Esra Öz Esra Öz

Travma sürecinde çocuklara nasıl yaklaşılmalı?

03.03.2020 Salı | 11:04

Ülkemizde yaşanan deprem olayları sonrası çocuklarda oluşan travmanın atlatılması için çocuklara yaklaşım önem kazanıyor. Elazığ depremi sonrasında özellikle çocukların yaşadığı sürece destek olmak için deprem bölgesine giden Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim üyesi ve Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği Travma Komisyonu Başkanı Doç. Dr. Serhat Nasıroğlu, hem yaşanan süreçte çocuklara destek olurken hem de bu alandaki uzmanların doğru adımlar atması için rapor hazırladı.

Çocuk psikolojisinin travmatik olaylarda çok derinden etkilenebildiğini söyleyen Nasıroğlu, bu süreçte uzmanlara ve ailelere büyük iş düştüğünü dile getirdi. Gelecek nesillerin sağlıklı bir ruh hali için çok dikkatli olunması gerektiğine dikkat çeken Doç. Dr. Serhat Nasıroğlu, sorularımı yanıtladı.

Deprem çocukların ruh sağlığını nasıl etkiliyor?

Depremin çocuklar üzerinde birçok ruhsal ve bedensel olumsuz etkileri olabiliyor. Bizim geçmişimizde kendi kafamızda oluşturduğumuz bir takım şemalarımız oluşuyor. Bunlar örneğin, kendimizin değerli olduğunu, hayatın öngörülebilir olduğu ve korunabileceğimiz şemalar gelişir. Ancak yaşanan ani ve hayatı tehdit eden bir olay tüm bu şemalarımızı alt üst edebiliyor.

Karşılaştığımızda kafamızdaki şemalar olumsuz etkileniyor. Yaşanan kötü olay sonrası ise, yeni bir şemamız oluşuyor.

Bazı okul öncesi dönemde bebeklerde, çocuklarda ve ergenlerde bazı ruhsal sorunlar görülebilir. Bebeklerde travma sonrası stres bozukluğu olmayacağını düşünüyoruz. Oysa bu durumla karşılaşılabiliyor. Örnek olarak bu durum olduğunda bebeklerde şu sorunlar gözlenebilir:

• Kolay şaşırma, kaygılı görünme,
• Yatak ıslatma, konuşma problemleri gibi gerileme davranışları,
• Ana-babaya yapışma ve onlardan ayrılmama,
• Uyku sorunları ve kabuslar,
• Çevreyle ilişkilerde tutukluk ve ürkeklik,
• Kontrol edilemeyen saldırganlık,
• Travmayla ilgili tekrarlanan oyunlar,
• Tabi yaş gruplarına göre çocukları konuşmak daha uygun olacak. Örneğin 4-6 yaş dönemde çocuklarda gözlenebilecek tepkiler arasında,
• Yaşam koşullarındaki değişime uyum güçlüğü,
• Kayıp durumlarında güvensizlik ve suçluluk,
• Canavarlardan, karanlıktan korkma ve gerçekçi olmayan korkular,
• Afetle ilgili abartılı öyküler, sürekli afetle ilgili sorular sorma ve konuşma,
• Şiddet ya da travmayı içeren oyunlar,
• Saldırganlık ya da içe kapanma,
• Daha önceki bir gelişim evresine geri dönme, bebeksi konuşma, yeniden bezlenme,
• Kabuslar ve gece korkuları,
• Konuşma bozuklukları yer alır.

Peki erken dönemlerinde ne ortaya çıkıyor?

Özellikle 7-12 yaş grubu olarak belirlersek davranışlarda gerileme görülür. Okul başarısızlığı, silahlı savaş oyunu gibi oyunlara ilgi gösterme artabilir. Bedensel ağrılar örneğin kalp ağrısı, baş ağrısı ve karın ağrısı gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Biraz daha ileri yaş grubu olan ergenlerde ise, dünya ve gelecek hakkında olumsuz tutumlar, suçlu ve çaresiz hissetme durumu gözlenebilir. Ayrıca, risk alma, iştah kaybı, uyku sorunları ya da okul sorunları, ana baba ile çatışma ve tartışmalarda artış görülebilir.

Yine ergenlik döneminde görülen bazı ortak tepkiler; aşırı üzüntü yaşama, hareketsiz ve dalgın bir ruh hali olabilir. Heyecanlı yerinde duramama, sürekli değişen ruh hali, baş ağrısı, karın ağrısı ve sinirli yeni ilişkiler kurmakta zorlukla karşılaşılabilir. Madde bağımlılığı ve intihar girişimleriyle karşılaşma oranlarında artış gözlenebiliyor. Bu çocuklarda ayrıca uyku düzensizlikleri gibi birtakım sorunlarla da karşılaşılabilir.

Deprem alanında dikkatinizi çeken durumlar nelerdir?

Mağdur çocukların yanında olduğumuzda çocuklar bu hizmeti alabiliyorlar. O yüzden de hem sahadaki psikososyal hizmet çalışanlarına destek sağlamak ve saha çalışmalarını koordine etmek hem de mağdur olan çocukların ruhsal acıları dindirebilmek adına deprem alanına gidip çalışmak istedim.

Deprem sonrasında özellikle çadır da kalan çocuklarla yaptığımız görüşmelerde, çok açık olarak fark ettik ki, çocuklar kendilerine yönelik ciddi bir suçluluk duygusu hissediyorlar. Yani aslında depremin sebebi insanların yapmış olduğu hatalar, günahlar ve bu nedenle de “Allah bize ceza verdi” gibi birtakım yaklaşımları olabiliyor. Aslında biz bugün biliyoruz ki, depremin insan davranışları ile herhangi bir ilgisi yok. Bu bilimsel bilginin çocuklarla paylaşılması ve deprem olayının bilimsel şekilde nasıl olduğunun anlatılması dahi çocuğun zihnindeki suçluluk duygularının azaltılmasında faydalı olacak.

Birçok çocuğun yaşadığı travma belirtilerini, başka kişilerle konuşmak istemediğini fark ettik. Yani bazı çocuklar kendi yaşadıkları korkuları ve endişeleri diğer insanlarla paylaşmak istemiyorlar. Gelecekle ilgili de okulların bir an önce açılması konusunda birtakım beklentileri var. Biz de okulların hızlı bir şekilde açılmasının, çocukların ruh sağlığına faydalı olabileceğini düşünüyoruz.

Çocukların yaşadığı travmanın üstesinden gelmek için neler önerirsiniz?

Çocukların yaşadığı travmanın üstesinden gelebilmesi için öncelikle yapması gereken şey, çocukla depremin ve yaşadığı acıların konuşulması. Biz anıların bastırılmasında yaşadığı kötü olayların bilinçdışına itilmesini istemiyoruz. Daha çok, çocuğun istediği süre boyunca olayları konuşmasını istiyoruz. Bunun dışında sosyal destek çok önemli. Bu anlamda çocukların barınma ihtiyacını, sağlık ihtiyaçlarının giderilmesi ve olabildiğince hızlı bir şekilde normal hayatına dönebilmesi için de okulların açılmasının uygun olduğu düşünüyoruz.

Neden deprem alanına gidip çalışmalar yaptınız?

Deprem ve diğer toplumsal afet durumlarında Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatri Derneği Travma Komisyonu başkanı olarak bölgelere gidiyorum. Bu anlamda da T.C. Sağlık Bakanlığı’nın da katkılarıyla çocuklar, çocuk ve ergen psikiyatri gönüllülerinin deprem bölgesinde yaklaşık 3 hafta boyunca çalışmalarını sağladık. Bu çalışmalarda çadır ziyaretlerinde bulunduk, depremden etkilenen çocuklara yönelik krize erken müdahale programı kapsamında görüşmeler gerçekleştirdik. Sahada çalışan ruh sağlığı çalışanlarına ve Kızılay ekibine travmaya yaklaşım eğitimleri düzenledik.

Çocuklara deprem nasıl anlatılmalı? Sonraki süreçte nelere dikkat edilmeli?

Deprem çocuklara olabildiğince bilimsel yönleri ile anlatılmalı ve bunun onların bir suçu olmadığını net ifadelerle belirtilmeli. Abartılı tepkiler ve abartılı sözler söylenmemeli ya da “bize zarar gelmez” gibi gerçekçi olmayan yaklaşım da bulunulmamalı. Asıl sorumlunun deprem değil aslında binaların depreme dayanıklı yapılması olduğu anlatmalı. Depremden korunulabileceğini dünyanın birçok yerinde deprem olduğunu ve bu depremlerde sağlam binada yapılan ülkelerin zarar görmediğini anlatmalıyız. Binaların sağlam yapılmadığı durumlarda insanların zarar görebileceğini söylemeliyiz. Bundan sonraki süreçte de çocukların deprem anında nasıl davranması gerektiği ile ilgili birtakım eğitimler verilmesi gerekiyor. Bu çocukların travma belirtilerinin azaltılabilmesi için maddi yardımlar yapılmalı. Bazı çocuklarda ise bilişsel terapiler gerekebilir.

Diğer Yazıları

Covid-19 aşıları ile ilgili merak ettiğiniz sorular yanıt buluyor

“Faz 3 aşamasını tamamlamış ve kullanımına izin verilen aşıların hepsi güvenlidir ve yeterli koruyuculuğu sağlayacağı da ön görülüyor” diyen Türk İmmünoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Haluk Barbaros Oral, “En iyi aşı ulaşılabilen aşıdır. Hangi tip aşı olursa olsun etkinliğini kaybetmeden yaygın olarak kullanımının sağlanması salgının kontrolü için kaçınılmaz.” dedi.

Devamını Oku 15.12.2020

Epigenetiğin gen kontrolünde oynadığı rol nedir?

Doktora çalışmaları sırasında genlerin nasıl aktif ya da inaktif halde tutulduğu ile ilgili temel bilimsel soruların anlaşılmasına katkı sağlayan Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT)’nden Dr. Özgür Öksüz, Polycomb proteinlerinin hücre içerisindeki isleyişini, bir sonraki hücrelere nasıl aktarıldığını ve kanser hücrelerinde görülen hasarların hangi sonuçlara sebep olduğunu anlamak konusunda çalışıyor.

Devamını Oku 07.12.2020

Avrupa’dan iki doktora öğrencisi Türkiye’deki gençlere bilimi sevdirebilmek için “Gelecek Bilimde” diyor

Hollanda ve Polonya’dan Türkiye’ye bilimi sevdirmek için farklı liselerden öğrencilerden oluşan ekipleriyle Mühendis Burak Çankaya ve Psikolog Cevdet Acarsoy, her gün yeni bir şeyler deniyorlar. Avrupa’dan iki bilim meraklısının bilim yayıncılığı ile ilgili serüveni konuştuk.

Devamını Oku 06.12.2020
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS