12 Eylül darbesinin 41. yılı | 12 Eylül'e nasıl gelindi, neler yaşandı?

Video: 12 Eylül darbesinin 41. yılı | 12 Eylül'e nasıl gelindi, neler yaşandı?

Bugün 12 Eylül. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yönetime el koyduğu, 1980'deki son askeri darbenin 41. yıl dönümü. 41 yıl geçti ama o günlerde yaşanan acılar unutulmadı. Peki, Türkiye tarihine ve siyasetine damgasını vuran 12 Eylül'e nasıl gelindi? Darbede ne oldu? Darbe sonrası ne yaşandı? Cevaplar inceleme haberimizde...

41 YIL GEÇTİ AMA YAŞANAN ACILAR UNUTULMADI

Darbe bildirisinde "Demokrasi kendi kendini kontrol edemiyor" deniyordu. Darbe sonrası, "Bir sağdan bir soldan astık" açıklaması yapıldı. Amerika'daki yankısı "Bizim çocuklar yaptı" oldu. Türkiye Cumhuriyeti'nin emir komuta zincirine bağlı ilk askeri darbesi olarak tarihe geçti. 12 Eylül Türkiye'de bir karanlık dönemin sonu, bir başka karanlık dönemin başlangıcı oldu.

Aslında 12 Eylül öncesi Türkiye karışıktı. Hem hükümet krizleri yaşanıyor, hem de sokaklarda güvenlik neredeyse yoktu. Ülke, 1973 sonrası istikrarlı bir ortama kavuşamamıştı. 1974 Eylülünde CHP ile MSP koalisyonunun bitişi sonrası belirsizlik 200 gün sürdü. 1977 genel seçimleri Türkiye için bir istikrar arayışıydı ama sonuç vermedi. Sandıktan tek başına hükümet çıkmadı. Ecevit başbakanlığındaki 40. Türkiye hükümeti görevine devam etti ancak 1977 Temmuzunda TBMM'de güvenoyu alamadı. Sıra ikinci milliyetçi cephe hükümetindeydi. Süleyman Demirel başbakanlığındaki hükümetin ömrü ise 6 ay dahi sürmedi.

Güneş Motel olayı siyaseti daha da gerdi. Demirel'in rakibi Ecevit, Florya'daki Güneş Moteli'nde Adalet Partisi'nden ayrılan 11 milletvekili ile görüştü. O 11 vekilin desteğiyle Demirel hükümeti düştü. O 11 vekilden 10'u ise Ecevit hükümetinde bakan olarak görev aldı. "Motel Hükümeti" olarak anılan o hükümet ise sadece 11 ay iktidarda kalabildi. Darbe öncesi son hükümet ise Süleyman Demirel başbakanlığındaki 43. hükümetti. Onun ömrü de sadece 10 ay oldu.

1979'DA TSK'DAN CUMHURBAŞKANI KORUTÜRK'E MEKTUP

Aslında askeri komuta zincirindeki darbe sene başında verilmişti. 1979 yılının 27 Aralık günü, ülkedeki iç karışıklıkla ilgili bir uyarı mektubu Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'e gönderildi. Mektupta siyasi partiler hedef alınıyor; "Türk Silahlı Kuvvetleri anarşi, terör ve bölücülük gibi devleti çökertmeye yönelik her türlü hareketlere karşı bütün önlemlerin alınmasını istiyor" deniliyordu.

KORUTÜRK'ÜN ARDINDAN CUMHURBAŞKANI SEÇİLEMEDİ

1980 yılının mart ayı başında Fahri Korutürk'ün görevinin sona ermesiyle cumhurbaşkanlığı seçimi yapılmak isteniyordu. Ancak o süreç bir türlü sonuçlandırılamadı. Oylamalar, 11 Eylül 1980 tarihinde yapılan 124. tura kadar devam etti. 12 Eylül'e kadar cumhurbaşkanı seçilemedi.

Siyasetteki sıkıntı sokağa çoktan yansımıştı. Sokaklarda ciddi bir güvenlik sorunu vardı. Cumhuriyet savcıları, gazeteciler, akademisyenler, milletvekilleri, sendikacılar hedef alınıyordu.

1977'nin 1 Mayısında yaşananlar, ardından Aralık 1978'de Kahramanmaraş, 1980 Mayısındaki Çorum olayları, sürecin katliam boyutuna ulaştığının resmiydi. Gerginlik artık sıradandı. Sağ- sol çatışması altında ortalık kan gölüne dönmüştü. Sanki bir el, sokaktaki şiddeti körüklüyordu.

SİLAHLI SALDIRILAR, KATLİAMLAR BİRBİRİNİ İZLEDİ

Darbe gününden bir gün önceki gazeteler, Eskişehir'de kahvenin tarandığını ve bir kişinin öldüğünü, Ankara'da ev basan teröristlerin 2 kişiyi öldürdüğünü, Mersin'de sinema kuyruğunun tarandığını ve 4 kişinin öldüğünü, İstanbul, Gaziantep ve Malatya'da birer kişinin öldürüldüğünü yazıyordu.

Uluslararası alanda da Türkiye'nin istikrarsızlığı dikkat çekiyordu. Soğuk savaş yıllarının kritik bir döneminden geçiliyordu. NATO güney kanadının en güçlü ülkesi Türkiye'nin siyasi ve ekonomik iktidarsızlığı özellikle ABD tarafından gözleniyordu. 1979 yılında meydana gelen İran İslam Devrimi, Ardından aynı yıl içinde Sovyetler Birliği'nin Afganistan'ı işgal etmesi üzerine Türkiye'nin istikrarlı hale gelmesi daha da önem kazandı. Demokrasi askıya alınacaktı; artık her şey zaman meselesiydi. Darbeciler için bir gerekçe lazımdı. 6 Eylül'de Konya'da düzenlenen Kudüs mitingi, darbenin fitilini ateşleyen son hareket oldu.

EMEKLİ OLMASI GEREKEN EVREN GENELKURMAY BAŞKANI OLDU

Aslında darbenin başı konumundaki Genelkurmay Başkanı Kenan Evren'in daha önce emekli olması bekleniyordu. Ege Ordu Komutanı görevinden sonra önü kapanmıştı. Kara Kuvvetleri Komutanı Namık Kemal Ersun'un 1 Haziran 1977'de kanlı 1 Mayıs'tan sonra darbe girişiminde bulunacağı iddiasıyla dönemin Başbakanı Süleyman Demirel tarafından 200 asker ile birlikte resen emekliye sevk edilmesiyle Kenan Evren'e Genelkurmay Başkanlığı yolu açıldı.

Emir komuta zinciri içindeki darbeye uzun süredir hazırlanılıyordu. Darbenin kod adı ise 'Bayrak Harekatı'ydı. 17 Haziran'da Genelkurmay Başkanı Kenan Evren, kuvvet komutanları ile Genelkurmay 2. Başkanı Necdet Öztorun'u yanına çağırmış ve darbenin 11 Temmuz 1980'de gerçekleştirilmesini istemişti. Ancak Süleyman Demirel'in hükümeti güvenoyu alınca darbe ertelendi. 31 Ağustos'ta "5 Eylül 1980'den itibaren her an hazır olunması" bildirilen "Bayrak Harekatı" emirleri, özel kuryelerle komutanlara teslim edildi.

DARBECİLER O GECE ÖNCE KRİTİK NOKTALARI ELE GEÇİRDİ

Türkiye, artık adım adım darbeye gidiyordu. 12 Eylül gecesi, emir komutaya uyan darbeciler açısından kolay geçti. Gece saat 02.00 itibariyle tanklar sokağa çıkmaya başladı. Önce hem başkent Ankara hem de İstanbul'da kritik noktalar ele geçirildi. Birlikler önceden belirlenen hedeflere doğru harekete geçti. TRT ve PTT binalarına el konuldu. Böylelikle iletişim susturulmuştu. İçişleri Bakanlığı'na girildi ve ardından Emniyet Genel Müdürlüğü ele geçirildi. Polisin direnişinin önüne geçildi. Sadece Ankara ve İstanbul değil, Türkiye'nin her yerinde asker sokağa çıkmıştı. Kentler, ilçeler, hatta kasabalar. Kritik noktalar kontrol altına alındı. Darbeye karşı direniş olabilir miydi? Bu bir beklentiydi ama hiçbir direniş olmadı. 12 Eylül öncesi sokaklardaki gerilim darbeyle bir anda durdu. Bu, şaşırtıcı bir gelişmeydi.

Türkiye sabaha kahramanlık türküleriyle uyandı. Hasan Mutlucan'ın sesinden radyodan yayınlanan türküler, halkın darbe olduğunu anlamasına yetti. Darbe bildirisi önce TRT spikeri Mesut Mertcan'ın sesinden duyuruldu. Öğlen saatlerinde, Genelkurmay Başkanı Kenan Evren o açıklamasını yapıyordu. Artık darbe netleşmişti.

"ABD, 'BİZİM ÇOCUKLAR BAŞARDI' DEDİ" İDDİASI

Darbeden Amerikan yönetiminin haberi var mıydı? O dönemde, Amerikan Ulusal Güvenlik Konseyi Türkiye Masası Sorumlusu Paul Henze'nin Amerikan Başkanı Jimmy Carter'a darbe haberini "Bizim çocuklar işi başardı" şeklinde verdiği iddia edildi.

PARTİLER KAPATILDI, LİDERLER GÖZETİM ALTINDA TUTULDU

Darbe sonrası önce siyasi partiler susturuldu. Süleyman Demirel'in başbakan olduğu hükümet görevden alındı. Türkiye Büyük Millet Meclisi lağvedildi. Anayasa uygulamadan kaldırıldı. Darbenin gece 03.00'te ilanından sonra aynı gün sabah saat 05.30'da Süleyman Demirel, Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan'a Genelkurmay Başkanı Kenan Evren tarafından birer tebliğ gönderildi. Tüm tebliğlerde, "TSK yönetime el koymuştur. Hükümetiniz feshedilmiş, parlamento üyeliğiniz düşmüştür" deniliyordu.

Süleyman Demirel ve ana muhalefet konumundaki Bülent Ecevit hemen yakalandı. Eşleriyle birlikte aynı uçakla Hamzakoy'a götürüldü. Necmettin Erbakan ve Alpaslan Türkeş ise Uzunada'ya gönderildi. Aralarında Süleyman Demirel'in de olduğu birçok siyasi, Zincirbozan Askerî Üssünde zorunlu ikamete tabi tutuldu.

17 YAŞINDAKİ ERDAL EREN YAŞI BÜYÜTÜLEREK İDAM EDİLDİ

Siyasi partiler kapatıldı, parti liderleri gözetim altında tutuldu, yargılandı. Parti liderlerine siyaset yasağı geldi. Darbe sonrası fatura çok ağır oldu. Türk siyasetinin yeniden tasarlandığı darbe düzeninde 1 milyon 683 bin kişi fişlendi, 656 bin kişi gözaltına alındı. Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi. Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı. 7 bin kişi için idam cezası istendi, 517 kişiye idam cezası verildi. 50 kişi idam edildi. . Darbeden sonra ilk idamlar 9 Ekim 1980 tarihinde gerçekleşti. İlk olarak sol görüşlü Necdet Adalı, ardından sağ görüşlü Mustafa Pehlivanoğlu idam edildi. 19 Mart 1980 tarihinde idama mahkûm edilen Erdal Eren ise henüz 17 yaşındaydı.

400 GAZETECİ İÇİN 4 BİN YIL HAPİS CEZASI İSTENDİ

Darbe sonrası 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi. 937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı. Gazeteler 300 gün yayın yapamadı. Aynı dönem 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi. Gazetecilere toplam 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi. 31 gazeteci cezaevine girdi. 300 gazeteci saldırıya uğradı. 3 gazeteci silahla öldürüldü. 30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı. Darbe sonrası 14 bin kişi de yurttaşlıktan çıkarılarak sürgüne gitmek zorunda bırakıldı.

Türkiye'nin yönetimi, darbeyi yapan Millî Güvenlik Konseyi adı altındaki Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren ve kuvvet komutanları tarafından oluşturulan kurula geçti. 1982'de yeni anayasa için referanduma gidildi. Oy kullanırken iki renk hakimdi. Mavi renk "hayır", beyaz renk ise "evet" demekti. Tartışmalı oylama sonrası yüzde 92 ile yeni anayasa kabul edildi. Aynı halk oylamasında, darbenin başındaki isim olan Kenan Evren de otomatik olarak cumhurbaşkanı seçildi.

İLK SEÇİMDE SANDIKTAN TURGUT ÖZAL'IN ANAP'I ÇIKTI

Sıra genel seçimlere gelmişti. Eski siyasi isimlerin hepsi yasaklıydı. Darbeciler ise emekli Orgeneral Turgut Sunalp'in liderliğindeki Milliyetçi Demokrasi Partisi'ne destek veriyordu. Ama seçimleri sürpriz şekilde Turgut Özal liderliğindeki Anavatan Partisi kazandı.. Seçim, darbecilere ilk ve en önemli darbe olarak görüldü. 

1982 ANAYASASI DARBECİLER İÇİN SİGORTA KONUMUNDAYDI

1982 anayasası aslında darbeciler için sigorta konumundaydı. Kabul edilen anayasada askerî yönetim üyelerinin ömür boyu yargılanmasını engelleyen bir madde de bulunuyordu.

KENAN EVREN HAPSE GİRMEDEN HAYATINI KAYBETTİ

12 Eylül'ü gerçekleştiren Millî Güvenlik Konseyi ile bu konseyin yönetimi döneminde kurulmuş hükûmet ve kurucu meclis üyeleri hakkında dava açılması engellendi. 2000 yılında bir savcı 12 Eylül ile ilgili dava açmayı denedi ama meslekten ihraç edildi. 12 Eylül 2010'daki anayasa referandumu ise 12 Eylül'ün yargılanmasının önünü açtı. Davalar açıldı, kararlar alındı ancak darbenin 1 numarası olan Kenan Evren hiç hapse girmedi. 18 Haziran 2014'de Evren hakkında müebbet hapis cezası verilmesine ve orgenerallik rütbesinin erliğe düşürülmesine karar verildi. Ancak Yargıtay süreci tamamlanamadı. Kenan Evren 9 Mayıs 2015'te, 97 yaşında hayatını kaybetti. Ölümünün ardından Yargıtay süreci devam eden kamu davası da düşmüş oldu.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS