Türkiye'de basın özgürlüğü alarmı

Merkezi ABD'nin başkenti Washington DC'de bulunan Freedom House (Özgürlük Evi), Türkiye'de gazetecilere karşı 'bezdirme' ya da 'hapse atma' politikası izlendiğini, iki yılı aşkın bir süredir cezaevlerinde yargılanmayı bekleyen gazetecilerin bulunmasını 'basın özgürlüğüne karşı alarm verici bir durum' olarak niteledi.

AA - DHA |
15.03.2011 Salı 11:00
Sayılı ülkelerde şubeleri bulunan, kar amacı gütmeyen, sivil bir toplum örgütü ve ABD'nin önde gelen  düşünce kuruluşlarından biri olan Freedom House, Türkiye'ye yönelik yaptığı yazılı basın açıklamasında, ''Freedom House olarak, Türk liderleri,  izledikleri bu politikayı değiştirmeye ve medya kuruluşlarının bağımsızlığını koruyacak kurumsal adımlar atmaya,  kendilerine karşı elle tutulur, gözle görülür kanıtlar bulunmayan, haklarında sabit bir suç açıklaması yapılmayan tutuklu gazetecileri bir an önce serbest bırakmaya çağırıyoruz'' dedi.

Türkiye'de yetkili makamlarca, AK Parti hükümetine karşı darbe girişimi hazırlamak ve 'Ergenekon Terör Örgütü'  üyesi olma savıyla, son operasyonlarda 13 gazetecinin tutuklandığını dile getiren Freedom House,  "Tutuklamalar, basın özgürlüğüne karşı giderek yayılan uygulamalara karşı yurt çapında protestoları tetikledi" görüşünü savundu.

Türkiye'de, cezaevlerinde 50 gazeteci bulunduğuna değinen Freedom House, "Bu rakam gazetecilerin hapiste oldukları ülkeler içinde Türkiye'yi ilk sıralara taşımakta" açıklamasını yaptı.

Türk polisinin, çoğu tutuklamaların OdaTV operasyonunda ve dört gazetecinin evinde ele geçirilen sözde belgeler ardından yapıldığını açıkladığını dile getiren Freedom House, “Tutuklanan bütün gazeteciler, AKP hükümetini eleştiren haberler ya da yorumlar yazıyordu" dedi.

Freedom House açıklamasında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün bile, sivil özgürlüklerin tehdit altında olduğunu itiraf etmekten kaçınmadan, söz konusu uygulamalara değinerek, "Türkiye'nin ulaştığı ve herkesçe takdir edilen gelişiminin üzerine gölge düşürüyor" dediğini, buna karşın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın tutuklamaları savunduğunu yazdı.

Gazeteci Nedim Şener ve Ahmet Şık'ın tutuklanmalarını özellikle ön plana çıkarmak istediğini vurgulayan Freedom Hosue, açıklamasında şu görüşlere yer verdi: 

“Ülkenin önde gelen iki araştırmacı gazetecisi yakınlarda tutuklandılar. Hükümetin politikalarını eleştiren medya kuruluşlarına ve gazetecilere karşı uyguladığı bezdirici politika, açıkça eleştirici sesleri ve farklılığı yok etmeye yönelik bir girişim"
 
Ergenekon soruşturması kapsamında, gazeteci Mustafa Balbay'ın, kendisine yöneltilen sabit bir suçlama bulunmaksızın iki yılı aşkın süredir tutuklu bulunduğuna da değinilen Freedom House açıklamasında, "Süregelmekte olan bu tutuklamalar, gazeteci haklarına açık bir saldırıdır ve tutuklular ya yargılanıp suçları belirtilmeli, ya da serbest bırakılmalıdır. Ucu açık, sonu açık ve transparan yoksunluğundaki Ergenekon davası, Türk demokrasisinin bulunduğu konuma ilişkin çok ciddi sorulara yol açmaktadır. Onun da ötesinde, medya bağımsızlığına karşı yürütülen, şiddeti giderek artan bu savaş, Türkiye'nin kendisini örnek olarak gösterdiği model Müslüman ülke imajıyla da çelişmektedir" görüşlerine yer verdi.

Freedom House, Türkiye'de, tutuklamaların yansıra, gazetecilere karşı açılmış 4000 davanın gerekçelerinden kaygı duyduklarını da dile getirerek, "Türkiye, 2010 Freedom House Basın Özgürlüğü raporunda 'kısmen özgür basın' olarak yer aldı" dedi.

Namık tan'dan Washington Post'a mektup

Bu arada, Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Namık Tan, "Ergenekon" soruşturması kapsamında gazetecilerin tutuklanmasıyla alakalı olarak, Washington Post'ta geçen hafta yayımlanan "Türkiye'nin Demokrasi ve Otoriterlik Konusundaki Kötü Örneği" başlıklı başyazıya cevaben kaleme aldığı mektupta, Türkiye'nin hukukun üstünlüğüne bağlı olduğunu vurguladı.

Gazetenin "Editöre Mektuplar" başlıklı bölümünde yayımlanan mektubunda Tan, davaya bakan başsavcının, gazetecilerin, gazetecilik mesleğiyle ilgisi olmayan sağlam kanıtlara dayanarak gözaltına alındıklarını açıkladığına işaret etti.

"Her özgür, demokratik toplumda olduğu gibi, Türkiye'nin hukuki sisteminin, 'suçlu olduğu kanıtlanana kadar herkes masumdur' şeklindeki ana ilkeyi benimsediğini ve yargı sürecinin, bu davada suçlanan herkese net ve gizlilik içermeyen biçimde uygulandığını belirten Tan, "hukukun üstünlüğünün, Türk demokrasisinin temel prensibi olduğunu" vurgulayarak, "Türkiye'nin adli sistemi, Avrupa hukuki yapılarına tamamen entegredir ve bizim sistemimizde yargılanan bireyler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurma hakkına sahiptir" ifadesini kullandı.

Büyükelçi Tan, mektubuna şöyle devam etti:

"İfade özgürlüğü ve medya, Türk yasaları tarafından korunmaktadır. Türkiye bu korumaların sadece sürdürülmesini değil, gereken durumlarda olası eksikliklerin üzerine gidilmesi amacıyla boyutlarının genişletilmesini de taahhüt altına almıştır.

Temel özgürlükleri garanti altına almayı devam ettirmenin, Türkiye'nin demokrasisinin ve dünyadaki birçok kesime ilham kaynağı olma konumunun daha da güçlendirilmesi için gerekli olduğunu kabul ediyoruz. Bununla birlikte, ilgili davalar karara bağlanmamışken aceleci sonuçlara varmak basiretsizce bir davranış olur."

Washington Post gazetesi, geçen hafta yayımladığı başyazıda, "Ergenekon soruşturması kapsamında gazetecilerin tutuklanmasını" eleştirerek, "Türkiye'nin,
Müslüman dünyanın öncü demokrasisi olma iddiasının tehlikede olduğu" yorumunu yapmıştı.