hourSON DAKİKA
left-arrowright-arrow
weather
İstanbul
down-arrowup-arrow

    İngiltere'nin Avrupa Bakanı CNN TÜRK'te

    Türkiye son dönemde yoğun bir diplomasi trafiğine eve sahipliği yapıyor. O konuklardan biri de Birleşik Krallık Avrupa Bakanı James Cleverlyk gündem de ise Rusya Ukrayna savaşı sonrası yaşanan gıda krizinden, ikili ticari ilişkilere kadar pek çok başlık var. Peki İngiltere Türkiye'nin Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya üyeleğine yönelik tavrına ne diyor? Bir yandan da İngiltere'nin göçmenleri Ruanda'ya göndermesi dünya gündeminde. CNN TÜRK Muhabiri Gülşen Coşkun konuk bakana tüm bu başlıkları sordu.

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    Sayın Bakan Türkiye'ye hoş geldiniz. Öncelikle ziyaretinizle başlayalım. Gündeminizde hangi başlıklar ?

    James Cleverlyk: Pek çok konu var aslında. Tabii ki şu dönemde Karadeniz'deki güvenlik konuları en önemli başlıklardan. Bir yandan Türkiye-İngiltere ile NATO'da çok güçlü ve uzun dönemli bir güvenlik ortağı. Ama bunlar dışında iş-ticaret ilişkileri konularında konuşma fırsatı da bulduk. Özellikle de İngiltere ve Türkiye'nin karşılıklı yatırımları ile ilgili. Yani hem güvenlik hem de uzun dönemli dostluk ilişkilerimiz konusundaki başlıkları ele alıyoruz.

    Az önce ticari ilişkilerden bahsettiniz. Türkiye ile yeni bir işbirliği planı var mı bu konuda?

    JC: Biz Avrupa Birliği'nden ayrıldığımızda Türkiye ile bir ticaret anlaşması imzaladık. Covid sonrası döneme de bakıyoruz yeniden ticari ilişkileri geliştirmek için. Hizmet ticareti gibi konular üzerinde duruyoruz ve karşılıklı olarak iki ülkenin kurallarını tanıyoruz. Ayrıca enerjide çeşitlilik gibi başlıkları da konuşuyoruz. Yani gerçekten ticaretin geleceği konusunda çok güzel fırsatlar var uzun dönemli dostluk ilişkimizde.

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    Rusya-Ukrayna savaşı ve savaşın bölgeye etkisinden bahsedelim. En önemli problemlerden biri gıda krizi. Ve Karadeniz'de konuşulan gıda koridoru. Türk mevkidaşlarınızla bu başlık özelinde neler konuştunuz?

    JC: Türk hükümeti gerçekten boğazlardaki yükümlülükleri sürdürme, Montro Sözleşmesi, Karadeniz'e gemilerin geçişinin, özelliklede savaş gemilerinin geçişinin düzenlenmesi noktasında çok güçlü. Biz bu katkıya değer veriyoruz ve Türkiye'ye pozisyonundan dolayı teşekkür ediyoruz. Fakat Ukrayna tarafında bekletilen tonlarca tahıldan bahsediyoruz. Bu Dünya'nın ihtiyaç duyduğu bir gıda. Bu noktada Rusya'nın işgali tahıl ihracatını oldukça zorlaştıran bir hale getirdi. Dünyanın bu gıdaya ihtiyacı var, Ukrayna'nın da ticareti sürdürmeye. İşte Türkiye ile bu süreci, oradaki tahılın ihraç edilebilmesini kolaylaştırmak için çalışmak istiyoruz. Ve temaslarımda en geniş çaplı olarak konuştuğumuz konu bu.

    Türkiye ile birlikte bu konuda çalışmak istediğinizden bahsettiğiniz. Biraz detay verebilir misiniz?

    JC: Şu an için elimizde aslında tüm detaylar yok. Birlikte üstesinden gelmek istediğimiz zorluklar var. Türkiye diyaloğu artırmak için çalışıyor. Rusya ve Ukrayna arasında maalesef bu görüşmeler henüz tam istediğimiz gibi verimli olamadı. Tahılların ihraç edilebileceğini garantilememiz gereken bir yol bulmamız gerekiyor. Türkiye tabii ki bunun çok önemli bir parçası olacaktır, o rol ne olacaksa. Özellikle de Birleşmiş Milletlerin planına destek vererek. Biz de bu tahılların güvenli bir şekilde ihracına destek vermek istiyoruz en kısa zamanda.

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    Ve bir diğer önemli konu. Finlandiya ile İsveç'in NATO'ya üyelik başvurusu. Türkiye diyor ki "Terör örgütlerine destek veren ülkelerin NATO'ya üyeliğini onaylamıyoruz." Türkiye'nin tavrı için ne dersiniz?

    JC: Finlandiya ve İsveç'in ordusu çok yetenekli. Bu nedenle NATO'nun güvenliği noktasında onların olumlu katkıları olabilir, Türkiye'nin güvenliği de dahil olmak üzere. Fakat tüm üyelerin NATO'nun diğer üyelerinin güvenlik endişelerini anlaması da önemlidir. NATO'ya katılmak isteyen ülkeler, Türkiye'nin dile getirdiği endişeleri ele almalılar. Biz üyelik başvurusunu destekliyoruz ama diğer taraftan da Türkiye'nin de bu konuda güvende hissetmesini istiyoruz. Biz bu konuda dostlarımızla çalışmaya devam edeceğiz. Finlandiya, İsveç ve Türkiye, hepsi bizim iyi dostlarımız. Bu ilişkinin işe yaramasını istiyoruz.

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    Ülkeniz sığınmacıları Ruanda'ya göndermeye karar verdi. Öncelikle bu planın amacı neydi?

    JC: Birleşik Krallık her zaman dünyanın dört bir yanından sığınma arayan insanlara karşı cömert bir ev sahibi olmuştur. Ama bu sığınmacıları insan kaçakçılığı ve suç çetesi olarak suistimal eden, kullanan bazı insanlar var. Ve biz bu sığınmacıların güvende olmasını istiyoruz. Ruanda da güvenli bir ülke. Biz insan kaçakçılarına ve hedeflerine, Birleşik Krallık'a gelmek için bu yolları kullanmamaları gerektiğini göstermek istiyoruz. Birleşik Krallık'a gelmek için yasal yollar kullanılmalı.

    Ama bu kararın sığınmacılar için bir risk olacağı yönünde eleştiri ve iddialar da var?

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    JC: Ruanda ile iyi bir dostluğumuz var ve güvenli bir ülke. Ekonomik olarak da gelişen bir ülke. Sığınmacılar için tehlikeli olan hayatlarını insan kaçakçılarının ellerine teslim etmek. Ve biz diyoruz ki yasal kurallar var. Biz yasal yolları kullanan insanları memnuniyetle karşılıyoruz. Eğer Birleşik Krallık'a gelmek istiyorlarsa bu insan kaçakçılarının ellerine teslim etmesinler kendilerini.

    Ruanda'ya göndereceğiniz kaç sığınmacı var? Elinizde bir rakam var mı?

    JC: Biz şuan spesifik bir rakama sahip değiliz. Bu tabii ki yeni bir durum. Biz o insanların güvende olduğundan emin olmak istiyoruz. Dünyanın en zor durumdaki ve özgürlük elde etmeye çalışan insanlarını kullanan insan kaçakçılarını desteklemek istemiyoruz.

    Sıradaki Haberadv-arrow
    Sıradaki Haberadv-arrow