hourSON DAKİKA
left-arrowright-arrow
weather
İstanbul
down-arrowup-arrow

    Cevdet Yılmaz: ‘İlk defa trilyon dolarlık ekonomiler ligine girdik’

    Cevdet Yılmaz: ‘İlk defa trilyon dolarlık ekonomiler ligine girdik’
    expand

    Cevdet Yılmaz: ‘İlk defa trilyon dolarlık ekonomiler ligine girdik’

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda (BTSO) iş insanlarıyla bir araya geldi. ‘Bursa İş Dünyası ile Buluşma’ programında konuşan Yılmaz, ekonomi yönetimine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin ekonomisinin, pandemi ve deprem felaketi gibi yaşanan olumsuzluklara rağmen, dünya ekonomisine göre 1,5 puan fazla büyüdüğüne dikkat çeken Yılmaz, “Makro ekonomiyle ilgili şunu belirtmek durumundayız. Dünyamızın çok iyi bir dönemden geçmediğini biliyoruz. Pandemi ve pandemi sonrası yaşanan olumsuzluklarla, dünya büyümesi ve ticareti, tarihsel ortalamaların altında seyrediyor. Bir miktar toparlanma var ama tarihsel ortalamaların yine altında seyrediyor. Geçen yıl dünya ekonomisi yüzde 3 civarında büyüyebildi. Türkiye ekonomisine baktığımızda, dünyadaki bu olumsuz konjonktüre rağmen, geçen yıl tarihimizin en büyük afetini, deprem afetini yaşamamıza rağmen, yine kuzeyimizde, güneyimizde, ticareti, özellikle enerji fiyatlarını, başka birtakım ekonomik faaliyetleri olumsuz etkileyen jeopolitik gelişmelere rağmen, savaşlara, çatışmalara rağmen, ülkemiz geçen yılı yüzde 4,5 büyümeyle kapattı. Dünyanın 1,5 puan üzerinde bir büyüme performansı gösterdi. İlk defa ülkemiz trilyon dolarlık ekonomiler ligine girmiş oldu. Trilyon dolar seviyesini ilk defa aştık. Geçen yıl, 1 trilyon 119 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklükle, 2023’ü kapatmış olduk. Kişi başına gelirimiz ise 13 bin 110 dolar seviyesine ulaştı. Bu da bizim için yine tarihsel, yüksek bir kişi başına nominal dolar bazında gelir düzeyi. Bu rakamlarla nominal dolar bazında 17’nci, satın alma gücü kalitesine göre 11’inci büyük ekonomi konumunda olduğunuzu belirtmek isterim. Yılın son çeyreğindeki büyüme rakamlarını analiz ettiğimizde sevindirici bazı gelişmeler görüyoruz. Bir defa 2023’ün 4’üncü çeyreğinde, sabit sermaye yatırımlarının yüzde 10,7 artmış olması, yatırımların artmış olması, olumlu bir gösterge. Yine makine teçhizat yatırımlarındaki artış yüzde 14 seviyelerinde geçen yılın son çeyreğinde. Bu da aslında sanayimizin gücünü ortaya koyan, geleceğe dönük potansiyel büyümemizi kuvvetlendiren, önemli bir gösterge. Tüketim artışında ise 8 seyrekten sonra ilk defa tek haneli büyümelere düşmüş olduk. Yani tüketim biraz daha giderek ılımlı hale gelecek, yatırım, üretim, büyümemizin kompozisyonunda ihracat daha fazla rol oynayacak. Bu bizim makro politikamızı zaten teyit eden bir gelişme. Tüketim elbette güzel bir şey, refahı artırıcı bir şey, yanlış anlamayın. Tüketimin makul düzeyde artışı hepimiz için olumlu bir gelişme. Ancak aşırı ve ithalatı körükleyici tüketimin sağlıklı olmadığını, bir taraftan da enflasyonist etkiler oluşturduğunu hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla tüketimi daha ılımlı hale getirme, yatırımı, ihracatı daha büyük, güçlü hale getirip, büyümemizi daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir yapıda geliştirmeye çalışıyoruz. 2024 yılında, iç ve dış talebin dengelendiği büyüme kompozisyonunun sürdürülmesiyle, istihdamın ve özel kesimler artmasını, hizmetler sektörü ve sanayi sektörünün ekonomik büyümemize katkı vermeye devam etmesini öngörüyoruz.”

    ‘2026 YILINDA TEK HANELİ ENFLASYONA YENİDEN ULAŞACAĞIZ’

    Enflasyonla mücadelenin temel öncelikleri olduğuna dikkat çeken Yılmaz, 2026 yılında tek haneli enflasyon rakamlarına düşüleceğini söyledi. Yılmaz, “Fiyat istikrarı çok önemli. Enflasyonla mücadele bu dönem temel önceliğimiz. Büyümemizi belli bir makul düzeyde sürdürürken, enflasyonu da düşürmeyi hedefliyoruz. Çeşitli dengeleri, eş zamanlı olarak gözetmek durumundayız. Geçen yılı yüzde 64,8’le kapattık enflasyonda. Manşet enflasyonda. Giderek aylık fazda ivme kaybı yaşıyoruz enflasyonda. Geçen yılın sonlarına doğru oldukça önemli bir ivme kaybı olmuş aylık fazda. Ocak, şubatta bir miktar beklentilerin üstünde gerçekleşti. Dolayısıyla bir taraftan dediğim gibi büyümemizi, istihdamımızı devam ettirirken, bir yandan da enflasyonu düşürmek istiyoruz. Çünkü şuna inanıyoruz; kalıcı refah artışıyla, sürdürülebilir büyüme de fiyat istikrarı ile ilişkilidir. Geçici olarak bazı çelişkiler görülebilir bu hedefler arasında. Sosyal refah, büyüme ve enflasyon arasında. Geçici süreli bazı tercihler görülebilir ama bunlar orta ve uzun vadede hep aynı hedefe hizmet eder. Fiyat istikrarının sağlandığı bir ortam, aynı zamanda sosyal bekanın kalıcı olarak artırıldığı bir ortamdır. Aynı zamanda sürdürülebilirliğin, öngörülebilirliğin arttığı bir ortamdır. Bu anlayışla, enflasyonla mücadeleyi önceliklendirmiş durumdayız. Halkımızın önceliği neyse, bizim önceliğimiz de o diyoruz. Halkımız bugün enflasyonla mücadeleyi öncelik olarak görüyor, en önemli sorun alanı olarak burayı görüyor. Dolayısıyla biz de halkımızın sorunu, bizim sorunumuzdur diyoruz ve buna öncelikle vermiş durumdayız. Enflasyonu da göreceksiniz adım adım düşüreceğiz. Enflasyondaki aylık ivme kaybını önümüzdeki aylarda daha net göreceğiz. Ama yıllık etkiyi, yılın ikinci yarısında göreceğiz. Haziran ayı enflasyon rakamlarıyla başlayarak göreceğiz. Ve ardından yıl boyunca inşallah belirgin bir düşüşü hep birlikte göreceğiz enflasyonda yılın ikinci yarısında. 2025 yılında ise enflasyondaki hedefimiz yüzde 15’ler seviyesine gerilemesi enflasyonun. Orta vadeli programdaki hedefimiz bu. 2026 yılında ise tek haneli enflasyona yeniden ulaşacağız. Burada kararlıyız, bunu sırf laf olsun diye söylemiyoruz. Planımızı, programımızı buna göre yapmış durumdayız ve adım adım bu hedefimize ulaşacağız. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Tüm dünyada, enflasyonla mücadele, belli bir zaman alan bir mücadele. Bir süreç. Ve bunun sonucunda inşallah yeniden fiyat istikrarını kalıcı bir şekilde sağlayacağız” dedi.

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    ‘CARİ AÇIKTA CİDDİ BİR GERİLEME VAR’

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    Yılmaz konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Cari işlemler dengemize baktığımız zaman, burada yine çok olumlu bir gelişme görüyoruz. Geçen yılın ortalarında 12 aylık cari açık 60 milyar dolarlara çıkmıştı. Yıllık 45 milyar dolar cari açıkla kapattık. Ocak ayında 37,5 milyar dolara kadar geriledi. Cari açıkta ciddi bir gerileme var. Ocak, şubat rakamları, ihracat, ithalat belli oldu ama cari açığı henüz hesaplanmadı. Ancak tahminimiz şubatla birlikte 12 aylık açığımızın, 32-33 milyar dolar olana kadar yenileyeceği yönünde. Yani cari açıkta ciddi bir performansımız var. Son derece olumlu bir gidişat. Turizmimiz, hizmet ticaretimiz yine iyi gidiyor. 2023 yılında 54,3 milyar dolarlık bir turizm geliriyle kapatmış olduk. Böylece cari açığı da bu yıl öngördüğümüz, milli gelire oranla yüzde 3.1’den de daha iyi bir noktada kapatacağımızı düşünüyoruz. 2023’te 3.1 olur diye tahmin ettik. Geçen yıl işte 4 küsur bir rakamla kapatmış olduk. Yine orta vadeli programımızla uyumlu. Bu yıl yüzde 3.1 demiştik. Bundan da daha iyi bir şekilde kapatacağımıza inanıyoruz.”

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    ‘2023 YILINDA İHRACATIMIZ 256 MİLYAR DOLAR’

    İhracat ve istihdam rakamlarına da değinen Cevdet Yılmaz, “İhracatımız 256 milyar dolar geçen yıl. Bu yıl ocak, şubat aylarında da yine ihracat iyi bir performans gösteriyor. Şubat ayı yıllıklandırılmış ihracat 259 milyar dolara yakın bir seviyede gerçekleşti. Bunu da önümüzdeki dönemde artıracağız. İthalatta daha geçen yıla göre daha düşük bir seyir olduğunu söyleyebilirim. İş gücü piyasalarımıza baktığımız zaman yine makro düzeyde, ocak ayında işsizlik oranımız yüzde 9.1 oldu. İstihdam oranımız yani toplam çalışanlara fiilen çalışma çağında olanlara, çalışan nüfusumuzun oranı, istihdam oranı dediğimiz rakam, yüzde 49 gerçekleşti. Bu da Türkiye için tarihi bir seviye. İlk defa bu kadar yüksek seviyede iş gücünün istihdam edildiği bir dönem yaşıyoruz geçen yıl. Burada da kadın istihdamındaki artışın önemli bir rol oynadığını ifade etmek isterim. Toplam istihdamımız 32 milyon 222 bin seviyesine yükseldi. Geçen yıl, yıllık işsizlik oranı henüz çıkmadı ama aylık bazda biliyoruz. Aylık rakamlarla gittiğimizde, geçen yıl tek haneli kapattığımız kesinleşti. Bu yıl da tek haneli olarak yolumuza devam ediyoruz. Burada orta vadeli programımızın da ötesinde olumlu bir gelişme yaşadığımızı ifade edebilirim. Bankacılık sektörümüz yine güçlü bir yapıya sahip. Sermaye yeterlilik oranlarımız yüksek. Bankalarımızın oldukça sağlıklı bir görünüme sahip olduğunu görüyoruz. Bütün bunlarla birlikte risk birimimizin gerilediğini, geçen 700’ler civarındaydı. Bu sene işte 300’ler civarına geriledi. Daha da iyi olacak inşallah. Bundan hiçbir endişemiz yok” diye konuştu.

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    ‘YEREL SEÇİMLER ULUSAL POLİTİKALARLA İLGİLİ SEÇİMLER DEĞİLDİR’

    31 Mart’ta yapılacak yerel seçimler öncesi ekonomide çizilen olumsuz tablonun yersiz olduğuna da vurgu yapan Yılmaz, “Seçim öncesi bir takım spekülatif tartışmalar maalesef yapıldı. Onların ne kadar boş ve temelsiz olduğu hem size az önce arz ettiğim rakamlardan belli hem de bugün Merkez Bankamızın ortaya koyduğu pozisyondan belli. Yerel seçime gidiyoruz. Genel seçim yapmıyoruz. Genel seçimlerde Meclis belirlenir, hükümet belirlenir. Ulusal düzeyde politikalar tabii ki genel seçimlerden etkilenir. Bu çok tabi bir şeydir. Ama yerel seçimler ulusal politikalarla ilgili seçimler değil. Yerel yönetimlerle ilgili, halkımızın mahalli, müşterek hizmetleriyle ilgili seçimler. Yerel seçimlerden makro politikaların değişeceğine dair söylemler tamamen spekülatiftir. Bizim politikalarımız belli. Geçtiğimiz mayıs ayındaki seçimlerden sonra, Sayın Cumhurbaşkanımızın çok güçlü sahiplenmesiyle, iradesiyle, hepimizin ortak emeğiyle, çalışmasıyla orta vadeli programımızı ilan ettik. Ve bunu da kararlı bir şekilde hayata geçiriyoruz. Geçirmeye de devam edeceğiz. Bu süreçler belirli zaman alan süreçler. Ama sonuçlarını görmeye başladık birçok rakamla. Bunları kararlı bir şekilde hayata geçirmeye devam edeceğiz. Orada hiçbir tereddüde yer olmadığını özellikle ifade etmek isterim” dedi.

    Kur Korumalı Mevduat hesaplarının 2023 yılının Ağustos ayında 3 trilyon 408 milyar olduğunu belirten Yılmaz, “Baktığınızda KKM hesaplarımızda da yine ciddi bir çözülme olduğunu, risklerin düştüğünü görüyoruz. Geçen yıl ağustosta 3 trilyon 408 milyara çıkmıştık. En yüksek rakamı gördüğümüz seviye. Geldiğimiz noktada 72 milyar dolar seviyesine gerilemiş durumda. TL olarak da 1.1 trilyon TL bir düşüş var KKM hesaplarında. Kur Korumalı Mevduat hesaplarında. Bu da yine Türkiye'nin risklerini aşağıya çekiyor” diye konuştu.

    ‘AB KRİTERLERİNİN ALTINDA BÜTÇE AÇIĞI İLE GEÇEN YILI KAPATTIK’

    Bütçe açığıyla ilgili de rakamları paylaşan ve eleştirilere yanıt veren Yılmaz, şunları söyledi:

    “Geçen yıl depremden sonra hatırlarsanız ekonomistler tartışmalar yaptılar. ‘Türkiye'nin bütçe açığı yüzde 10’u aşacak. Bütçemiz işte sürdürülemez hale gelecek’ gibi tartışmalar yaşanıyordu. Orta vadeli programımızı yaptık ve burada biz bütçe açığının milli gelire oranını, yüzde 6.4 şekilde ortaya koyduk. Gerçekleşme ise bundan da daha iyi oldu. Yüzde 5.2 rakamı 2023’ün. Ve 5.2’nin aşağı yukarı 3.6-3.7 puanı tamamen deprem harcaması. Tek seferlik yatırım niteliğinde deprem harcaması. Deprem harcamalarını çıktığınızda, bütçe açığımızın milli gelire oranı yüzde 1.6. Avrupa Birliği kriterlerinin çok çok altında bütçe açığıyla geçen yılı kapatmış olduk. Deprem harcamaları tek seferlik olduğu için, bütçede yapısal tahribata yol açmazlar. Ve yatırım niteliğinde oldukları için de ülkemizi geleceğe daha dirençle hazırlayan harcamalar. Dolayısıyla biz burada bir sorun görmüyoruz. Bu yıl da biraz bütçede deprem harcamamızın yükü ağır. 1 trilyonun üzerinde bir ödeneği merkezi yönetim bütçemize deprem harcamaları için koymuş durumdayız. 2025’ten itibaren burada yükümüz hafifliyor, giderek daha az bir yükle depremin yaralarını da sarıyoruz. Bütçe olarak, depremle ilgili hiçbir taviz vermiyoruz, her türlü çabayı sarf ediyoruz. Ülkemizin bu yarasını en kısa sürede sarıp, yolumuza daha güvenli, daha güçlü bir şekilde devam edeceğimizden hiç şüphemiz olmasın. Dolayısıyla bütçe açığımız da tahminlerden çok daha iyi noktada, çok daha olumlu şekilde seyrediyor. Bu sene de aynı mali yaklaşım içindeyiz. Malum politikamızın üç ayağı var. Para politikaları, maliye politikaları ve yapısal reform. Güncellenmiş para politikalarımız var. Maliye politikalarımız son derece disiplinli. Yapısal reformlarla da önümüzdeki süreçte ülkemizin verimliliğini, iş dünyamızın yine rekabet gücünü destekleyici bir şekilde yolumuza devam edeceğiz. Bu üç alan arasında da etkin bir koordinasyon var. Bütüncül bir yaklaşımla yolumuza devam ediyoruz.” (DHA)

    Mehmet İNAN-Yiğithan HÜYÜK/BURSA, (DHA)

    Sıradaki Haberadv-arrow
    Sıradaki Haberadv-arrow