Bakanlık BDP heyetine onay verdi

Bakanlık BDP heyetine onay verdi

Adalet Bakanlığı, Abdullah Öcalan ile görüşme başvurusunda bulunan BDP heyetine izin verdi. BDP heyeti cumartesi İmralı'ya gidiyor.

Adalet Bakanlığı, BDP'nin dün yaptığı başvuruyu değerlendirdi.

Değerlendirme sonucunda Adalet Bakanı Sadulluh Ergin, Öcalan ile görüşmek üzere İmralı'ya gidecek BDP heyetine ilişkin izin yazısını onayladı.

Yazı sabah saatlerinde BDP'ye gönderildi.

Buna göre, BDP milletvekilleri Sırrı Sürreya Önder, Altan Tan ve Pervin Buldan İmralı'ya gidecek.

Cumartesi gidecekler
 
BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in, İmralı'ya gidecek isimlerin onaylandığına ilişkin bilgiyi, kendisini telefonla arayarak verdiğini söyledi.

Buldan, Ergin'in, kendisi ile birlikte İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ve Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın İmralı ziyaretinin onaylandığı bilgisini verdiğini belirtti.

Pervin Buldan, 23 Şubat Cumartesi günü, sabah 08.30'da İmralı'ya gitmek üzere İstanbul'dan yola çıkacaklarını bildirdi.


Arınç: Sonuçtan ümitliyiz

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, BDP'li milletvekillerinin İmralı'ya gidecek olmasının sürecin devam ettiğini gösterdiğini belirterek, "Biz sonucundan ümitliyiz, büyük bir cesaretle ve her türlü riski alarak terörün bitirilebileceği noktaya kadar bu çalışmamızı özgüvenle yürütüyoruz. Kim ne derse desin, yapıcı eleştirilerden istifade ederiz ama yıkıcı eleştirilere de kamuoyu gereken dersi verecektir. Süreç hukuk, yasalar ve mevzuatlar çerçevesinde yürüyor. Sonucundan ümitli olmak bizim hakkımız" dedi.


Çiçek: "Sonuca bakmak lazım" 

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, İmralı'ya gidecek ikinci heyete izin verilmesine ilişkin, "Sürecin kendisine bakın, kimin gideceğinden ziyade sonuca bakmak lazım" dedi.

Çiçek, Ankara'da basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

İmralı'ya gidecek ikinci heyetin belli olduğunun hatırlatılması ve değerlendirmesinin sorulması üzerine Çiçek, böyle önemli bir konuda heyetteki isimlerin üzerinde durulmaması gerektiğini ifade ederek, "Türkiye'nin kanayan bir yarasıdır. En öndeki ve öncelikli meselesidir" dedi. Türkiye'nin neredeyse yarım yüzyıldır terör belasıyla uğraştığını, insanların hayatlarını kaybettiğini, fırsatların kaçırıldığını dile getiren Çiçek, meseleyi değerlendirirken ayrıntıların ve işin magazin kısmının değil özünün göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguladı.

Çiçek, "İnşallah sonu hayırlı olsun. Ona yoğunlaşmamız gerekir diye düşünüyorum. Meseleye buradan bakarsak bu önemlidir" değerlendirmesinde bulundu.

Demokrasisi kurumsallaşmış bazı ülkelerde de terör olayları yaşandığını ve sürecin nasıl yönetildiğinin belli olduğunu söyleyen Çiçek, süreci "hava raporu açıklar gibi, her saat başı, ne zaman gidiyor, ne oluyor, ne gidiyor, ne giydi, giymedi" sorularıyla gündeme getirilmemesi gerektiğini ifade etti.

İngiltere'de IRA ile mücadelenin 10 yıldan fazla sürdüğünü ve kimsenin haberi olmadığını kaydeden Çiçek, sözlerine şöyle devam etti:

"Biz her şeyin açıkta olmasını arzu ediyoruz ama bunun bu sürece ne kadar katkısı olacak, bunu da herkesin düşünmesi lazım. Bence işin özünü kaybetmeden haber yapın, bizler açıklama yapalım. Açıklamayı da yapması gerekenler yapsın. Bu yöndeki sıkıntımı daha önce ifade etmeye çalıştım çünkü bu olayın Türkiye'de meydana getirdiği çok derin acılar var, bunun tarafları var. Onların kafasını karıştıracak beyanlardan, açıklamalardan hepimizin kaçınması gerekir. Açıklama yapması gerekenler var, onlar bu süreci biliyorlar. Sık sık siz sorarsanız biz açıklama yapmak mecburiyetinde kalıyoruz, yapmasak başka türlü. Meseleyi biraz dikkatli götürelim."

"Arta kalan zamanda sürdürülecek bir iş değil"

Çiçek, yeni anayasa çalışmalarında gelinen aşamaya ilişkin soruyu yanıtlarken de bu konuda millete verilen taahhüdü yerine getirmek zorunda olduklarını belirtti.

TBMM Başkanı Çiçek, şunları söyledi:

"Yeni bir anayasa yapmadığımızda partiler olarak birbirimize söyleyecek söz buluruz ama vatandaşa verecek cevap bulamayız. Vatandaşa vereceğimiz en güzel cevap da bu işi yapmaktır. En güzel cevap yeni bir anayasayı yapıp taahhüdümüzü yerine getirmektir. Onun için de ne kadar çalışmak gerekiyorsa çalışmak icap eder. Başka işlerimizden arta kalan zamanı bu işe ayırarak sürdüreceğimiz bir iş değil. En öncelikli meselemizin bu olması gerekir diye düşünüyorum. Onun için komisyondaki arkadaşlar da bu sorumluluk duygusu içerisinde biraz daha hızlı çalışıyorlar."

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS