"Türkiye başkanlık sistemine geçecektir"

"Türkiye başkanlık sistemine geçecektir"

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, üniter yapıyı bozmadan başkanlık sistemine geçmeyi önerdiklerini, Türkiye'nin özellikleri ve ihtiyaçları dikkate alınarak yapılacak kendine özgü sisteme "Türkiye modeli başkanlık sistemi" adının verilebileceğini söyledi. Bozdağ, "İnanıyorum ki Türkiye mutlaka bir gün başkanlık sistemine geçecektir" dedi.

Bozdağ, Kanal 24'te yayınlanan "Ankara Masası" programına katılarak gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Siirt'in Pervari ilçesi kırsalında askeri helikopterin düşmesiyle ilgili soruşturmanın başladığının hatırlatılması üzerine, şehit olan 17 askere Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı dileyen Bozdağ, kendilerine ulaşan ilk bilgilere göre helikopterin, havanın yağışlı ve sisli olması nedeniyle çarpma sonucu düştüğünü belirtti.

Konuyla ilgili hem idari hem de adli inceleme başlatıldığını kaydeden Bozdağ, inceleme sonunda nedenin kesin olarak ortaya çıkacağını ifade etti.

Başkanlık sistemi

AK Parti'nin önerdiği başkanlık sisteminin nasıl bir model olduğuna ilişkin soruları da yanıtlayan Bozdağ, başkanlığın, yürütmenin ve yasamanın birbirinden ayrı ve birbirine karşı tam bağımsız olduğu, görev sürelerinin değişmez olduğu bir sistem olarak tanımlandığını belirtti.

Doğrudan halk tarafından seçilen yürütmenin yasama üzerinde herhangi tesiri, yönlendirmesi ve tahakkümünün bulunmadığını vurgulayan Bozdağ, bugün Türkiye'de yürütme ve yasamanın bütünleşmiş olmasından dolayı bağımsız bir yasama olmadığını savundu.

Başkanlık sisteminde milletvekillerinin dar bölge sistemine göre seçildiğini dile getiren Bozdağ, bu yolla seçilen milletvekillerinin halkın sesine, taleplerine daha dirayetle sahip çıktıklarını anlattı.

Başkanlık sistemiyle "federatif bir yapının ortaya çıkacağı, üniter yapının bozulacağı" gibi yanlış bir algı oluştuğuna işaret eden Bozdağ, şöyle konuştu:

"Bunlar başkanlık sisteminin özelliği değil, ABD'nin siyasi tercihidir. Türkiye için bizim öngördüğümüz sistem, Türkiye'nin gerçeklerini, tarihi, kültürel yapısını, dokusunu dikkate alan ama başkanlık sisteminin özellikleriyle bütünleşen bir yeni sistem. Onun için Sayın Başbakan 'Bize özgü bir sistem, Türkiye modeli başkanlık sistemi' diyor. Biz üniter yapıyı bozmadan başkanlık sistemine geçmeyi öneriyoruz. Başkanlık sistemi içerisinde federatif bir yapı, eyalet sistemi oluşturmadan başkanlık sistemine gidilebilir mi? Gidilebilir.

Biz 'yönetim sistemini değiştirmeden de başkanlık sistemine geçilebilir' diyoruz. Amerikan uygulamasında ikili bir yasama var, hem senato hem temsilciler meclisi var, kongre bu ikisinden oluşuyor. Biz diyoruz ki 'Türkiye'de ikili bir yasamaya ihtiyaç yok. TBMM bugünkü haliyle varlığını devam ettirebilir. Seçim sisteminde yapılacak bir değişiklikle başkanlık sistemine uygun, güçlü bir yasama organının teşkiline izin verecek adımlar atabiliriz'. Dolayısıyla ikili bir meclis yapısına bizim ülkemizde herhangi bir gerek yok. Örneğin ABD'de şimdi seçiciler seçildi, onlar başkan seçecek. Türkiye'de buna gerek yok.

Biz diyoruz ki 'Sandıkta halkın yüzde 50'den fazla oyunu alan seçim sonucuyla beraber doğrudan başkan seçilir, ayrıca bir seçicilerin seçmesine gerek yok'. Biz bunu Türkiye'nin kendi özelliklerini, tarihi tecrübesini ve ihtiyaçlarını dikkate alarak kendimize özgü yapabiliriz ve bunun adı da 'Türkiye modeli başkanlık sistemi' olur."

"İnanıyorum ki Türkiye mutlaka bir gün başkanlık sistemine geçecektir" diyen Bozdağ,
"10 sene sonra, 20 sene sonra bu sisteme geçeceğimize gelin vaktinde geçelim, gecikmeden geçelim, Türkiye'yi en erken zamanda bu sisteme hep beraber taşıyalım.
Biz bunu kişi için istemiyoruz. Biz bunu Türkiye için istiyoruz" şeklinde konuştu.

"Ülke barajı kalkıyor"

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, dar bölge sisteminin uygulanmasıyla baraj meselesinin ortadan kalkacağına ilişkin değerlendirme üzerine de "Ülke barajı kalkıyor ve orada dar bölge barajı geliyor. Siz bunu seçim sistemine 'en fazla oyu alan seçilir' derseniz o zaman en fazla oyu alan seçilir. Yok, 'yüzde 50'den fazla oyu alan milletvekili seçilir' derseniz milletvekilleri seçildiği bölgede yüzde 50'den fazla oy alan kişilerden oluşacak. Her halükarda baraj kalkmış olacak, dar bölgenin içinde bir baraj fiilen teşekkül etmiş olacak" diye konuştu.

Dar bölge sistemine göre partilerin halkın istediği kişileri aday göstereceklerini Bozdağ, vatandaşların, kendi içlerinden olmayan, sorunlarını bilmeyen ve en iyi şekilde temsil edeceğine inanmadıkları kişilere oy vermeyeceğini, bu nedenle de partilerin en iyileri listelerinden aday koymak için yarışacaklarını anlattı.

Bozdağ, şunları kaydetti:

"Milletvekilleri şunu iyi bilecekler. Kendilerini vekil yapan irade partilerin merkezinden listeye koyan irade değil, sandıkta halkın verdiği irade olduğunu görecekler, gücü halktan alacaklar. Dolayısıyla hem partilerine karşı daha gür sesli, daha cesur, daha bağımsız politika üretme imkanı olacak ve onlara görüşlerini daha rahat söyleyebilecekler hem de yasamanın içerisinde kendilerini daha iyi ifade edebilecekler."

Milletvekillerinin yürütmeyle ilişkili işlerle uğraşmayacakları için yasama ve denetimden sorumlu olacağını, proje üreteceğini ve yanlışları ortaya koyacağını ifade eden Bozdağ, "Tam bir denetim mekanizmasına dönecek, hem iktidar grubu hem de diğerleri açısından" dedi.

"Bugün denetim yok, adı var"

Başkanlık sisteminin "tek adam" eleştirilerini gündeme getirdiği hatırlatılarak "Başkanı kim denetleyecek? Parlamento ile başkan arasında karşılıklı denetleme nasıl gerçekleşecek?" sorusu üzerine Bozdağ, parlamenter sistemde denetimin sadece adının olduğunu söyledi.

Parlamenter sistemde denetim yapılabilmesi için meclis çoğunluğuna ihtiyaç duyulduğuna işaret eden Bozdağ, iktidar grubu "evet" demediği takdirde denetim mekanizmalarının işletilmesinin mümkün olmadığının altını çizdi.

Bozdağ, şöyle devam etti:

"Bugün denetim yok, denetimin adı var. Geçenlerde parlamentoda konuşuldu bu konu. Muhalefet denetimden şikayet etti, o zaman 'Denetimin gerçek anlamda olmasını, etkin ve verimli olmasını istiyorsak bu denetime izin vermeyen parlamenter sistemi terk edip buna en iyi biçimde izin veren başkanlık sistemine geçmemiz lazım' dedim. Başkanlık sisteminde denetim tamdır. Bir defa başkan yürütme olarak yasamaya hakim değildir. Şimdi hükümet yasamaya hakimdir, yasama hükümete rağmen Türkiye'de bir iş yapamaz; bugün de geçmişte de gelecekte de. Orada yasama ayrı ve bağımsızdır.

Yürütme yasamayı seçime zorlayamaz, götüremez. Bizim sistemde cumhurbaşkanı belli şartlar içinde yasamayı seçime götürme yetkisi var ama başkanlık sisteminde yok. Yasama da başkanı güvensizlik oyu vererek ya da başka şekilde görevden alamaz. Başkanın süresi de yasamanın süresi de sabit. İkisi birbirini görevden alamayıp, görev süresini de kısaltamadığı için birbirine karşı tam bağımsız.

Bütçe konusu... Bütçe en önemli denetim yoludur ve milletvekilleri bütçeyi geçirme noktasında başkanı denetleyecektir. Kanun teklif etme veya kanun tasarısı sunma yetkisi başkanda yok, bütün yasaları meclis çıkaracaktır. Meclisin 'evet' demediği bir yasayı başkanın çıkarma imkanı yok. Başkanı mecliste temsil eden kimse olmuyor bu sistemde. Başkan meclise muhtaç, meclis çok güçlü bir pozisyonda duruyor, kanunu çıkarmayabilir. Başkanın iradesinin tersinde kanunlar çıkarabilir."

"Bile bile konuyu çarpıtıyorlar"

Bugünkü sistemde hükümetin istediği bir kanunu meclisin çıkarmaması gibi bir durumun söz konusu olmadığını vurgulayan Bozdağ, başkanlık sisteminde ise aynı partiden olan milletvekillerinin dahi yanlış yapması halinde başkana bayrak açabileceğini söyledi.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, şunları belirtti:

"Başkanın her dediğine 'evet' denmeyecektir, çünkü partinin çıkarı yeni seçimde başkanı çıkarmaktır. Yanlış yapan, batağa giden, zarar veren, halkı karşısına alan birinin politikaları karşısında 'evet' dediği zaman, 'evet' diyen milletvekilleri kendi bölgelerinde bunu izah edemezler, yüzde 50'yi alamaz, vekil seçilemezler. Onun için başkanlık sistemi denetimin en etkin, en verimli, en bağımsız olduğu sistemdir. Ama parlamenter sistem, denetimin adının olduğu kendinin de fiilen yapılamadığı bir sistemdir."

Başkanlık sisteminin tek adamlığı, diktatörlüğü ve otoriter yönetimi ortadan kaldırmak için birbirini fren-denge sistemleriyle dizginleyen bir yapı üzerine kurulduğunu belirten Bozdağ, başkanın yüzde 50'yi aşkın seçmenin oyuyla 4 ya da 5 sene için seçileceğini dile getirdi.

Bozdağ, şunları söyledi:

"Yüzde 50'nin oyu ile seçilen kişi 4 sene veya 5 sene sonra sandığa bir daha gidecekse tek adamlık yapabilir mi? Yaptığı zaman sandıktan lehine bir sonuç çıkabilir mi? Meclis dediği kanunları, şeyleri yapar mı? Bütçesini onaylamaz ve sıkıntıya girer. Başkanı burada suçlamak dediği bir yöntem var Amerikan uygulamasında. Biz burada da bunu önereceğiz. Belli konuda başkanı suçlayarak orada bir yaptırıma götüren ve başkanın da başkanlıktan ayrılmasına neden olan bir mekanizma var. Onu koyduğunuz zaman başkan bir yandan istediği kanunu çıkaramayacak. Bir başkan düşünün, istediği kanun çıkarma yetkisi yok, meclis izin vermezse bunu yapamıyor.

Bir başkan düşünün halktan yüzde 50'den fazla oy alarak seçilmesi gerekiyor ve bir başkan düşünün kendini en etkin şekilde hem kendi grubu hem bütün gruplar denetleme yapıyor. Öyle bir yerde diktatörlük, tek adamlık, 'ben dedim oldu' deme imkanı var mı?
 
Çünkü başkanlık sisteminin ana mantığı diktatörlüğe, tek adamlığa ve otoriter yönetime fırsat ve imkan vermemek üzere kurgulanmıştır. Bunları düşünenlere karşı başkanlık sistemi esasında bir meydan okumadır. Latin Amerika örnekleri başkanlık sistemi değil. Onların adı başkanlıktır. Diktatörlüğün adına başkanlık demişlerdir. Başkanlık sistemi 'tek adamlık yapar, diktatörlüğe yol açar' diyenler bilmiyorlarsa cehaletlerinden söylüyorlar. Biliyorlarsa halkı korkutmak için bu sistem Türkiye'ye gelmesin demek için bile bile konuyu çarpıtıyorlar."

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS