Film değil gerçek: Manisa Tarzanı

Ege bölgesinin incilerinden biri olan Manisa'dan kuzey yolunu izleyerek 24 km gittiğinizde yeşilliğiyle gözlerinizi alan Spil Dağı'yla karşılaşırsınız. Spil Dağı, artık betonlaşmaya başlayan, alışveriş merkezlerinin, gökdelenlerin etrafı sarmaya başladığı Türkiye'de ender rastlanan doğa harikalarından biri olma özelliğini koruyor, yolu oraya düşen herkesi büyülüyor. Spil Dağı, Manisa halkı tarafından özenle korunuyor. Ama bir de bu harikanın yaratıcısı olarak adını tarihe yazdıran gizli bir kahraman var. O kahramanın adı; Manisa Tarzanı.



Manisa Tarzanı, ismini bir filmden almış, bir filme konu olmuş olsa da bir filmin kahramanı değil. Manisa Tarzanı hayatını doğaya adayan, Spil Dağı'nı kendine ev yapan ilk çevreci insanın halk içinde bilinen adı. Gerçek adı ise Ahmeddin Carlak. Ama o Carlak soyadını kullanmak yerine yaşam felsefesini kendine örnek aldığı evliya Ahmet Bedevi'nin soyadını kullandı. Artık onun adı Ahmet Bedevi idi.
Ahmet Bedevi'nin yaşam öyküsü 1899 yılında Bağdat'a yaklaşık 100 km. uzaklıktaki Samara kentinde başladı. Bir Kerkük Kürt'üydü. Ahmet Bedevi'nin doğduğu yıllar savaş yıllarıydı ve dünyaya gelen her erkek bebekler çocuk değil, asker sayılıyordu. Ahmeddin Bedevi'de gençliğinin büyük bir bölümünü savaşlarda geçirdi. Önce I. Dünya Savaşı'na katıldı, ardından Kurtuluş Savaşı'nın bir neferi oldu. Kurtuluş Savaşı'ndan hemen önce, Kafkas Cephesi'nde Kâzım Karabekir Paşa'nın komutası altında er olarak görev aldı. Ahmet Bedevi'ye cephede düşman askeriyle göğüs göğse çarpıştığı için Şeritli İstiklal Madalyası verildi.
Ahmet Bedevi cepheden ayrıldığında elinde Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyası, adının başında gazi unvanı ve içinde İstiklal Harbi'nde savaşmış olmanın verdiği gurur vardı. Lakin artık asker değildi ve sivil hayatla tanışması gerekti. Yol onu doğup büyüdüğü yere değil, Manisa'ya götürdü. Yıl 1923'tü. Ahmet Bedevi şehre geldiğinde ise karşılaştığı manzara karşısında çok üzüldü. Kurtuluş Savaşı'nı kaybetmiş olan İtilaf Devletleri ordularını geri çekerken Batı Anadolu'yu ateşe vermişti. Bu ateş Manisa'nın yemyeşil doğasını katran karasına çevirmişti. Ahmet Bedevi bu görüntüyü görür görmez kararını verdi. Düşmanın yok ettiği doğayı yeniden canlandıracaktı. Artık Ahmet Bedevi, Savaşta koruduğu ülkenin topraklarının gönüllü çevre bekçisi olmuştu.
Ahmet Bedevi kimsesiz ve yoksuldu. Manisa Belediyesi'ne çalışmak için başvurdu. Belediyenin kadrolu çöpçüsü oldu. Ama onun aklı fikri ağaçlardaydı. Belediyenin bahçesinde boş bulduğu yere ağaç dikiyordu. Bunun fark eden belediye başkanı Ahmet Bedevi'yi bahçıvan yardımcısı yaptı. Ahmet Bedevi ömrü boyunca bu işi yaptı. Manisa halkı yaz kış sadece siyah bir şortla ve ayağında lastik bir pabuçla kentin sokaklarında dolaşan, saçı sakalı uzun bu yalnız adamı önce biraz garipsedi. Ama Ahmet Bedevi kendisine şaşkınlıkla bakan gözleri umursamadı. Onun amacı savaşta zarar görmüş Manisa'yı yeniden canlandırmaktı ve bunun için var gücüyle uğraştı. Spil Dağı'na ağaçlar dikti, o ağaçlara gözü gibi baktı. Zamanla ağaçlar onun çocuğu, yağmurlar sevgilisi oldu.

Bedevi dünyevi zevklere diğer insanlar gibi önem vermediğinden kendine bir ev tutmak yerine kendine Spil Dağı'nda bulunan Topkale'de kendine bir kulübe yaptı. Kulübenin penceresi dahi yoktu. Ahmet Bedevi, üstüne gazete örttüğü sedirde yatıp kalktı. Çok sonraları kendine hediye edilmek istenen uyku tulumunu ileride misafirleri gelir de onları yatırmak zorunda kalırsa diye kabul etti. Karnını Dede Niyazi'nin lokantasında bir köşede sessizce doyurdu. Bedevi'nin kişiliğindeki en önemli özelliklerden birisi de kimseye borçlu kalmamaktı. Bu yüzden yediği yemeğin karşılığı olarak lokantaya tenekeyle su taşıdı.

Bedevi, kıyafetlerini çıkarmakla kalmamış saç ve sakal traşı olmayı da bırakmıştı. Dundan dolayı bazı insanlar ona hacı demeye başladı. Ahmet Bedevi çevreyi yeşillendirmenin dışında kendisine bir iş daha bulmuştu. Her öğle vaktinde Topkale'deki topu ateşleyerek, günün o saatini duyurmayı bir görevi saydı. Bunu yapmasındaki bir diğer neden de bu top atışının huzuru ve barışı koruduğunu düşünmesiydi. Artık hacı lakabının önüne bir kelime daha eklenmiş, Ahmet Bedevi Manisa halkının biricik topçu hacısı oluvermişti.

Manisa halkı 1934 yılında sinemalarda şehirlerinin topçu hacısına benzeyen biriyle daha karşılaştı. Aynı Ahmet Bedevi gibi giyinmeyen, yarı çıplak ormanlarda dolaşan bu film kahramanının adı ''Tarzan''dı. Ahmet Bedevi'nin adı o saatten sonra unutulacak, nesilden nesile ''Manisa Tarzanı'' olarak aktarılacaktı.

Yıllar geçiyor, Manisa halkı Manisa Tarzanı'na, Manisa Tarzanı halka daha çok alışıyordu. Özellikle çocuklar Manisa Tarzanı'na bayılıyordu. Çünkü Manisa Tarzanı eline aylık olarak geçen üç kuruş parasıyla çocuklara şeker alıyor geri kalanıyla sessizce ihtiyacı olanlara yardım ediyordu. Kadınlar ise Manisa Tarzanı'nın olur olmadık yerde karşılarına çıkıp kendilerine çiçek vermesine alışmıştı. Birçok kadın Manisa Tarzanı'yla evlenmek için ona mektup bile gönderdi. Ama Manisa Tarzanı hayatında sadece bir kez âşık oldu. Âşık olduğu kadın İran'a ait bölgede yaşayan Şeyh Tahir kabilesinden Meral'di. Ahmet Bedevi, onunla evlilik hazırlığı yaparken Mustafa Kemal'in milli mücadele çağrısını duyup, evlilikten vazgeçmişti.

Manisa Tarzanı, vatan sevgisini, aşktan, aile kurmaktan üstün tutmuştu. Ahmet Bedevi her şeyden önce Türk olmaya aşıktı. Yıkık dökük kulübesinde sürekli bir Türk bayrağı asılı bulunmaktaydı, Atatürk öldüğünde ''babamız öldü'' diye ağlamış ve uzun süre yas tutmuştu. Savaş bittiğinde Kerkük'e değil de Manisa'ya gelme sebebi de Türk yönetiminde olmayan bir yerde yaşamak istememesiydi. Manisa halkı ilk geldiğinde deli gözüyle baktıkları, kışın bile yarı çıplak dolasan, orta boylu, düzgün yapılı, çevik insanı kabullenmekle kalmamış, onu el üstünden tutmaya başladı. Ahmet Bedevi sayesinde artık Manisa, yeşil Manisa olmuştu.

İstiklal Harbi'ni geride bırakmış bir ülke olarak Türkiye başka bir dönemden geçiyordu. Artık tek partili dönem bitmişti. Muhalefet partisi olarak görev Demokrat Parti 1950'deki seçimleri kazanabilmek için ülkenin dört bir yanında çalışmalar başlattı. Manisa halkının desteğini almak içinse artık Manisa'nın bilgesi sayılan Ahmet Bedevi ile görüştüler. Demokrat parti yetkilileri Ahmet Bedevi'ye seçimleri kazandırdıkları takdirde Manisa'da tek bir ağaç bile kesilmeyeceğinin sözünü verdi. Ahmet Bedevi, çocuklarını can tehlikesinden kurtarmış bir baba coşkusuyla demokrat parti yetkililerine yardım etti. Demokrat Parti seçimi kazandığında Ahmet Bedevi kandırıldığını anladı. İnsanların acımasız dünyasından kaçan, dağlarda nefes aldığını anlayan, evlatlarım dediği ağaçların gölgesinde soluklanan Ahmet Bedevi kandırılmasına kandırılmıştı ama hiç yılmadı. "Başka yerde yaşayamam" dediği Türkiye'nin her karışını görmek için Manisa Dağcılık Kulübü'ne üye oldu..

Tarzan yeni arkadaşlarıyla beraber Toroslar'a, Cilo Dağı'nın, Munzur Dağı'nın tepesine çıktı. Buralara dalgalanması için Türk bayrağı dikti. Anadolu'yu şehir şehir gezdi. Gittiği her yerde dikkat çeken Tarzan, insanların ilgileri karşısında hem utanıyor hem de bundan mutluluk duyuyordu.
Tarzan'ın ağaç sevgisini bilen Dağcılık Federasyonu Başkanı Asım Kurt, Tarzan'dan Ankara'yı da yeşillendirmesini istediğinde Manisa Tarzanı: "Manisa'da binlerce evladım var, onlardan ayrılamam" diyerek bu teklifi reddetti.
Manisa'nın ağaç ve yeşilliği ile özdeşleşen Tarzan, Türkiye'deki dağların zirvelerine tırmanmayı tamamlayıp Manisa'ya döndüğünde, kesilmiş ağaçları görünce, "Yokluğumdan yararlanıp ulu çamları kesmişler, evlatlarını kaybetmiş baba gibiyim, göğsüme hançer saplanıyor, dayanamıyorum" diyerek üzüldü. O kadar üzüldü ki kalp spazmı geçirerek hastaneye kaldırıldı. Aşırı efor nedeniyle kalp büyümesine bağlı yetmezlik teşhisi konulan Tarzan'a, kendisini daha az yorması önerilse de, o tam iyileşmeden hastaneden çıktığı gibi; kent merkezindeki park içerisine hazırlanmış yeni kulübesi yerine, Spil Dağı eteklerindeki ilk kulübesine yerleşti. Sağlık şartları bakımından tekrar hastaneye kaldırıldığı 31 Mayıs 1963 günü ise vefat etti.
Manisa Tarzanı , ölümünden sonra da ölümünden önceki gibi sevilmeye devam etti. Adına heykel yapılacak kadar sevilen Manisa Tarzanı, her yıl 31 Mayıs ve 5 Haziran tarihleri arasında Manisa halkı tarafından anılıyor.
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
 
LG
MD
SM
XS