Son Dakika

SON DAKİKA: Cumhurbaşkanı Erdoğan müjdeyi duyurdu! 3 milyar 157 milyon dolarlık imza atıldı

A A

27.10.2021 - 12:05 Son Güncelleme:

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM'de gerçekleştirilen AK Parti Grup Toplantısı'nda açıklamalarda bulundu. Erdoğan konuşmasında; "Ülkemize, yeşil iklim fonundan 3 milyar 157 milyon dolar kaynak sağlanmasıyla ilgili mutabakat zaptının imzalandığının müjdesini paylaşmak istiyorum. Bu mutabakatın imzalanmasıyla kamu ve özel sektörün iklim değişikliği ile ilgili projelerine finans desteği sağlanabilecektir. " dedi.

SON DAKİKA: Cumhurbaşkanı Erdoğan müjdeyi duyurdu! 3 milyar 157 milyon dolarlık imza atıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şu şekilde;

2022 YILI BÜTÇESİ

Bütçede ne büyük payı her zaman olduğu gibi yine eğitim almaktadır, bu yıl bütçede sağlığa ayrılan payda da ciddi artış yaptık.

Savunma sanayimizi güçlendirecek kaynağı da ihmal etmedik, sonuç olarak merkezi yönetim kapsamındaki idarelerin bütçelerinde ortalama yüzde 30 artışa gittik, böylece dünyada yaşanan çok boyutlu dalgalanmalara karşı ülkemizin güçlü duruşunu sağlayacak gerekli maliyeti sağladık.

Gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerin istisnalar haricinde neredeyse tamamının küçüldüğü geçtiğimiz yılı Türkiye olarak büyüme ile kapatarak bu doğrultuda ilk işaretleri verdik. Bu yılın ilk iki çeyreğinde de oldukça güçlü bir büyüme sergiledik. İhracatımız rekor üstüne rekor kırıyor.

İstihdamda salgın öncesinin üzerinde bir yere geldik.

Milli teknoloji hamlesi bizi savunma sanayi başta olmak üzere bizi önemli bir yere taşıdı, yeşil kalkınma devrimi ile de başarıyı her alanda yakalamaya kararlıyız.

Ülkemize, yeşil iklim fonundan 3 milyar 157 milyon dolar kaynak sağlanmasıyla ilgili mutabakat zaptının imzalandığının müjdesini paylaşmak istiyorum. Bu mutabakatın imzalanmasıyla kamu ve özel sektörün iklim değişikliği ile ilgili projelerine finans desteği sağlanabilecektir. 

TARIMSAL DESTEKLER

Bir yandan yangınlarla bir yandan sel baskınlarıyla boğuştuğumuz bir yılın ardından şimdi de kuraklık tehdidi ile karşı karşıyayız. Ekim ayının sonuna gelmiş olmamıza rağmen ülkemizin önemli bir kısmı tarım için önemli olan bir yağış olmadı.

Öncelikle kendi çiftçimizi en güçlü şekilde destekliyoruz, hükümetlerimiz döneminde verdiğimiz tarımsal destek rakamı bugünkü fiyatlarla 396 milyar lirayı bulmuştur, bu yıl gübre desteğinde yüzde 100 artış yaparken mazot maliyetinin yüzde 50’ini karşılamayı sürdürdük.

Tarım sigortasından sonra, gelir koruma sigortası uygulamasını da hayata geçirerek çiftçilerimizin alın terini güvence altına almaya gayret gösteriyoruz. Çiftçimizi kuraklık karşısında korumaya yönelik sigortalardaki devlet desteğini yükselttik.

Topraklarımızın verimini artıran sulama sistemlerini yaygınlaştırıyoruz, bugüne kadar 600 baraj ve 1457 sulama tesisi inşa ederek ülkemizin tesisine sunduk.

Son dönemde her kesim gibi çiftçilerimizin yaşadığı sıkıntıları da yakından takip ediyoruz, salgınla birlikte başlayan küresel lojistik krizi yem ve enerji fiyatlarında çok ciddi fiyat artışlarına yol açtı. Girdi maliyetlerini üreticimize en az seviyede yansıtmak için gerekli çabayı harcıyoruz. Dünyadaki bu dalgalanmanın bir müddet daha süreceği anlaşılıyor, bu zor dönemde yapılan hiçbir fedakarlığın karşılık kalmayacağından emin olmanızı özellikle istiyorum.

Açıkladığımız alım fiyatlarını bu anlayışla en yüksek seviyede belirliyoruz, tarım ürünlerinde fiyat istikrarı ve üretim planlaması için sözleşmeye dayalı yeni modeller geliştiriyoruz. Bizim için tarım sektörü en az savunma sanayi kadar önemlidir. Çiftçilerimizin yanında yer almayı sürdüreceğiz.

'AK PARTİ'NİN 20 YILLIK İKTİDARINI HALA KABULLENEMEYENLER VAR'

İktidarımızın ilk gününden itibaren sürekli rejim tartışmaları yürütüldü, aradan 20 yıl geçti hala aynı tartışmaların ekmeğini yemeye çalışanlar olduğunu görüyoruz.

AK Parti’nin 20 yılı geride bırakan iktidarını hala kabullenemeyenler var.

Ülkemize kazandırdığımız eser ve hizmetlerle refah seviyesi yükselen hayat kalitesi artan milletimiz geleceğine güvenle bakmaya başlamıştır, buna rağmen kendi siyasi ve şahsi ikbalini çalışmak yerine ülkenin ve milletin felaketine bağlayanların çırpınışları hiç durmamıştır. Türkiye’ye husumet besleyenler veya besleyen çevreler, terör örgütleriyle birlikte çalışmaktan çekinmeyecek kadar gözü dönen eşi benzeri görülmemiş bir ekiple karşı karşıyayız.

Bunlar sürekli olarak ülke çöktü edebiyatı yapmaktadır, kalbinin ve kafasının pusulası kendi ülkesini ve milletini değil de başka yerleri gösterenler ile bu toprakların asil evlatları arasındaki mücadele hiç bitmedi, bitmeyecek.

Biz düşmanı fiziki olarak bu topraklardan attık, ama geride bıraktığı zihniyet kirinden hala kurtulamadık.

IRAK-SURİYE TEZKERESİ

Dün Meclis'te bir tezkere oylandı. Esasen bu tezkere ülkemize yönelik terör tehditlerine karşı uzun yıllardır devam eden rutin bir uygulamadır. Son 71 yılda 76 ayrı tezkere görüşülüp kabul edilmiştir. Tehdit PKK/YPG yanında DEAŞ gibi terör tehditlerinden de kaynaklanmaktadır.

HDP yöneticileri, CHP'ye çağrı yaptı. Siyasi ittifakın devamı CHP'nin tezkereye destek olmaması şartına bağlanıyordu, CHP açıkça tehdit ediliyordu. Onurlu bir liderin çıkıp 'Siz kim oluyorsunuz da bizi tehdit ediyorsunuz' deyip HDP'lilere ağızlarının payını vermesi beklenir. Ama karşımızda böyle bir CHP mevcut değildir. CHP oylamaya saatler kala tezkereye hayır diyeceklerini ilan etti.  Biz kimin kılıcını çaldığınızı biliyoruz da siz kendinizi bu kadar belli etmeyin. CHP'nin terör örgütünün oyuncağı HDP'ye boyun eğmesidir. Yazıktır. Ne kadar hazin bir tablo. 

10 BÜYÜKELÇİNİN GERİ ADIMI

Geçtiğimiz günlerde bir grup büyükelçinin ülkemize hala yürüyen bir davaya dair yaptığı hadsiz açıklama konusunda sergilediğimiz ilkeli ve onurlu duruş da Kılıçdaroğlu’nu rahatsız etmiş.

Büyükelçilerin ülkemize ve yargı kurumlarımıza yönelik ağır bir hakaret olarak gördüğümüz açıklamasını, özellikle bunun ardından kimin nerede durduğunu takip ettik.

KILIÇDAROĞLU’NUN BÜROKRAT AÇIKLAMALARI

Diğer yandan Kılıçdaroğlu’nun eskiden beri alışkanlık edindiği kamu görevlilerine yönelik sözlü saldırılarını son dönemde epeyce artırdığını görüyoruz. Ülkenin askerinden polisine, emeklisinden çiftçisine herkesi hedef alan Kılıçdaroğlu tek parti faşizmini geri getirme gayreti içindedir.

Bu ülkenin her memuru, her kamu görevlisi, her bireyi devletinin koruması ve güvencesi altındadır. Kılıçdaroğlu’nun hezeyanları kendini rezil etmenin ötesinde bir anlama sahip değildir. Kendisi partisini yönetmekten aciz bir genel başkanın ülkenin idaresi konusunda atıp tutması konusunda daha komik ne olabilir?

Osmanlı’ya hakaret ediyor, sen kimsin ya? Sen Osmanlı’ya nasıl hakaret edersin ya? 600 yıl dünyaya nam salmış bir Osmanlı’ya sen nasıl hakaret edersin ya? Bu ne saygısızlıktır ya? Buna bizim kitabımızda cibilliyet itibari ile bozuk derler. 6 asır dünyanın bir ucundan diğer ucuna nam salacak, böyle bir ecdada hakaret edecek, bunu yedirmeyiz, buna müsaade etmeyiz. Sen kimlerle nerede nasıl geçineceksen geçin, bu kadar merak ettiğin Suriye, o topraklarda bile ecdadın ayak izleri var.