Erdoğan TÜSİAD'ı hedef aldı...

Erdoğan TÜSİAD'ı hedef aldı...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, zorunlu eğitimde 4+4+4 teklifine mesafeli yaklaşan ve "Bu sistemde kız öğrencilerin eğitimi aksayabilir" diyen TÜSİAD'ı çok sert sözlerle eleştirdi. Erdoğan, "CHP'nin taraf olduğunu biliyorduk demek ki TÜSİAD da taraf olabiliyormuş. Daha önce TÜSİAD'a söyledim siz işinize bakın, biz de işimize bakalım" dedi.

Başbakan Erdoğan partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada gündemki önemli konulara değindi, ancak eleştiri oklarından en çok ana muhalefet partisi CHP ile eğitimde 4+4+4 sistemine tepki gösteren TÜSİAD nasibini aldı.

İşte Erdoğan'ın grup konuşmasından öne çıkan başlıklar:


4+4+4 formülü:
- Dindar nesil yetişmesini engellemek isteyen 28 Şubat'ın aktörleri. 28 Şubat süreci İmam Hatip'lerle birlikte Anadolu çocuklarını, yoksul ailelerinin zeki çocuklarını mağdur etmiştir. Merhum Adnan Menderes, merhum Turgut Özal ile bu çcouklar iyi üniversitelerde okuma hakkını elde etmişti. Ancak 28 Şubat'la birlikte onlar mağdur oldular. AK parti bu seçkinci yapıyı kırmak için de mücadele vermiştir. Eğitim ülkenin en ücra köşelerine kadar ulaştırdık. Okumanın önündeki tüm engelleri kaldırdık, kaldırıyoruz.


- AK Parti grubumuz zorunlu eğitim teklifini TBMM Başkanlığı'na sunuyor (4+4+4). Gelişmiş ülkelerde zorunlu eğitim 9 ila 12 yıl arasında değişiyor. Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu sağlıklı ve en modern sistem bu.

"Meslek liselerini ayağa kaldıracağız"

- Biz 8 yıllık kesintisiz eğitimin Türkiye'ye verdiği ağır hasarı tamir edeceğiz. Meslek liselerini ayağa kaldıracağız. Batı ülkelerinde bile meslek liselerine giden öğrenci oranı yüzde 60'tır. Meslek liselerinin önü yeniden açılacak.

"CHP ve TÜSİAD'ın tepkileri çağdışı..."

- Başta CHP ve TÜSİAD olmak üzere möalum çevrelerin verdiği tepki tamamen bayati tamamen çağdışı ve tamamen Türkite gerçeklerinden uzak tepkilerdir. CHP'nin taraf olduğunu biliyorduk demek ki TÜSİAD da taraf olabiliyormuş. TÜSİAD daha önce bir zata bir İmam Hatip raporu hazırlıyor ve o raporla İmam Hatiplerin orta kısımları kapatılıyor. 8 yıllık eğitimin akıl hocalarından TÜSİAD'ın bugün bir kez daha statükocuları savunması ibretliktir. Kusura bakma TÜSİAD senin değil milletin arzusu olacak.
- Daha önce TÜSİAD'a söyledim siz işinize bakın, biz de işimize bakalım. Sanayi de ticaret de neler söyleyecekseniz onları söyleyin. Bu ülkede Anadolu'nun çocuklarının okumasının yollarını kapatmaya gelip de bariyer oluşturmayın. Sıkılmadan "kızların okumasının önü kesilecekmiş" diyorlar. El insaf. Şöyle 9 yıllık raporlara bir bakar insan. 9 yıl içerisinde bu ülkede eğitim nereden nereye getirildi. Buna rağmen tamamen ideolojik kaygılarla zihinleri bulandırmak TÜSİAD'ın geçmişten devraldığı ve bugüne yakışmayan bir roldür. TÜSİAD önce 28 Şubat'taki rolünü bir düşünsün. TÜSİAD'ın acilen değişmesini, kör ideoloji ve kalıplarından kurtulmasını tavsiye ediyorum. Kız çocuklarının okul dışıonda kalacağını iddia etmenin hiçbir mantığı yoktur.


Hocalı'yı anma:
- 26 Şubat 1992'de Hocalı'da toplam 613 masum insan Ermeni saldırganlar tarafından hünharca katledildi. Katledilen kardeşlerimizi bir kez daha rahmetle anıyoruz.


- İstanbul'daki Hocalı katliamını anma mitinginde yaşananlar bu anmalarımızı etkilemeyecek. Buradan Azerbaycan'a Türkiye'nin dayanışma mesajlarını iletiyorum. Bir çok şehrimizde katliam anıldı. İstanbul'daki mitingde marjinal ve münferit birkaç pankartın olması, katliama dair acımızı gölgelemeye yetmez.


28 Şubat:
- 28 Şubat müdahalesi, 12 Eylül’ün, 27 Mayıs’ın devamı niteliğinde, aynı ideolojinin eseri bir müdahaledir. 28 Şubat’ta farklı yöntemler kullanılmıştır, farklı bir tarz izlenmiştir. Ama nihayetinde, tıpkı öncekilerde olduğu gibi, milletin iradesi ve milletin kendisi hedef alınmıştır. Seçimle gelmiş bir hükümet, kirli senaryolar bazı medya ve STK’ların içinde yer aldığı tertiplerle görevden uzaklaştırılmış, siyaset adeta dizayn edilmek istenmiştir.


- 28 Şubat’ın arkasında büyük bir enkaz bıraktığını hatırlatmak zorundayım. Yüzlerce insan inançlarından, görüşlerinden, görünüşlerinden dolayı bu süreçte mağdur edilmiştir. Bürokraside cadı avı başlatılmış, fişlemeler - fişlenmeler gerçekleşmiş, TV ekranlarından ve gazete sayfalarından inançlı kimseler saldırıya maruz kalmıştır.


- Belediyelerin hizmet üretmesinin önüne geçilmiştir. 28 Şubat sadece siyaseti değil, toplumu da dizayn etmeyi amaçlamıştır. Üniversite kapılarında nice kız öğrenci, kılık kıyafetinden dolayı eğitimden soğutulmuş, eğitim hakkından mahrum bırakılmıştır. 28 Şubat mağdurları olarak buradasınız.


"Kafayı üşüttük dediler..."


- Hastayım. Ben de bugünkü bezmi alemde yatıyorum. İki tane kız yanıma geldi ve hayırdır nedir rahatsızlığınız diye sordum. O zaman belediye başkanıyım. Ne olacak başkanım dedi, kafayı üşüttük dediler. Niye dedim, eğitim öğretim hakkımız elimden alındı da onun için dedi. Meğerse bezmi alemin o dönemde, psikolojik tedavi olmak üzere gelmişler orada yatıyorlar. O sadece iki taneydi, bu sayılar aslında, yüzlerce binlerce kızımız için geçerliydi. Bunların ahı, bunların vahı yerde kalır mı?


"Necip Fazıl'a ait sözler yüzünden..."


- Bu kardeşiniz, Ak Parti Gençlik Kongresi’nde kullandığımız, üstad Necip Fazıl’a ait sözler yüzünden günlerdir fırtına koparmaya çalışılıyor. "Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin davacısı bir gençlik” diyor. Bu sözün sahibinin Necip Fazıl olduğunu bilemeyen cahiller hemen yorum yapmaya başladılar. Çünkü o da zindanlarda çok çekti.


- Bazı CHP’liler nasıl olduysa Yunus Emre’yi hatırlamış, bize Yunus’la cevap veriyor. Biz kime karşı Yunus’un, kime karşı Dadaloğlu’nun diliyle konuşacağımızı çok iyi biliriz. Mazlumun, mağdurun, masumun, yolda kalmışın, ihtiyaç sahibinin, insanın karşısında bizim dilimiz Yunus’un, Mevlana’nın dilidir. Ama zalime karşı, diktatörlere karşı, dikta heveslilerine, onların taşeronlarına karşı dilimiz Köroğlu dilidir, Dadaloğlu’nun, Necip Fazıl üstadın dilidir. Merhum Mehmet Akif’i de konuştu. Şaşırdım, hayret. Mehmet Akif’in şu çok bilinen dizelerini bir kez daha hatırlatıyorum. “Geçmişten adam hisse kaparmış, ne masal şey. 5 bin senelik kıssa, yarım hisse mi verdi? 'Tarih'i 'tekerrür' diye tarif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi”


"27 Mayıs ibret alınmadığı için..."


- 27 Mayıs’tan ibret alınmadığı için 12 Mart yaşanmıştır, 12 Mart’tan ibret alınmadığı için 12 Eylül yaşanmıştır, hiçbirinden ibret alınmadığı için 28 Şubat yaşanmıştır. AK Parti’yle bu kırılmıştır. Millet iradesi bu dönemde anlam kazanmıştır.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS