kültür sanat

Nobelli yazar William Golding'in Deniz Üçlemesi’nin ilk kitabı Geçiş Ayinleri Türkçe'de

  1. Kültür Sanat
  2. Kitap

Nobelli yazar William Golding'in Deniz Üçlemesi’nin ilk kitabı Geçiş Ayinleri Türkçe'de

Nobelli yazar William Golding'in Deniz Üçlemesi’nin ilk kitabı Geçiş Ayinleri Türkçe'de

Vaftiz babasının torpiliyle yerleştirildiği resmi görevine başlamak üzere olan Edmund Talbot’u taşıyan savaş gemisinden bozma köhne yolcu gemisinin, İngiltere’den Yeni Dünya’ya varmak üzere demir almasıyla gelişen olaylar içinde İngiliz sosyal ve sınıfsal yapısına has özelliklerin anlatıldığı "Geçiş Ayinleri" Türkçe'de. "Geçiş Ayinleri", Nobelli yazar William Golding'e Booker Ödülü de kazandıran Deniz Üçlemesi’nin ilk kitabı.

Nobelli yazar William Golding’e Booker Ödülü de kazandıran Deniz Üçlemesi’nin ilk kitabı Geçiş Ayinleri Türkçe'de okurla buluştu. Sel Yayıncılık, Geçiş Ayinleri'nin yanı sıra, Deniz Gezgin'in ikinci romanı Yerkuşağı'nı, Fikret Adil’in girift bir aşk hikâyesi ekseninde 1960’ların gece hayatını ve genç kuşağın medenileşmeyle ilişkisini işlediği Avâre Gençlik & Gardenbar Geceleri'ni de okurla buluşturdu. Ayrıca yayınevinden çıkan Edward Soja’nın mekânın eleştirel teoride yeniden boy gösterme sürecini incelediği "Postmodern Coğrafyalar", Dominic Pettman'ın internetin ve sosyal medyanın yarattığı yeni ilişkilenme ve toplumsallaşma biçimlerini masaya yatırdığı "Sonsuz Dikkat Dağınıklığı", Peter-André Alt’ın yedi ciltlik Kötünün Estetiği dizisinin dördüncü kitabı "Edebiyatta Kötünün Yeniden Doğuşu" da raflardaki yerini aldı.

Geçiş Ayinleri

Vaftiz babasının torpiliyle yerleştirildiği resmi görevine başlamak üzere olan Edmund Talbot’u taşıyan savaş gemisinden bozma köhne yolcu gemisi, İngiltere’den Yeni Dünya’ya varmak üzere demir alır. Bir lord edasıyla güverteye adım atan genç adam bütün yolculuğu günlüğüne kaydeder. Gemiciler, askerler ve göçmenlerle dolu gemide daha ilk günden kaptanla iktidar mücadelesine giren küstah Talbot, su üzerindeki bu küçük dünyanın koşullarını kabullenmeye çalışırken beklenmedik olaylarla karşılaşacaktır. İngiliz sosyal ve sınıfsal yapısına has özelliklerin, güvertenin tümüne ve kamaralara sızdığı bu klostrofobik gemi, bir utanç tiyatrosuna sahne olacaktır.

Deniz Üçlemesi’nin birinci kitabı olan ve Nobelli yazar William Golding’e Booker Ödülü de kazandıran Geçiş Ayinleri, insanın karanlık yönlerini açığa çıkaran, doğruyla yanlışı alaşağı eden, kutsalı parodileştiren olağandışı bir kurgunun, yazarın edebi dehası ve dil işçiliğiyle yoğrulduğu, klasikleşmiş bir eser.

William Golding, 1911 yılında İngiltere’de doğdu. II. Dünya Savaşı sırasında Kraliyet Deniz Kuvvetleri’nde görev aldı. 1961 yılına kadar öğretmenlik yaptı. Bu tarihten sonra kendini tamamen yazıya adadı. 1954’te yayımlanan ilk romanı Sineklerin Tanrısı yönetmen Peter Brook tarafından 1963 yılında beyazperdeye aktarıldı. Golding, 1983 yılında Nobel Ödülü’ne layık görüldü ve 1988’de “Sir” unvanı aldı. 1993 yılında hayata gözlerini yumduğunda ardında çeşitli alanlardaki eserlerinin yanı sıra on iki roman bıraktı. “Deniz Üçlemesi”nin ilk cildi olan Geçiş Ayinleri Booker McConnell Ödülü’nü almıştır. Sel Yayıncılık, “Deniz Üçlemesi”ni Geçiş Ayinleri’nin ardından Yan Yana ve Aşağıdaki Yangın ile devam ettirecek.

Yerkuşağı

İlk romanı Ahraz’la dikkatleri üzerine toplayan Deniz Gezgin’den, ağırlığını vermeden yaşamayı, göze görünmeyenlerin bolluk saçan varlığını, yabanıl sesi duyuran bir roman: Sırtına yük olduğumuz hayvanın gözünden eğilip dünyayla yüzleşme çağrısı.

Sesleri duydu diye av sofrasından kovulan Moy, kanadını bir ağızdan güç bela kurtaran Şuri ve her şeyden bir şey toynaklı sarmaşık Hagrin’le yokyere bir yolculuk.

Bir tuz metin: İçimize sinen beşeri sökmek için.


Deniz Gezgin, 1981’de İstanbul’da doğdu. Ege Üniversitesi Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi bölümünü bitirdi. İlk romanı Ahraz’ın (2012) yanı sıra Bitki Mitosları (2007), Hayvan Mitosları (2007), Su Mitosları (2009) adlı araştırma kitapları vardır.

Avâre Gençlik & Gardenbar Geceleri

Sanat camiasının 1930’lardaki ilk bohemlerinin hem birinci elden tanıklığı, hem de “edebi envanter”i olan Asmalımescit 74’le başladığımız “Fikret Adil Kitaplığı”, Intermezzo’nun ardından, Avâre Gençlik & Gardenbar Geceleri ile sürüyor.

Fikret Adil’in 1960’ların başlarında geçen, girift bir aşk hikâyesi ekseninde dönemin gece hayatını ve genç kuşağın medenileşmeyle ilişkisini tüm çarpıcılığıyla işleyen Avâre Gençlik ile “Batı medeniyetine bar kapısından girişimiz”in ilk adımı olan efsanevi “Gardenbar”ın tarihçesi niteliğindeki Gardenbar Geceleri, Cumhuriyet’in erken dönemlerinin renkli dünyasına ışık tutuyor.

1911’de, Balkan Savaşı’nın yol açtığı hastalık ve sefaletin azaltılması amacıyla bir yardım girişiminde bulunuldu: “Şehrin yüksek ve tanınmış aileleri, el örgüleri, işleme yapacaklar. Bunlar Kızılay yararına sergilenip satılacak.” Sergileme ve satış için Tepebaşı’nda bir “pavyon” yapıldı.

“Gardenbar ile Kızılay arasında ne ilişki var, diyeceksiniz. Çok. Çünkü Gardenbar, işte bu pavyonda açıldı. Kızılay şehrin kibar kadınlarının el işlerini
sergilemek için yaptığı bu pavyonu satmış, aynı yerde, orayı alanlar, Avrupa’dan getirdikleri kadınları sergilemeye başlamışlardı.”

Fikret Adil, 1901’de İstanbul’da doğdu, 1973’te tedavi için gittiği Zürih’te öldü. Gezi yazıları, roman ve oyun çevirileri ve dergi yayıncılığı yanında özellikle
İstanbul’un bohem hayatını konu alan kitaplarıyla tanınmıştır. Sel Yayıncılık'ın Asmalımescit 74 (2015) ile başladığı “Fikret Adil Kitaplığı”, Intermezzo’nun (2015) ardından yazarın iki kitabını bir araya getiren Avâre Gençlik & Gardenbar Geceleri ile sürüyor.

Postmodern Coğrafyalar

Eleştirel Toplumsal Teoride Mekânın Yeniden İleri Sürülmesi Toplumsal bilimlerde “mekân” uzun süre tarihselciliğin gölgesinde kaldı. Düşünürler hep tarihsel olana, süreçlere odaklanıp mekânı yapay, ampirik düşünceye ve diyalektiğe aykırı görürken coğrafyacılar da kendi disiplinlerine saplanıp kaldılar.

Postmodern Coğrafyalar’da Edward W. Soja, mekânın eleştirel teoride yeniden boy gösterme sürecini ele alarak, bu süreçteki tartışmaları gözler önüne seriyor. Foucault ve Lefebvre’den Giddens ve Castells’e dek yirminci yüzyılın pek çok düşünürünün coğrafya ve kent planlamasına bakışını inceleyen Soja, postmodern dönemin coğrafi veçhesine odaklanarak tarihi mutlaklaştırıp coğrafyayı geri plana iten yaklaşımların kapsamlı bir eleştirisini yapıyor ve eleştirel toplumsal teoriyi mekânı içerecek bir kapasiteyle donatıyor.

Coğrafya disiplininin sınırlarını aşan bu çalışmasında Soja, Marksist coğrafyacıların mekân konusundaki eksiklerini irdelemenin yanı sıra toplumsal mekâna odaklanan kendi diyalektik düşüncesinin de temellerini atıyor. Mekânın zamanla ilişkisinin kentsel teoriyi ne açılardan derinleştirebileceği ve kent mücadelesinde ne tür perspektifler sunabileceği üzerine düşünenler için.

Edward W. Soja, (1940-2015) doktorasını Syracuse Üniversitesi’nden almış, ilk araştırmalarını Kenya’da şehir planlaması üzerine yapmış ve sonrasında da uzun yıllar California Üniversitesi’nde şehir planlaması profesörü olarak görevini sürdürmüştür. Şehir planlaması, siyasi coğrafya ve kent
teorisi alanlarında dünyanın sayılı araştırmacılarından biri olan Soja, başta Los Angeles olmak üzere kent mekânlarının ve toplumlarının postmodern eleştirel analizine odaklanmıştır. Soja mekânsal oluşumlar ve sosyal adalet konusunda önemli çalışmalar yapmış, 2015 yılında coğrafya alanının Nobel’i olarak da bilinen Vautrin Lud Ödülü’ne layık görülmüştür.

Edward Soja’nın başlıca eserleri şunlardır: Thirdspace: Journeys to Los Angeles and Other Realand-Imagined Places (1996), Postmetropolis: Critical Studies of Cities and Regions (2000), Seeking Spatial Justice (2010), My Los Angeles: From Urban Restructuring to Regional Urbanization (2014).

Sonsuz Dikkat Dağınıklığı

Gündelik Yaşamda Sosyal Medyaya Odaklanmak Sosyal medyaya öylesine odaklanmış haldeyiz ki dikkatimizi başka bir şeye yoğunlaştırmak artık büyük mesele. Yapılması gerekenler kenarda beklerken her tür ekran vasıtasıyla sürdürdüğümüz kesintisiz çevrimiçi hayatlarımızda büyük bir irade savaşı veriyoruz.

Peki, her şey bu hale nasıl geldi? Kuşkusuz hiçbir şey bir anda olmadı. Bir dönem aklımızı çelmek, dikkatimizi dağıtmak, bunu yaparken de bizi tektipleştirmek ve her türlü tahakküme açık hale getirmek konusunda tek mecra olan televizyondan sosyal medyaya geçiş, dikkat sürelerini ve dikkat biçimlerini yavaş ve sinsice ama radikal bir biçimde değiştirdi. Sosyal medyanın yeni gücü karşısında, meşhur “aptal kutusu” bugün artık ikinci planda.

Sonsuz Dikkat Dağınıklığı, internetin ve sosyal medyanın yarattığı yeni ilişkilenme ve toplumsallaşma biçimlerini ele alırken, bu bitmek bilmez gezinti halinin ne tür bir birey yarattığı ve sosyal medyayla ilişkilenmenin siyasi dönüşümlere ne türden bir etkisi olduğu gibi sorulara cevap arıyor.

Dominic Pettman, kültür, eleştiri ve medya teorisinde uzmanlaşmış bir araştırmacı ve akademisyendir. New York’taki New School for Social Research’te Kültür ve Medya alanında dersler veren Pettman dijital kültür, yeni medya, modern edebiyat, görsel kültür, işitsel kültür, popüler ve popüler olmayan kültürler, duygulanım teorisi, libidinal ekonomiler gibi alanlarda çalışmalarını sürdürmektedir.

Çeşitli dergilerde çok sayıda makalesi bulunan Pettman’ın başlıca eserleri şunlardır: Humid, All Too Humid (Punctum Books 2015), In Divisible Cities (Punctum Books 2013), Look at the Bunny (Zero Books 2013), Human Error (Minnesota 2011), Love and Other Technologies (Fordham 2006).

Edebiyatta Kötünün Yeniden Doğuşu

Edebiyatta Kötünün Yeniden Doğuşu: Cehennem Azabı, Şeytan Ayinleri ve Sefahat Alemleri Aydınlanma döneminde insanın “içindeki kötülük” formunu alan Şeytan, yeniden somutlaşıyor.

Peter-André Alt’ın yedi ciltlik Kötünün Estetiği dizisinin dördüncü kitabı Edebiyatta Kötünün Yeniden Doğuşu: Cehennem Azabı, Şeytan Ayinleri ve Sefahat Alemleri’nde, sonsuz ceza fantazmasını kor ateşiyle harlayan cehennem tasvirlerinin yanı sıra 19. yüzyıl itibarıyla hem gerçeklikte hem edebiyatta kendini gösteren, metruk kiliselerde bilindik Hıristiyan tapınma biçimlerinin tersine çevrilmesiyle gerçekleştirilen satanistik ritüeller ile dindar ahlakın zıddı niteliğindeki sefahat alemleri ele alınıyor.

Patrick Süskind’in Koku’sundaki cehennemî tekrar; Marquis de Sade’ın Justine ve Juliette’i ile Huysmans’ın Tersine’sinde konu edilen sapkınlık ayinleri kitabın temel motiflerini oluştururken; William Blake, Jean-Paul Sartre, Thomas Mann, Sacher-Masoch ve Oscar Wilde gibi düşünür, yazar ve şairlerin kuram ve eserleri üzerinden bir okuma yapılıyor.

Kötünün Estetiği dizisi, gerek romantik gerekse modern dönem yazarlardan yola çıkarak Modern Avrupa Tarihi’nin karanlık yüzünün güzelliğini anlatmayı sürdürüyor.

Peter-André Alt, 1960 yılında Berlin’de doğdu. 1995 yılında Çağdaş Alman Edebiyatı dalında profesör oldu; ilk olarak Bochum Üniversitesi’nde, sonrasında Würzburg Üniversitesi’nde görev yaptı. 2005 yılından beri Berlin Özgür Üniversitesi’nde profesör olarak ders vermektedir. 2010 yılında aynı üniversitenin rektörlüğüne seçilen Alt, ayrıca Cambridge ve Princeton üniversiteleri başta olmak üzere pek çok üniversitede misafir öğretim üyesidir.

Alt’ın uzmanlık alanı 17., 18. ve 20. yüzyıl Alman edebiyatı ve kültür tarihidir. Bu alanda, özellikle Erken Modern Dönem ve Weimar Klasisizmine yakından bakan çok sayıda kitap ve makale kaleme almıştır. 2012 yılında Alman Schiller Topluluğu’nun başkanlığına getirilmiştir.

{$ nextTitle $}

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}

{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}

{$ item.Description $}

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}

ilgili haberler

 
LG
MD
SM
XS