Nilgün Mıhçıoğlu Nilgün Mıhçıoğlu

Tayland’ın Egzotik Başkenti  Bangkok! 

Tropikal iklimi, farklı inanışları, mutfağı, doğasıyla  Uzak Doğu’nun en ilgi çeken rotalarının başında Tayland geliyor. Tayland son dönemde yaşadığımız ekonomik krize rağmen hala paramızın değerli olduğu ülkelerden biri. Ayrıca vize de gerekmiyor. Bu nedenle farklı kültürleri tanımak isteyen gezginler için güzel bir seçenek olmaya devam ediyor.   



Tayland’ın başkenti Bangkok ise  iki farklı karakteri bir araya getirmiş bir şehir. Bir tarafta lüks içinde bir metropol, diğer yanda geleneklerine bağlı egzotik bir uzak doğu şehri.  Thai dilinde “Melekler Şehri” anlamına gelen Bangkok ile ilgili birçok farklı şey duymuş olabilirsiniz. Sokakları kokar , aşırı kalabalıktır, havası bunaltır, aç kalırsınız vs.  Bence kimseye kulak asmayın. Bu şehre minimum 3 gün verin ve gerçek bir Bangkok deneyimi yaşayın. Size vereceğim minik tüyolarla şahane vakit geçirecek ve çok eğleneceksiniz.  

Resmi dili olan Tay dili, 44 sessiz, 18 ünlü ve 6 çift sesli harften oluşan, dünyanın en zor dillerinden biri. Ben genelde gittiğim ülkelerin dilini öğrenmeye çalışırım ama Tayland için bu söz konusu bile değil. Size minik bir örnek vereyim biz Tayland’ın başkenti Bangkok diyoruz, Tay halkı  Krung Thep demeyi tercih ediyor. Peki Bangkok’un tam ismi ne biliyor musunuz:  Krungthepmahanakhon Amonrattanakosin Mahinthara Yutthaya Mahadilok Phop Noppharat Ratchathani Burirom Udom Ratchaniwet Mahasathan Amonphiman Awatansathit Sakkathattiya Witsanukamprasit   (sözün ve nefesin bittiği yer) 

Krallarını çok  seviyor ve  saygı duyuyorlar. Kraliyet ailesine dokunmak yasak. Hatta 1880’de Tayland Kraliçesi Kumariratana kayığının alabora olması sonucu herkesin gözü önünde boğularak ölmüş. Çünkü hayatını kurtarmak için bile olsa, kraliçeye dokunmanın cezası ölüm.  “Gülüşler Ülkesi” olarak da bilinen Tayland halkı güler yüzü çok seven insanlar. El sıkışma, tokalaşma adetleri yok. Selamlaşmada iki elin avuçlarını göğüs hizasında birleştirip başınızı hafifçe öne eğiyorsunuz. İlginç adetleri var. Örneğin küçük çocukların başını okşamak, ayağınızla bir şey işaret etmek büyük saygısızlık. 

Ne Yenir? 

Trafik soldan ilerliyor ve İstanbul’u bile aratacak kadar yoğun bir trafik var. Bu yüzden genelde bisiklet kullanıyorlar. Popüler ulaşım aracı TukTuk’lara binmenizi kesinlikle tavsiye etmiyorum. Adrenalin bağımlısı değilseniz  kesinlikle güvenli değil.  Araç kiralama veya taksi çok daha uygun olacaktır.    Seyahat yazılarımda önceliği görülecek yerlere veririm ama burası  için “yemek” en önemli konu.  
Eğer çok lüks otellerden birinde kalmayacaksanız, bavulunuza mutlaka kahvaltılık (peynir/zeytin) atın. Çünkü Tay halkı peynir, zeytin gibi şeyleri bilmiyor. Özellikle peynirden nefret ediyorlar, kokusuna dayanamıyorlar. Kahvaltıda genelde yağsız tuzsuz pirinç lapası, haşlanmış sebzeler hatta tavuk ve bolca meyve bulunuyor (ananas, mango ve muz çok ucuz ve çok lezzetli olduğundan her yerde oluyor) 
Kahvaltı işini hallettikten sonra gerisi kolay.  

Çünkü Tayland mutfağı  dünyanın en iyi mutfaklarından biri. Tayland’ın milli yemeği olan Pad Thai,  dünya üzerinde en iyi Bangkok’ta yapılıyor.

Tay mutfağı ve sokak yemeği seviyorsanız zaten problem yok. Adım başı yemek satan, ekonomik tezgahlar var. Hatta çoğu evde mutfak yok, insanlar dışarda yemek yiyor. Ancak benim gibi yemek konusunda  sorunlu biriyseniz  AVM’ler nefis restoranlarla dolu. Deniz ürünleri çok bol ve uygun fiyatlı. Meyve düşkünü olduğumdan benim gibi düşünenler için tam bir cennet. Bildiğimiz meyvelerin dışında, tropikal meyveleri muhteşem ve çok uygun fiyatlı.  Tatlı pek sevmiyorlar ama nefis dondurmaları var. Bir de hayatımda en güzel buzlu çayları burada içtim. Yanınızda taze demleyerek yapıyorlar. Çok bilinen kahve zincirleri de dahil olmak üzere bol ve çok kaliteli kahve dükkanları var.  Ve en çok sorulan soru : evet böcek, akrep, çekirge, larva, kurtçuk aklınıza ne geliyorsa yiyorlar.Sokakta tezgahlarda satılıyor, çerez gibi poşet poşet alıp yiyorlar. Benim için çok tatsız bu konuyu burada kapatıyorum. 

Bangkok’ta görülecek yerler: Tapınaklar
Tayland bir Budizm ülkesi. Neredeyse adım başı muhteşem tapınaklarla karşılaşabilirsiniz. Tapınaklara (kadın/erkek farketmez) şortla ve askılı bluzla girmek yasak. Tapınakların kapılarında çok ucuz  pantolonlar satıyorlar (çok güzeller zaten mutlaka alın) Tapınaklara ayakkabıyla girmek de yasak (ama korkmayın kimsenin ayakkabısı kaybolmuyor) 
Bangkok’da gidebileceğiniz en büyük tapınak,  Kraliyet Tapınağı Wat Pho. 

İçinde bir masaj okulu da bulunan tapınak, geleneksel Thai masajının da doğduğu yer olarak biliniyor. 
Yine bu tapınakta,  46 metre uzunluğunda ve 15 metre yüksekliğinde YATAN Budha Heykeli bulunuyor. Bu heykeli tamamen fotoğraflamak pek mümkün değil. Ayak tabanına sedef taşlarla, uğurlu kabul edilen 108 sayısı kadar olumlu eylem ve sembol işlenmiş. 






 
 

 

 

 


Heykelin karşısında duvarın dibinde sıralanmış 108  adet bronz kase bulunuyor. İçinde birsürü bozuk para bulunan çanaklardan alıp, bu kaselere atıyor ve şans diliyorsunuz.Bu tapınakta bulunan rengarenk Budist Anıtları  Stupa’lar görülmeye değer. Renk uyumuna, muhteşem işçiliğe hayran kalıyorsunuz.  Mutlaka görmeniz gereken tapınaklardan bir diğeri de,  içinde 5.5 ton ağırlığındaki Altın Budha heykeli bulunan Wat Traimit.   Sokaklarda dolaşırken her evin, dükkanın hatta AVM’lerin önünde bile  küçük tapınaklar görebilirsiniz. Bunu kötü ruhlardan korunmak için yapıyorlarmış. 

Tayland’da her yerde görebileceğiniz turuncu giysili Budist rahiplerle fotoğraf çektirmek isteyebilirsiniz. Bunu saygıyla istemeniz, laubali davranmamanız gerekiyor ve  inanışları gereği kadınların rahiplere dokunması kesinlikle yasak. 

 Yüzen Pazar 
 
Bangkok’un en turistik yerlerinden birisi Floating Market yani Yüzen Pazar! Sabahın erken saatlerinden öğlene kadar açık duran bu pazar ilginç ortamıyla size değişik bir tecrübe yaşatıyor. Özellikle AVM kültüründen boğulmuş insanlar için ilginç bir ortam. 

Yüzen pazara yerel teknelerle kanallardan yaklaşık 30 dk. lık bir yolculukla ulaşıyorsunuz. Tekneler oldukça hızlı ancak yine de yol boyu güzel tropikal manzaralar görebilirsiniz. 

Haftasonu gitmemeye çalışın çünkü çok kalabalık oluyor.  Pazarda genellikle taze meyveler,  teknelerde pişirilerek satılan yemekler bulunuyor

. Tamamı teknelerde değil, kara kısmında da hediyelik eşyaların bulunduğu bildiğimiz pazar düzeninde satıcılar bulunuyor. 

Biraz cesaretliyseniz buralarda yılan, lemur gibi canlı egzotik hayvanlarla fotoğraf da çektirebilirsiniz.   

Hindistancevizi Çiftliği 
 
Tropikal ülkeler için çok önemli olan Hindistan Cevizini yerinde görmek üzere Bangkok yakınlarında bulunan Samut Sangkram kasabasına ziyaret edebilirsiniz. Burası aynı zamanda meşhur Siam İkizlerinin doğduğu kasaba.  Hindistan Cevizinden nasıl yağ çıkarılıyor, nasıl şeker yapılıyor, kabuklarından neler yapılıyor burada inceleme şansınız var. Gerçek organik hindistan cevizi yağıyla burada tanışabilirsiniz. Hindistan cevizi yağını yemekten sabuna, kremden şampuana her alanda kullanıyorlar. 
Kaynatarak elde ettikleri hindistancevizi şekeri inanılmaz tatlı. Nohut  büyüklüğündeki  bir parçayı bile zor yedim -ki tatlı seven bir insanım.  Hindistancevizi kabuklarını da çantadan abajura pek çok küçük el eşyası yapımında kullanıyorlar.  

Teak/Gül  Ağacı Oyma Atölyesi 
Ağaç oymacılığının mükemmel örneklerinin sunulduğu ağaç oyma atölyelerinde gül ve tik gibi değerli ağaçlar,  sanatçıların elinde nasıl mükemmel biçimde, ince ince işleniyor görebilirsiniz. 

Gece Pazarı 
Tayland’ın gece pazarları çok meşhurdur. Hediyelik eşyaların yanısıra kaliteli taklit ürünler için (saat, çanta gibi) turistler bu pazarlara bayılır.  Önceleri Bangkok’taki en ünlü pazar PatPong’du. Artık bu pazar popülerliğini yitirmiş. Vaktiniz varsa yine de gezebilirsiniz ancak benim tavsiyem içinde  1500’den fazla dükkân ve restoran barındıran  Bangkok’un en yeni eğlence merkezi olan Asiatique ! 
 

Gerçekten çok hareketli ve eğlenceli bir ortamı var. Restoranları çok kaliteli, yemekler lezzetli ve fiyatları uygun. Ayrıca ister orjinal, ister taklit veya yerel hediyelik ürün adına aradığınız herşeyi bulabileceğiniz, saatlerce  sıkılmadan gezebileceğiniz bir yer. Alışverişlerinizde pazarlık yapmayı ihmal etmeyin. 

 Hello Kitty House 
Bangkok’a gitmişken,  merkezde, büyük AVM’lere çok yakın bir konumda olan Hello Kitty House’u görmenizi tavsiye ederim. 
 
Üç katlı binada, en alt kat fotoğraf makinasindan kozmetiğe, çantaya kadar her türlü ürünün Hello Kitty versiyonunun satıldığı mağaza, giriş kat herşeyin Hello Kitty tarzında dizayn edildiği Cafe ve en üst kat güzellik merkezi. 
 

Burada fiyatlar maalesef yüksek. Satılan ürünlerin büyük kısmının alternatifi, pazarlarda uygun fiyatlarla satılıyor. İçinde hala küçük bir çocuk ruhu barındıranlar için,  bu şahane ortamda Hello Kitty’li bir kahvenin veya pastanın tadına bakmak çok keyifli. 

Kanal Turu 
 
Bangkok çok sayıda kanalları nedeniyle Doğu’nun Venedik i olarak biliniyor. Yerel teknelerle yapacağınız bir kanal turu, şehri daha iyi tanımanızı sağlıyor. Modern gökdelenlerin arasından sıyrılıp kendinizi bir anda tropikal bir ortamda buluyorsunuz. Kanalların kenarlarındaki evlerin fakirliği, insanların yaşadığı ortamlar oldukça etkileyici.  İnsanlar temizlikten yemeğe kadar her ihtiyaçlarını bu kanal suyunda gideriyorlar. Üstüne bir de tropikal hava şartları eklendiğinde bu su hem görüntü hem koku olarak oldukça rahatsız edici olabiliyor.  

Dünya üzerindeki tüm hayvan türlerinin onda biri Tayland’da yaşıyormuş. Kanal geziniz sırasında bazılarını görme imkanınız var. 
Bunlardan biri PİSİ Balıkları. Kanal turlarında kutsal kabul ettikleri Pisi Balıklarını beslemek üzere minik bir mola veriliyor. Ancak ufak tefek balıklara ekmek atılan bir aktivite sanmayın. Balıklar kutsal sayıldığı için dokunulmadığından, iyice semirmiş ve neredeyse jaws boyuna erişmiş durumda. 
 
Tekne turu yaparken yerel rehberimiz  kertenkele görebileceğimizi ve bunun şans sayıldığı söylemişti. Evet gerçekten gördük  ama onların kertenkele dediği şey bildiğimiz Komo Ejderi. Ve yol boyu bunlardan 8-9 tane gördük.  Yanıbaşınızda aniden  bunlardan biri belirdiğinde heyecanlanmamak mümkün değil. 

 Bangkong  gece hayatı, teras barları, sonsuzluk havuzları ve buraların eşsiz manzaralarıyla ünlü. Özellikle Hangover2 filminin çekildiği Sky Bar çok popüler. Gün batımı izlemek ve keyifli bir gece geçirmek için pek çok güzel seçenek var.   Yurtdışı seyahatlerimde pek AVM gezmeye meraklı olmasam da burada gezmenizi öneriyorum. Çünkü buradaki lüks AVM’leri gezmek gerçekten keyifli. Siam Paragon, Central World gibi AVM ler alışverişseverleri  fazlasıyla mutlu edecektir.  Tabii ki buraya kadar gelmişken Tay masajı yaptırmadan dönmeyin. En azından sokaklarda adım başı görebileceğiniz, açık havada günün yorgunluğunu atabileceğiniz bir ayak masajı deneyimi yaşayın,  Bu ülkeye gitmek için en güzel dönem, nispeten serin olan Kasım-Şubat ayları arası. Serin derken sıcaklık  26-27 derecenin altına düşmüyor.  Fazlasıyla nemli olduğunu da eklemeliyim.  

Sonuç olarak keşfetmeyi seviyorsanız, Bangkok’ta gezecek görecek birçok yer, tadına bakacak birçok lezzet  var.   

Yeni rotalarda görüşmek üzere… 

Diğer Yazıları

Rengarenk bir masal diyarına yolculuk: ALSACE!

Çocukken içimizi ısıtan, her şeyin canlı ve rengarenk olduğu masal diyarlarının gerçek olduğunu söylesem ne dersiniz?

Devamını Oku 28.04.2021
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS