x
"Ergenekon"da Eşref Bitlis suikastı iddiası
"Ergenekon"da Eşref Bitlis suikastı iddiası

"Ergenekon"da Eşref Bitlis suikastı iddiası

İkinci "Ergenekon" davasının tutuklu sanığı Durmuş Ali Özoğlu, bugün de tartışılan, eski Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis'in öldürülmesi gibi olayların "Ergenekon" değil, Kontrterör Daire Başkanlığında yetişen ekip tarafından yapıldığını ileri sürdü.

"Ergenekon"da Eşref Bitlis suikastı iddiası
01.10.2010 Cuma 16:44
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, dünkü oturumda Türkiye'deki faili meçhul cinayetlere ilişkin açıklama yapacağını söyleyen tutuklu sanık Özoğlu söz aldı.

Behçet Oktay'ın bir cinayete kurban gittiğini ve bu cinayetin milletvekili Recai Birgün tarafından bilindiğini ileri süren Özoğlu, Birgün'ün telefon kayıtlarının getirtilmesini ve duruşmada dinlenmesini istedi.

Oktay'ın öldürülmesinin nedeninin, "Egenekon" davaları kapsamında gömülü olarak çıkarılan mühimmatlar olduğunu savunan Özoğlu, bu mühimmatları gömmenin 3-5 polisin işi olmadığını, NATO'nun da bunda rol aldığını, bunun belgesinin de kendisinde olduğunu iddia etti.

Özoğlu, Ala limited Şirketine baskın düzenlenmesi durumunda kayıtların alınabileceğini savundu.

Mehmet Eymür'ün başında olduğu MİT Kontrterör Dairesinin içinde askerler, polisler ve MİT'in kendi personelinin bulunduğunu ifade eden Özoğlu, 100 kişiye yakın olan bu ekibin çeşitli özel eğitimlerden geçtiğini, ABD ve İsrail'de eğitim gördüğünü, İran, Irak, Suriye ve Türk Cumhuriyetlerinin de operasyon alanları olduğunu ileri sürdü.

Özoğlu, "buradan ayrılanların birçoğunun Fethullah Gülen cemaatinde istihbarat örgütü kurduklarını" öne sürerek, isimlerinin de mevcut olduğunu kaydetti.

Eşref Bitlis'in öldürülmesi

Eşref Bitlis'in Türkiye tarihinde Kuzey Irak'a yapılacak en büyük operasyonu yönettiğini, sınırın Musul'a doğru kaydırılacağını, terör çatışmalarının bitirileceğini ifade eden Özoğlu, Bitlis'in uçağının durduğu yer ile Amerikalıların uçaklarının durduğu yerin aynı olduğunu ve uçağın düşürüldüğünü savundu.

8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal'ın da bu operasyondan bilgisi olduğunu, Musul ve Kerkük olayını halletmeyi planladığını ifade eden Özoğlu, "Yapamadan o da gitti" dedi.

Özoğlu, 2 yunan subayının Türk helikopterini düşürmesinin ardından eski Başbakanlardan Tansu Çiller hakkında da askeri casusluktan soruşturma yapıldığını savunarak, "Bugün (Balyoz) onun finali yapılıyor burada. Kontrterör Dairesinde yetişenler şimdi bugün bu operasyonları Fethullah Gülen örgütüyle birlikte yapıyorlar. Cem Ersever, Eşref Paşa'nın adamlarındandı. Onu da öldürdüler. Paşanın dağ kadrosundan kim varsa onları da öldürdüler. Bu ekip, anti Amerikancı Kürt ve Türk aydınlarını da öldürdü" dedi.

Özoğlu, günümüzde de tartışılan bu olayların "Ergenekon" örgütü tarafından değil, Kontrterör Daire Başkanlığında yetişen ekip tarafından yapıldığını ileri sürdü.

Hanefi Avcı'nın tutuklanması

Özoğlu, Eymür'ün, can ciğer arkadaşı olarak belirttiği Hanefi Avcı'yı içeri aldırdığını ileri sürerek, Avcı ile Bülent Orakoğlu'nun önceden askeri casusluktan cezaevinde yattığını öne sürdü.

Turgut Özal'a yapılan suikastin de sahte bir hikaye olduğunu iddia eden Özoğlu, Albay Rıdvan Özden'in ise Kannas silahıyla terör örgütüyle çatışmadayken öldüğünü anlattı.

Tutuklu sanık Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Mustafa Balbay da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Amerika gezisinden dönüşünde yaptığı açıklamaları Yeni Şafak Gazetesi yazarı Fehmi Koru'dan aktararak, "Abdullah Gül, 'Devlet Güvenlik Mahkemelerinde sadece insanlar değişti. Üniformalar çıktı, özünde bir şey değişmedi. Tutukluluk sürelerinin uzaması cezaya dönüşüyor' diyor. Bu, pek çok kesimin ortak görüşü haline geldi" dedi.

Mahkeme heyetine seslenen Balbay, "Buradan bir terör örgütü çıkar mı? Buradan bir terör örgütü çıkmıyor. İddia makamı, üyeler, örgüte üye arıyor. Teğmenlerden, gazetecilerden, sendikacılardan örgüte üye yaratmaya çalışılıyor. Amcası ölen 'Ergenekon' diyor, yakını ölen 'Ergenekon' diyor. Kendinize gelin, böyle mahkeme olur mu? Bizi çarmıha gerip herkese taşlatıyorsunuz" diye konuştu.

"Taklitlerimizden sakının"

İçinde polis müdürü, avukat, gazeteci, siyasi parti liderinin olduğu böyle bir örgütün dünyada bulunmadığını ifade eden Balbay, "Bizim başka şubemiz yok. Taklitlerimizden sakının" dedi.

Bazı gazetecilerin, haklarında açılan davalar ve soruşturmalar nedeniyle sık sık adliyede ifade vermeye gittiklerinden yakındıklarını ifade eden Balbay, meslektaşlarına seslenerek, gazetecilerin bir kısmının da hapiste çürüdüğünü söyledi.

Cumhuriyet gazetesine haftada 3 gün yazı yazdığını, bir yazının 10 gün sonra gazetede yayımlanabildiğini, 10 gün sonra güncelliğini kaybetmeyecek yazılar yazmaya çalıştığını belirten Balbay, "Bu direnmektir. Bu bir sansür değil mi?" dedi.

Tutuklu sanık Teğmen Mehmet Ali Çelebi'nin çapraz sorgusunda telefon konuşmalarına ilişkin soruya, "Bunlar arkada konuştuklarımız" yanıtını vermesi üzerine, savcı Mehmet Ali Pekgüzel'in "Biz arkada konuşulanları araştırıyoruz" dediğini anımsatan Balbay, "Daha önce 'Siz hükümet savcısı mısınız?' demiştim. Şimdi değiştiriyorum. 'Siz dedikodu savcısı mısınız?' Düşünce suç bile değil, iddia makamı düşünceye hazırlık suçu arıyor" diye konuştu.

Yaklaşık bir ay önce, Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'nın Silivri Cezaevine ne zaman geleceğini kendi aralarında konuştuklarını dile getiren Balbay, "Biz artık Silivrili olduğumuz için buraya nasıl gelineceğini biliyoruz. Hanefi Avcı, buraya tahminimizden geç geldi" şeklinde konuştu.

Tutuklu sanık gazeteci-yazar Tuncay Özkan da tutuksuz sanıklardan emekli Albay Arif Doğan ile hiç görüşmediğini belirterek, "Kaldı ki gazeteciyim, 'Anlatacaklarım var' deseydi, kalkar giderdim yanına. Bütün Susurluk süreci boyunca bana, 'Bir bakanın kızı arabadaydı' diye söylenmiş de yazmamışım. Niye yazmayayım?" dedi.

Recai Birgün için tanıklık çağrısı

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada Cumhuriyet Savcısı Pekgüzel, sanık ve avukatların taleplerine ilişkin görüşünü açıkladı.

Pekgüzel, tutuklu sanık İbrahim Şahin hakkında Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunca verilen "ceza ehliyetinin tam olmadığına" ilişkin rapora işaret ederek, bu sanığın ceza ehliyeti hakkında, isnat edilen suçlar açısından açıklayıcı bilgi istenmesini talep etti.

Savcı Pekgüzel, gelen cevabın ardından Şahin'in tüm raporlarının Adli Tıp Genel Kuruluna gönderilerek, ceza ehliyeti konusunda nihai rapor düzenlenmesini istedi.

Durmuş Ali Özoğlu'nun suç ihbarları içerdiğini beyan ettiği sözlerine ilişkin de Pekgüzel, "savcı Zekeriya Öz'ün askere gitmediği" yönündeki bilginin doğru olmadığını, Öz'ün sağlık raporunun askerlik görevi içinde ve askeri usule göre alındığını söyledi.

Özoğlu'nun, Behçet Oktay'ın şüpheli ölümü hakkında milletvekili Recai Birgün'ün telefon kayıtlarının getirilmesi talebinin reddini isteyen Pekgüzel, ancak Birgün'ün tanık olarak dinlenilmesini, mahkemenin uygun göreceği bir tarihte duruşmaya çağrılmasını talep etti.

Durmuş Ali Özoğlu'nun Eşref Bitlis, Turgut Özal, Cem Ersever ve Rıdvan Özden'in şüpheli tabir edilen ölümleri ile bir kısım faili meçhul cinayetlerin geçmişte MİT bünyesinde olan Kontrterör Dairesi ile irtibatlı kişilerce gerçekleştirildiği iddialarına ilişkin de Pekgüzel, bunların doğrudan dava dosyasıyla ilgisi olmadığını kaydetti.

Bu iddiaların bir yenilik arz etmediğini, 2001'de Tuncay Güney'in, bazı farklılıklar olsa da aynı konularda anlatımları olduğunu, Özoğlu tarafından yayınlandığı belirtilen "Gizli Savaşın Şehitleri" başlıklı yazıda da benzer iddiaların ortaya atıldığını ifade eden Pekgüzel, bu konuda karar verilmesine gerek görmedi.

Pekgüzel, ancak tüm bu anlatımların, olayların soruşturma yeri olan İstanbul ve Ankara'daki CMK 250. maddeyle yetkili Cumhuriyet Başsavcılıklarına gönderilmesini talep etti.

Tutuksuz sanık emekli Albay Arif Doğan'ın basına yansıyan ses kayıtları ve röportajları üzerine Beşiktaş'taki İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliğince alınan ifadesinin bir suretinin mahkemeye gönderilmesini isteyen Pekgüzel, tutuklu sanıklar Hüdai Ünlüer ve Muzaffer Öztürk'ün de tahliyesini talep etti. Duruşmaya ara verildi.

Dakika dakika neler oluyor? Öğrenmek için hemen tıklayın.