Davutoğlu:"Geçen gün hasbelkader bir Rus televizyonunu izliyordum..."

Davutoğlu:"Geçen gün hasbelkader bir Rus televizyonunu izliyordum..."

Dünya Ekonomik Forumu dolayısıyla Davos'ta bulunan Başbakan Davutoğlu, basın toplantısı düzenledi. Davutoğlu CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili bir soruya ilginç bir örnekle cevap verdi. Davutoğlu "Geçen gün hasbelkader bir Rus televizyonunu izliyordum, Kılıçdaroğlu'nu öne çıkaran yorumlarla Türkiye'ye dönük saldırılar yapıyorlardı" dedi.

Hayatını kaybeden iş adamı Mustafa Koç'un ailesiyle bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini belirten Davutoğlu, Koç'a Allah'tan rahmet dileğinde bulunarak, taziye dileklerini tekrarladı.


Mustafa Koç'un, Türkiye'nin ekonomisine, sanayisine büyük katkıda bulunduğunu dile getiren Davutoğlu, "İnşallah başlattığı projeler kaldığı yerden aynı şekilde devam eder" diye konuştu.


Davutoğlu, üç ayaklı bir seyahat için yurt dışında bulunduğunu belirterek, "Londra ayağını tamamladık, orada Cameron ile görüşme yapmış, çok sayıda yatırımcıyla Türkiye ekonomisi ve yaptığımız reformlarla ilgili görüş alışverişinde bulunmuştuk. Şimdi Davos'tayız, yarın da inşallah Almanya'da olacağız" diye konuştu.


Davos'taki faaliyetlerinin üç ana kategoride ele alınabileceğini kaydeden Davutoğlu, ikili görüşmeler kapsamında, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko ile Sri Lanka Başbakanı Ranil Wickremesinghe, Hollanda Başbakanı Mark Rutte ve BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon ile bir araya geldiğini, öğleden sonra da Fransa Başbakanı Manuel Valls, Kazakistan Başbakanı Kerim Masimov ile görüşeceğini bildirdi. Davutoğlu, "Bu görüşmelerimizde ikili konuların yanında bölgesel ve küresel konular da ele alındı" dedi.


"Türkiye'ye yönelik büyük bir yatırım şevki var"


Davos faaliyetlerinin ikinci önemli ayağının, yatırımcılarla yaptığı görüşmeler olduğunu belirten Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Finans sektörünün dünyadaki en büyük payına sahip IBC gibi şirketlerin yanında Mitsubishi gibi Türkiye'de yatırım yapan, dünyanın sanayi alanındaki dev şirketleriyle ve Türkiye'ye özel ilgi gösteren uluslararası yatırımcılarla dün ve bugün çok sayıda görüşme gerçekleştirdik. Şundan büyük bir memnuniyet duyuyorum, bütün bu yatırımcıların Türkiye'ye yönelik büyük bir yatırım şevki var. Özellikle son dönem ilan ettiğimiz sektörel dönüşüm programlarından ve yapısal reformlardan büyük memnuniyet ifade ediyorlar ve 1 Kasım seçimlerinden sonra Türkiye'yi tekrar yatırım limanı olarak gördüklerini bir kez daha ifade ediyorlar."


Forumlarda yaptığı konuşmaların da temaslarının üçüncü ayağını oluşturduğunu dile getiren Davutoğlu, dünya tarihinde ilk defa Türkiye'de organize edilecek BM İnsani Zirvesi için sabah oturumunda, BM Genel Sekreteri Ban ile eş başkanlık yaptıklarını ve birçok hükümet ve devlet başkanıyla Türkiye'deki zirvesiyle ilgili görüş alışverişinde bulunduklarını anlattı.


Davutoğlu, tamamıyla Türkiye'ye has, Türkiye'nin küresel rolünün ele alındığı bir oturumda da görüşlerini ifade ettiğini belirterek, "Ayrıca dün akşam birçok önemli aydının, gazetecinin, entelektüelin, siyasetçinin katıldığı bir programda da yine Türkiye ve Ortadoğu ile Suriye'deki gelişmeler başta olmak üzere uluslararası kriz alanlarıyla ilgili çok faydalı bir oturumda konuşma yaptım. Öğleden sonra da yine hükümet ve devlet başkanlarıyla bir araya geleceğiz" diye konuştu.


"Türkiye'ye yoğun ilgi.."


Bu akşam verilecek özel bir yemekte de konuşacağını, bu yemeğe katılmak için yoğun talep geldiğini söyleyen Davutoğlu şunları kaydetti:


"120-130 kişilik kontenjan için 600'e yakın talep oldu. Bu Türkiye'ye olan yoğun ilgiyi gösteren önemli bir gösterge. Ayrıca dün Göbekli Tepe arkeoloji sahasıyla ilgili yapılan bir tanıtım programına da katılma imkanı buldum. Görüldüğü gibi hem ikili görüşmeler hem küresel ekonomi ve siyaseti ilgilendiren oturumlarda yaptığımız konuşmalar hem de Türkiye ekonomisinin özellikle yatırımcılar bağlamında tanıtma faaliyetleri açısından son derece verimli bir çalışma temposu oldu. İnşallah yarın buradan Almanya'ya geçip Almanya ile ilk kez gerçekleştireceğimiz hükümetler arası zirve, hükümetler arası mekanizmayla ilgili olarak da orada Sayın Merkel ile buluşacağım ve ikili görüşmelerde uluslararası
ve bölgesel konuları ele alacağız."


Davutoğlu gazetecilerin sorularını yanıtladı


"Yatırımcılarla yaptığınız görüşmelerde Türkiye'ye ne kadar yatırım yapılacağı yönünde bir söz aldınız mı? Yabancı yatırımcıların, artan terör saldırıları ve jeopolitik konum nedeniyle Türkiye'ye yatırım konusunda endişeleri var mı" sorusu üzerine Davutoğlu, Türkiye'ye çok yoğun ilginin olduğunu söyledi.


Çevre ekonomilerdeki sarsıntılar ve dünya ekonomisindeki çalkantılar sebebiyle yatırımcıların güvenli bir liman ve kalıcı bulunabilecekleri merkezler aradıklarını ifade eden Davutoğlu, "Bakıldığında bütün Afro-Avrasya'da dünyanın en büyük üretim üslerinden biri ve en iyi yetişmiş insan unsurlarından biri Türkiye'de. Öyle bir coğrafya ki Türkiye'den her yere kısa sürede ulaşmak mümkün. Bu, yatırımcılar için teşvik edici bir unsur. Çok memnun oldum" diye konuştu.


Davutoğlu, yurt dışı ziyaretine çıkmadan önce Türkiye'deki yatırımcılarla bir araya geldiğini, Davos'ta o yatırımcıların bir kısmının patronlarının da olduğu heyetlerle çok sıcak görüşmeler yaptığını anlattı.


"Türkiye'ye dönük ilgi çok pozitif"


Trilyonlara hitap eden finans kuruluşlarının Türkiye'ye yönelik ilgilerini ifade ettiklerini belirten Davutoğlu, görüşmelerin bazı güzel tevafuklara da sahne olduğunu dile getirdi.


Sabiha Gökçen Havalimanı'nın işletmesini alan Hazana'nın CEO’su'nun Malezya'dan öğrencisi çıktığını ifade eden Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:


"Dolayısıyla biraz hatıraları paylaştıktan sonra Türkiye'ye en az 10 milyar dolar yatırım yapmadıkça sınıfı geçemeyeceğini kendisine latifeyle karışık söyledim. Arkadaşlardan da bunları not almalarını istedim. Özellikle Türkiye'nin lojistik üs olması hasebiyle büyük bir yatırım alanı oluşturduğunda herkes müttefik. Yatırımcılara, 'Siz benim yerimde olsaydınız kendinizle ilgili hangi kolaylaştırmaları yapardınız' diye sordum. Ayrıca da 'Şu ana kadar şu kadar yatırım yapmışsınız ama şimdi beklentimiz bu yatırım' diye karşılıklı taahhütleşmeler oldu.


Bu ziyarette milyarlarca dolarlık yatırımın Türkiye'ye gelebilmesi için son derece uygun bir zemin olduğunu gördüm. Küresel yatırımcılarla yaptığımız görüşmelerde Türkiye'ye dönük ilgi çok pozitif ama küresel ekonomik gelişmelerle ilgili geçen seneki Davos'a ve bundan birkaç yıl önceki atmosfere göre daha iyimser bir hava var. Dolayısıyla Avrupa ülkelerindeki toparlanma bu anlamda iyiye işaret ediyor. Kaygı burada yükselen ekonomilerdeki yavaşlamaydı.


Türkiye bu yavaşlama içinde çok ciddi fark oluşturuyor. Yükselen ekonomilerde kalkınma ortalama yüzde 1,8 iken Türkiye'de yüzde 4. Türkiye yüzden 2'den fazla kalkınabilen bir ülke olması nedeniyle başlı başına bir cazibe merkezi oluşturuyor."


Davutoğlu, Davos'taki birçok görüşmede, Londra ve Paris'ten sonra Avrupa'nın 3. büyük havalimanına sahip olmalarının gündeme geldiğini, bunun da insan akışının Türkiye üzerinden seyrettiği bir konjonktür ortaya koyduğunu aktardı.


Temaslardan duyduğu memnuniyeti dile getiren Davutoğlu, bunun bir seferlik temaslarla elde edilecek bir netice olmadığını söyledi. Davutoğlu, bütün arkadaşlarıyla uluslararası piyasaları tekrar tekrar dolaşarak Türkiye'ye olan güveni pekiştirmek ve bu yatırımcıların peşinde koşmak durumunda olduklarını vurguladı.


Davutoğlu, 1990'lı yılların aksine dünya ekonomisindeki pastanın daraldığını, rekabetin arttığını belirtti. Türkiye'nin kalkınmasının, içerideki tasarrufu artırmak ve dışarıda oluşan tasarrufu içeriye çekten geçtiğini vurgulayan Davutoğlu, ikisini birden yapmak için ellerinden gelen gayreti göstereceklerini söyledi. Davutoğlu, bundan sonraki dış trafik takviminin biraz da bu yatırım atmosferiyle ilgili olacağını bildirdi. Türkiye-AB ilişkileri açısından 10 Şubat'ta gerçekleştireceği Hollanda ziyaretinin önemine de işaret eden Davutoğlu, "Almanya benzeri hükümetler arası zirveyi Hollanda ile de gerçekleştirmek istiyoruz. Bunların hepsi Türkiye'nin artan önemine işaret eden göstergeler" dedi.


Kıbrıs sorunu


Başbakan Davutoğlu, "KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ilk kez Davos'ta temsil ediliyor. Burada çözüme yönelik kaba taslak bir yol haritasının çıkması beklentisi var. Önümüzdeki dönemde referandum bekliyor musunuz" sorusu üzerine, şunları kaydetti:


"Kıbrıs sorunu ile ilgili görüşmeler olumlu yönde seyrediyor. Buraya gelmeden önce garantör ülke olarak İngiltere'de bu konuları ele alma imkanım olmuştu. Buraya gelir gelmez ilk görüşmemi Sayın Akıncı ile yaptık. İlk defa KKTC, Davos gibi bir platformda. Biraz önce KKTC Başkanı Akıncı, Kıbrıs Rum lideri eşit şekilde bulundular ve hitap ettiler. Bu da önemli bir gösterge. Birleşmiş Milletler adına müzakere yürüten Sayın Espen Barth Eide burada. Sayın Ban Ki-Moon ile yaptığım görüşmede, Kıbrıs konusunda yavaş yavaş garantör devletlerin de sürece katıldığı bir aşamaya geçmemiz gerektiğini kendisine ifade ettim. Çünkü temel konularda belli ortak görüşe doğru bir eğilim var. Ümit ederiz ki bu konularda daha da emin adımlar atılır. 2004 Davos'unda Kofi Annan ile burada yapılan görüşme, Annan'ın meseleyi sahiplenmesinin önünü açmıştı. Ümit ederiz ki bu sefer de benzer bir süreç olur ve önümüzdeki aylarda taraflar bir araya gelerek Kıbrıs sorununun kalıcı bir çözüme kavuşması yönünde bir zemin oluşturma imkanı bulurlar."


Mülteci sorunu


Başbakan Ahmet Davutoğlu, kimsenin yardımı olmadan Türkiye'nin Suriye'den gelenlere yardım ettiğini, yine de yardım edeceğini belirterek, "Fakat mülteciler Avrupa'ya da yönelmişlerse, bunun bedelinin sanki Türkiye tarafından ödenmesi gerekiyormuş gibi bir algıyı doğru bulmayız" dedi.


Türkiye ve Almanya hükümetleri arasında gerçekleşecek zirvenin tek konusunun mülteciler konusu olmadığına vurgu yapan Davutoğlu, iki ülkenin birbirini yeni keşfetmediğini ve tarihi ilişkileri bulunduğunu belirtti.


Almanya Başbakanı Angela Merkel ile gerçekleşecek görüşmenin daha önceden planlandığına dikkati çeken Davutoğlu, "Dolayısıyla bu planlanmış bir husustur, salt mülteciler sorunu ile ilgili değil" diye konuştu.


Davutoğlu, müzakerelerin önemli bir boyutunun da sığınmacılar sorunu olacağına işaret ederek, şöyle devam etti:


"Çünkü bütün dünyada şu anda mülteciler birinci konu halinde. Türkiye, mülteciler konusunda büyük takdir topluyor. Katıldığım her oturumda Türkiye'ye özel teşekkür ediliyor. Geçen sene bu yoktu, daha önceki sene, hiç kimse mülteciler sorunun farkında değildi. Şimdi hem bir farkındalık oluştu hem de Türkiye'ye takdir oluştu. O bakımdan tam da bu farkındalık oluşmuşken, mülteciler sorunu konusunda sistematik, tutarlı, kapsamlı bir çözüm yolu bulmak lazım. Bu da nasıl olur? Bir kere mültecilerin Suriye ve Irak'tan akışını yavaşlatmak, mümkünse durdurmak, orada çözüm bulmak... İkincisi, gelen mültecilerin yükünün, adil bir şekilde herkes tarafından paylaşılacağı bir mekanizma oluşturmak.


Türkiye tek başına bu yükü kaldıracak değil. Kimse yardım etmediğinde de Suriye'ye yardım ettik, yine yardım ederiz. Fakat mülteciler Avrupa'ya da yönelmişlerse, bunun bedelinin sanki Türkiye tarafından ödenmesi gerekiyormuş gibi bir algıyı doğru bulmayız."


"Türkiye planladığı hususları devreye sokuyor"


Suriyeli sığınmacılar konusunun 29 Kasım'da gerçekleştirilen Türkiye-AB zirvesinde ve 18 Aralık'ta fikirdaş ülkelerle yapılan Türkiye-AB zirvesinde ele alındığını anımsatan Davutoğlu, "Türkiye zaten planladığı hususları devreye sokuyor. Yani çalışma izinlerinin düzenlenmesi gibi, üçüncü ülkelerden gelen Suriyeliler için bir vize ile bunların niyetlerinin ne olduğu değerlendirerek ona göre vize vermek gibi bazı uygulamalarla Türkiye'de mülteci akışını azaltmak, olan mültecilerin de hayatlarını düzene sokmak konusunda adımlarımız var" açıklamasında bulundu.


Başbakan Davutoğlu, Avrupa Birliği tarafından da atılması gereken adımlar olduğuna dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:


"Bunların bir kısmı alınacak mültecilere düzenli bir şekilde yerleştirme politikası izlenmesi, bir de bu mültecilerin yükünün paylaşılması için finansal bir ortak paket oluşturulması… Bu konuda hep vurguluyoruz, bu para, Türkiye'ye verilecek değil, bu para Suriyeli mültecilere verilecek. Suriyeli mülteciler için kullanılacak ama Türkiye kullanacak, çünkü Türkiye'de bu mülteciler. Dolayısıyla mesele bir para meselesi değil, bir insanlık meselesidir.


Avrupa içerisinde bu konuda anlaşmazlık vardı. Ümit ederim, yarın bunları detaylı olarak Sayın Merkel ile görüşeceğiz ama Sayın Merkel, son yaptığı açıklamalarla bence mülteciler konusunda da Türkiye'nin rolü konusunda da takdir edilmesi gereken bir liderlik gösteriyor. Merkel, bütün siyasi baskılara rağmen konunun öneminin, insani boyutunun öneminin farkında, hem de Türkiye'nin yaptıklarının ve yapabileceklerinin de farkında. Sayın Merkel ile son bir yıl içinde yaptığımız her toplantıda ortak bir perspektife sahip olmaktan da büyük bir mutluluk duyuyorum. Yarınki toplantımız bu ortak perspektifin yansıması şeklinde cereyan edecek."


"Kılıçdaroğlu, nezakete uymayan bir üslup kullanıyor"


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik sözleriyle ilgili tartışmaları nasıl değerlendirdiğine ilişkin bir soru üzerine ise Başbakan Davutoğlu, İstanbul'dan ayrılmadan bu konudaki görüşlerini daha önce ifade ettiğini hatırlattı. Davutoğlu, şöyle dedi:


"Sayın Kılıçdaroğlu, gerçekten siyasi etiğe, siyasi nezakete uymayan bir üslup kullanıyor. Türkiye, tam anayasa başta olmak üzere birçok konularla ilgili muhalefetle yaptığımız görüşmelerle daha medeni bir diyaloğun içine girmek üzereyken, Sayın Kılıçdaroğlu'nun kullandığı bu seviyesiz üslup, gerçekten hem siyasetin doğasını olumsuz yönde etkiliyor, hem de Kılıçdaroğlu'nun niyetinin ne olduğunu anlamak konusunda da ciddi sıkıntılar doğruyor. Ben Sayın Kılıçdaroğlu'nun ara sıra yurt dışına çıkmasından hep memnuniyet duymuşumdur. Keşke Davos'a gelse, burada konuşulanları görse, biraz dünyayı tanısa ya da diğer başkentlere gitse ve Türkiye'nin önemini bir anlasa, Sayın Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde nereden nereye geldiğini biraz da muhataplarından dinlese, en azından takdir etmeyi, en azından seviyeli bir üslup kullanmayı öğrenir."


"Eğer hükümeti eleştirecekse bu eleştiri kapısı her zaman açık"


"Maalesef Türkiye içine kapanıp ideolojik dogmalarla belki meseleleri şahsileştirerek, bu şahsileştirilen meseleler üzerinden kendi kitlesini toparlama çabası içerisine girmek suretiyle Türkiye'de son derece olumsuz bir atmosferin oluşmasına sebebiyet veriyor Sayın Kılıçdaroğlu" diyen Başbakan Ahmet Davutoğlu, şunları kaydetti:


"Öncelikle siyasi nezaketi ve siyasi etiği temel alıp eleştirecekse, muhatabı Sayın Cumhurbaşkanımız değil, eğer hükümeti eleştirecekse bu eleştiri kapısı her zaman açık, her zaman bunu yapabilir. Ama Sayın Cumhurbaşkanımız üzerinden Cumhurbaşkanlığı makamını dahil, Cumhurbaşkanımızı yıpratmak için bu tür ifadelerle bir kampanya yürütmesi tam da bu günlerde Türkiye dışında Türkiye ile ilgili oluşturulmak istenen algıya tetavvuk eden, ona uygun düşen, onunla işbirliği yapan bir psikoloji oluşturuyor. Geçen gün hasbelkader bir Rus televizyonunu izliyordum, Kılıçdaroğlu'nu öne çıkaran yorumlarla Türkiye'ye dönük saldırılar yapıyorlardı. Kılıçdaroğlu, yurt dışında Türkiye karşıtlarına malzeme vermek yerine Türkiye'de kendi vizyonunun ne olduğunu, kendisinin ne düşündüğünü seviyeli bir şekilde anlatmakla mükelleftir. Dolayısıyla hem bu üslubu şiddetle kınıyorum hem de bu konuda her zaman Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanımıza ve bu devletimizi temsil eden makama sahip çıkacağımızın, bunun için gereken her türlü çabayı göstereceğimizin ve gereken adımları atmak konusunda hiç tereddüt etmeyeceğimizin de bilinmesini isterim."


 


 

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS