Uğur Hakan Hacıoğlu Uğur Hakan Hacıoğlu

Efza: “Şarkılarımda Hayatıma Yakın Gördüğüm Hikayeler Mevcut.”

18.11.2020 Çarşamba | 12:55

Vaka sayılarının artması bizi gittikçe daha da bireysel kabuklarımızın içine çekiyor. Gün geçtikçe eski alışkanlıklarımızdan vazgeçiyoruz. Bunun yanında süreç bizim ister istemez değişmemize hatta dönüşüm geçirmemize sebep oluyor. Böylesi bir süreçte yalnızlığı, melankoliyi, gözlemlerine dayanarak hikayelerini anlattığı insanları bizlerle buluşturan Efza kariyerinin henüz başında olmasına rağmen müzikal çalışmalarıyla adından söz ettirmeye başladı. Pandemi sürecinde yoğun üretim halinde olan Efza ile son çalışmaları hakkında konuştuk.

Müziğe ilginiz henüz çocukluk yıllarında aile içerisinde başladı. Genç yaşlarda müziğe atılım noktasında ailenizin size karşı desteği nasıl oldu?

Önce hobi olarak yapmamı istediler. Müzik öğretmeni olmam konusunda ısrarlılardı. Hala da büyük aile sofralarında bir araya geldiğimizde bu konular konuşulur… Kısaca hayatımı garantiye almamı istediler. Fakat yavaş yavaş birilerine, bir yerlere ulaşmaya başladı müziğim. Anlayanlar, dinleyenler, sevenler oldu. Bu yüzden inanmaya ve benimsemeye başladılar. En önemlisi benim başka bir şey yapmak istemediğime ikna oldular. Annem arabada şarkımı söylerken bana video yolluyor. Babam şarkılarını sadece gitar ve vokal olarak yüklesen daha iyi olur diyor ya da parçayı masteringe yollayıp yollamadığımı soruyor. Babaannem ritim tutuyor…

Günümüzde yolun başında birçok müzisyen aranjman şarkılara yönelirken siz sözü, müziği hatta işin yapım kısmında da yer alarak önemli işlere imza attınız. Kariyerinizin ilk yıllarında işin mutfağına da girdiğinizi hesaba katarsak ne gibi tecrübeler edindiniz?

Evime stüdyo kuralı 2-3 sene oldu. Düzenlemelerimi ve mixlerimi kendim yapmaya başladığımda daha kreatif düşünmeyi öğrendim. Müziği daha farklı dinliyorum artık, her ayrıntısına dikkat ediyorum, müziği inceliyorum. Bu şekilde dinlemek zor olsa da her seferinde yeni bir şey öğretiyor. En önemlisi hayal gücümü ve gerçekliği gerektiğinde birbirinden ayırt etmeyi öğrendim. Kendi izlediğim yol adına daha disiplinli olmayı ve yaratıcılığın dışında planlı ve bir sonraki adımı düşünerek hareket etmeyi tecrübeledim.

Bence bir diğer önemli husus sosyal medya... Günümüzde sanatçıların ortaya çıkardığı çalışmaları duyurması da başlı başına bir sektör… Bu anlamda ne gibi çalışmalar gerçekleştirdiniz? Çalışmalarınızla alakalı sosyal medyayı nasıl kullanıyorsunuz?  

Bağımsız bir şarkıcı olarak ben de sosyal medyanın elimdeki en büyük güç olduğuna inanıyorum. Şarkılarımla ve yaşam stilim ile birlikte bir kimlik oluşturmaya çalışıyorum. Kendi imkanlarım doğrultusunda özellikle yeni bir şarkı çıkacağı zaman ve çıktıktan sonra şarkının görseli, var ise videosu ile birlikte sürekli paylaşım yapıyorum. Şarkıyı yaptığım zamanlardan kendi fotoğraflarımı, videolarımı da paylaşıyorum. Sözlerinden sevdiğim cümleleri ekliyorum. Diğer çalışmalarıma kadar süreç özellikle uzunsa sosyal medyayı aktif kullanmaya çalışıyorum. Kendi fotoğraflarımı, yeni gelecek şarkılardan küçük hikayeler ve sözler paylaşıyorum. Eski şarkılarla ilgili de hatırlatmalar yapmaya çalışıyorum.

Pandemi sürecini üretken geçiriyorsunuz. Bu verimliliği neye borçlusunuz?

Pandemiden önce yaşadığım duygu durumunu hep ertelediğimi fark ettim. Hayatın yoğunluğu, bir yerlere yetişmeye çalışmak… Heyecanı, üzülmeyi, gülmeyi tam dışarı vuramama sebep olmuş. Evde yalnız kaldığımda kendimi daha fazla tanıdım. Sadece kafamda çalanları yapmak istedim, özgünlük ve yaratıcılık kavramlarına yoğunlaştım. Ne kadar dinleneceğini önemsemeden… Neler yapabileceğimi ya da ne yapmak istediğimi daha fazla kavrayabildim. Bütün ertelediğim duyguları birden şarkıların düzenlemelerinde yaşamaya başladım, söz ve müzikler zaten çok öncesine dayanıyor. Bu da 6 tane yayımlanan 3, 4 tane de üzerinde düşündüğüm şarkı olarak bana geri döndü.

Şarkılarınızda ucu açık cümleleri sevdiğinizi gözlemliyorum. Gözlem demişken… Bazen sessizce bir köşede gözlem yapıp insanları seyrediyor musunuz? Bu bağlamda şarkılarınızda yer alan insanlar oldu mu?

Pandemiden önce tek başıma küçük kafelere gidip insanları ya da tarihi binaları izlerdim. ‘’Acaba bu insan ne yapıyor?’’ ya da ‘’Bu hayatta ne yapmak isterdi?’’, ‘’Bu binalarda kim bilir neler yaşandı?’’ şeklinde sorular döner kafamda ve tam da dediğiniz gibi sessizce gözlemlerim… Bu çok fazla ilham veriyordu. ‘’Düzen’’, ‘’Gündüz Vakti Bir Caz’’ ve ‘’Son Model Arabesk’’ ismini verdiğim şarkılarımda bu empatiler ve kendi hayatıma yakın gördüğüm hikayeler mevcut.

Şiir ve küçük İskender sizin için ne ifade ediyor? Kişisel olarak da bakarsak gelecekte müziğin yanında şiirle ilgili bir atılımda bulunmayı düşünüyor musunuz?

Şiirler de bir başka ilham kaynağım diyebilirim.

Özellikle yeraltı edebiyatının özgürlüğünü seviyorum. Kuralsızlık, esneklik… En sevdiğim isim de küçük İskender. Tanışabilmeyi çok isterdim… Kendi müziğimde, şarkı sözlerimde kullandığım üslubu da özgürlüğe ve kuralsızlığa yakın görüyorum. Evet, bir şiir kitabı çıkarmak istiyorum. Kitap hazır, doğru zamanı bekliyorum.

Son çalışmanız Kelebek Etkisi ile ilk düet çalışmanızı gerçekleştirdiniz. Daha önceki çalışmalarla kıyaslarsak Kelebek Etkisi dinleyiciye diğerlerinden farklı olarak ne sunuyor?

Kelebek Etkisi’nde her şeyden önce iki insanın bir kaos teorisine, evrenlere, enerjilere, önceki hayatlara, yalnızlığa, bütünlüğe, aşklara ve travmalara farklı zihinlerden bakışı var. Bu yüzden duygu yoğunluğunun çarpı iki olduğunu düşünüyorum ya da farklı anlamlar, farklı hikayeler… Müzikal olarak ise Emir ve benim tarzımızın ortaklığı var o yüzden hem farklı hem de aslında biz olduğunu söyleyebilirim.

Emir Bermuda ile birbirinizi görmemiş olsanız da telefon görüşmeleriyle Kelebek Etkisi çalışmasını gerçekleştirdiniz. Şarkı önceki hayatlara vurgu yapıyor olsa da siz de hala tazeliğini koruyan pandemi sürecinde mesafeli bir ortaklık gerçekleştirdiniz. Peki, bu ortaklığın yeni çalışmaları olacak mı?

İkinci şarkıyı yapma fikrini gündeme getirdik ve yapacağız. Kelebek Etkisi’ni benim doğum günümden bir gün sonra yayımlamıştık. Şimdi Emir’e onun doğum gününden bir gün sonra yayımlama fikrini sundum… Emir ile hala tanışamadık. Büyüyü bozmamak adına şimdilik tanışmayacağız da…

Geleceğe dair projeleriniz nelerdir?

Hep sahnede olmak istiyorum. Şarkılarım ve evime kurduğum aynı zamanda büyütmek istediğim stüdyom ile ‘’Efza’’ ismini markalaştırmak var kafamda. Bir film müziği yapmak istiyorum, şiir kitabımı çıkarmak. Konsepti olan özgün ve özel küçük bir albüm. Resim sergisi. Bütün şarkılarımı kliplendirmek. Söz yazarı olarak adımın geçmesi, başkalarının benim yazdığım bir şarkıyı okuma fikri beni hep çok heyecanlandırıyor…

Son olarak röportajımızın okurlarına ne söylemek istersiniz?

Öncelikle son soruya kadar gelip, beni okuduğunuz için teşekkür ederim. Şarkılarımda tanışmak üzere…

Diğer Yazıları

Uzun Yolculuklar Tek Bir Adımla Başlar – Şebnem Paker’in Eurovision Yolculuğu

Başarı her daim kolay yollardan ve hızlıca ulaşılan bir hedef değildir. Her insan hayatında başarılı olmayı, hedeflerini gerçekleştirmeyi arzular. Yeni yazımda sizlere Eurovision yolculuğumuz devam ederken denemekten korkmayıp ikinci kez tekrar sahneye çıktığında bizlere ilk derecemizi armağan eden Şebnem Paker, Levent Çoker ve Grup Etnik’ten bahsedeceğim. Şebnem Paker adına söylemek gerekirse henüz öğrencilik yıllarında bir insanın böylesi bir mücadelenin içerisine nasıl giriştiğine yazımızda sizlerle birlikte tanık olacağız. Tıpkı bu hafta okuduğum “Rüzgarı Dizginleyen Çocuk” kitabının yazarı William Kamkwamba’nın da belirttiği gibi üzere "Başarmak istiyorsan tek yapman gereken denemektir."

Devamını Oku 04.11.2020

Ezgi Köker: “Müzik hayatın yansıması.”

Zarifliği ve naifliği, pozitif enerjisi ve berrak sesiyle tanıdığımız Ezgi Köker’in sözü ve müziği kendisine ait olan son çalışması Uyuma İnsan, yakın bir zaman önce dinleyicilerle buluştu. Köker, son çalışmasında bizi günlük yaşamın içerisinde gözden kaçırdıklarımıza dikkat çekmek istiyor. Uyuma İnsan’ın öncesi ve sonrasını Ezgi Köker ile konuştuk.

Devamını Oku 27.10.2020

"Yaşım Müzik" – Sefa Ulaştır ve Beybonlar Topluluğu

Suç ve Ceza’da Dostoyevski; “Biz bir plan yaparken, kaderin de bir plan yaptığını unuturuz.” diyor. Yeni bir yazı hususunda çeşitli konular üzerine yoğunlaşmış ve notlar almıştım. Pazar akşamı Sefa Ulaştır’ın ölüm haberini aldıktan sonra Dostoyevski’nin sözü kulaklarımda çınladı. Müzikal kariyeri boyunca birçok isimle çalışmış olan Sefa Ulaştır anısına bir yazı yazmaya karar vermem de bu sebeple uzun sürmedi. Her ne kadar birçok tanınmış isimle çalışmış, önemli projelerde yer almış olsa da müziğe başlangıcını bilme konusundaki eksikliğimizi görünce kendisinin kariyerinin ilk basamağı olan, henüz altı yaşında abileriyle birlikte beraber sahne aldığı Beybonlar topluluğunu ile sizlere anlatmak istedim.

Devamını Oku 21.10.2020
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS