kültür sanat

Tarih Vakfı Perşembe Konuşmaları'nda konu: 'Tek Parti Döneminde Sofra Adabı'

  1. Kültür Sanat
  2. Diğer

Tarih Vakfı Perşembe Konuşmaları'nda konu: 'Tek Parti Döneminde Sofra Adabı'

Tarih Vakfı Perşembe Konuşmaları'nda konu: 'Tek Parti Döneminde Sofra Adabı'

Bugün Türkiye'de yaygın olarak benimsenen sofra adabının kökenleri nerededir? Tarih Vakfı'nın "Vangelis Kechriotis Perşembe Konuşmaları" kapsamında dinleyicilerle buluşacak olan Tülin Ural, "Tek Parti Döneminde Sofra Adabı"nı anlatacak.

"Vangelis Kechriotis Perşembe Konuşmaları" kapsamında bir süredir "Mutfak ve Kültür: Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Yemek Tarihi Dizisi"ni sürdüren Tarih Vakfı, 9 Şubat'ta da "Tek Parti Döneminde Sofra Adabı"nı ele alacak. Tülin Ural'ın konuşmacı olacağı toplantı vakfın Eminönü'ndeki Marmara Belediyeler Birliği Binası'nda bulunan merkezinde gerçekleşecek.

Bugün Türkiye'de yaygın olarak benimsenen sofra adabının kökenleri nerededir? Erken Cumhuriyet dönemi bu anlamda bir milat sayılabilir mi? Erken Cumhuriyet döneminde gelişen sofra adabı hangi temeller üzerine oturmakta, hangi zihinsel kalıpları kullanmaktadır? Yaratmak istediği zihniyet kalıpları, yerli midir, taklit midir? Milli midir, seçkinci mi? Ama belki de bu ayrımlar bu kadar keskin değildir ve bu dönemin adabını ancak daha başka kavramlarla kavrayabiliriz.



Adab-ı muaşeret; ruh ve görünüş, iç ve dış, ahlâk ve davranış arasındaki ilişkinin, tarihin belli bir anında nasıl kurulduğunu göstermek açısından eşsiz bir kaynak teşkil eder.

Adab-ı muaşeret aynı zamanda toplumsal hiyerarşilerin nasıl kurulduğunu, dolayısıyla da nasıl dönüştüğünü anlamamıza olanak sağlar. Bu anlamda adab-ı muaşeret kitapları olgusal dönüşümden çok, zihinlerin tarihini ve toplumsal ayırımların tarihsel olarak nasıl kurulduğunu gösterir.

Dolayısıyla onlar, davranışların tam olarak nasıl değiştiğini göstermekten çok, (yeni) bir toplumsallığın nasıl hayal edildiğini anlatırlar. Bu anlamda da tarihin ve sosyolojinin anlama imkânlarını kullanarak, toplumsal ve kişisel olan arasındaki bağı yeniden kurabilmemize olanak verirler.

Batı'da da modern adab-ı muaşeret, 16. yüzyıldan başlayarak önce Rönesans aydınlarının çabalarıyla; ardından kralların maiyetleri etrafında gelişmiş ve aristokrasi ile burjuvazi arasındaki "ayrıcalık" savaşlarına sahne olmuştur.

Böylece oluşan yeni modeller ve yeni davranış kalıpları giderek "sulandırılarak" standartlaşmış, demokratikleşmiş, Batılı orta sınıflardan başlayarak genelleşmiş ve bugün yaygın olan adabın temelini oluşturmuştur. Tüm bunlar elbette dünyanın her yerinde ve tüm toplumsal tabakalarda, aynı anda ve aynı hızda gerçekleşmemiştir.

Mutfak ve Kültür: Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Yemek Tarihi Dizisi

Gündelik hayatımızın en başat meselelerinden biri olan yemek, tarih çalışmalarında da giderek daha merkezi bir konuma gelmiş durumda. Tıpkı mutfaklar gibi kapıları, pencereleri birçok başka sahaya açılan; çekmecelerinden, dolaplarından çıkanlarla toplumsal, ekonomik, kültürel ve politik tarihi anlamamıza, yeniden düşünmemize imkân veren; tarihçilik harici disiplinlerle de kuvvetli bağlara sahip tam anlamıyla disiplinler arası bir çalışma sahası yemek tarihçiliği... Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi Türkiye tarihçiliği de genel olarak yemek tarihçiliğinde gözlemlenen bu hareketliliği yakından takip ediyor. Son yıllarda bu alanda giderek daha çok yayın ve bilgi üretildiğine, yeni yaklaşımlar ve sorularla alanın derinliğinin artmakta olduğuna tanık oluyoruz. Bir yandan detaylara, tekilliklere yönelik hassasiyetini koruyan, diğer yandan yemeğin insan hayatındaki merkezi konumuna denk düşer bir biçimde onu başka disiplinlerle ilişki halinde ele alan çalışmalar çoğalıyor.

Tarih Vakfı'nda, Vangelis Kechriotis Perşembe Konuşmaları çerçevesinde bu dönem çeşitli veçheleriyle Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi Türkiye tarihinde yemek konusuna odaklanacağız. Türkiye'de yemek tarihçiliği alanının inşasında rol oynamış isimler kadar, alandaki yeni çalışmalara da yer ayrılacak olan bu konuşma dizisinde mutfağın tarihini kültürel toplumsal, ekonomik ve çevresel bağlarıyla beraber; malzemelerden, tariflere, pişirme tekniklerine, araç gereçlerine, sofranın düzenine, adabına uzanan bir alanda konu edineceğiz.

Tülin Ural kimdir?

1972 yılında doğdu. Mart 2018'de Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde, Prof. Dr. Meral Özbek danışmanlığında yazdığı "1930-1939 Arasında Türkiye'de Adab-ı Muaşeret, Toplumsal Değişme ve Gündelik Hayatın Dönüşümü" başlıklı teziyle doktor ünvanı aldı. Tezde tek parti döneminde basılmış adab-ı muaşeret kitaplarında önerilen belli başlı kültürel kodları, modernleşme, milliyetçilik, seçkinlik oluşumu gibi temalar etrafında inceledi ve bu bağlamda önerilen zihniyet kalıplarını tespit etmeye çalıştı. Yeme içme sosyolojisine yönelik ilgisini, Metro Gastro dergisinde yazdığı yazılar etrafında derinleştirdi. Bu bağlamda modernleşme ve küreselleşme sürecinde yeme içme alışkanlıklarının dönüşümü, inanç ve tabu, toplumsal cinsiyet ve yeme içme, milliyetçilik ve mutfak vb. temalar etrafında yazılar yazdı. Ayrıca edebiyat sosyolojisi ve edebiyat eleştirisi alanında düşünüp yazıyor. Bu bağlamda Istanbul Art News'de 2000 sonrası Türkiye Edebiyatı'nda öne çıkan yazarların kitapları üzerine incelemeler yayınladı. Zihniyet dünyalarımızda geçmişten bugüne kalan köklü kodların neler olduğu ve nasıl dönüştüğü Tülin Ural'ın en çok merak ettiği meselelerden bazılarıdır. Gündelik hayat, roman, popüler kültür, adab-ı muaşeret gibi alanlarda bu kodların peşine düşmeye çalışmaktadır. Tülin Ural ayrıca 14 yaşındaki Çınar'ın ve 10 aylık Derin'in annesidir.

{$ nextTitle $}

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}

{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}

{$ item.Description $}

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}

ilgili haberler

 
LG
MD
SM
XS