İnek olmanın dayanılmaz hafifliği

  1. Yazarlar
  2. Güncel
  3. Afife Selen Selçuk
İnek olmanın dayanılmaz hafifliği

Değişmeyen tek şey her şeyin değiştiği gerçeğidir. Dünya dönüyor, ayaklar baş oluyor. Cehalet kendini her durumda haklı görüyor ve ne yazık ki, haklı da çıkabiliyor. Ama başka bir açıdan bakınca, aslında durum o kadar da kötü değil. Çünkü arkamızdan yepyeni bir jenerasyon geliyor. Onların dünyası bizden çok farklı. O dünyanın serserileri çalışkan... Kitapçılara gitmek, yeni plaklardan, kitaplardan haberdar olmak popüler bir eylem. Onlar, popülarite kavramını altüst eden çocuklar...



Bir insan tipi var. Hani işsizlikten midir, güçsüzlükten mi bilinmez, boş zaman dediği her anı elinde telefon, sosyal medyada birilerini izlemekle geçirir. Yanlış anlaşılmasın, katılımcı değil, izleyicidir. Kendisinin pasif kullanıcı olduğunu unutup hayatına dahil olduğunu sandığı aktif kullanıcıyla bir iletişimi olduğunu sanma gafletine düşer. İletişim kurmak istediğinde ise yine sosyal medyanın direkt mesaj servislerini kullanır. Daha kötüsü, iş ya da başka bir sebeple elinde kişinin cep telefonu varsa whatsapp uygulamasından ona saçma sapan mesajlar atmayı hak olarak görür. Saat gece yarısı, sabahın kör vakti fark etmez onun için... Karşıdaki kişi her an hazır nazır onun mesajını beklemeli ve hemen cevap vermelidir. Cevap alamayınca bir mesaj daha atar. Sonra bir tane daha. Gittikçe sinirlenmeye başlar, soru işaretleri yollar, hesap sorar. İş ciddi bir monoloğa döndüğünde ise saldırmaya başlar.
Sizin o sırada işiniz vardır, bir süre telefona bakmamışsınızdır ya da mesaj geldiğinin farkındasınızdır ama arkadaşınızla yemektesinizdir. Hatta bir kitaba dalmış, heyecanla sonunu getirmek istediğiniz için telefonun sesini kısmış da olabilirsiniz. Belki de uyuyorsunuzdur. Sonuç olarak cep telefonunuzu elinize aldığınızda ekranda toplanmış histerik mesaj listesini görüp şaşırırsınız. Bu durumu daha önce pek çok kez yaşamış olmanıza rağmen evet, bir kez daha şaşırırsınız.
Burada öncelikle cep telefonunun fazlasıyla kişisel bir cihaz olduğunu vurgulamak gerekiyor. Cep telefonu kullanmak, her işte olduğu gibi biraz edep, adap gerektiriyor. Bir sosyal medya kullanıcısı, adı üstünde ‘sosyal medya kullanıcısı’dır. Bunu yaparken yine adı üstünde ‘sosyal’ bir eylem gerçekleştirir.
Oysa mesajlaşmak tamamen kişisel bir eylemdir. Bir sosyal medya kullanıcısı, fazlasıyla özel ve kişisel telefonuna gelen her mesajı cevaplamak zorunda değildir. Dahası, her cep telefonu kullanıcısı sürekli elinde telefon, birileriyle mesajlaşmayı bir iletişim şekli olarak görmüyor da olabilir. Bunun yerine hatırını sormak istediği kişileri aramayı, seslerini duymayı tercih ediyordur mesela, değil mi? Ancak mesajla yazılması gereken bir cümlesi olduğunda telefonun mesaj servisini kullanıyordur. Ve sadece “N’aber?” cümlesi bunlardan biri değildir.
Canı her sıkılan kişi elinde telefon, birilerini taciz ederse ne olur? Hani büyükler, ‘seri-ül infial’ der. Hiddet ve celal kelimelerini aynı cümlede kullanınca anlamına biraz yaklaşmış oluyoruz. İşin kötüsü böyle bir davranış karşısında hiddetlenip celallenince siz haksız bile çıkabilirsiniz. Toplumun bu canı çok sıkılan bireyleri, milleti rahatsız edeceklerine ellerine bir kitap alıp okumayı deneseler hayatları ne kadar renklenecek aslında. Biraz ineklik, herkesi hafifletir. Gelelim bu haftanın konusuna...
Kitap kurdu mu? Şu dijital çağda tabletler, telefonlar, internet üzerinden izlenen diziler, filmler varken, kim, niye kitap okur ki? Cevap hepimiz için ilkokuldan beri ortada! Tabii ki, inekler! Neyse ki, yeni jenerasyon için okulda popüler olmak eskisi kadar ‘serseri’ olmayı gerektirmiyor. Hatta dersleri iyi, hedefleri olan, çok okuyan, çok bilen ama özgür ruhlu, sosyal çocuklar öne çıkıyor. Popülerlik ve ineklik kavramları şekil değiştiriyor. Yani, “Tavuk musun Mcfly?” repliği anlamını yitirirken Biff’in okuldaki havası sönüyor. Çekicilik kavramı da kendisini ancak zeka ve bilgiyi yanına alarak ifade edebiliyor. İneksi çekiciliğin yükselişini evimizde duvardan duvara kütüphaneler yaratıp en keyifli köşelerini okuma kovuklarına çevirerek kutluyoruz.
Bir kitap okuma köşesi için aslında sadece iki temel ihtiyaç var. İlki bir oturma düzeneği; rahat bir koltuk, sedir ya da üzerine minder atılabilecek derince bir pencere nişi. İkincisi ise ışık. Yani aydınlatma. İdeali endirekt gün ışığı elbette. Ama bir yapay aydınlatma elemanı düşünmekte de yarar var. Sırtınız ışık kaynağına dönük olmalı. Aydınlatmayı kitabın üzerine gölge düşmeyecek şekilde yerleştirmelisiniz.
Pencereden giren ışık çok parlak değilse herhangi bir blokaja gerek kalmadan direkt pencerenin yanında kitap okuyabilirsiniz. Bunun için ideal olan pencerenin hemen yanına bir daybed düzeneği kurmak, yani bir pencere nişi yaratmak. Unutmayın ne kadar yumuşaklık, o kadar rahatlık. Kitabınızdaki hikayeye tam olarak kendinizi verebilmek için oturduğunuz yerde rahat etmelisiniz.
Bir pencere nişi yaratmak düşündüğünüz kadar zor değil. Buradaki örnekte Ikea’nın ülkemizde en fazla satılan ürünlerinden biri olan kitaplığın tek modülü, yatay olarak kullanılıp pencerenin önüne bank mantığında yerleştirilmiş. Doğru oturma yüksekliğini yakalamak için etli minderlerle üst yüzeyi yumuşatılmış. Burada iki minder kullanılmış ama siz yekpare bir minder yaptırabilirsiniz. Minderlerin altına birbirine cırt cırt ya da düğmeyle bağlanan kuşaklar diktirip kitaplığa sabitleyebilirsiniz. Bir tarafı yapışkanlı diğer tarafı kumaşa dikilebilen cırt cırtlar da aynı işi görecektir. Geriye kalan, bir iki yastık ve yumuşak bir battaniyeyle tasarımı desteklemek...
10 / 20
İnek olmanın dayanılmaz hafifliği
Binanızın taşıyıcı kolonları, binanın köşelerine denk geliyorsa hiç düşünmeden, hatta acımadan kolon yüzlerine oturacak şekilde sedirleri yerleştiriverin. Odanın fonksiyonu ne olursa olsun, o köşe tanımsız bir alan olmaktan çıkıp anlam kazanacak, gözünüze, ruhunuza güzel gelmeye başlayacak.
11 / 20
İnek olmanın dayanılmaz hafifliği
Açık bej, beyaz ve krem birbiriyle iyi konuşan tonlardır. Bu tonların bir arada kullanımı doğal ışığın bol olduğu yerlerde güneş ışığının maviliğini kırıp iç mekanda sıcak ve rahat bir atmosfer yaratır. Yapay kürkler son iki sezondur çok moda. Yünlü yastık ve battaniyelerle kombine edebilirsiniz.
12 / 20
İnek olmanın dayanılmaz hafifliği
Pencerenin duvarla birleştiği durumda da pencerenin önüne, tam söve yüksekliğinde bir sedir yaptırabilirsiniz. Böyle durumlarda pencereye monte edilen stor perde kullanmak gerekecektir. Biri sedir, diğeri dresuar, iki mobilyayı birbirine dik şekilde konumlayıp nişin oturma alanını genişletmek mümkün. Aynı zamanda dresuarın üzerine mumlar ve bitkiler yerleştirip tam bir köşe yaratabilirsiniz. Renkli tekstillerle dişil ve neşeli bir atmosfer yaratabilirsiniz.
13 / 20
İnek olmanın dayanılmaz hafifliği
Benzer şekilde pencere önüne tek kişilik bir yatak yerleştirip duvar tarafına bol bol yastık koyarak geniş bir "daybed" yaratabilirsiniz. Daybed dediğimize bakmayın, eskilerin gündüz üzerinde oturulan, akşam yatılan somya yataklarından bahsediyoruz. Tek mekandan çok fonksiyon çıkarmaya alışık göçebe genlerimizle şekillenen büyük anne evleri günümüzün modern evlerinin ilham kaynakları arasında. Yukarıdaki fotoğrafta mavi, gri, beyaz ve galvaniz kullanımı mekanda incelikli eril bir atmosfer yaratmış.
14 / 20
İnek olmanın dayanılmaz hafifliği
Büyük anne evlerinden ilham alan bir detay daha... Dar masif ahşap eski bir karyola ve yatağını, taşlanmış keten ve yünlü tekstillerle düzenleyip ayak ucuna rustik ham ahşap bir şifonyeri dayıyorsunuz. Adı üstünde rustik, yani köylü düzeni. Karyolanın başında duvar, ayak ucunda şifonyerin yanağı, buyurun size çok fonksiyonlu bir pencere nişi...
15 / 20
İnek olmanın dayanılmaz hafifliği
Rustik stilden eklektik stile geçiyoruz. Eklektik karışık demek. Farklı stilleri bir arada kullanıp doğru estetik oranı yakalamak o kadar kolay bir iş değil. Sadece yan yana koymak yetmiyor, özellikle renk skalası, tekstil dokularının birbiriyle uyumu çok önemli. Pencere önüne yerleştirilen tüvit kumaş döşemeli masif ahşap bankın üzerine yapay kürk, yün, saten ve pamuklu kumaşlardan yapılmış büyük yastıklar yerleştirilmiş. Modern çizgideki bankın altındaki hasır sepet rustik country stilini vurgularken üzeri mermer ahşap oymalı sehpa neo klasik bir tasarım.
16 / 20
İnek olmanın dayanılmaz hafifliği
Bu köşeyi takip edenler bu fotoğraftaki mavinin adını artık biliyor olmalılar! Hayır, o bebek mavisi değil, Marie Antoinette mavisi. Yani bu ya Fransız Provence stili, ya da Provence öğeleriyle döşenmiş İngiliz köy stili. Krem ve uçuk mavi bir arada kullanıldığında bunun Fransız olduğunu düşünmeliyiz. Ancak çay servisi işi bozuyor. Bu detay “Ben İngiliz’im” diyor. Muhteşem bir country evi. Yığma taş bina olduğu için duvar çok kalın, dolayısıyla pencerenin iç kısmında kalan derin söve istediğimiz köşeyi yaratmamızı sağlıyor. Özellikle Akdeniz Rum mimarisindeki taş binalarda da aynı söveleri görmek mümkün. Sövenin üzerine bir şilte atılmış, doğramalarla uyumlu biyeleri olan bir yastık, duvar tarafında. Tepside de sıcacık çay... Hem kitap okumak, hem de gündüz düşleri kurmak isteyenler için tam bir cennet.
17 / 20
İnek olmanın dayanılmaz hafifliği
İçine biraz bohem damlatılmış modern... Bu fotoğraftaki stilin tarifi bu. Pencere önüne yerleştirilmiş çekmeceli mobilyanın üzerine patchwork işi kumaşla kaplı etli minderler yerleştirilmiş. Kanvas keten üzerine dantelli yastıklar ise feminen bir konfor vaat ediyor.
18 / 20
İnek olmanın dayanılmaz hafifliği
Hayal edilebilecek en minimal kovuk ancak böyle bir tasarım olabilir. Sadeliğinden keyif akıyor. Beyaz ve gri tonlarının mükemmel uyumu, nişin içi ve dışındaki gölgelerle tamamlanıyor. Duvarla aynı tondaki beyaz tül, sert hatlı, kübik formlu yüzeyleri yumuşacık okşuyor. Tavandan sarkan ampulü kitap okurken kullanmak biraz zor olacak ama, estetik değerler açısından burada her şey tam kıvamında.
19 / 20
İnek olmanın dayanılmaz hafifliği
Pencere önüne yerleştirilen ısıtma sistemlerinin mobilya ile kapatılması çok eskiye dayanan bir gelenek. Özellikle yeni dönemde yapılan konut projelerinde bu gelenek geri geldi. Eskinin önü hezarenli dar masif ahşap kaplamaların yerini bazı bölümleri dolap olarak kullanılan ve pencerenin önünde genişçe yatay bir yüzey bırakan yerine özel mobilyalar aldı. Bu alanlar özellikle çocukların en sevdikleri kahramanlarla baş başa kalmaları için birebir.
20 / 20
İnek olmanın dayanılmaz hafifliği
Hep minder olacak değil ya, kitap kovuğunuzu hem dev oyuncak ayınızı sergileyip hem de onun kucağında kitap okuyabileceğiniz şekilde düzenleyebilirsiniz.
{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Description $}
{$ item.Title $}
{$ item.Description $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS