hourSON DAKİKA
left-arrowright-arrow
weather
İstanbul
down-arrowup-arrow

    'Gider savaşırım' diyen DEAŞ sanığını bırakan mahkeme Ahmet Şık'ı içeride tutuyor

    Gider savaşırım diyen DEAŞ sanığını bırakan mahkeme Ahmet Şıkı içeride tutuyor
    expand
    KAYNAKCnnturk.com

    Reina katliamı davasında mahkeme 7 sanığı tahliye etti. Tahliye edilen sanıklardan biri de "Gider savaşırım. Çünkü cihat savaşına inanıyorum" diyen DEAŞ sanığı Celil Çelik'ti. Cumhuriyet gazetesi yazarlarının da davasına bakan aynı mahkemenin, Ahmet Şık ve diğer tutuklu gazetecileri "kaçma şüphesiyle" bırakmaması ise eleştirilere neden oldu: "Gider savaşırım' diyen sanıkta kaçma şüphesi görmeyen mahkeme, mesela polisin her dönem gidip evinde bulabildiği Ahmet Şık'ı hala içeride tutuyor."

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    Hürriyet yazarı Murat Yetkin, "Memleketimden adalet manzaraları" başlıklı yazısında İstanbul'da geçen hafta görülen Reina katliamı davasının tahliye edilen sanıklarına ve ifadelerine işaret ederek, tutuklu gazeteciler ve siyasetçilere yönelik yargının tutumunu hatırlattı. Yetkin, tahliye edilen Reina sanığının mahkemedeki "Gider Şam'da da Medine'de de savaşırım. Çünkü cihat savaşına inanıyorum" ifadesini hatırlatarak, "Kaçma şüphesi görmeyen mahkeme, mesela polisin her dönem gidip evinde bulabildiği Ahmet Şık'ı hala içeride tutuyor" diye yazdı.

    Reina katliamında 8 sanığa tahliye

    Murat Yetkin'in yazısında konuyla ilgili bölüm şöyle:

    "Yazarken bile insanın içi acıyor. Sadece iki örnek vereceğim, ikisi de aynı 15 Aralık gününden.

    Birisi İstanbul 27'inci Ağır Ceza Mahkemesinden. Bu aynı zamanda 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Hürriyet, CNN Türk, Kanal D'nin de bulunduğu Doğan Medya binasını basan askerlerle hesaplaştığımız ve Cumhuriyet gazetesinden meslektaşlarımızın yargılandığı mahkemedir, aşinayız yani.

    Mahkemede aynı zamanda 1 Ocak 2017'nin ilk saatlerinde İstanbul'daki Reina gece kulübünün basılıp 39 kişinin öldürülmesi, 57 kişinin yaralanması davası da görülüyor.

    İstanbul polisi tarafından sıkı takip sonucu yakalanan Özbek asıllı IŞİD militanı Abdulkadir Masharipov, kulubü basıp katliama yol açmakla suçlanıyor, davanın bir numaralı sanığı. Bir kısmı Özbek ve Uygur kökenli diğer sanıklar, IŞİD adına ona yardımcı olmakla suçlanıyor.

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    Ahmet Şık'ın tutuklanmasını bakanlık 'İtalyan mafyası' örneğiyle savundu

    Onlardan birisi de Celil Çelik. Beş gün süren ve Cuma gece yarısı sonuçlanan duruşmalar sırasında 'Gider Şam'da da Medine'de de savaşırım. Çünkü cihat savaşına inanıyorum' diye ifade vermiş.

    İşte mahkeme, bu Celil Çelik dahil 7 sanığın tahliyesine, tutuksuz yargılanmasına karar vermiş bulunuyor. Gerekçeler, suçlama vasfının değişmesi ihtimali, kanıtların "büyük ölçüde" toplanmış bulunması, sabit adreslerinin olması ve kaçma şüphesinin bulunmaması.

    Yani, 'Gider savaşırım' diyen sanıkta kaçma şüphesi görmeyen mahkeme, mesela polisin her dönem gidip evinde bulabildiği Ahmet Şık'ı hala içeride tutuyor. Adalet Bakanlığı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 'gazetecilikten değil, terör örgütü üyeliğinden' diye gerekçe yazıyor ama ortada yazılanlardan ve söylenenlerden başka 'kanıt' yok, onlar da 'büyük ölçüde' filan değil, tamamen savcının elinde zaten.

    Bu söylediklerim (Türkiye Gazeteciler Cemiyeti verilerine göre) halen Türkiye'de cezaevlerinde bulunan 146 gazeteci, yazar, medya çalışanının büyük çoğunluğu için geçerli.

    Mesela Akın Atalay'ın, Murat Sabuncu'nun adresleri mi yok? Yaşları nedeniyle sağlık sorunları yaşayan Nazlı Ilıcak, Şahin Alpay, Ali Bulaç'ın ne gibi kaçma şüpheleri var?

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    Sadece gazeteciler de değil. Mesela HDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın bir yılı aşkındır hakim karşısına çıkmadan hapiste tutulmasına IŞİD şüphelilerine layık görüşüp de ona görülmeyen hangi gerekçeler mevcut?"

    Murat Yetkin'in yazısının tamamını okumak için tıklayın...

     

     

    Sıradaki Haberadv-arrow
    Sıradaki Haberadv-arrow