kültür sanat

"Direnişi Düşünmek"

  1. Kültür Sanat
  2. Kitap

"Direnişi Düşünmek"

"Direnişi Düşünmek"

“Bir tek halk düşünür kendini ve tek başına kendine doğru yürür.” Bu söz, Fransız düşünür Jean-Luc Nancy’nin Gezi Parkı eylemlerine ilişkin düşüncesi. MonoKL Yayınları'ndan çıkan "Direnişi Düşünmek" kitabında Alain Badiou, Jean-Luc Nancy, Slavoj Zizek gibi düşünürlerin de aralarında yer aldığı isimler, Gezi Parkı olayının hayat verdiği özgürlük ve demokrasi arzusunu değerlendiriyor.

Türkiye’nin ve hatta dünyanın gündemi çok uzun yıllardır “demokrasi”. “Demokratikleşme Paketi”nin açıklanmasıyla birlikte gündem daha da çok demokrasi.

Kavram, Antik Yunan’da pratik olarak hayat bulduğu Perikles döneminden bu yana, temelde “kamusal” olana ilişkin çatışmaları hal yoluna koymanın çaresi olarak iş görüyor. Yani, toplumu oluşturan bireyler ve ekonomik-sosyal-kültürel-politik katmanların ortak eylemde bulunduğu fiziki ve kavramsal mekanlara ilişkin kararları kim ve nasıl verecek? Yani, ortak alanlar, bu alanların tanımlanması, kullanımı ve bunu düzenleyen karar alma süreçlerine ilişkin çatışmalar nasıl çözülecek? Bunlara bedeni de eklemek gerekir. Aynen ortak alanlarda olduğu gibi, kişinin bedeni kime aittir ve onun tanımlanması ve potansiyellerinin kullanımına ilişkin karar sahibi kimdir?

Gezi Parkı eylemleri bütün bu tartışmalar bağlamında ortaya çıktı. İstanbul’un ortasındaki bir parka, geçmişte bir zamanlar var olmuş bir kışlanın yeniden inşa edilerek, AVM olarak kullanılmasına ve parktaki ağaçların kesilmesine tepki olarak başladı. Bu kararı verenler, “kararımızı verdik yapacağız” dedi ve şedit bir karşılık verdi. Kürtajdan, nerede, ne zaman ve nasıl içki içileceğine ilişkin düzenlemeye, eğitimden çevreye, muhaliflere yönelik baskıdan dış politikaya, savaşa ne kadar sorun ve bu konularda iktidardan ayrı fikre sahip çevre varsa sokağa döküldü ve gösteriler ülke çapına yayıldı. İsyan, ayaklanma, direniş, protesto, eylem, olay... Her ne olarak adlandırılırsa adlandırılsın bu kitle hareketi karşısında polis, Gezi Parkı ve Taksim Meydanı’ndan çekildi ve burada yaşanan kısa süreli toplumsal deneyimde ise ortak alanlara ve demokrasiye dair pratik yanıtlar ortaya kondu. Farklı yaşam tahayyülleri denendi.

“Demokratikleşme Paketi” ile haklarının tanınacağı ileri sürülen tüm toplumsal kesimler, Gezi Parkı’ndaki bu deneyimde kendi iradeleriyle bir sürecin parçası oldu, barış içinde yan yana geldi, dönüştü ve öz güçlerini fark ettiler. Bu bireyler ve yapılar arasında gündelik yaşamda “normal” addedilen hiçbir sorun, Gezi Parkı’nda kayda değer bir görünüm kazanmadı.

Gezi Parkı eylemlerinin egemen cephede değerlendirildiği söylem, üstü örtülemez ve gizlenemez bir şekilde polis saldırısının kaynaklık ettiği şiddetin dolayımıyla oldu. Katılan öznelerinin “direniş” kavramıyla andığı eylem/olaylar ile iktidar çevreleri, “kamu malına zarar” ve “kamu düzeni” söylemi üzerinden polis ve yargı aparatıyla ilişkilendi. Ancak ortak alanların ve bedenlerin üzerinde tahakküm kurmak isteyen güç sahiplerinin de referansı “demokrasi” olunca, sokak ile yerleşik kurumlar ve onları işleten mantık arasındaki uçurum gayet net ortaya çıktı.

Gezi Parkı olayları, ne parkla, ne İstanbul ile ne de Türkiye ile sınırlı kaldı. Tüm dünyanın ilgisinin odağına oturdu. Halklar, siyasetçiler, düşünürlerin gündemindeydi. Hala da öyle. İşte bu ilginin ortaya koyduklarından biri de MonoKL Yayınları’ndan çıkan “Direnişi Düşünmek 2013 Gezi Olayları” adlı derleme.

"Kendine has bir özgürlük ve demokrasi arzusu"

Alain Badiou, Jean-Luc Nancy, Slavoj Zizek gibi düşünürlerin de aralarında yer aldığı isimler, Gezi Parkı olayının, direnmenin ötesinde hayat verdiği “kendine has bir özgürlük ve demokrasi arzusuna, farkların birlikte varoluşuna” eğiliyor.

"Yeni bir özgürlük rotası, yeni bir demokrasi haritası"

Volkan Çelebi ve Ahmet Soysal’ın hazırladığı kitapta, Gizem Çıtak, Işık Ergüden, Gökhan Kodalak, Jacob Rogozinski, Bernard Stiegler, Gökbörü Sarp Tanyılız’ın da yazıları yer alıyor. Olaydan hareketle, “yeni bir özgürlük rotası, yeni bir demokrasi haritası çizmeye girişiliyor”.

"Yıldızın parladığı an"

Üç bölümden oluşan “Direnişi Düşünmek”in, ilk bölümünde, Işık Ergüden’in “yıldızın parladığı an, son bakışta aşk” dediği olayın nedenleri, taşıdığı potansiyeller ve görünüm kazandığı biçimler tartışılıyor.

Alain Badiou’nun yeni politikanın pratik buluşları ve düşüncelerini geniş halk kitleleri ile paylaşmanın araçlarının bulunmasına vurgu yaptığı kitapta,  Slavoj Zizek, protestoların antikapitalist yönüne vurgu yapıyor ve Gezi Parkı olaylarının temel ekseninin, “Otoriter İslamcılık ile kamusal alanın serbest piyasacı özelleş­tirilmesi arasındaki bağ” olduğunu söylüyor.

Gizem Çıtak ve Ahmet Soysal’ın insanların bir şeyleri değiştirebileceklerinin bilincine vardıklarını anlattığı Gezi Parkı olayının, temsili demokrasinin ve otorite figürlerinin karşısına temsiliyetsiz ve hiyerarşisiz kişileri sahneye koyduğunu ise Gökhan Kodalak anlatıyor.

{$ nextTitle $}

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}

{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}

{$ item.Description $}

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}

ilgili haberler

 
LG
MD
SM
XS