati katkılarını gördük. Helikopterlerden zırhlı araçlara, insansız hava araçlarından uçaklara, gemiler ve denizaltılardan uydulara, füzelerden elektronik haberleşme sistemlerine kadar her alanda savunma sanayimizin atılımları kesintisiz devam ediyor. 

Kalkınmanın temel unsuru olan enerjide kurulu gücümüzü yaklaşık 32 bin megavattan 87 bin megavata yükselttik. Bu bir devrimdir. Bu kapasitenin 49 bin megavatına yakınının da yerli kaynaklarla ortaya çıkmasını sağladık. Ülkemizin tüm şehirlerinin doğal gazın konforundan ve temizliğinden yararlanabilmesini sağladık. Bugün nüfusumuzun yüzde 80’i doğalgaz kullanabilir hale geldi.

Toplu konutta inşa ettiğimiz 837 bin konutla şehirlerimizin çehresini değiştirdik. İmar barışı ile devlet ile vatandaş arasında ihtilaf konusu olan, idareyi de yargıyı da uzun yıllar meşgul eden sorunlara köklü bir çözüm getiriyoruz.

Sosyal yardımlara gelince ülkemizin zenginliğini tüm kesimlere yayma aracı olarak görüyoruz. Kimsesiz çocuğundan yaşlısına, kadınından engellesine, genç kızından madde bağımlısına, terör mağdurundan Romanlarımıza kadar toplumun her kesimini kucaklayan bir sosyal yardım politikasını uyguluyoruz. İŞte bu anlayışla iktidara geldiğimizde yılda 2 milyar olan sosyal yardım ödemelerini bu yıl itibarıyla 38 milyar liraya yükselttik.

Yurt dışı hizmetlerimizi özellikle Dışişleri Bakanlığımız yanında TİKA, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Yunus Emre Enstitüsü, Maarif Vakfı gibi kurumlarımız aracılığıyla çok ileri bir noktaya taşıdık. Yurt dışı temsilciliklerimizin sayısını 163'ten 240, büyükelçiliklerimizin sayısını 93'ten 140'a çıkardık. Ülkemizin en önemli yurt dışı kalkınma kuruluşu olan TİKA'nın ofislerinin sayısını 12'den 61'e yükselterek 170 ülkeyi kapsayan bir faaliyet genişliğine yükselttik. Bugün TİKA yılda yürüttüğü 2 bin projeyle kendi alanında tüm dünyaya örnek olan başarı hikayeleri yazıyor. Ülkemizde burslu olarak eğitim gören öğrenci sayısı şu anda 17 bini buldu. Yabancı öğrencileri söylüyorum. Her yıl 5 bin kişilik kontenjanla açılan Türkiye Burslarına yapılan başvuru sayısı 10 binden 132 binin üzerine çıktı. Maarif Vakfımız 32 ülkedeki 165 okuluyla Türkiye'nin dünyadaki eğitim gücü olarak her yıl büyüyerek yoluna devam ediyor. Yunus Emre Enstitümüz dünya genelinde faaliyet gösteren 54 merkeziyle medeniyetimizi, tarihimizi, kültürümüzü dünyada tanıtıyor.

'Bizim karşımıza da çıka çıka CHP ve Kılıçdaroğlu çıktı'

AK Parti döneminde yapılan icraatları anlatmaya vakit yetmiyor. Milletimize verdiğimiz tüm sözleri yerine getirmek için gece gündüz çalışıyoruz. Biz işte bu icraatları yaparken ülkemizdeki siyaset anlayışı maalef Türkiye'nin geldiği seviyeyle çok da orantılı bir gelişme gösterememiştir. Ana muhalefet partisinin gerçekten çapsız, kifayetsiz, içi de altı da boş siaset  tarzı ülkemizin en büyük handikabıdır. Hep söylediğim gibi insan siyaset arenasını çıktığında, şöyle az çok ele gelecek, tat ve heyecan verecek bir rakip görmek istiyor. Demokrasiyi zaten böyle muhalefet güçlendirir. Eğer güçlü muhalefetiniz yoksa o zaman demokrasi güç bulamaz. Bizim karşımıza da çıka çıka CHP ve onun başındaki Kılıçdaroğu gibi bir avane çıktı. Rabbimizin hikmetinden sual olmaz. Belki de hakkımızda böyle hayırlısı var. Ama milletimiz adına üzülüyoruz, nasıl üzülmeyelim ki? Bu zat geçtiğimiz Perşembe günü bir TV programının canlı yayınına katılıyor. Orada esip gürlüyor. Ama söylediği şeylerin aslı astarı yok. Mesela CHP'nin belediyecilikte başarılarını anlatırken Muğla Büyükşehir Belediye başkanını örnek veriyor. Bu belediye başkanının Muğla’nın tüm ilçelerine okul yaptırdığını, her yeri ana sınıfları, kreşlerle donattığını söylüyor. Dedim ki 'Ya bir araştırın gerçekten böyle bir şey var mı?' Arkadaşlar araştırdılar aradılar taradılar ama Muğla’da CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı’nın yaptırdığ tek bir okul bile bulamadılar. Hatta Muğla’nın yerel basını da seferber olmuş onlar da epey bir aramışlar fakat sözü edilen eserlerden hiçbirini onlar da ortaya çıkaramamışlar. Hadi birkaç okulu tüm ilçeler diye söylersiniz mübalağa etmiş der geçeriz ancak hiç olmayan bir şeyi dakikalarca ballandıra ballandırma anlatmanın adı nedir biz bilmiyoruz. Konuyu erbabına devrediyoruz, artık psikolog mu, nörolog mu, yoksa Pensilvanya'daki şarlatan mı olur, orasını kendileri bilir. Sorunu çözecek birisini bulup bu işi bir neticeye bağlarlar herhalde. Çünkü bu zatın yalanlarını palavralarını ortaya dökmekten, mahkeme önünde hesaplaşıp tazminat almaktan yorulduk. Sadece bu örnek değil, önümüzdeki mahalli seçimlerde CHP'li belediyeler tarafından yönetilen şehirlerde yaşayan halkımızı bu zulümden kurtarma sorumluluğunu göstermek niyetindeyiz.

Yerel seçim hazırlıklarına değindi

Dün itibarıyla AK Parti olarak belediye başkan adaylıklarını almaya başladık. 12 Kasım'da adaylık başvuruları bizim parti programımız çerçevesinde son bulacak. Önceliklerimiz mevcut belediye başkanlıklarından yeniden a day göstereceklerimizi kesinleştirmek ve ilan etmektir. Büyükşehirlerden başlayark diğer adaylarımızı da peyder pey açıklayarak seçim çalışmalarına başlamak istiyoruz. YSK açıklamasa da mutat uygulamalara baktığımızda Şubat ortası gibi aday listelerinin teslim edilmesi gerekiyor. Biz o tarih gelmeden çalışmalarımızı tamamlayıp inşallah sahaya çıkmış olacağız. Genel Merkezimizde tüm bu süreçlerin hazırlıkları yoğun bir şekilde elektronik ortamda devam ediyor. Miting programı, kampanya malzemeleri dahil arkadaşlarımızın çalışmaları sürüyor. Konuşmamın başında tek tek saydığım oy oranlarımız bize 31 Mart 2019'daki hedefimiz konusunda bize herhalde bir fikir veriyor. Elbette hedefimiz mahalli seçimlerin tamamındaki oy oranlarının üzerinde bir yere ulaşmaktır. İnşallah bunu da başaracağız."

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS