Feyza'ya veda: Ölüm de dostluğa dahilmiş

Feyza'ya veda: Ölüm de dostluğa dahilmiş

Ankara Güven Park'taki saldırıda yaşamını kaybeden Feyza Acısu'nun arkadaşı Elif Kayalar, yazdığı bir yazıyla dostuna veda etti. Reçel isimli sitede Ankara'daki patlamada yaşamını kaybeden Feyza Acısu hakkında bir yazı yer aldı. Yakın arkadaşı Elif Kayalar'ın kaleme aldığı 'Feyza'mıza Veda: Ölüm de dostluğa dahilmiş' başlıklı yazıyı yayımlıyoruz...

İşte o yazı:


Ölüm bütün gerçekliğiyle bir anda geliyor. Öyle kesin öyle kuşatıcı ki inanamıyorsun. Ölüm acısını biraz olsun anladığımı düşünürdüm. Oysa sadece tasavvur edebiliyormuşum. Yaşanmadan anlaşılmaz denir ya hani... Doğruymuş. Bu yazıda sadece Feyza'ya olan sevgim olsun isterdim fakat öyle olmadı, olamadı. İçimde çok şey birikti. Artık suskunluğumu bozmak zorundayım. Gerçek Feyza'yı tanımanızı isterdim. Gülüşüyle içimi ısıtan Feyza'yı.
Biz beş arkadaşız. Beyza, Merve, Kübra, ben ve Feyza. Lisedeyken, dördü birlikte otururdu. Hocalar onlara 'arka dörtlü' derdi. Ben arka taraftan, tahtayı göremediğim için önde otururdum. Her fırsatta arka tarafa kaçardım. Arkadaşlarımın neşesine ortak olmak isterdim çünkü. Konuşurduk, gülerdik; çok gürültü çıkarınca hocalar kızardı. İyi ki arka dörtlü olmuşlar. İyi ki konuşmuşuz. Birlikte gülen, ağlayan, aynı safta duran, aynı lokmayı yiyen bizler... Sınırları olmayan uçsuz bucaksız bir dostluk...Benim Feyza'yla olan dostluğum lise yıllarında başladı. Kübra ve Beyza'nınkiyse daha eskiye dayanıyor. Onlar ilkokuldan beri beraberlerdi. 12 yıl yani ömürlerinin yarısından fazlasını birlikte geçirdiler. Böyle köklü bir dostlukları vardı. Şimdi Beyza'nın gözlerinden Feyza'yı görün:"Feyza hayatını en güzel, en doğru şekilde yaşadı. Kararlılığıyla ve insanlığıyla en örnek oldu, duruşuyla hep güç verdi. Feyza bir insanın sahip olabileceği en güzel en bulunmaz dostluktu, sıcaktı samimiydi. Bir gün olsun tereddüt etmedim ona açacağım bir meseleyi, dertse kendi derdi gibi, mutluluksa kendi mutluluğu gibi dinleyeceğinden. Bir gün olsun gönlüm buruk ayrılmadım yanından; çünkü kırıcı konuşup yetim bırakmazdı insanı. Kırmazdı ama emin olurdu, defalarca sorardı arardı... Sığınacak liman gibi insan tabiri varsa eğer; Feyza onlardandı. Bizim limanımız kapandı, bizim neşemiz, 'zenci amele'miz, etimiz tırnağımız, bizim 'bütün' oluşumuz gitti."



Feyza böyle bir insandı. KPSS kursundan çıkıp evine gitmek isteyen bir son sınıf öğrencisinden öteydi. Patlamada ölenlerden, 'haberlerdeki o kız'dan, bir rakamdan çok daha öteydi. Siyaset dilinin, çıkarcı paylaşımların odağında olmamalıydı Feyza. "Seneye Öğretmen Olacaktı..." gibi ruhsuz bir manşeti de haketmiyordu. Bir haberde 19 yaşındayken, diğerinde 23 yaşında olabiliyordu; olmamalıydı.O bizim kardeşimizdi. Sürdüğümüz el kreminden, dinlediğimiz şarkılara, mekanlara, insanlara kadar çok anımız var. Biz Feyza'nın dostlarından birkaç tanesiyiz. Ailesini, diğer dostlarını hatırlatmama gerek yok diye düşünüyorum. Bizim sahip olduğumuz en değerli şey saf sevgimizdi. Ona dokunulmasına dayanamıyorum. İçim daha çok acıyor. Bu yüzden süreci anlatmadan Feyza'ya veda edemeyeceğim.Eve yeni gelmiştim. Patlamadan haberim yoktu. WhatsApp grubumuza girdim. Oradan öğrendim. Beyza, Kübra ve Merve "İyiyiz." dediler. Feyza'dan cevap gelmedi. İlk önce konuşuyorduk. "Bir cevap yazsın neler yapacağım ben ona..." dediğimi hatırlıyorum. Aksi bir ihtimal hiçbirimizin aklının ucundan bile geçmiyordu. Sonra telefonla Feyza'yı aramaya başladık. Ulaşılamıyordu. Kendi aramızda konuşmaya devam ettik. Kardeşini aradık. Telefonu açmadı. Saatler ilerledi. Sonunda babasına ulaştık. Haber alınamıyordu. Hastaneler arandı, emniyete gidildi. Yaralıların isimlerinin yazılı olduğu listelere bakıldı.Haber almaya çalışıyorduk. Biz daha arkadaşımızın haberini alamamışken insanlar siyaset konuşuyordu. Saat 10'u geçmişti. Artık yürüyerek bile olsa eve gitmiş olmalıydı. Bir yerden telefon bulurdu bizi haberdar ederdi. Biz saat 18.44'ten gece yarısına kadar bu vaziyette bekledik. Derken gece yarısına doğru her şey kesinleşti.


Kübra beni aradı. "Elif..." dedi duraksadı. Anladım ama toz konduramadım. "Haberi geldi." dedi.


"Kaybettik."


Aklımdan ve kalbimden aynı anda ne çok şey geçti o birkaç saniyede. Göz yaşlarımız o gece tükendi diye düşündük. Yanılmışız...


Uzakta olmak daha zordu. Şimdi en yakınlarımızdan birine haber verme sırası bendeydi. Kevser habersizdi. Uyuyordu. Sabahı zor ettik yola çıktık birlikte.Feyza'nın cenazesine yetiştik. Beyza'yı gördüm. Merve'yi, Kübra'yı. Sımsıkı sarıldık birbirimize... Ağladık. Kalplerimizin dili birdi. Feyza'nın ölümü bizi eşitlemişti adeta. Hayatımda ilk defa sevgiyi ve acıyı bu denli yoğun hissettim. Onlara sarıldığımda biliyordum aynıydık.Kardeşimizin mezarına birlikte gittik. İdrak edemedik. Feyza başkaydı. Birazdan yanımıza gelip Amerikan aksanıyla "Watcha doin man?" diyecekmiş de, biz de şapşikliğine gülecekmişiz gibi hissettik.Odasına girdik. Yatağına oturduk. Yarım kalan kitaplarına baktık. İşte şimdi karşımızda annesi... Bize bakıyor. Sarılıyoruz. "Ne çok severdi benim kızım sizi, hep sizden bahsederdi." diyor.  Şimdi inanmaya başlıyoruz.


Ankara'daki terör saldırısında hayatını kaybedenlere veda...


Ozancan Akkuş'un babası oğluna veda etti


Biz onu tanıyorduk. Gerçek Feyza'yı biliyorduk. Meyveli, kestaneli veya ballı bademli pastayı çikolatalı pastaya tercih ederdi... Şarkı söylemeyi severdi. Onun hakkında size onlarca cümle kurabilirim. 14 Mart günü toplanıp fotoğraflara baktığımızda boğazımızdaki yumruğa, acıyan gözlerimize, ağrıyan kalbimize rağmen gülümsedik. Çünkü gördüğümüz Feyza bizim Feyzamızdı. Koşulsuz sevildik ve sevdik bunu biliyoruz.Yani diyeceğim o ki, insanlar birbirleri için böyle anlamlar ifade ederken bir durup düşünmekte fayda var.Sakın baş sağlığı için aradığınız insana "Tek parça mı bulunmuş?" "Tanınacak halde miymiş?" şeklinde sorular sormayın. Çünkü 'merak'ınız ölüm gerçeğini değiştirmediği gibi bu soruları sorduğunuz kişinin yarasını kanatmaktan öteye geçemeyen bir saygısızlığa dönüşüyor.Siz siz olun anı yüklü bir fotoğrafın altında siyaset yapmayın.Asla ve asla cenazeyi fırsata çevirmeye çalışmayın.


Boğaz dokuz boğumdur


"Boğaz dokuz boğumdur." diye de boşuna denmemiş.


Feyza'nın vefatından üç gün sonra yolda yürürken "Hadi gel otobüs durağına gidelim belki patlarız." cümlesini duydum. Bu bir şaka mıydı? Vicdan, insanlık, duyarlılık bunlar bizim için neler ifade ediyor?İnsanlığıyla, hak gözetmesiyle Feyza saygıyı hakediyor. Sen bu dünyalık değilmişsin kardeşim. Senin ve senin gibi masum giden herkesin mekanı cennet olsun. Bu ilk değildi ne yazık ki son da olmadı...


Allah geride kalanlara dayanma gücü versin.


"Unutmayın ki, Allah'a yakın olanların korkmaları için bir sebep yoktur; onlar acı ve üzüntü çekmeyecekler. Onlar, imana erişip Allah'a karşı hep bilinçli ve duyarlı kalmaya çalışan kimselerdir. Onlar için hem bu dünya hayatında hem de sonraki hayatta müjdeler var. Ve Allah'ın vaadlerinde asla bir değişme olmayacak, işte budur en büyük zafer, en büyük başarı!" (Yunus 62-64)

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS