Gazetecilere KCK baskını

Gazetecilere KCK baskını

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü KCK'ya yönelik 7 ilde yapılan operasyonlarda gazetecilerin de aralarında bulunduğu 38 kişi gözaltına alındı. Bazı basın kuruluşlarının merkezlerine ve gazetecilerin evlerine Terörle Mücadele ekiplerince baskınlar düzenlendi.

İstanbul'da yeni bir Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) operasyonu başladı. Saat 06.00'a doğru başlayan operasyonun basın merkezlerinde yoğunlaştığı belirtiliyor. Etkin Haber Ajansı (ETHA), Dicle Haber Ajansı (DİHA) ve Özgür Gündem basılan haber merkezlerinden. Öte yandan bu yayın kuruluşlarında çalışan gazetecilerin evleri de basıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nin talimatıyla yürüttüğü operasyon kapsamında DİHA'nın İstanbul, Diyarbakır, Ankara, Adana, Mersin ve Van'daki bürolarına baskın düzenlendi ve gazeteciler gözaltına alındı. Bu baskınlarda gözaltına alınan gazetecilerden bazılarının DİHA İstanbul Haber Müdürü Fatma Koçak, ETHA editörü Arzu Demir, Berxwedan Yaruk, Nahide Ermiş, Çağdaş Kaplan, Ömer Çelik, Çiğdem Aslan, Cihan Albay, Kenan Kırkaya, Semiha Alankuş, Sadık Topaloğlu, Zuhal Tekiner, Ertuş Bozkurt  olduğu öğrenildi.

Van'da çadırda gözaltına alındı

Gazeteciler Ömer Güneş ve Fatma Koçak İstanbul’da evlerinden gözaltına alındı. DİHA Ankara temsilcisi Kenan Kırkaya da, Ankara’daki evinde yapılan aramanın ardından gözaltına alınarak İstanbul’a götürüldü. Özgür Gündem'den Ertuş Bozkurt ve Evrensel muhabiri Hüseyin Deniz de saat 05:00'te evlerine yapılan baskınla gözaltına alındı.

Alınan bilgilere göre, Van'da da DİHA'nın büro olarak kullandığı çadıra da baskın yapıldı ve tüm hardisklere el kondu. DİHA muhabiri Evrim Kepenek ise görev yaptığı deprem bölgesindeki çadırda gözaltına alındı.

Birgün, Vatan ve AFP muhabirleri de var

25'i İstanbul'da toplam 38 kişinin gözaltına alındığının öğrenildiği operasyonda  Birgün gazetesi muhabiri Zeynep Kuray'ın ve Vatan gazetesi muhabiri Çağdaş Ulus'un da saat 05.45'te evi basıldı ve gözaltına alındılar. Fransa merkezli uluslararası bir ajans olan AFP'nin foto-muhabiri Mustafa Özer de aynı şekilde gözaltına alınan isimler arasında.

Gözaltına alınanlar Adli Tıp Kurumu'ndaki sağlık kontrollerinin ardından Vatan Caddesi'ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.

Hard disklere el koydular

DİHA'nın Ankara bürosunda sabah erken saatlerde başlatılan arama yaklaşık 10 saat sürdü. Polis aramanın ardından DİHA bürosundan bilgisayar hard diski ve içi dolu torbalarla ayrıldı.

Bu arada, BDP'li milletvekilleri Ertuğrul Kürkçü, Sırrı Sakık, Sabahat Tuncel, Sırrı Süreyya Önder ve Özgür Gündem Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykol da DİHA bürosuna gelerek, arama çalışmalarına nezaret etti. Aykol, daha sonra BDP milletvekilleriyle birlikte yaptığı açıklamada, baskınla ilgili bilgi verdi.

Polisin, DİHA'ya ait 7 ayrı ildeki bürosunda arama yaptığını belirten Aykol, sabahın erken saatlerinde arama çalışmalarına başlandığını ifade ederek, "Buradaki aramada, bilgisayarların, hard disklerinin için boşaltıldı. Şu anda hiçbir çalışma yapamayacak durumdayız" dedi.

BDP Milletvekili Ertuğrul Kürkçü de DİHA'ya yönelik baskınlara karşı dayanışma içinde olduklarını göstermek için geldiklerini belirtti.

TGS Başkanı İpekçi: "Bütün terör örgütlerini gazetecilik işinde arıyorlar"

Operasyon ve gözaltıları değerlendiren Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Ercan İpekçi de “Bu son operasyonlarla siyasi iradenin basın ve ifade özgürlüğü ile ilgili kanun ve yargıdan kaynaklanan hataları düzeltmek için hala bir ders çıkarmadığı anlaşılmıştır. Artan operasyonlar siyasi iradede demokrasi çabası olmadığını gösteriyor. Bunu protesto ediyoruz. Artık yeter diyoruz. Bütün terör örgütü üyelerini veya yapılarını gazetecilik işinde aramak akıl almaz bir şey. Gazetelerin etrafını demir parmaklıklarla çevirip kuşatmadıkları kaldı” diye tepkisini dile getirdi.

ÇGD: "Baskı ve gözaltılar sona ersin"

Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Yönetim Kurulu, baskın ve gözaltıları kınadı. ÇGD'den yapılan açıklamada, cezaevlerindeki gazetecilerin azalmasını beklerken bunlara yenilerinin eklenmesinin kabul edilemez bir gelişme olduğu kaydedilerek şu ifadelere yer verildi:

“Gazeteciler ve  basın kuruluşları  üzerindeki bu baskılar ve saldırılar korku ve ağır oto sansür iklimini arttırırken, basın ve ifade özgürlüğü konusunda  Türkiye’yi uluslararası çapta ikinci sınıf ülke konumuna sokmakta, itibar zedelenmesine yol açmaktadır. ÇGD olarak  medya kuruluşuları ve gazeteciler üzerindeki bu  baskı ve gözaltıların sona erdirilmesini, gözaltına alınan  tüm meslektaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını  talep ediyoruz.”

TGC: "Türkiye bir korkutma, sindirme dönemine girmiştir"

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nden yapılan açıklamada ise düşünceyi ifade özgürlüğüne, halkın doğru ve yansız bilgilenme hakkına yönelik baskıların giderek arttığına dikkat çekilerek şunlar söylendi:

"Türkiye basın özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü açısından çağdaş demokrasilerde rastlanmayan bir korkutma, sindirme dönemine girmiştir. İktidara muhalif gazete ve yazarlara, sosyalist basına ağır baskılar uygulanmaktadır. Sansür ve oto sansür gazetecilerin ayrılmaz bir parçası haline getirilmek istenmektedir. İktidar yetkililerinin inkarları cezaevlerinde 60’ı aşkın gazeteci bulunması gerçeğini değiştirmekten uzaktır. TGC olarak iktidar ve muhalefetin salt gazeteciliğin gelişebilmesi için ceza yasası ve terörle mücadele yasasının 6 ve 7 maddelerinin değiştirilmesi yolunda ivedi çaba göstermeye çağırıyoruz. Halkımızın, gazetecilerimizin, bilim insanlarımız ve akademisyenlerimizin çağdaş demokratik bir toplumda yaşamak haklarıdır diye düşünüyoruz. İnsanlar üzerinde sindirme ve korku iklimi yaratmanın ülkenin dirliğine hiçbir yararı olamayacağı açıktır. Baskıların, gözaltına alma furyalarının biran önce sona erdirilmesini istiyor, yanlıştan dönmenin de bir erdem olduğunu hatırlatmak istiyoruz.”

"Basın özgürlüğü ve haber alma hakkına saldırı"

Operasyonla ilgili BDP Eşbaşkan Yardımcılarından Filiz Koçali de yazılı bir açıklama yaptı. Koçali, açıklamasında şunları söyledi:

"AKP zihniyetinin yaygın medyayı ele geçirmesi, ele geçiremediklerine de "ayar" çekmesi yetmedi. Ele geçiremeyeceği, ayar çekemeyeceği basını da basarak, makinelerine, haber malzemelerine el koyarak ve gazetecilerini tutuklayarak susturmaya çalışıyor. AKP'nin son saldırısı sadece basına değil, haber alma hakkına, dolayısıyla da tüm halka karşıdır. İsteniyor ki, gerçekler yazılmasın, gerçekler bilinmesin. Basın özgürlüğü konusunda karnesi kırıklarla dolu olan, uluslar arası basın kurumları tarafından 'alarm verici' olarak tanımlanan, gazetecilere 'bezdirme' ve 'hapse atma' politikası izlendiği söylenen Türkiye, AKP'nin özgür basına yönelik son icraatıyla, basın özgürlüğünde dünya sıralamasında daha da alt sıralara düşecektir. Başka ülkelerin özgürlüklerini ölçmeye, liderlerinin demokratlığını sorgulamaya kalkışan Başbakan, önce 'Türkiye'de hukuk var mı, Türkiye'de basın özgürlüğü var mı' sorularına yanıt vermelidir. Ameliyata girerken bile 'operasyonlar sürecek' diyen Başbakan şunu bilmelidir ki, gerçek susturulamaz. Dün bombalamalar, gazeteci öldürmeler nasıl gerçeği susturamadıysa, bugün de tutuklamalar susturamayacak."

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS