bilim-teknoloji

Oyun bağımlılığında çözüm telefonu elinden almak değil

  1. Bilim-Teknoloji

Oyun bağımlılığında çözüm telefonu elinden almak değil

Oyun bağımlılığında çözüm telefonu elinden almak değil

Küçükten büyüğe tüm çocuklar ellerinde telefon, evlerinde bilgisayar, bir oyun dünyası içinde yaşıyorlar. Peki çocukların sanal dünyayı gerçek hayata tercih etmelerinin sebebi ne? Bütün çocuklar oyun bağımlısı mı? Bilgisayarı yasaklamak çözüm mü? Bütün sorularınızın cevabı burada...

İrem Koca / Cnnturk.com

Artık hayatımız akıllı telefonlar, tabletler ve bilgisayarlarla çevrili. Ortaokullarda tabletle eğitime geçtik, artık neredeyse bütün çocukların kendine ait cep telefonu var. Çocukların teknolojiyle iç içe olmasının iyi yanları da var elbette ama TUİK’in 2014 verilerine göre, Türkiye’deki gençlerin yüzde 10.5’i "teknoloji bağımlısı" olarak tanımlanıyor. Teknolojik bağımlılıkların altında incelenen ve günümüzde neredeyse her anne-babanın derdi olan “oyun bağımlılığı” ise çocukların okul hayatlarını ve günlük aktivitelerine engel olacak sıklıkta oyun oynamasına deniyor.

Araştırmalar oyun bağımlılığının kimyasal bağımlılıklarda olduğu gibi içe dönük, utangaç çocuklarda daha yaygın görüldüğünü gösteriyor. Bağımlılık yaşı 6’ya kadar inmiş durumda ama esas risk grubu 10-17 yaş arası çocuklar. Özellikle sosyal ilişkileri zayıf ve duygusal bağ kurmakta zorlanan gerçek hayatta reddedilen veya reddedilmekten korkan çocuklar, gerçek hayatta başaramadıkları üstünlüğü, bilgisayar oyunlarında sağlamaya çalışıyorlar. Çocuklarda oyun bağımlılığı konusundaki sorularımızı yanıtlayan Prof. Dr. Kemal Sayar bağımlılık noktasına gelinmesinin bir kısır döngünün sonucu olduğunu söylüyor. Bu kısır döngüyü kırmanın yolu ise sanılanın aksine bilgisayarı yasaklamak değil.    

Elinden almak çözüm değil

Burada aile fertlerinin manevi olarak “var olması” çok önemli diyen Sayar, burada ailelerin çözüme ulaşmak için önce oyun dünyasını anlamaları gerektiğini, çocuklarının neden buna yöneldiğini tespit edilerek ve kesinlikle yasaklamak, cezalandırmak gibi yöntemlerden kaçınılması gerektiğini belirtiyor.

Ailelerin bilgisayarı aldığınızda çocuk ne yapacağını bilemeyeceği ve boşluğa düşeceğini öngörmesi gerekiyor. Bunun yerine çocukların spora veya sanatsal bir aktiviteye yönlendirmesinin faydalı olabileceğinin, çocukların sosyal yeteneklerinin geliştirmesi için uğraşılması öneriliyor. Ancak ileri derecede bir bağımlılık durumunda psikiyatrik bir ilaç ve psikoterapi yardımına başvurulması şart. 

Oyun dünyası neden bu kadar cazip?

Oyun bağımlılığı konusunu anlamak için önce çocukları bu oyunları oynamaya iten sebeplerin incelenmesi gerekiyor. Prof. Dr. Kemal Sayar’a göre bilgisayar oyunlarındaki renkli sunum, aksiyon oyun dünyasını gerçek hayattan daha heyecanlı kılıyor. Çocuklar kitap okurken olduğu gibi karakterleri kendi hayal etmiyor, herşey onlara hazır sunuluyor. Bunun yanı sıra oyunlarda olayları ve karakterleri çocuklar kontrol edebiliyor ve her başarı ödüllendiriliyor. Örneğin bir seviyeyi başarıyla bitiren oyuncuya yeni özellikler veriliyor. Bu sanal dünyayı heyecanlı kılarken gerçek hayatı basit ve yetersiz gösteriyor. 

Çocuğumun bağımlı olduğunu nasıl anlarım?

"Bir çocuğun bağımlı olup olmadığını anlamak  için kaç saat oyun oynadıklarına değil, oyun oynamak dışında neler yaptığına bakmak gerekir" diyen Profesör Dr. Sayar bağımlılık geliştirmiş çocukların özelliklerini şöyle sıralıyor:  “Devamlı bilgisayar oyunlarını düşünür, bir sonraki oyun oynama zamanını sabırsızlıkla bekler, daha az oyun oynadığında depresifleşir, oyun konusunda ailesine yalan söyler, oyun yüzünden derslerinden geri kalabilir, oyunu problemlerinden kaçmak için kullanır.”

Oyun oynamasına rağmen okul hayatının gereklerini yerine getiren, iyi aile ilişkileri ve iyi bir sosyal yaşamı olan çocuklar bağımlı olarak değerlendirilmiyor.

Sayar, “Önemli olan çocuk tek alanında mı yaşıyor, yoksa çok yönlü bir birey gibi davranabiliyor mu, budur. Kimseyle iletişim içinde olmak istemeyen, devamlı oyun oynamayı düşünen çocuklar da var; sokakta oyun oynayıp, derslerinden geri kalmadan uzun saatler oyun oynamayı başaran da. Aileler buna bakmalıdır” diyor.

Oyun bağımlılığının ne zararı var?

Sayar, kendini sanal dünyada ifade eden ve günlerinin büyük bir kısmını oyun oynayarak geçiren çocukların, “beden dilini okuma, ses tonundan kişinin niyetini anlama, göz teması kurma” gibi sosyal becerilerden mahrum kaldığını söylüyor. “Fazla bilgisayar oyunu oynayan çocuklar yalnızlıktan rahatsızlık duymaz hale geliyorlar. Tepkisellikleri azalıyor, girişken ve uyumlu olamıyorlar.” Yani kendilerini oyun dünyasıyla bağdaştıran ve sürekli online olan çocuklar zamanla gerçek hayattan kopuyor ve duygusuzlaşıyor.

Oyun bağımlılığı çocuklar üstündeki psikolojik etkilerinin yanısıra fiziksel olarak da kilo kaybı, uyku düzeninde bozulma, gelişim bozuklukları, eklem yerleri ve kas ağrıları, el kol ve parmaklarda romatizma ağrıları gibi sorunlara da  sebep olabiliyor. 

Oyun geliştiricileri ne yapabilir?

Aileler ve psikologların oyun geliştiricilerden beklentisi cinsellik ve şiddet konusunda özen göstermeleri ve gerçeklikten çok uzak bir dünya yaratmamaları. “Oyunda vurulup ölen biri, oyun yeniden başladığında dirilebiliyor. Çocuklar eylemlerinin sonuçları olduğunu anlayamıyor” diyen Sayar, çocukların birine zarar vermenin fiziksel sonuçlarının yanı sıra manevi sonuçları da olduğunun anlamasının gelişimleri açısından çok önemli olduğunu söylüyor.

Ailelerin endişe duyduğu konulardan biri de oyunların devamlı olarak oynanmak üzere hazırlanmış olması. Profesör Dr. Kemal Sayar, “Mesela bir süre oyunu oynamadığınızda seviyeniz düşer veya oyun tarafından cezalandırılırsınız. Yani oyunu oynamamanın sonuçları da vardır.” diyerek çocukları sürekli oyun oynamaya iten faktörlerin ortadan kalkması gerektiğini savunuyor. 

Eğitimcilerden yardım aldık

3 milyondan fazla oyuncunun oynadığı MineFight ve Son Korsan gibi oyunları geliştiren Consala Games şirketinin kurucusu Emin Temiz ise çocukların oyun alışkanlıklarının bağımlılık seviyesine ulaşmamasının ailelerin kontrolüyle mümkün olduğunu söyledi.

Psikologlar tarafından oyunlarındaki olaylara verilen tepkilerin ve salgılanan hormonların araştırmalarının yapıldığını belirten Temiz, bir oyunlarının ismini belirlerken eğitimcilerden de yardım aldıklarını söyledi. Ancak “oyunlar genele hitap ettiğinden yaş sınırı yok.” Temiz şunları ekliyor: “Her aile gibi biz de çocuğumuza oyun oynatıyoruz. Oyunlarımıza çok bağlanan oyuncular oldu ama bir süre sonra ya oyun eskiyor ya da kendileri sıkılıyorlar. Belli dönemlerde bunlar olsa da sürekli bir bağlanma olmaz.  Eğitimciler bize hayran değiller, fakat çocuklarını saklamıyorlar; hatta tanıştırıyorlar.” 

Çocuklar nasıl düşünüyor?

Tatillerde günde en az 5-6 saat oyun oynadığını belirten 11 yaşındaki ilkokul öğrencisi Mert, oyun oynamayı çok sevmesinin sebebini böyle açıklıyor; “Oyunda sıradışı yetenekleri olan karakterler var, bir adam iki elini yanyana getirip ateş çıkarabiliyor ya da büyüyle karşısındakini yenebiliyor. Bunlar beni çok heyecanlandırıyor. Gerçek hayatta, bilimsel yollarla bunu nasıl yaparım diye düşünüyorum. Evde kendim icatlar yapıyorum.”

“Oyun oynamayı sevenler içe kapanık gibi görünüyor ama aslında bu şekilde daha sosyal oluyoruz, arkadaş ediniyoruz.  Çin’den biriyle aynı tarafta savaşabiliyoruz, İngilizce kelimeler de öğrenmiş oluyoruz" diyor. 

{$ nextTitle $}

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}

{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}

{$ item.Description $}

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}

ilgili haberler

 
LG
MD
SM
XS