"Yeni Türkiye nüfusu ile tüm veriler değişecek"

"Yeni Türkiye nüfusu ile tüm veriler değişecek"

Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (SAE) Başkanı Dr. Can Fuat Gürsel, TÜİK tarafından bugün açıklanan 'Adrese Dayalı' yeni Türkiye nüfusunun, baştan aşağı tüm ekonomik ve sosyal göstergeleri, kararları etkileyeceğini" söyledi.

TÜİK'in, daha önceki projeksiyonlara göre 3.5 - 4 milyon daha az çıkan nüfustaki azalmanın nereden kaynaklandığını, şüphe uyandırmayacak biçimde ortaya koyması gerektiğini vurgulayan Dr. Gürsel, başta 2000 yılı sayımı olmak üzere, ekonomik verilerdeki diğer düzeltmelerin de yapılması gerektiğini vurguladı.
 
SAE Başkanı Dr. Gürsel, nüfus ve demografi ile uğraşanlar için en önemli göstergenin nüfus artış hızı olduğuna işaret ederken, şimdiye kadar yüzde 1.28 olarak kabul edilen bu göstergenin, yeni veri ile binde 85'e düştüğüne dikkati çekti.
 
Açıklanan nüfusa göre hem ulusal verilerin hem de uluslararası alandaki birçok verinin değişeceğini kaydeden Dr. Gürsel, şu değerlendirmede bulundu:
 
"TÜİK'in daha önce yayımlamış olduğu hem yıl ortası verilerinden hem de önümüzdeki döneme ilişkin projeksiyon verilerinden son derece farklı bir veri. 2007 yıl ortası için 73.9 milyon, yıl sonu için de 74.1 - 74.2 diyen nüfus verisi kullanıyorduk. Fakat şimdi TÜİK'in yaptığı açıklama ile 3.5 milyon farklılık var. Nereden kaynaklandığını görmemiz gerekiyor.
 
Bugüne kadar 2020-2025'e kadar bütün yaptığımız nüfus ve nüfus öngörüsü çalışmaları için hep 2000 yılı sayımı verileri ve TÜİK'in projeksiyonlarını kullandık. Şimdi doğal olarak Türkiye'nin bütün nüfus göstergelerine ilişkin öngörüleri değiştirmemiz gerekecek. Türkiye'nin sadece toplam nüfusu değil, bunların illere göre dağılımı da çok önemli. İller bazında da çok önemli farklılıklar olacak."
 
Kişi başına ekonomik göstergeler değişecek
 
Yeni nüfus verisine göre Türkiye'nin ekonomik ve sosyal göstergelerinde çok önemli değişiklikler olacağını vurgulayan Dr. Gürsel, "Kişi başına milli gelir rakamından tutun da kişi başına sağlık harcamalarına kadar her türlü veriler değişecek" dedi.
 
Nüfusun mutlak rakam olarak düşük çıkmasının "nispeten olumlu" değerlendirilebileceğini kaydeden Dr. Gürsel, şöyle devam etti:
 
"Ama bundan önce TÜİK'in yaptığı projeksiyonlara göre bugünkü rakamın bu kadar farklı çıkması, bence çok olumsuz. Şimdi dünyaya karşı, 'nüfusunu yeniden sayıp 4 milyon farklılık koyan bir ülke' durumuna düştük.
 
Biz bütün yabancılara, ekonomik ve sosyal olarak bir takım öngörü çalışmaları veriyoruz. Burada Türkiye'nin nüfusu konusunda şimdiye kadar yapılan sayımları ve TÜİK'in tahminlerini kullandık. Şimdi bizim bu farklılığı açıklamamız çok zor olacak. Bizim bu rakamlara göre yeniden öngörüler inşaa etmemiz gerekecek.
 
Bunun için de TÜİK'in bu çalışmayı, bütün iller ve yaş bazında açıklaması gerekiyor. Eğitim çağı nüfus verileri eğitim kararlarını, çalışma çağı nüfus istihdam verilerini, işsizlik verilerini, yaşlı nüfus sosyal güvenlik sistemine ilişkin verileri, öngörüleri çok etkileyecek."
 
SAE Başkanı Dr. Can Fuat Gürsel, toplam nüfus yanında nüfusun yaş gruplarına göre dağılımın da ayrıntıları ile hemen açıklanması gerektiğini belirtirken, bunlar açıklanmadan, Türkiye'nin ekonomik ve sosyal öngörülerine ilişkin doğru açılımlar yapmanın zor olacağını kaydetti.
 
Uluslararası veriler de değişecek
 
Dr. Gürsel, açıklanan nüfus verisine göre, Türkiye'nin BM insani gelişme raporları, AB nezdindeki katılım ekonomi programları gibi bütün verilerin de değişeceğine işaret etti.
 
Dr. Gürsel, "Nüfus başına olan göstergeler değişecek. Uluslararası alanda da bu göstergelerin değişmesi gerekecek. 73 küsur milyondan 70 küsur milyona düşülmesinin ne kadar sağlıklı olduğunun da Türkiye'nin çok açıklıkla ortaya koyması gerekir. TÜİK'in bu verinin sağlıklı olduğunu, bilimsel yanılma payı dışında doğruluğundan hiç bir şekilde endişe edilmemesi gerektiğini ortaya koyması gerekir" dedi.
 
"Zor duruma düştük"
 
Dr. Gürsel, nüfustaki azalmanın nedeni konusundaki soru üzerine, "2000'de kapı kapı dolaşarak sayım yapılırken, çok sayıda mükerrer yazım olduğunu tahmin ediyorum. İnsanlar büyükşehirlerde, İstanbul'da iken, Anadolu'da da o hanelerde isimler verilerek sayıldı gibi gözüküyor" diye konuştu.
 
"İş 2000 yılı nüfus sayımı ve öncesine kadar gidecek. 2000 yılında 67.3 saydık, 2007'de 70 dersek, nüfus artış hızının binde 85'e düşmüş olması gerekir" diyen Dr. Gürsel, "Oysa biz şu anda yüzde 1.28 olarak kullanıyoruz. Bu verilerden sonra 2000 yılı rakamlarının da revize edilmesi gerekir. Nüfus ve demografi konusunda çalışanlar için en önemli unsur nüfus artış hızı. Önce bunun kesinlik kazanması, bütün verilerin yenilenmesi gerekir. Zor duruma düştük" dedi.
 
Nüfusun projeksiyonun 3.5 - 4 milyon altında çıkmasına karşın TÜİK'in bunu açıklamasını "çok cesur bir karar" olarak nitelendiren Dr. Gürsel, bu rakamın bütün bölgesel gelişmişlikleri, ekonomik rakamları etkileyeceğini belirtirken, şu örneği verdi:
 
"5084 sayılı Teşvik Kanunu'na göre kişi başına geliri 1500 dolar ve altında olan iller teşvik kapsamına alınıyor. İllerin nüfusu değişti ise bu veriler de hesaplar da değişecek. Baştan aşağı bütün göstergeleri ve kararları değiştirecek. Bunun üzerine mutlaka diğer düzeltmelerin yapılması gerekir."
 
ODTÜ İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Ercan da, TÜİK'in projeksiyonlara kıyasla daha düşük kalan yeni nüfus rakamını açıklamasını, "çok cesur bir açıklama" olarak nitelendirdi.
 
Doç. Ercan, bunun hem ulusal hem de uluslararası alandaki göstergelerde önemli değişikliklere yol açacağını söyledi.
 
Ercan, özellikle yazlık beldelerde nüfusun yüksek gösterilmesi için mükerrer sayımların yapılması nedeniyle 2000 yılı rakamlarının yüksek çıkmış olabileceği tahmininde bulunurken, yeni nüfusta genç nüfustaki yoğunluğun, türban tartışmalarını bir yana bırakıp, eğitimin ön plana çıkarılması gerektiğini gösterdiğine dikkati çekti.

{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS