Tutku, arzu ve kaprisleriyle bir Engels biyografisi: 'Fraklı Komünist'

  1. Kültür Sanat
  2. Kitap
Tutku, arzu ve kaprisleriyle bir Engels biyografisi: 'Fraklı Komünist'
Tutku, arzu ve kaprisleriyle bir Engels biyografisi: 'Fraklı Komünist'

Tristram Hunt, "Fraklı Komünist" adlı biyografisinde Friedrich Engels'i politik bir figür olmasının yanı sıra tutkuları, arzuları, nefretleri ve bireysel kaprisleri olan bir "birey" olarak anlatıyor.

Tristram Hunt'ın "Fraklı Komünist - Friedrich Engels'in Devrimci Hayatı" adlı kitap İletişim Yayınları'ndan 16 Mart'ta çıkıyor. Hunt'ın kitabını Mehmet Ratip ve Işın Eliçin Türkçe'ye çevirdi. İletişim Yayınları ayrıca; Fransız çizer Nicolas Presl'in "Oryantalizm"ini; Cuma Çiçek'in "Süreç' - Kürt Çatışması ve Çözüm Arayışları" adlı kitabını; Aksu Bora ve Kadir Dede'nin derlediği "Ütopyalar - Politikayla Arzunun Kesiştiği Yer"i; Nergis Ertürk ve Merve Tabur'un "Türkiye'de Gramatoloji ve Edebi Modernlik" adlı kitabı ile Thomas Halling'in "Şanslıyım! Şanssızım!" adlı çocuk kitabını Ali Arda'nın çevirisiyle okurla buluşturuyor.

Fraklı Komünist

Dünya tarihine damga vurmuş isimlerden Friedrich Engels'i anlatan Fraklı Komünist İletişim Yayınları tarafından yayımlanıyor. Tristram Hunt tarafından kaleme alınan bu eşsiz biyografi Engels'i politik bir figür olmasının yanı sıra tutkuları, arzuları, nefretleri ve bireysel kaprisleri olan bir "birey" olarak da anlatıyor. Komünist düşünce dünyasının önderlerinden Engels'i tüm yönleriyle tanımak isteyenler için…

19. yüzyılın büyük devrim çağında serpilen kişisel hayatında Rheinland'dan Manchester'a, barikatlardan tekstil fabrikalarına, silahlı başkaldırıdan parti siyasetine komünist doktrinin gelişimine ışık tutacak deneyimler biriktiren Engels, aynı zamanda, ömrünün en verimli devresinde, dostu Marx'ın dehası ve komünizm davasının yüksek menfaatleri adına, kendi entelektüel çalışmalarından feragat edecek kadar özverili bir komünistti. Onu kendi alçakgönüllülüğünden azat ederek kıymetini teslim etmenin, bereketli fikriyatını keşfetmenin vakti artık gelmiştir.

Tek bir insanın yaşam öyküsünden ziyade kitlelerin tarihine odaklanmayı salık veren Marksizmin kurucu figürlerinden birinin bireysel hikâyesini yazmanın kaçınılmaz olarak bir çelişki barındırdığını kabul eden Tristram Hunt, bu kitapta, kendi tarihini yaparken aynı zamanda insanlık tarihinin devrimci-komünist dalgasına omuz veren Friedrich Engels'i fikirleri, politik konumlanışları ve teşebbüsleri kadar tutkuları ve arzuları, kişisel nefretleri ve bireysel kaprisleri olan bir tarihsel şahsiyet olarak sunuyor.

Oryantalizm

Fransız çizer Nicolas Presl'in Oryantalizm'i İletişim Yayınları tarafından yayımlanıyor. "Derdini" sadece çizgilerle anlatan Oryantalizm'de Türkiye'yi, taşrayı, ona ilgi duyan ve gördükleri her şeyi nesneleştiren turistleri, genç bir kadının aşk üzerine kurduğu hayalleri sürükleyici bir filmi soluk soluğa izlermiş gibi izliyoruz. Oryantalizm, doğu ile batının, modern ile gelenekselin birlikteliği…

Bir Fransız'ın gözünden Türkiye, taşra ve İstanbul… Kırmızı ile turkuazın prelüdü, küçük dünyaların, kırık hayallerin çizgileri. Nicolas Presl, tek bir söz etmeden bizi yolculuğa çıkarıyor.

Picasso büyüsüyle Anadolu rock… Oryantalizm, bize bakan bir grafik roman… İnce belli çay bardağı…

"Süreç"

İletişim Yayınları, daha önce Ulus, Din, Sınıf adlı çalışmasını yayımladığı Cuma Çiçek'in bu kez Süreç'ini yayımlıyor. Çicek, bu yeni çalışmasında bir kısım tarafından "barış" bir kısım tarafından da "ihanet" süreci olarak adlandırılan Kürt meselesi üzerine yürütülen "çözüm" sürecini ve bu süreçte yaşananları tüm yönleriyle inceliyor. Çatışma süreçlerine getirilen çözüm önerilerini dünyadaki örnekleri ile karşılaştıran Çiçek, aynı zamanda sürecin kendi içerisindeki sorunları da gözler önüne getiriyor. Alanının öncü çalışmalarından…

"Süreç"… 2013-2015 arasında Türkiye'de "süreç" deyince, Kürt meselesiyle ilgili yürütülen "çözüm süreci" anlaşılıyordu. Bunu "barış süreci" diye tanımlayanlar da, "ihanet süreci" diye tanımlayanlar da vardı. Ülkenin en yakıcı sorunuyla ilgili bu "süreç", gündemi yoğun biçimde kapladıktan sonra, hızla sona erdi ve sanki hiç yaşanmamış gibi adeta buharlaştı.

"Çözüm süreci" neden başarısız oldu? Cuma Çiçek, son derece serinkanlı ve çok yönlü bir yaklaşımla, bu "başarısızlığın" analizini yapıyor.
Çiçek'in dikkat çektiği ilk nokta, her konuda benimsemeye yatkın olduğumuz "bize özgücü" yaklaşımla sınırlı kalmamak. Özellikle Filipinler ve Endonezya örneklerini inceleyerek, çatışma çözümlerini dünyayla mukayeseli olarak ele alıyor. Bu mukayese, Türkiye'deki sorunun gerçekten özgün olan yanlarını da daha iyi görmeyi sağlıyor. Müzakere seçeneğinin tıkanmasının başlıca nedenleri olarak jeopolitik etkenler ve güvenlik ikilemi, tarafları "sınırlayan" nesnel ve öznel faktörler (gerek iktidar partisinin gerek ana akım Kürt siyasetinin "problemleri"), muhalefetin etkisi, "üçüncü tarafların" rolü, bizzat sürecin kurumsal yapısındaki sorunlar masaya yatırılıyor. Hayati önemdeki bir sorunla ilgili önemli bir girişime, sanki hiç olmamış gibi muamele etmemek ve bu tecrübeden gerçekten bir şeyler öğrenebilmek için ufuk açıcı bir çalışma.

Ütopyalar

İletişim Yayınları, Aksu Bora ve Kadir Dere tarafından derlenen Ütopyalar'ı okurla buluşturuyor. Her biri alanının önemli isimleri tarafından kaleme alınmış makalelerden oluşan Ütopyalar, "ütopya" kavramını gündelik hayattan edebiyata, politikadan felsefeye, sinemaya uzanan geniş bir etki alanı içerisinde ve distopyalar ile arasındaki bağı göz ardı etmeden inceliyor.

İşyeri gibi maddi ve soğuk bir evrenden, türlü duygularımıza, cinsiyet kimliğiyle ilgili tahayyüllere, siborglara kadar uzanarak, gündelik hayatta, politikada, felsefede, edebiyatta, sinemada ütopyanın rotalarında gezen yazılar... Ütopyalardan daha fazla konuşuldukları bir zamanda, distopyaları ve onların ütopyalarla bağını da ihmal etmeden… Ütopyayı, günlük dilde çağrıştırdığı soyut, naif, imkânsız yerden ("olmayan yer"!), dünyaya, hayata, aramıza indirmeye çalışan kitap, bu bakışın yaşattığı bir heyecanı, merakı, hevesi taşıyor.

Aksu Bora'yla Kadir Dede'nin hazırladığı derlemede Meral Akbaş, Polat S. Alpman, Kazım Ateş, Ayşe Devrim Başterzi, Aksu Bora, Nihan Bozok, Olga Selin Hünler Çidam, Kadir Dede, Yücel Demirer, Demet Şahende Dinler, Emre Erdoğan, Gökçe Zeybek Kabakcı, Onur Eylül Kara, Özge Kelekçi, Burak Özsoy, Çağla Karabağ Sarı, Pınar Uyan Semerci, Özgür Taburoğlu, Nilgün Toker ve Tolga Ulusoy'un katkıları yer alıyor.
"Ütopyalar, büyük ölçüde içinde yaşadığı koşullardan hoşnut olmayan şimdiki zaman mutsuzları içindir. Ve her çağ kendi şimdiki zaman mutsuzlarını yaratır." Murathan Mungan "Ütopya dediğimiz, her koşulda önce bir kötünün tespiti ile başlar ve bu kötünün ilgası için iyinin ne olduğu sorusunu sorarak devam eder. Yani kötünün ne olduğuna dair bir tarifin olmadığı, iyinin ne olduğuna ilişkin bir tasavvurun olmadığı bir şey, ütopya değildir." Nilgün Toker



Türkiye'de Gramatoloji ve Edebi Modernlik

İletişim Yayınları, Nergis Ertürk'ün Türkiye'de Gramatoloji ve Edebi Modernlik başlıklı çalışmasını yayımlıyor. Ertürk, Osmanlı coğrafyasına matbaanın gelmesinden, cumhuriyetin dil reformu ve sonrasına kadar devam eden süreçte yazı üzerinde yaşanan değişimlerin izini sürerken, gramatoloji kavramını odağa alarak edebiyat tarihi üzerine var olan genel algılarımızı da gözden geçirmemizi sağlıyor. Nâzım Hikmet, Peyami Safa ve Ahmet Hamdi Tanpınar'ın eserleri üzerinden örneklerle zenginleşen, temel bir başvuru kaynağı…

Nergis Ertürk, Türkiye'de Gramatoloji ve Edebi Modernlik'te baskı teknolojilerinin gelişimi ve çeviri olanaklarının artmasıyla birlikte edebiyatımızda yaşanan değişimleri incelerken, 19. yüzyıldan itibaren sözcük dağarcığında, dilbilgisinde gerçekleşen dönüşümleri ve 20. yüzyıldaki alfabe ve dil reformunun yarattığı etkinin izini sürüyor. Böylece edebiyatımızın "19. yüzyıl sonlarından 20. yüzyılın ortalarına kadarki tarihi" üzerine tekrar düşünmemizin olanaklarını yaratıyor. Ertürk, bunu yaparken Osmanlı belagât kitaplarından Nâzım Hikmet'in, Peyami Safa'nın ve Ahmet Hamdi Tanpınar'ın eserlerine uzanan geniş bir metin toplamından yararlanıyor.

Edebiyatı, edebiyatın modernleşme sürecini, bu süreçle ulus kavramı arasındaki bağı "yazı" üzerinden okumak isteyenler için gramatoloji kavramını merkeze alan temel bir başvuru kaynağı…



Şanslıyım! Şanssızım!

İletişim Yayınları, Thomas Halling'in Şanslıyım/Şanssızım'ını minik okurlarla buluşturuyor. Halling, bir günü hem şanslı hem de şansız olarak nitelendirilebilecek iki farklı hikâye şeklinde anlatırken çocuklara olaylara ve sorunlara karşı çokyönlü bakış açısını kazanmanın yollarını gösteriyor. Hem eğlenceli hem öğretici bu kitabı çocuklar severek okuyacaklar…

Amanda'nın canı o gün dışarı çıkmak istedi. Ne kadar şanslıydı! Evde kalsaydı çok sıkılacaktı.
Ya da...
Amanda'nın canı o gün dışarı çıkmak istedi. Ne kadar şanssızdı! Evde kalsaydı çok eğlenecekti.
Thomas Halling Şanslıyım!/Şanssızım!'da aynı güne dair iki farklı hikâye anlatıyor. Yazar yaşadıklarımızı nasıl yorumladığımız sorusunun peşine düşerek, kendini şanslı ya şanssız hissetmenin kişinin bakış açısıyla nasıl yakından alakalı olduğunu gösteriyor. İyi ve kötü, şans ve şanssızlık kavramları üzerine sorular soran ve olaylara çokyönlü bakmayı öğreten eğlenceli bir hikâye.

{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS