Canikli: Bizim sistem madem o kadar iyiyse...

Canikli: Bizim sistem madem o kadar iyiyse...

Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, Avrupa'nın şu anda "hayır" kampanyasını yürütenlerin başını çektiğini belirterek, "Bizim sistem madem o kadar iyiyse, o kadar güzelse Almanya, Belçika, Avusturya, Hollanda niye kendi ülkelerinizde bu sistemi uygulamıyorsunuz? Kendi ülkelerinde böyle bir sistemi uygulamıyorlar, orada tek adamlık var, orada tek adamlığı savunuyorlar, uyguluyorlar." dedi.

Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olan Canikli, gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile ilgili Türk siyasetinde hiç olmadığı kadar manipülasyon yapıldığını ifade eden Canikli, önerilen sistemle ilgili çok fazla yalan söylendiğini belirtti. Mevcut sistemin sadece Türkiye'de bulunduğunu, 1982 Anayasası ile cumhurbaşkanına inanılmaz yetkiler verildiğini dile getiren Canikli, Türkiye'deki sistemin parlamenter sistemden ziyade cumhurbaşkanlığı ya da başkanlık sisteminedaha yakın olduğunu söyledi.


Canikli, mevcut sistemde atamalar ve hükümetin kuruluşu gibi önemli kararların gerçekleşebilmesi için hem başbakanın hem de cumhurbaşkanının hemfikir olması gerektiğini ifade ederek, "Cumhurbaşkanının önerme yetkisi yok, başbakanın onaylama yetkisi yok. Tek başına cumhurbaşkanı ya da başbakan o atamayı yapamıyor, ikisi birlikte olması gerekiyor. Dünyanın hiç bir yerinde böyle bir sistem yok. Dünyanın akıllısı biz miyiz Allah aşkına?" diye konuştu.


Mevcut sistemin kaos ürettiğini, çatışmayı körüklediğini dile getiren Canikli, söz konusu sistemde aynı siyasi hareket içinde bile olsa bu çatışmaların yaşanabileceğini söyledi. Canikli, Türk siyasi tarihine bakıldığında bu sistemin getirdiği kavgaların eksik olmadığının altını çizerek, şöyle konuştu:


"En ilginç olanı Ahmet Necdet Sezer ile rahmetli Ecevit'in kavgasıdır ki Sezer'i de cumhurbaşkanı olarak, Ecevit'in başbakanlığı yaptığı koalisyonu oluşturan siyasi partiler seçti. Onlar arasında da hiç kavga eksik olmadı. Bir tanesi artık patladı. Anayasa fırlatma meselesi basına yansıdı. Ondan sonra da Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük krizi o zaman ortaya çıktı. Dolayısıyla bu sistem kim gelirse gelsin çok istisnai durumlar hariç, o stisnalardan bir tanesini şimdi yaşıyoruz, onun dışında uygulandığı dönemlerde hep krizi tetiklemiştir, kavgayı, çatışmayı körüklemiştir. Toplumun mesaisinin de buraya yönelmesine neden olmuştur. Güçlü yürütme organının oluşumunu engellemiştir."


Canikli, Türkiye gibi büyük sorunları, geleceğe ilişkin önemli hedefleri olan ülkelerde güçlü yönetim olmazsa ilerlemenin mümkün olmayacağının altını çizerek, "Bazen insan, 'Gerçekten kasıtlı olarak bir proje çerçevesinde, Türkiye hiç bir zaman kendisine gelemesin güçlü iktidara hakim, sorunlara neşter vurabilen, müdahale edebilen, etrafı ile ilgilenen, ülkenin menfaatlerini güçlü kararlarla koruma kapasitesine sahip hükümetler oluşmasın diye mi böyle dünyanın hiç bir yerinde olmayan sistem getirirsin.' diye düşünüyor" değerlendirmesinde bulundu.


Zayıf hükümetlerden en fazla terör örgütlerinin faydalandığını anlatan Canikli, 7 Haziran seçimlerinden sonra ortaya çıkan tabloyu bu şekilde okumak gerektiğini belirtti.


Canikli, bölücü terör örgütünün saldırılarına 7 Haziran seçimlerinden sonra başladığını, bunun tesadüf olmadığını belirterek, "AK Parti ile CHP'nin yaptığı bir koalisyon hükümetinde terörle mücadele edilmesi söz konusu bile değil ya da hiçbir etkili kararların alınması mümkün değil. İki tane siyasi parti, taban tabana zıt politikaları var. Siyasi yelpazenin iki uç noktasındaki partiler. Bu iki siyasi partinin koalisyon hükümeti kurduğunu düşünün, her gün kavga hazırdır. Dolayısıyla buradan güçlü bir yönetim ıkmaz. Terör örgütü bunu biliyor, sürekli olarak kavga edecekler. Dolayısıyla CHP en azından son yıllarda terör örgütlerine ve yandaşlarına, onlarla siyasi ya da sosyal bağlantı içerisinde olan kuruluşlara verdiği desteği iktidara geldiği zaman da sürdürmeye devam edecekti, bu da çatışmalar meydana getirecekti. Terör örgütü bu bulutlu, dumanlı havada 'ben de kendi isteklerimi elde edebilirim', ondan faydalanarak Türkiye'nin işgal edilmesi dahil, böyle bir takım projeler vardı." ifadelerini kullandı.


"Avrupa 'hayır' kampanyasını yürütenlerin başını çekiyor"


Avrupa'nın da referanduma ilişkin "hayır" kampanyası yürüttüğünü dile getiren Canikli, şunları kaydetti:


"Avrupa'ya da şunu sormak lazım, Avrupa şu anda 'hayır' kampanyasını yürütenlerin başını çekiyor, bu hayırcılarla birlikte. Bizim sistem madem o kadar iyiyse, o kadar güzelse Almanya, Belçika, Avusturya, Hollanda niye kendi ülkelerinizde bu sistemi uygulamıyorsunuz? Buyurun, madem şu anda Türkiye'de uygulanan hükümet sistemi çok iyi, madem o kadar güzel, buyurun siz de aynısını alın kendi ülkenizde güzel güzel uygulayın. Kendi ülkelerinde böyle bir sistemi uygulamıyorlar, orada tek adamlık var, orada tek adamlığı savunuyorlar, uyguluyorlar. Yürütme için de geçerli. Onlarda tek adam diktatörlük falan değil ya da evrensel ilkelere uygun, hukukun üstünlüğü kuralları ile herhangi bir çelişkisi söz konusu değil ama Türkiye'ye gelince her şeyi söylüyorlar." değerlendirmesinde bulundu.


Canikli, bu politikaların tamamen Türkiye'nin güçsüz bırakılmasını amaçladığını ifade ederek, "Bunlar, Türkiye'nin gerçek anlamda etrafına bakmasını, güçlenmesini istemeyen içeriden ve dışarıdan ağırlıklı olarak küresel ölçekte destekli kuruluşların, kişilerin bir projesidir." dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2014 seçimlerinde milletten çok güçlü yetki aldığının altını çizen Canikli, bu dönemden sonra Başbakan Binali Yıldırım'ın da bu güçlü liderliğin altında aynı davaya hizmet etme hassasiyetinde olan, aynı hedefe yürüyen bir kişi olduğunu dolayısıyla şimdiki hükümette bir sıkıntı çıkmadığını söyledi. Mevcut sistemin yürütülebilir olmadığını dile getiren Canikli, önerilen sistemin her durumda güçlü yürütme organının göreve gelmesini garanti
altına aldığını kaydetti. 

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS