Ethem Sarısülük'ü vuran polis memuru Ahmet Şahbaz için 10 ay hapis istemi

Ethem Sarısülük'ü vuran polis memuru Ahmet Şahbaz için 10 ay hapis istemi

Ankara'da, 1 Haziran 2013 tarihinde Kızılay Meydanı'ndaki Gezi eylemleri sırasında Ethem Sarısülük'ün öldürülmesiyle ilgili davanın görülmesine devam edildi. Cumhuriyet savcısı, sanık polis memuru Ahmet Şahbaz'ın, 'meşru müdafaa sınırını aşmak suretiyle taksirle ölüme neden olmak' suçundan yargılanmasını talep etti. Tarafların avukatları, savcılığın yargılanmasını talep ettiği cezanın alt sınırının 10 ay hapis cezası olduğunu söyledi.

Ethem Sarısülük, 1 Haziran 2013 tarihinde Gezi eylemlerine destek amacıyla Kızılay Meydanı'nda yapılan protesto sırasında başına isabet eden kurşunla öldü. Sarısülük’ü vurduğu suçlamasıyla tutuklanan ve Ankara 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde 'olası kastla adam öldürme' suçundan yargılanan polis memuru Ahmet Şahbaz, 7 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası aldı. Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, kararı usulden bozarak, dosyayı yerel mahkemeye gönderdi. Ardından davanın güvenlik gerekçesiyle Aksaray'da görülmesine karar verildi, tutuklu olan polis memuru Şahbaz da tahliye oldu.Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın bugünkü duruşmasına, Ethem Sarısülük'ün annesi ve kardeşleri, tarafların avukatları katıldı. Tutuksuz yargılanan sanık polis memuru Ahmet Şahbaz da duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Şahbaz, savunmasında, tabancayı, parkta yere düşürüldüğünde, grubun üzerine atlama ihtimali üzerine kılıfından çıkardığını belirtti. Şahbaz, ifadesinde, "Benim parkın içinden yürüyüp çıktığımı söylüyorlar. Böyle bir şey söz konusu değil. Ben tekme atılmak suretiyle dışarı sürülmüştüm. Silahı çektiğim andan bahsediyorlar. Ben parkın içinde düşürüldüğümde o gösterici hamle yapmak istedi, ben tekme atmak suretiyle kendimden uzaklaştırdım. Onu kendimden uzaklaştırdığım anda Ethem'in de içinde bulunduğu grubu fark ettim. Öncesinde gruptan haberim yoktu. Silahı da çekme amacım, parktan yere düşürüldüğümde parkın içindeki grubun üzerime atlama ihtimalini düşünüp çıkarttım ben silahımı kılıfından. Mermiyi zaten sürmemiştim. Mermiyi ilk o kaskıma taş çarptığında sürdüm" dedi.


'Ben bir ağaç kütüğü değilim'


Göstericilerin kaldırım taşlarını ikiye bölüp, attıklarını ileri süren Şahbaz, "TÜBİTAK'tan gelen raporda 'atılan taşların, polise ulaşana kadar hızı, kamera kayıt hızını aşmış' diye ifade geçiyor. Saldırının şiddeti gayet ortada. Kaldırım taşlarını ikiye bölmüşler atıyorlar. Aradaki mesafa 4 metre. 40 kişi olmasın, 10 kişi olsun veya 5 kişi olsun istersen. 5 kişi, bir insanı 4 metre mesafeden taşlamak suretiyle yaralamak mümkün. 'Eylemci grup döndü gidiyordu' deniliyor. Eğer dönüp gidiyorlarsa bu taşları bana kim attı efendim? Eş zamanlı taşlar atılıyordu bana. Benim amacım uyarı atışı yapmaktı, bunu gördüler ama taşlamaya devam ettiller. Ben bir ağaç kütüğü değilim, kaldırım taşları bana atıldığında bana işlemesin. Ben orada Allah'tan yere düşmedim" dedi. 


Ardından Cumhuriyet Savcısı Halil Çığlı, mütalaasını okudu. Çığlı, "Şimdiye kadar vicdanımın hayır dediği, hiçbir mütalaaya imza atmadım. Nasıl bir savcı mütalaa veriyor bilinsin istedim" dedi. Savcı Çığlı, Ankara Adli Tıp raporu, vurulma anına ilişkin görüntüler, polisin geri çekilmede yaşadığı zorluk, maktulün 5 kez taş atarkenki görüntüsü, olay esnasında sanığın vücudunun çeşitli yerlerindeki yaralanma raporlarının incelendiğini belirtti.


Savcı Çığlı, mütaalasında, "Sanık Ahmet Şahbaz'ın hızlı geri çekilemediği, elindeki kalkanın düştüğü, üzerine gelen göstericiyi uzaklaştırdığı, göstericiler tarafından taşlandığı sırada sanık tabancayı, havaya doğru doğrulttuğu sırada göstericilerin ellerinde atmak için büyük taşlar bulunduğu, bu sırada sanığa 10 dan fazla taş isabet ettiği, Ethem Sarısülük'ün, attığı taşında sanığın kaskına isabet ettiği, polis direnişle karşılaştığında silah kullanma yetkisinin de olduğu, geri çekilmekte olan sanığın meşru savunma şartları içerisinde olduğu, Ahmet Şahbaz'ın tek başına kaldığı, 40 kişilik grubun içerisinde meşru savunma hakları çerçevesinde ateş ettiği, doğrudan ve kastın bulunmadığı, hedef almaksızın ateş ettiği, silahın namlusunun önce yere ardından havaya doğrultması göstericileri karşı ateş etmediği, ne olursa olsun, ölürse ölsün, düşüncesiyle ateş etmesi söz konusu olmadığı, sanığın öldürme kastıyla hareket etmediği, meşru savunma hakları çerçevesinde geri geri çekildiği sırada gerçekleştiği, sanığın ilk atışlarını havaya doğru yapması, 3'üncü atışı sıçrarken bu sırada taşların isabet etmesi, yaralanması, sanığın göstericiler arasında kalması çerçevesinde, bilinçli taksirin de söz konusu olmadığı göz önünde bulundurularak, Türk Ceza Kanunu'nun 22, 25 ve 27'nci maddelerince yargılanmasını talep ederim" dedi.


Mahkeme heyeti, duruşmayı 19 Aralık tarihine erteledi. Taraf avukatları da savcılığın, sanığın 'meşru müdafaa sınırını aşmak suretiyle taksirle ölüme neden olmak' suçundan yargılanmasını talep ettiğini ve bu cezanın da alt sınırının 10 ay hapis cezasına denk geldiğini belirtti.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS