Yasin Hayal: "Devlet beni ortadan kaldırmaya çalışıyor"

Yasin Hayal: "Devlet beni ortadan kaldırmaya çalışıyor"

Hrant Dink davasına Yasin Hayal'in açıklamaları damga vurdu. Hayal, "Türkiye Cumhuriyeti devleti beni ortadan kaldırmaya çalışıyor" dedi. Mahkeme Heyeti Başkanı, 17 Ocak'a ertelediği duruşmada davaya ilişkin karar verebileceğini belirterek, tüm avukatlara duruşmada hazır olmaları uyarısında bulundu.

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin davanın 24. duruşması görüldü.


İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Yasin Hayal ile Erhan Tuncel cezaevinden getirildi. Hayal ve Tuncel, hakim ve savcıların kullandığı protokol kapısından adliyeye alındı.


Duruşmada söz alan Dink ailesinin avukatlarından Fethiye Çetin, “TİB tarafından gönderilen 6 bin 235 görüşme ve 9 bin 300 numaranın yer aldığı kayıtlarda, mahkemenizde yargılanmakta olan sanıklarla irtibatlı herhangi bir kişinin olmadığı bilgisi doğru değildir" dedi. Bu kayıtlarda bulunan kimi telefon numaraları ile dosya sanıklarının doğrudan irtibatının tespit edildiğini vurgulayan Çetin, “Dosyamız sanıklarından Mustafa Öztürk ve Sahil Hacısalihoğlu ile doğrudan irtibatlı olan ve çok sayıda görüşme yaptığı tespit edilen numaraların olay günü ve saatinde olay yerinde olduğu, olay günü bazı görüşmeler yaptıkları tespit edilmiştir" diye konuştu.


Çetin, “Olay günü bölgede bulunan 5 kişinin veya numaranın sanıklarla doğrudan irtibatlı olduğu ve olay gününden önce değişik tarihlerde değişik kereler görüşme yaptıkları ortaya çıkmıştır" dedi.


Çetin, mahkeme heyetinden cinayetten 5 ay öncesi ve cinayet günü ile bir gün sonrasını kapsayacak şekilde telefon kayıtlarına ilişkin tedbir kararı verilmesini talep etti.

"Devlet beni ortadan kaldırmaya çalışıyor"

Duruşmada söz alan Yasin Hayal, "Gardiyanlar tarafından tehdit edilmeye başladım. Türkiye Cumhuriyeti devleti beni ortadan kaldırmaya çalışıyor, bunu herkes bilsin" diyerek yazılı bir kağıdı mahkemeye sundu. Yazıda şartlarının bulunduğunu ifade eden Hayal, "Bu şartlar yerine gelene kadar da isyan başlattım. Şartlarım yerine getirilene kadar hiçbir kurum görevlisi benden saygı beklemesin, canım çıkana kadar çevremi rahatsız edeceğim" dedi.

Yasin Hayal'e avukatlar da sorular yönelttiler ve kendisini tehdit edenlerin isimlerini vermesini istediler. Ancak Hayal bu konuda isim vermekten kaçındı ve öldürüleceğine dair şüphesini tekrarladı.


Hrant Dink ailesinin avukatlarından Fethiye Çetin'in mahkemeye sunduğu TİB kayıtlarıyla ilgili tedbir taleplerinin de olduğu dilekçeye ilişkin görüşü sorulan Cumhuriyet savcısı Hikmet Usta, "HTS kayıtlarına göre kimseyi cinayetle suçlamanın mümkün olmadığını ve olay yerindeki her konuşmanın da suçla irtibatlandırılamayacağını" söyledi.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden duruşmada, Cumhuriyet savcısı Hikmet Usta'dan, Dink ailesinin avukatlarından Fethiye Çetin'in öğle arası verilmeden mahkemeye sunduğu, "TİB kayıtlarında yaptıkları inceleme sonucu, cinayetin meydana geldiği olay yerinde davanın tutuksuz sanıkları Mustafa Öztürk ve Salih Hacısalihoğlu ile doğrudan irtibatlı olan telefon numaralarıyla çok sayıda görüşme yapıldığını tespit ettikleri" iddiası ve "kayıtların muhafaza altına alınması için tedbir konulması" taleplerinin yer aldığı dilekçeye karşı görüşü soruldu.

Savcı Usta, müdahil avukatlarının incelemede bulunduklarını belirttikleri TİB kayıtlarına ilişkin Emniyet beyanlarının henüz bulunmadığını belirterek, öğlen arasında emniyet birimlerinin kendilerine, "avukatların iddia ettiği gibi davanın tutuksuz sanıkları Mustafa Öztürk ve Salih Hacısalihoğlu'nun irtibatlarının, olay günü yapılan görüşmelerden kaynaklanmadığı" yönünde bildirimde bulunduğunu söyledi. Usta, Emniyet'ten bu konuya ilişkin detaylı bir rapor bekleyeceklerini de ifade etti.

"TİB kayıtlarının incelenmesinde Emniyet'in hatası yok"

TİB kayıtları incelemesinde Emniyet'in bir hata ve kastının olduğunu düşünmediğini aktaran savcı Usta, HTS kayıtlarına göre kimseyi cinayetle suçlamanın mümkün olmadığını ve olay yerindeki her konuşmanın da suçla irtibatlandırılamayacağını ifade etti.

Dink ailesi avukatlarının, duruşmadaki beyanlarında sıkça kendilerine atıfta bulunduklarını hatırlatan Usta, Dink cinayeti olayının, öncesi ve sonrasındaki cinayetlerden soyutlanarak düşünülemeyeceğini, Dink cinayetini, Trabzon'da rahip Santoro'nun öldürülmesi ve Malatya'da Zirve Yayınevi katliamıyla birlikte değerlendirmek  gerektiğini, birlikte değerlendirilmemeleri durumunda yanlış sonuçlara gidileceğini ifade etti.

Savcı Hikmet Usta, Dink cinayetinin, 3-5 gencin, galeyana gelerek gerçekleştirdiği bir eylem olarak düşünülmemesi gerektiğini belirterek, bu cinayetin, diğer olaylarla birlikte değerlendirilmemesi durumunda, sistematik bir düşmanlıktan kaynaklanan cinayet gibi görüleceğini ve bunun da doğru olmadığını söyledi. Usta, müdahil avukatlarının devlet içinde yapılanan ve yasa dışı faaliyetlerinden dolayı yargılaması yapılan "Egenekon" örgütlenmesini kabul ederken, devleti katil olarak gösteren düşünce sergilemelerinin garabet olduğunu dile getirdi.

"Dink, Ermeni olduğu için değil, hedef seçildiği için öldürüldü"

Hrant Dink'in, ölmeden önce yazılarında barışı ve birlikte yaşamayı dile getirdiğini, "soykırım" kelimesinin kullanılmasına bile karşı çıktığını belirten Usta, Dink'in Ermeni olduğu için değil, kaos ortamı yaratmak isteyenler tarafından, diğer olaylardaki gibi hedef seçildiği için öldürüldüğünü aktardı.

Usta, "Terör, etnik köken ve din ayrımı yapmaz. Amacına ulaşmak için her yolu mubah sayar. Müdahil avukatlar, sadece Dink cinayeti perspektifinden değerlendirme yapmaları nedeniyle resmin bütününü göremiyorlar. Duruşmada, cinayetle ilgisi olmayan konular da gündeme gelmiştir" ifadelerini kullanarak, avukatların iddialarına rağmen, daha önce verdiği mütalaanın arkasında olduğunu ve tekrar ettiğini söyledi.

Cumhuriyet savcısı Hikmet Usta'nın mütalaasına karşı savunması sorulan tutuklu sanıklardan Erhan Tuncel'in avukatı Erdoğan Soruklu, esas hakkında mütalaasını hazırladığını ve mahkemede okumak istediğini söyledi.

Mütalaasını okuması için izin verilen Soruklu, Adem Yavuz Aslan tarafından yazılan "Bir Ermeni Var" adlı kitaptan da alıntılar yaparak, savunma yaptı.

Avukat Soruklu, uzun süren yargılamaya rağmen hüküm tesis edilememesinin Dink cinayetinin aydınlatılamadığının göstergesi olduğunu ve faillerin yakalanmasının da olayın aydınlatıldığı anlamına gelmeyeceğini ifade ederek, yargılamanın cinayet olmadan önce bu cinayeti kolluk kuvvetlerine ihbar eden ve delil bulunmamasına rağmen tutuklu olarak yargılanan müvekkili Erhan Tuncel'e odaklanılarak yapıldığını iddia etti.

Anayasa'ya göre devlet görevlilerinin vatandaşların can güvenliğini tehlikeye atamayacağını, ama sözde devlet adına suç işleyen kimi devlet görevlilerinin başka devlet görevlilerince korunduğunu anlatan Soruklu, bu durumun, Türkiye'deki Dink gibi aydınların hayatına mal olduğunu iddia etti.

Avukat Soruklu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin dava konusunda, Türkiye'yi suçlu bulan kararına rağmen, 5 yıl süren davada herhangi bir kamu görevlisinin yargılanmadığını ve cinayetin bütünüyle yeniden ele alınması gerektiğini belirterek, Dink cinayetinin, devlet adına suç işleyen "Ergenekon" adlı yapılanmanın eylemlerinden biri olduğunu ve devlet adına yapıldığı izlenimi verildiğini savundu.

Dava kapsamında, cinayette sorumluluğu olan kamu görevlilerinin yargılanması gerektiğini aktaran Soruklu, müvekkili Tuncel'in tahliye edilmesini talep etti.


Mahkeme Başkanından "karar verileceği" işareti


Sanık avukatlarının savunmalarının ardından ara karar vereceğini belirten Mahkeme Heyeti Başkanı Rüstem Eryılmaz, "Duruşmayı 17 Ocak gününe erteliyoruz. Bütün sanık avukatlarının bu duruşmaya katılmasını istiyorum. Bir karar vermek istiyoruz artık, lütfen herkes gelsin" dedi.


Davaya ilişkin ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Erhan Tuncel ve Yasin Hayal'in, yüklenen suçların niteliği, aleyhlerine mevcut delil durumu, yüklenen suçlarla ilgili kanunda öngörülen ceza miktarları, sanıklara yüklenen suçlarla ilgili kuvvetli suç şüphesini gösteren olgu kriterinin mevcut dosyada devam etmesi, yüklenen suçun CMK'nın 100/3. maddesinde yazılı suçlardan olması ve koruma tedbirlerinin uygulanmasının yeterli olmayacağı gerekçesiyle bu hallerinin devamına hükmetti.


Mahkeme heyeti, Dink ailesi avukatlarının, "18 ve 19 Ocak 2007'de olay yeri çevresindeki baz istasyonlarından yapılan görüşme kayıtları ile 19 Ocak 2007'den geriye doğru 5 ay ve ileri doğru 1 aylık süreye ait HTS dökümlerine ilişkin tüm kayıtların muhafazası için tedbir konulması" talebiyle ilgili olarak da, olay tarihinde suça katılmış olabileceği tespit edilemeyen faillere ilişkin olduğu, bununla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığındaki soruşturma çerçevesinde değerlendirilebileceği ve gerekirse taleple ilgili nöbetçi hakimlikten karar alınabileceği gerekçesiyle, talep ve eklerinin Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verdi.


Tutuklu sanık Yasin Hayal'in, duruşmada bir kısım gardiyanlar ve cezaevi görevlileri tarafından ölümle tehdit edildiğini bildirdiği için CMK'nın 158. maddesi gereğince gereğinin yapılması için sanık beyanlarının geçtiği duruşma tutanak sayfalarının, Hayal'in yattığı cezaevinin bulunduğu Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine hükmeden heyet, hazır olan sanıklar Erhan Tuncel, Yasin Hayal, Zeynel Abidin Yavuz, Ersin Yolcu, Ahmet İskender, Mustafa Öztürk ve Tuncay Uzundal'ın avukatlarına, karar duruşmasında bulunmalarının zorunlu olduğu yönünde uyarıda bulundu.


Tutuklu sanık Erhan Tuncel'e son kez esas hakkındaki savunmasını hazırlaması için süre veren mahkeme heyeti, duruşmayı 17 Ocak Salı gününe erteledi.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS