kültür sanat

Mutlu Son: Haneke’den bir antidepresan burjuvazisi hicvi

  1. Kültür Sanat
  2. Sinema

Mutlu Son: Haneke’den bir antidepresan burjuvazisi hicvi

Mutlu Son: Haneke’den bir antidepresan burjuvazisi hicvi

"Sen söylemezsen mutlu olmadığını nasıl anlayabilirim ki!" Nasıl bilebilirdi? İletişimin sosyal medya diline indirgendiği, duyguların ancak "emoji"lerle ifade edildiği bir çağda Thomas kızı Eve'in bir derdi olduğunu, o söylemezse nasıl fark edebilirdi? Bu hikaye "mutlu son"la bitebilir miydi?

Fransa’nın kuzeyinde, ülkeyi İngiltere'ye bağlayan Manş Denizi kıyısındaki Calais’deyiz. Hani şu 2016 yılı ekim ayındaki haber bültenlerinden birinde oturup yanmasını izlediğimiz mülteci kampının da olduğu kent. Binlerce kişinin yaşadığı "jungle" denilen bu kamp, yaşam koşullarının insani olmadığı gerekçesiyle boşaltılmış, direnen mülteciler çadırları ateşe vermişti.

Çünkü bu, savaş ya da yoksulluktan kaçarak bölgeye sığınanların İngiltere'ye gitme hayallerinin sonu demekti. Kaçak göçmenlerin yaşam mücadelesi verdiği Calais’in bir de öteki yüzü var. Kendi çemberinin dışındaki dünyaya kayıtsız “antidepresan burjuvazisi”nin hüküm sürdüğü... 

 

Paranın olduğu yerde adalete ne gerek var?

İşte o ailelerden birinin "malikane"sindeyiz. Dağınık bir ilişki yapısıyla karşı karşıyayız. Faslı bir göçmen ailenin hizmet ettiği Laurent ailesinin fertleri bir arada mutlu mesut yaşıyor gibi görünseler de birbirlerinden kopuklar. Hiç anlaşamadığı oğlu Pierre'i "adam etmek" çabasıyla didinirken kırıp döken Anne, ailenin inşaat şirketini yöneten dominant bir kadın. Bir şantiyede yaşanan iş kazasının sorumluluğundan şirketini kurtarmak için debeleniyor. Paranın olduğu yerde adalet mekanizmasının işletilmesine ne gerek var!

Vicdani duygularını annesinin yöntemiyle yönetemeyen Pierre güçlülerin güçsüzleri kolayca ezebildiği bu dünyada ters giden birşeyler olduğunun farkında. Hem ruhunu boğan suçluluk duygusundan kurtulmanın hem de -deli muamelesi görse de- etrafındakileri uyandırmaya çalışmanın gayretinde. Dedesinin doğum günü partisinde ya da annesinin nişanında yaptığı “aşırılıklar” da hep bunun için. Ama ne fayda! Anne’in doktor olan kardeşi Thomas ise bencilce ve umarsızca kendi fantezi dünyasında gezinen sadakatsiz bir eş. Onun huzurunu kaçıran da başka bir "kaza"…

Thomas'ın ilk evliliğinden olan kızı Eve baba sevgisini hiç tatmamış, annesiyle de bir bağ kuramamış 13 yaşında depresif bir çocuk. Yalnızlığını elinden düşürmediği cep telefonu ve bilgisayarı ile dindiriyor. Sosyal medyadan yaptığı canlı yayınlarda döküyor içini. Bedeli ağır bir “deney”in yarattığı vicdan azabının altında eziliyor minik ruhu. Ve tanık olduğu bir sır onu gittikçe bunalıma sürüklüyor. Terk edilme korkusu ile cebelleşirken bile babası onu anlayamıyor.

Ve Laurent ailesinin babası Georges… 85 yaşındaki bu alzheimer hastası her şeyden ve herkesten vazgeçmiş, kendi “mutlu son”unun peşinde.  Aynı adı paylaştığı Amour’un sevdalısı Georges'un hikayesi, aslında onun geçmişi... 

Haneke sadece Amore'dan değil, Cache'den Yedinci Kıta'ya kendi filmlerinden sık sık referanslar iliştiriyor Mutlu Son’a. Ama bu kez pek de aşina olmadığımız mizah duygusunu da ekliyor filmine... Başından sonuna kadar merak duygusunu diri tutup seyirciyi perdeye kilitlemeyi de başarıyor. Telefon ya da bilgisayar ekranlarından gözetliyoruz özel yaşamları. Trajik “o an”ları tıpkı gerçek hayattaki gibi güvenlik kamerası kayıtlarından izliyoruz. 

Buna karşın Altın Palmiye'li Amore'dan 5 yıl sonra gelen Mutlu Son, Haneke hayranlarının beklentilerini karşılamakta yetersiz kalıyor. Film lanse edildiği gibi Avrupa'daki göçmen sorununu temeline oturtamıyor, kıyılarında geziniyor. Haneke vazgeçilmez temalarına - İkiyüzlü burjuvazi, kayıtsız ebeveynler, yitirilen insani değerler- kuşak çatışmasını ve teknolojik iletişimsizliği ekliyor. Bu anlamda usta yönetmen bize pek de yeni bir şeyler söyleyemiyor. Salondan ayrılırken “5 yıl bunu mu bekledik?” diyebilirsiniz. Ama umutsuzluğa kapılmayın; izleyeceğiniz -her şeye rağmen- bir Haneke filmi…

Yönetmen: Michael Haneke

Oyuncular: Isabelle Huppert, Jean-Louis Trintignant, Mathieu Kassovitz, Fantine Harduin, Franz Rogowski, Laura Verlinden, Toby Jones

Süre: 107’

IMDB Puanı: 7,0

Seanslar:

Beyoğlu Beyoğlu- 12:00, 17:00, 19:15

Kadıköy Rexx- 12:00, 16:00, 19:30

Levent Metro City Cinema Pink- 11:30, 15:30, 21:30

Altunizade Capitol Spectrum Cineplex- 12:30, 17:00, 21:30

Etiler Akmerkez Cinema Pink- 12:30, 17:00, 21:30

Başakşehir Cinetech Mall of İstanbul- 12:30, 17:00, 21:30

Ankara Büyülü Fener Kızılay- 11:10, 15:10, 19:20

Bursa Nilüfer Belediyesi Konak Kültürevi- 15:00

İzmir Karaca Sineması- 11:30, 13:30, 15:45, 20:00

 

{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Description $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}

ilgili haberler

 
LG
MD
SM
XS