Adalet Bakanı Abdulhamit Gül'den CNN TÜRK'te önemli açıklamalar

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül'den CNN TÜRK'te önemli açıklamalar

Türkiye gündemindeki önemli pek çok konuya ilişkin CNN TÜRK'te açıklamalarda bulunan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, magandalarla ilgili bir yasal düzenleme hazırlığı olduğunu açıkladı. Bakan Gül, çocuğun cinsel istismarı ve kadına yönelik şiddetle ilgili çalışmalar hakkında da bilgi vererek, takdiri indirimin yanlış uygulandığını belirtti ve bu konuda tolerans göstermeyeceklerini vurguladı. Bakan Gül, tutuklu gazeteciler, kapatılan internet siteleri gibi konularda da önemli açıklamalarda bulundu.

Haber devam ediyor
Haberin devamı
Haber devam ediyor
Haberin devamı

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, CNN TÜRK'te Hakan Çelik ile Hafta Sonu programının konuğu oldu. Bakan Gül, gündeme ilişkin soruları yanıtladı. 

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül'ün açıklamaları satır başlarıyla şöyle:

PROGRAMIN TAMAMINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Çiftlik Bank soruşturması

Yargı, bu Çiftlik Bank vakası üzerine titizlikle gitmektedir. Bu hususta vatandaşlarımızın daha duyarlı olması, özellikle sanal ortamlardan dolandırıcılığa bir takım kişilerin tevessül ettiğini görüyoruz. İstanbul Anadolu Başsavcılığı, bu Çiftlik Bank'ın bulunduğu yerlerin yaptığı soruşturmalar da var ama merkezi İstanbul'da olduğu için Anadolu Savcılığı soruşturmayı yürütüyor. Her türlü çalışmalar yapılıyor. Öncelikle bizim çok uyanık, titiz olmamız gerekiyor. Bu tip sanal ortamlar, bir anda türeyip de vatandaşlarımızın iyi niyetlerini sömürenlere izin vermemek lazım. Burada hukuken kayyum boyutu, uluslararası hukuk boyutunda neler yapılabilir yargı makamlarımız gereğini yapıyor. Şikayete konu olunca, çıkış yasağı konuldu. Şikayetler olunca konu yargıya intikal etti. Yurt dışı yasağı konulunca da ilgili kişinin dışarıda olduğu anlaşıldı. İlgili bakanlıkların çalışmaları sürüyor. Yargı mensuplarımız, savcılarımız konuyu titizlikle takip ediyor. İlgili kişinin Türkiye'ye iade konusunda da ne gibi imkan varsa savcılarımız gerekli takibatı yapıyorlar.

Haber devam ediyor
Haberin devamı
Haber devam ediyor
Haberin devamı


Bakan Gül'den Çiftlik Bank mağdurlarını ilgilendiren önemli açıklamalar

Haber devam ediyor
Haberin devamı
Haber devam ediyor
Haberin devamı

Uruguay'dan yayınladığı ses kaydı ortaya çıktı

Cezaevlerinin yarısı hırsızlık ve uyuşturucu suçlularıyla dolu

Türkiye'de 5 bin 469 kişi dolandırıcılıktan, hırsızlıktan 41 bin 434 kişi cezaevinde olan kişi sayısı. Uyuşturucuda çok yoğun bir şekilde hem cezaları hem de uygulamaları artırdık. Uyuşturucu suçlarından dolayı cezaevlerinde 51 bin 359 kişi var. Cezaevinin neredeyse dörtte biri uyuşturucudan, hırsızlık ve yağmayı koyduğumuzda yarısı bu suçlardan dolayı cezaevinde. 

Çitlik Bank mağdurları ne yapabilir?

Af gündemde yok

Haber devam ediyor
Haberin devamı
Haber devam ediyor
Haberin devamı

Hiçbir hükümet cezaevlerinin dolu olmasını arzu etmez. Biz isteriz ki hiç kimse tutuklu olmasın, mahkum olmasın. Ama bir realite var. Bizim cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayılarının artmasının temel nedeni, AK Parti hükümetlerinin öncesinde aflar ve bir takım uygulamalar nedeniyle farklı infazlar vardı. Daha önce bir cezanın infazıyla ilgili, 2005'ten sonra AK Parti hükümeti, daha önce yüzde 40'ını yatınca çıkabiliyordu, bu yüzde 66'ya çıkarıldı. Dolayısıyla bunun getirmiş olduğu, iki cezalar çok artırıldı. Vatandaşımızın malına, canına, hayat hakkına kim kastediyorsa cezaların artırılması, uyuşturucu, hırsızlık gibi vatandaşımızı mahallede hangi konu rahatsız ediyorsa, bunlara tahammül gösterilmiyor. Bunlardan dolayı cezaevlerinde bir artış var. Hükümetimizin gündeminde her hangi bir şekilde af bulunmamaktadır. 


Adalet Bakanı Abdulhamit Gül'den "af" açıklaması

Haber devam ediyor
Haberin devamı
Haber devam ediyor
Haberin devamı

Sarı taksi - Uber tartışması

Öncelikle şunu ifade etmem lazım. Adalet bir lütuf değildir, yargı organları ve bu mekanizmada bulunan herkesin neyi hak ediyorsa vermesi, görevidir. Vatandaşların ve tüzel kişiliklerin de hukuk sistemine uyması bir lütuf değildir. Bir hukuk sistemine tabiyseniz bunun gereğini yapacaksınız. Aksi takdirde hukuk devleti olmaz, anarşi, keyfilik olur. Bir başka vatandaşın hakkına tehdit oluşturur. 'Şöyle yaparım, böyle yaparım' gibi açıklamalar hukuk devletinde tasvip edilemez. O beyanlardan çok bilgim yok, genel ifadeyle söylüyorum. bu konuda suç teşkil eden husus varsa, savcılarımız gerekli çalışmayı yapmışlar ya da yapacaklardır. Bu konu yargının kendi takdirinde. Diğer husustaki tartışmalar da (Uber-Sarı taksi) çok yoğun bir şekilde arttı. İlgili bakanlıklarımız, hem ulaştırma hem Ticaret bakanlığımız takip ediyor. Açılan bir dava devam ediyor, benim bir şey söylemem de nezaket olarak etik olarak uygun olmaz. Dolayısıyla hükümetimiz, ilgili bakanlarımızla, vatandaşlarımızın hayatını ilgilendiren boyutuyla ilgileneceğiz. İstenmeyen görüntüler oluşuyor, hukuk dışı görüntüler kabul edilemez. Bir haksızlık varsa, yasa dışılık varsa gereğini yapacak ilgili mercilerdir. Bir haksızlık varsa ilgili makamlara şikayet edilir, kimse kendiliğinden 'Ben bir haksızlık gördüm, elimle düzelteyim' şeyine giremez. Ben akıllı telefonla bu tip ulaşım hizmetini kullanmadım ama etrafımda kullananlar oldu. 


Abdulhamit Gül'den Uber-taksi tartışmasına dair açıklama

Magandalarla ilgili bir düzenleme çalışması yapılıyor

Bazı görüntüleri trafikte görüyoruz, yolu kesiyor, silahını gösteriyor ya da düğünlerde bir takım maganda görüntüleri görüyoruz. Bir kadın sürücü, magandalar makas atıyor, yeri geliyor el freni çekip önünde duruyor; bunlar hayatı tehlikeye atacak davranışlar. Bu tür uygulamalarla ilgili de bir düzenleme düşünüyor, çalışıyoruz. Magandalara, vatandaşlara havai fişek veya kuru sıkı tabancayla vatandaşlarımızı rahatsız eden, yaşam tarzını tehdit edenlerle gili hem akademisyen görüşleri hem de ilgili birimlerimiz bir çalışma içerisinde. Ek tedbirler ve daha caydırıcı hükümler üzerine arkadaşlarımız çalışıyor.  


Bakan Gül: Magandalarla ilgili yasal düzenleme hazırlığı yapılıyor

Tutuklamalar

Tutuklama şartları ağırlaştırıldı. Eskiden toplumda infial yaratan fiiller tutuklama sebebiydi, bunlar kaldırıldı, tutuklama zorlaştı. Bazı vakalar meydana geliyor ve gerçekten toplumda infial yaratıyor. Bu sefer de 'Niye tutuklanmıyor?' Bu elbette bir iradedir, bu konuda eskiye dönüş, gerçekten tutuklama daha da kolaylaştırılabilir. Ama orada da 'Tutuklamalar artırıldı, herkes tutuklanıyor'. Eskiden toplumda infial oluşturan olaylar tutuklama nedeni oluşturuyordu, AB kapsamında 'tutuklama istisnadır' diye düzenleme yapıldı. Böyle olunca savcıların istemleri ve mahkemelerin tutuklama kararları daha farklı olabiliyor. Bu konuda da vatandaşların talepleri ve uygulamalar gözden geçiriliyor. 

Booking.com 

Ekonomi Bakanlığımız konuyu yakınen takip ediyor, yargı süreci de devam ediyor. Elbette ticari hayatın, rekabetin önemli olduğunu düşünüyoruz. Turizme de canlılık katan bir konuydu. İlgili bakanlığımız konuyu takip ediyor, serbest rekabet ortamı önemlidir, doğrudur ama hukuk çerçevesinde de rekabetin haksızlığa uğramaması gerekiyor. 


Bakan Gül'den Booking.com ve Wikipedia açıklaması

Vikipedia gibi kapatılan internet siteleri

Elbette enformasyon, erişim, ulaşım herkesin temel hakkı aynı zamanda. Ama burada haberleşmeyle, devletin ya da ülkenin ulusal çıkarlarını da dikkate alan bir çalışma yapmak lazım. Bu bir mahkeme kararıyla yapıldı. Biz de hükümet olarak bu meselelerle gündeme gelmek istemeyiz. Ama, ilgili kurumların da Türkiye'yi töhmet altında bırakan, tanımayan bir algı oluşturacak fiilere girince de her ülkenin egemenlik hakkıdır, bunu da yargı makamları kullanıyor. Dolayısıyla şirketler bunu telafi ederse, bizim de ümidimiz odur, bunun mahkemelere yeniden müracaat ederek erişime açılması mümkündür. 

Çocuk istismarı ve kadına şiddet

Cumhurbaşkanımızın da talimatlarıyla Bakanlar Kurulu'nda bir komisyon oluşturuldu. Adana'daki fiilin sonrasında da nasıl caydırıcı olunur şeklinde bir çalışma yapıyoruz. Adana'daki menfur fiili işleyen sanığa da 51 yıl hapis verildi. Yargı mensuplarımıza da teşekkür ediyorum, geç gelen adalet adalet değildir. Ve mahkeme takdiri indirim de kullanmadı.

Takdiri indirim: Yaklaşımımız istismar, kadına şiddet konusunda en ufak bir tolerans göstermemek 

Bu da önemli. 62. maddedeki bu indirimler, uygulamada da istisnai yanlış uygulamalar var. Dünyanın her yanında bu tip uygulamalar var. Biz bu konularda istismar, kadına şiddetle ilgili en ufak bir tolerans gösterilmemesini istiyoruz. Türkiye'de yüzlerce yıllık hukuk tarihinde olan maddeler. Bunları değiştirmek Yargıtay'daki yüzlerce dosyada sıkıntılara yol açabilir. Kanunlarımızda değil de uygulamada bazı sıkıntılar olabiliyor. Bizim yaklaşımımız istismar, kadına şiddet konusunda en ufak bir tolerans göstermemek ve bu konularda takdiri indirim hususunun şu sebeple, bu sebeple indirimlerin yapılması kamuoyunda vicdanı yaralayabiliyor.

Ama bazen, kamuoyunda, medyada 'bu fiil işlenmiştir, niye serbest kaldı?' denebiliyor. Savcılık, mahkeme ona bakıyor, inceliyor, rapor alıyor. Belki iddialar doğru değildir, konu tam subuta ermemiştir, deliller tam ispat edilmemiştir... Biz yargılama makamı değiliz, yargıya güvenelim. Yanlış karar verilirse de bir üst mahkemesi bunu düzeltebilir. Takipçisi olalım,  toleransa izin vermeyelim. 

Düzenlemelerde çocuğa istismarla ilgili hem cezaların daha artırılması hem infazın daha da artırılması hem çocukları istismar edenlerin aynı ortamlarda bulunmasını engelleyecek düzenlemeler yapılması, aynı zamanda bu kişilerin sabıka kaydında bu kişilerin bu fiillerinin görülmesine dair düzenlemeler... Eğitime yönelik, Sağlık Bakanlığı'na yönelik çalışmalar. Sadece ceza kanunlarını artırmak değil, aslolan bilinçli birey, bilinçli toplum. Bu bilinç oluştuktan sonra bu meselede biraz daha oluşacaktır. Kamuoyunda o duyarlılıklar var, bu sorunları hep birlikte aşacağımıza inancım tam. Tedbirleri de ihmale düşmeksizin gözden geçiriyoruz.

Kimyasal hadım

Elbette hepimizin en önem verdiği konuların başında geliyor. Çocuğun istismarını önleyecek tüm bakanlıklar olarak çalışma içindeyiz. Mağdur olanların adliyeye getirilmeden Çocuk İzlem Merkezi'nde her türlü sorunun çözümünü içeren tedbirleri düşünüyoruz. Müebbet, ağırlaştırılmış müebbete varan cezaları artırmayı da değerlendiriyoruz. Önleyici tedbirleri görüşüyoruz. Kadına yönelik şiddeti önleyici tedbirlerle ilgili de Aile Bakanlığı ile irtibat halindeyiz, onların getirdiği öneriler de masamızda, gündemimizde. Kimyasal kastrasyon konusu da gündemimizde. Kimyasal kastrasyon geldi, istismar sona erer diye bir şey elbette yok. Ama bir kişinin bile istismarını önleyecekse, bu konu mahkeme ve sağlık yetkilileri tarafından beraber değerlendirilerek, o sanık tarafından bu tedbir uygulanırsa, fiili ortadan kaldırırsa, ihtiyaç olursa diye de bu tedbir olsun şeklinde değerlendiriyoruz.

Hakim ve savcıların iyi hal indirimi konusunda bilgilendirilmesi

Türkiye'de Yargıtay içtihatları mahkemelerin genel içtihatlarına yön veren kararlardır. Burada da Yargıtay'ın ilgili dairesinin nasıl davranılmasına gerektiğine dair içtihatları bellidir. 'Kravat taktı indirim'... Böyle bir yaklaşım doğru değil, asla bir hakim de böyle karar vermez, kanunda da böyle bir ifade yazmaz. Milyonlarca dosya, mahkeme var; elbette yanlış bulduğumuz kararlar var ama ben hukuk sistemimize, mahkemelerimize güveniyorum. Mahkemede bir eksiklik olursa Yargıtay'dan, İstinaftan döner. Ama  denetimleri eksik bırakmayacağız, Akademi Merkezinde,  Yargıtay içtihatları konusunda sürekli hakim savcılarımızı eğitiyoruz. Hem meslek içi hem de meslek öncesi eğitim veriyoruz. Her türlü farkındalığı oluşturmaya gayret ediyoruz. 

Küçük yaşta evliliğe zorlanan çocuklar

Bu konuda da asla böyle bir şeyin kabulü mümkün değil. Bu çocuğa yönelik şiddet bir saldırıdır. Böyle şeylerin tasvibi mümkün değil. Hem hukuken hem de idari olarak gerekli çalışmalar yapılıyor. Aile Bakanlığımız da ilgili hususta hala müeyyide anlamında ihtiyaç varsa o konuda masamızdadır. Tolerans gösterilecek bir husus değil, en ağır şekilde üzerine gidilecek bir husustur. Aile Bakanlığı hükümetimiz adına davaya da müdahil oluyor, bir eksiklik varsa temyiz ediyor. Hükümet olarak mağdurun bir daha mağdur olmasını ortadan kaldıracak şekilde çalışmalarımız sürüyor. 

FETÖ davalar...

FETÖ'nün silahlı terör örgütü olduğu Yargıtay kararıyla sabittir. Ceza Genel Kurulu da FETÖ'nün silahlı terör örgütü olduğu, amacının anayasal düzeni değiştirmek olduğu, devleti ele geçirmeye dönük bir örgüt olduğu kararını verdi ve bu kesinleşti. Yargı sisteminin bakış açısı bu şekildedir. Türkiye'de hem 15 Temmuz darbe girişimini yapanlar hem de örgüt üyesi olanlarla ilgili iki ana başlık içinde yargılamalar devam ediyor. Bir fiilen katılmış darbeciler, iki bu örgütün üyeleri, yardım edenleri. Bu konularda yargı makamları taviz vermeksizin mücadeleyi sürdürüyor. Buradaki temel referans da anayasa, hukuk, adalet. 'Bu şunu yapmamıştı'... Bunun kararını biz veremeyiz, ben bile bilemem. Kararını verecek olan ilgili mahkeme, dosya kendilerinde. Mahkemeler beraat etmesi gerekene beraat, mahkum olacaklara da mahkumiyet kararı veriyor. Yanlış olduğunu düşünüyorsak da kamunun adına savcılar itiraz ediyor. Yargılamalar bitene kadar 'Herkes suçludur' diyemeyiz. O gece orada bulunanlardan, mesela erlermiş, öğrencilermiş alınmış. Ama bakıyorsunuz hiçbir şekilde fiil yoksa beraat da ediyor.

Maocu hakim örneğini anlattı

Mağduriyetler şimdi azaldı. Mahkemeler olaya karışmamışsa beraat kararı veriyor. Ama ister er, öğrenci hangi mevkide olursa olsun, darbeye fiilen iştirak etmiş, vatandaşımızı şehit etmişse de cezasını alıyor. Bizim yapmamız gereken hukuka, yargıya güven. Çok olağanüstü bir darbe girişiminden geliyorsunuz, atipik bir terör örgütü, kendini gizleyen, gizlilik içinde çalışan bir örgüt. Bakın bu konuda bir örnek; yargı içinde Maocu diye bilinen bir hakim, daha sonrasında FETÖ'cü olduğu ortaya çıkıyor. FETÖ dini kullanan bir örgüt, sorsanız yargı camiasında herkes 'Bu adam Maocu, Leninci' der, FETÖ'cü çıkıyor. Bu konuda da yargı temizlik yapıyor. Eksiklik olduğunda da bir üst mahkeme değerlendiriyor. Şu anda FETÖ'den 35 bin dolayında tutuklu var, ilk derece mahkemelerinde davalar hızla sürüyor.


Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Maocu hakim örneğini anlattı

FETÖ tamamen temizlendi mi?

Elbette FETÖ ile mücadele konusunda her şey bitti, hepsini deşifre ettik gibi bir rahatlık asla olmamalı. Dün yapılan bir soruşturmada bir hakim adayının, hakim ve savcı sınavına çalışmak için bir araya geliyorlar, sızmaya çalışıyorlar. Ama soruşturmayla gözaltına alındılar. Her şey deşifre edildi, FETÖ'yü içeriye aldık, bitirdik diye bir rahatlığa düşmemek lazım. 40 yıllık bir örgütten bahsediyoruz, 40 günlük bir mücadeleyle bunlar sona erdirilemez. Bu konuda hukuk çerçevesinde, vatandaşına, bürokrasisine şüpheyle bakan bir yaklaşımla da değil, mücadele sürdürülecektir. 

Fetullah Gülen'in iadesi

Hukuk adına eğer gerçekten uluslararası hukuk, terörle mücadele kapsamında ilkeler dikkate alınacaksa umutluyum. Dikkate alınmasını da bekliyorum. Ama gördüğümüz tablo, Afrin'deki meseleler hususunda bakılınca meseleye hukuk değil, siyasi açıdan bakılıyor. Bu tutum devam ederse de bir terör örgütünü koruma, işbirliği görüntüsü içinde bir devlet görüntüsü oluşacaktır. Bu devlet için en istenmeyen durumdur diye düşünüyorum. Dışişleri Bakanlığımızın moderasyonunda bir heyet geldi Türkiye'ye, Adalet Bakanlığımızın da katılımıyla 'Daha nasıl bir delil, neye ihtiyaç duyuyorsunuz' diye çalışmalar yapıldı, sürdüreceğiz. Uluslararası iadelerde bir  suçu kesin olarak kanıtlamak diye bir şey yoktur. İade edilecek kişiyi alacak, yargılayacak, karar vereceksiniz. ABD-Türkiye arasındaki ilişkide de olası ve makul şüphe iade için yeterli. Türkiye'de darbe girişiminin FETÖ tarafından yapıldığı, yüzlerce binlerce itiraflar, deliller olan bir durumu yaşıyor, biliyoruz. Dolayısıyla bu konuda hukukun ve sözleşmelerin gereği iadesini bekliyoruz.

Cezaevlerinde tektip kıyafet

Bir kanun çıktı, KHK'lar Meclis'te de onaylandı. Teknik hazırlıklar devam ediyor. 

Adil Öksüz'ün iadesi

Mahkemelerimizin bir talebi oldu. Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Almanya'ya iletildi. Orada da uluslararası hukukun gereği iadesini bekliyoruz. Oradan da bize verilmeyeceğine dair bir şey söylenmedi. İadesini bekliyoruz.

Eski PYD Başkanı Salih Müslim 

Ülkeler arasında geziyor. Brüksel'deyken iade talebi olmuştu, bildirdik; Çekya'da olduğu öğrenilince hemen iade talebini bildirdik. Mahkemenin orada 'AB ülkeleri içinde gezmek koşuluyla' gibi bir kararı oldu. Bizim Güvenpark'ta çok canımızı yakan bir olayın faili bu kişiyle ilgili uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımızı kullanıyoruz, iadesini, bağımsız mahkemelerimizde hesap vermesini istiyoruz. Nerede olursa olsun, hangi ülkede olursa olsun... Danimarka, Almanya, Finlandiya'ya da yazıldı, Interpol'e de yazıldı. Henüz olumlu bir şey gelmedi ama hükümetimiz gerekli takibi yapıyor. Biz en son Almanya'daydı, oradan da istedik.

Gazetecilerin, akademisyenlerin tutukluluğu, Şahin Alpay'ın tahliyesi

Öncelile şunu ifade etmek lazım. Hem Anayasa Mahkemesi hem ilk derece mahkemeleri, anayasa ve kanunlarca kurulan görev ve yetkileri belirlenen mahkemeler. Dolayısıyla tüm mahkemelerin ve vatandaşların hukukun itibarını korumak görevidir. Burada anayasanın 153. maddesi gayet açık: 'Anayasa Mahkemesi kararları, yasama, yürütme, yargıyı bağlar'. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi'nin kararının bağlayıcılığı konusunda hiçbir  tereddüt bulunmamaktadır. Bu kararda iki noktayı tespit etti Anayasa Mahkemesi. Birincisi; bir hak ihlali tespit ettiğinde, sadece tahliyeyle sonuç ortadan kalkar diye bir tespite gitmiyor. Yerel mahkeme tutukluluğun devamına karar verdi ama ihlalin ortadan kalkmadığı yönünde bir karar verdi. Yani diyor ki: 'Sen tahliye ederek bu ihlali ortadan kaldırırsın'. Dolayısıyla mahkeme de tahliye ederek bu karara uymuştur. Elbette Anayasa Mahkemesi bir nihai yargılama kararı vermiyor, tutukluluğa ilişkin bir tespit yapıyor. Bir kişinin suçlu mu, suçsuz mu olduğuna ilişkin kararı, şu an yargılamayı yapan mahkeme, istinaf ve Yargıtay verecektir. Anayasa Mahkemesi bir ihlali tespit etmiştir, yargılamayı yapan mahkemede uymuştur. Türkiye'de hukuk sistemi işlemektedir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye'ye bir yaptırım uygular mı?

Türkiye'de bireysel başvuru hakkı aktif bir şekilde kullanılabilen, etkin bir yoldur. Hükümetimizin de önemli bir reform olarak getirdiği bireysel başvuru hakkı işlemektedir. Anayasa Mahkemesi de bu konuda kararlarını vermektedir. Son kararı da Anayasa Mahkemesi vermiştir. Tespitin nasıl giderileceğine ilişkin bir karar vermiştir, yerel mahkemede buna uymuştur. Türkiye'de bu mekanizma aktif işlemektedir. 

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden geri dönüş olur mu?

Asla doğru değil. Geri dönüş değil ileriye gidiş istikametinde olan bir hükümetiz. Asla böyle bir şey olmaz. Türikye 2023 vizyonuyla, daha geniş bir projeksiyonla istikrarını, kendi iç dirliği ve birliğini, kuşatıcı siyaset diliyle, devlet yönetimiyle Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde daha emin adımlarla ilerleyecektir. Sayın Cumhurbaşkanımız başkanlığında partimizdeki bir komisyonda geldiğimiz noktayı değerlendiriyoruz. Bunun çalışmaları olgunlaştıkça kamuoyuyla da paylaştırılıyor. Aslolan Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin kuşatıcılığı daha bir arada yaşamayı mümkün kılan bir sistem olduğu açık. Bu nedenle de bugün ittifaklar, bir araya gelişler hep konuşuluyor. Neden? Çünkü yüzde 50+1'i almak için daha geniş olacak, toplumun farklı kesimlerini ayrıştırmadan kucaklayacak, bir araya geleceksiniz ki ülkeyi yöneteceksiniz. Bizim oy sorunumuz yok ki, yüzde 50 oy alan bir partiyiz. Türkiye daha istikrarlı olsun diye. Bizim Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde bir istikrar sorunumuz yok, bunu kalıcı hale getirmek için bu sistemi getirdik.

Arabulucu sistemi

14 bin 355 anlaşma, 6 bin 600  anlaşamama gerçekleşmiş. Bu önemli bir rakam. Birçok mahkemede davalar artık daha erken bitecek. Çalışma barışını da olumlu etkileyen bir süreç. 

Hayvan hakları ve hayvanlara şiddetle ilgili süreç

Bu konuda daha önce açıklamıştık, bir süreç var. Ete kemiğe büründürdük, barolara, üniversite ve akademisyenlere taslağı gönderdik. Kanunlar bir günlük konjonktürel değil. Bir çok boyutuyla arkadaşlarımız değerlendiriyor. Esas itibariyle daha önce hayvanlar bir mal gibi görülüyor, 'mala karşı suçlar' çerçevesinde değerlendiriliyordu. Sahipli hayvana karşı bir suç işlenirse, suç sayılıyordu. Biz bunu ister sahipli olsun, ister sahipsiz olsun, bir candır; cana karşı işlenen suç olarak düşünüyoruz. Farklı düşünen hukukçular da var ama biz burada bir farkındalık, bir can taşıyan ve insana emanet edilen varlığın korunması hususunda para cezalarını artıran, para cezaları olanların hapis cezasına dönüştürülmesini düzenleyen bir çalışma var. Kamuoyundaki değerlendirmeleri de alacağız, tam bir olgunlaşma olduğunda açıklayacağız. 

Sosyal medyada işlenen suçlar

Sosyal medyada belli kişilerin, trol diye ifade edildi, Cumhurbaşkanımız da rahatsızlıklarını ifade etti, siyaseten ya da sosyal konularda çok yanlış sözler söyleyen, paylaşanlar vra. Ama bu hukukun değil de ahlakın sorunu, biraz da hukukun sorunu. Paylaşanlardan dolayı yola çıkıp da genele şamil kılmak da yanlış olur. Nasıl olur da bir insan sevdiğini kaybeder, bundan birileri memnun olur. Bunlar insan değil zaten. Buradan kalkıp da bizim Türk milletine bunu teşmil etmek yaklaşımını da doğru buldurmuyorum. İran'daki elim kazada hayatını kaybedenlerin ailelerine de bu vesileyle başsağlığı diliyorum. Adana'daki olayda o çocuğun sağlık raporunu sosyal medyada yayınlayanlar oldu. Bu bir çocuk, büyüyecek, eğitim görecek, sosyal hayata kavuşacak. Bunları gerçekten sorumsuzca paylaşanlar var. Ama özgürlükleri koruyacak, bu gibi şeyleri de disipline edecek şekilde çalışma yapılması lazım.

Fenerbahçe-Galatasaray derbisi tahmini

Benim tahminim yine Fenerbahçe maçı alır diye düşünüyorum. Güzel, keyifli bir maç olsun diliyorum. Fenerbahçeliyim. 

Seçim ittifakı yasası

İttifak çok iyi çalışacak. Seçim daha güvenli, serbest, demokratik katılımı sağlayan çok önemli düzenlemeler geldi. Türk siyasi hayatımıza hayırlı olmasını diliyorum.