"Bayraktar'a Başbakan'dan uyarı geldi"

"Bayraktar'a Başbakan'dan uyarı geldi"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu TOKİ projelerinden birinde devletin büyük miktarda zarara uğratıldığı iddiasını yeniden gündeme taşırken, "Bunu Plan Bütçe Komisyonu'nda kabul eden Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'a Başbakan'dan uyarı geldi" dedi. Kılıçdaroğlu "Sana kim dikkatli konuş diyorsa, devleti soyduran odur" uyarısı yaptı.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, Filistin'in geçen hafta BM'de "üye olmayan gözlemci devlet" statüsü elde ettiğini anımsattı.

Filistin halkının bağımsız devlet olma yolunda verdiği mücadeleyi yılardır izlediklerini, bağımsızlıktan yana olan bütün dünyanın da yakından takip ettiğini belirten Kılıçdaroğlu, kararın kesinleşmesinden sonra Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ı telefonla arayarak kutladığını söyledi.

"Siyaset sorunları çözme sanatıdır"

Einstein'ın "Delilik aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp, farklı sonuçlar beklemektir" dediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Bu tanıma baktığımızda, zaman zaman aynı şeyleri tekrar eden bir siyaset anlayışının adeta Türkiye'de kurumsallaştığını görüyoruz. Bir şey yapıyoruz, bir sonuç elde ediyoruz, aradan bir süre geçiyor, aynı şeyleri tekrar yapıyoruz, farklı şeyler olacakmış gibi düşünüyoruz. Bu doğru değil. Bunu söylerken, Türkiye'de siyasetin zaman zaman gelip, belli algıların tutsağı olarak yanlış yollara saptığını görüyoruz" ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, "30-35 yıllık canımızı yakan, inciten bir süreç var, bu süreci barışa döndürmek için farklı şeyler yapmamız gerekiyor, eski alışkanlıkları tekrarlayarak sorun çözülemeyeceğini artık bilmemiz gerekiyor" dedi.

Konfüçyüs'den adalet alıntısı

Konfüçyüs'ün, "Adalet kutup yıldızı gibi yerinde durur ve geri kalan herşey onun etrafında döner" dediğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, bu sözün adaletin büyüklüğü ve önemini anlatmak için önemli olduğunu söyledi.

Adaletin olduğu ülkelerde özgürlük, bireysel güven, toplumsal güven olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, "Ama bizim ülkemizde sabit bir yerde duran bir adalet göremiyoruz, fırıl fırıl dönen bir adalet var. Öyle bir adalet olduğu için Türkiye Cumhuriyeti içinden çöküyor, çürüyor adeta. Adalet kavramını içselleştirmedik" dedi.

Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Çocuğuna süt içiremeyen bir annenin bulunduğu ülkede, 'yoksullara yardım edeceğim' diye parayı toplayıp, fil dişi kulelerde oturanlar var. Fitre paralarını, zekat paralarını, kurban paralarını yiyen kişilerin, elini kolunu sallayarak, serbestçe sokaklarda dolaşmasını hangi adalet kavramıyla açıklayacağız. Hırsızların kol gezdiği, soruşturanların ise yargılandığı bir düzene adalet düzeni denmez. O nedenle toplumun vicdanı kanıyor. Yolsuzluk yapanların sırtının sıvazlandığı bir düzenden bahsediyoruz. Gelmek istediğim şu;
bu yolsuzluk yapanlar, bu adaletsizlik yapanlar gücünü kimden alıyor."

AK Parti Şanlıurfa milletvekili Abdulkerim Gök'ün 9 Ekim 2012 tarihinde kamu ihale yasasında değişiklik öngören bir kanun teklifi verdiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, "Kabul ediliyor 10 Kasım'da Resmi Gazete'de yayımlanıyor. Özü şu; bazı firmalar kamu ihalelerine katılamıyorlar, yasaklılar. Bu yasaklı firmalar nasıl kamu ihalelerine katılırlar, bunun yolunu açmak için. Ben bu Şanlıurfa milletvekiline sormak isterim, Şanlıurfa'ya acaba hangi yüzle gideceksin" diye konuştu.

TOKİ'deki yolsuzluk iddiaları

Kılıçdaroğlu, CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu'nun, TOKİ'deki yolsuzlukları gündeme getirdiğini, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın, TBMM Genel Kurulu'nda buna itiraz ederken, daha sonra TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul ettiğini söyledi.

Başbakan'ın, bu itirafın ardından hemen telefona sarıldığını, "Konuşurken dikkatli olacaksın, yazılı metnin dışına çıkmayacaksın"; bakanın danışmanlarına ise, "Aman ha bakana yanlış bir şey söyletmeyin, yazılı metni dikkatli hazırlatın, yolsuzlukları kabul etmesin" dediğini savunan Kılıçdaroğlu, Bakan Erdoğan'ın da "Başbakan beni fırçaladı" ifadesini kullandığını ifade etti.

"Virtüoz gibi"

Bayraktar'a, "Bu telefon görüşmesinden sonra devleti kime soydurduğunu acaba anladın mı?" diye soran Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sana kim telefon edip, 'aman dikkatli konuş' diyorsa, bil ki devleti soyduran odur. 'Sesini kes, malı götürüyoruz, çaktırma' diyor. Başbakan, daha nedesin? 'Devleti soyan yabancı değil, biziz, niye kalkıp itiraf ediyorsun' diyor. Baltayı taşa vurduğunu gördün, paşa paşa fırçanı yedin, oturdun yerine.

Şimdi devleti kimin soyduğunu, kimlerin soydurduğunu daha iyi gördün mü? Artık anlamıştır herhalde, bundan sonra Erdoğan, patronunu ispiyonlamayacaktır. Nazım Hikmet, 'Abidin bana mutluluğun resmini yapabilir misin?' der. Ben de bu iki Erdoğan'a sormak isterim, bana yolsuzluğun resmini yapabilir misiniz? Resmini yaparlar, romanını yazarlar, filmini çekerler. Buradan yolsuzluk konusunda duyarlı olan bütün sivil toplum örgütlerine sesleniyorum; Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a yolsuzluk konusunda bir ustalık belgesi hazırlasınlar. 'Ben usta oldum' diyor ya bizim Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yolsuzluk konusunda usta olan bir kişi var, onun adı da Recep Tayyip Erdoğan. Çalarken bir virtüoz gibi çalıyor, böyle çalmak da her babayiğidin haddi de değil, hakkı da değil.

Beyefendi götürecek. 'Ben yürütme organının başıyım' diyor. Biz biliyoruz zaten yürütme organının başı. Deniz Feneri sanıkları niye ellerini kollarını sallayarak geziyor, yolsuzluk yapanlara niye hesap sorulmuyor; işte bunun için. Sırtını daya Erdoğan'a istediğin kadar çalabilir, götürebilirsin. Sırtını dayamıyorsan olmaz. Türkiye'nin ve bütün yurttaşlarımızın unutmamasını istiyorum; siz soyuluyorsunuz. Bunlar yeri gelince kul hakkından söz ederler, götürdüğün yetmedi mi senin, öbür dünyaya mı götüreceksin? Ben bunu söylerken, birileri 'Biz de gidip sırtımızı dayayalım, malı götürelim' diye düşünebilirler. Sakın öyle düşünmeyin, bunların ciğerine kadar dokunacağım, asla izin vermeyeceğim."

"Doğru kişi değil"

Kılıçdaroğlu, medyada ahlakı egemen kılacağı söylenen RTÜK'ün başına, "Deniz Feneri davasında malı götüren insanların" getirildiğini öne sürerek, pratiğin, deneyimin Deniz Feneri'nden kazanıldığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, Erdoğan'a, "Şu anda işsiz güçsüz geziyor, önümündeki günlerde Kızılay'ın başına getir, orada malı daha iyi götürür" diye seslendi.

Ombudsman seçimine işaret eden Kılıçdaroğlu, kamu denetçisinin; iktidara, güce karşı bireyi savunan, emin kişi anlamına geldiğini belirtti. Kılıçdaroğlu, "Seçimini birilerine borçluysan, onun söylediklerini yapıyorsan, onun emrinden çıkmıyorsan, geçmişinde karanlık noktalar varsa kimse kusura bakmasın sen emin kişi olamazsın. Şimdi Meclis'e gelecek, yemin edecek. Doğru kişi değil. Herkesin kabul ettiği bir kişi, emin kişi olması lazım. İşi ehline verdiğiniz zaman bir anlam ifade eder" diye konuştu.

"Venezuela'da mı kucaklaştılar"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, dokunulmazlıklar konusunda en ilkeli tavrı koyan partinin CHP olduğunu ifade etti.

Kürsü dokunulmazlığı hariç dokunulmazlıkların kaldırılması çağrısını yineleyen Kılıçdaroğlu, "Sevgili vatandaşlarım, siz TBMM'de ihaleye fesat karıştıran bir milletvekili görmek ister misiniz? TBMM'de yolsuzluk yapan bir milletvekili ister misiniz? TBMM'de halkını değil, cebini düşünen bir milletvekili ister misiniz?" diye sordu. Salonda bulunanlardan "Hayır" yanıtı alan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Biz de istemiyoruz. Kürsü dokunulmazlığı hariç, gelin bütün dokunulmazlıkları kaldıralım. Neden korkuyoruz? Sayın Erdoğan'a seslenmek istiyorum, yargı zaten senin emrinde, yeri gelince talimat da vereceksin, belki bizi hapse de atacaklar. Ama demokrasi uğruna bedel ödemekten hiçbir CHP milletvekili kaçınmayacaktır. 'Öyle yapmayacağız efendim, ben kabak gibi milletvekili seçeceğim, senin dokunulmazlığını kaldırıyorum, canım öyle istedi.

Seninki devam etsin, yolsuzluk; zaten aynı kulvardayız, devam. Olur mu böyle anlayış. Ya hep ya hiç. Dokunulmazlıkları adam gibi getir; göreceksin 135 milletvekili dokunulmazlıkların kaldırılması için ellerini kaldıracaklar.

Terör örgütü mensuplarıyla kucaklaşmayı asla kabul etmiyoruz. Halkın oyuyla seçilmiş hiçbir milletvekili, terör örgütü mensuplarıyla kucaklaşmaz, kabul etmiyoruz, doğru da bulmuyoruz. Ama bir soruyu sormaktan kendimi alıkoyamıyorum. Bunlar Venezuela'da mı kucaklaştılar acaba? O ülkede Başbakan yok muydu? Gazetelerde haber var; askerlerimizin görev süresi dolunca, kara yolu güvenli olmadığı için hava yoluyla getirecekler. Nerede oluyor bu; Türkiye Cumhuriyeti'nde. Bu ülkenin Başbakan'ı niye bunlarla ilgilenmiyor? Bu sorunu çözmenin başka yollarının olduğunu neden düşünmüyor? Ülkemizi, halkımızı seviyoruz. Ülkemizin birliğine, bütünlüğüne inanıyoruz."

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS