İnsanlığı kurtaracak aşılar mercek altında! İşte aşıların özellikleri

Koronavirüs salgınına karşı insanlık tarihinde görülmemiş bir hızda aşılar tamamlanmaya başlandı. Ancak farklı süreçlerden geçen bu aşılar, yeni teknolojiler kullanıldığı için bilmediğimiz zararlara sahip olabilir mi? İşte insanlığı kurtaracak aşıların özellikleri ve birbirilerinden farkları. (BBC TÜRKÇE)



Tüm dünyanın dört gözle beklediği aşılar yıl sonu bitmeden tamamlanırken, insanlığı şimdi yeni sorular bekliyor.

2020 sonbaharı, Covid-19 salgınının birçok ülkede ikinci dalgayı görmeye başlaması ve günlük vaka sayılarındaki rekor artışlarla başladı.

Ancak Kasım ayında aşılarla ilgili peşpeşe gelen umut vadeden gelişmelerin yaşanmasıyla insanlık, bu son pandemiyi yenmeye bir adım daha yaklaştı.

Ama henüz her şey bitmedi… Rekor sürede geliştirilen bu aşılarla ilgili neler biliyoruz? Sıradaki zorluklar neler?

Her şeyden önce aşı geliştirmek zorlu bir süreç. Laboratuvarda başlayan, hayvanlarda ve insanlarda yapılan deneylerde devam eden süreçle birlikte aşının güvenli ve etkili olup olmadığı test ediliyor.

Tarihte üretilen aşıların çoğunu geliştirmek yıllar sürdü. Ancak salgınının başlamasının üzerinden henüz bir yıl bile geçmeden yüzlerce aşı adayı ortaya çıktı.

Bu çalışmalar hiç olmadığı kadar hızlı ilerledi. Geniş kitlelerde (üçüncü faz) denenen 11 aşıdan dördü öne çıktı.

Sırasıyla Biontech, Gamaleya Enstitüsü, Moderna ve son olarak Oxford üçüncü faz çalışmalarında alınan ilk sonuçların yüksek oranlarda etkili olduğunu duyurdular.

Bu dört aşının ortak özelliği, geleneksel aşılara göre nispeten daha yeni teknolojilerle geliştirilmiş olmaları.

Özellikle BioNTech ve Moderna aşıları, onaylanması durumunda tarihte RNA teknolojisi kullanılan ilk aşılar olacak.

Geleneksel aşılarda enfeksiyona sebep olan virüsler, zayıflatılarak ya da etkisizleştirilerek vücuda enjekte ediliyor, böylelikle vücut, kendisine zarar veremeyecek hale gelen virüse karşı bağışıklık kazanmayı öğreniyor.

RNA tabanlı aşılarda ise virüsün tamamı yerine, genetik bilgisini taşıyan RNA zincirinden kritik bir kısım vücuda enjekte ediliyor.

Viral vektör aşılarında da yine gen teknolojisi kullanılarak, virüsün taşıdığı genetik materyalin bir kısmı, başka bir virüs içine yerleştiriliyor ve vücuda enjekte ediliyor.

BioNtech ve Moderna aşıları RNA tabanlı, Sputnik V ve Oxford/Astrazeneca aşıları da viral vektör tabanlı aşılar.













Viral vektör aşıları, geleneksel aşılarda olduğu gibi üretim aşamasında canlı bir hücreye ihtiyaç duyduğu için hammadde gereksinimi iki katına çıkıyor.

RNA aşıları ise kısa zamanda daha fazla üretim yapılabilmesine olanak sağlayacak bir teknolojiye sahip.

Bu aşılarla ilgili ikinci kritik farklılık da dağıtım ve depolama esnasında ihtiyaç duyulan soğutma gereksinimi. RNA değişken bir yapıda olduğu için, Moderna ve Pfizer aşılarının daha düşük sıcaklıklarda muhafaza edilmesi gerekiyor.

Normal soğutucularda kısa süre saklanabiliyorlar. Daha uzun süre muhafaza edilebilmeleri için ise eksi 20 ya da eksi 70 santigrat derecede tutulmaları gerekiyor.

Viral vektör aşıları ise, normal saklama koşullarında uzun süre bozulmadan dayanabiliyor.Aşıların arasındaki bir başka fark da maliyetleri. Oxford ve Astrazeneca tarafından geliştirilen aşı doz başına en ucuz fiyatlandırmayı yaptı, ancak bu fiyatlar ülkelerin aşı politikalarına ve nakliye ile ortaya çıkacak ücretlere göre değişebilir.

Bu dört aşı da vücutta yeterli bağışıklığı sağlaması için 3-4 hafta arayla ikişer doz uygulanacak. Bunun sebebi, ilk dozun uygulanmasından sonra geçen sürede azalan antikor miktarını, ikinci doz ile belli bir seviyenin üzerine çıkarmak.

Aşıların onay alabilmesi için insanlar üzerinde denemelerin gerçekleştirildiği fazlarda etkinliğinin kanıtlanmış olması gerekiyor.











Üçüncü fazda iki gruba ayrılan deneklerin bir kısmına geliştirilen aşı, diğerine de etkisiz bir aşı enjekte ediliyor.

Belli bir süre geçtikten sonra koronavirüse yakalanan deneklerin ne kadarının aşı grubundan, ne kadarının plasebo grubundan olduğuna bakılıyor. Böylelikle aşının ne kadar etki gösterdiği anlaşılabiliyor.

Ancak pandemi gibi olağanüstü durumlarda üçüncü fazın tamamen bitmesini beklemek yerine, alınan ara sonuçlarda belli oranlarda başarı doğrultusunda acil kullanım izni alınarak aşı kullanılmaya başlıyor.

virolog Semih Tareen, acil kullanım izninin pandemi gibi durumlarda prosedürü hızlandıran bir süreç olduğunu ve bunun aşının güvenirliği konusunda soru işareti oluşturmaması gerektiğini söylüyor.

Söz konusu aşıların zaten ilk iki faz deneylerinden başarıyla çıktığını, elimizde bu aşıların işe yaradığını ve yan etkilerinin olmadığını gösteren binlerce veri olduğunu belirtiyor.

Soğuk zincir, üretilen bir ürünün, son kullanıcıya kadar belli aralıkta bir sıcaklıkta tutularak nakledilmesini sağlayan süreç.

Aşıların da üretiminden, uygulanacağı son noktaya kadar soğuk bir tedarik zincirinde taşınması gerekiyor. Belli dereceden yüksek sıcaklıklarda aşılar etkinliğini yitirebiliyor.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS