AK Parti'de veda kongresi

AK Parti'de veda kongresi

12'nci Cumhurbaşkanı seçilen Başbakan Erdoğan, AK Parti'ye veda etti. AK Parti'nin Genel Başkanı olarak son kez konuşan Erdoğan, "13 yıldır gururla taşıdığım genel başkanlık vazifesini artık sizlere teslim ediyorum'' dedi. Davutoğlu'yla ilgili eleştirilere de yanıt veren Erdoğan, Davutoğlu'nun "emanetçi" olmayacağını söyledi. Davutoğlu da, "Büyük Türkiye yürüyüşünün arifesindeyiz. İlelebet sürecek bu yürüyüşü bizden sonrakilere devredeceğiz" dedi. Davutoğlu, "Tüyü bitmemiş yetimin hakkına uzanan eli kardeşimiz olsa da koparırız" şeklinde konuştu.

Türkiye'nin 12. Cumhurbaşkanı seçilen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kurucusu olduğu Ak Parti 'ye bugün veda etti.


İşte Köşk'e gidecek isimler


Ankara Arena Spor Salonu'nda gerçekleştirilen AK Parti  1. Olağanüstü Büyük Kongresi'ne eşi Emine Erdoğan ile birlikte gelen Erdoğan'ın salona girmesi kürsüden "büyük an" olarak ilan edildi.


Rekor oyla yeni genel başkan seçildi


Erdoğan'ın içeriye girdiği an, "milletin adamı, milletin partisi ile kucaklaşıyor" anonsu yapıldı. Erdoğan ve eşi, salona girişlerinde kendileri için özel olarak hazırlanmış platformdan yürüyerek tüm salonu selamladılar.


İşte kongreden detaylar


Türkiye'nin 12. Cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan, bugün Genel Başkanlık görevini, Ak Parti Merkez Yönetim Kurulu'nun bir sonraki Genel Başkan olarak belirlediği Ahmet Davutoğlu'na devretti.


Önce Davutoğlu geldi


Kongre salonuna önce Genel Başkan adayı Ahmet Davutoğlu geldi. Davutoğlu eşi ile Eşi ile birlikte salonu selamladı.



Genel Başkan Erdoğan'ın ise daha sonra gelerek, eşi ile birlikte kongre salonu önünde bekleyenleri selamladı. Divanın oluşturulması sonrası kürsüye gelen Erdoğan kongrenin açılışını yaptı.


'Altını yok ama sevgisi var'

Erdoğan açılış konuşmasında şunlara vurgu yaptı:


"Geçmişte malum partimizin kuruluşunda bir küçük yavru bir altın bize göndermişti. Kürsüye gelen kızımız diyor ki benim altınım yok ama benim de sevgim var, kabul eder misiniz diyor. Yurt içinden ve yurt dışından kongremize katılan misafirler, sevgili yol arkadaşlarım, kader arkadaşlarım, genç kardeşlerim, değerli hanım kardeşlerim, değerli beyefendiler sizleri en kalbi duygularımla hasretle muhabbetle selamlıyorum. Allah’ın selamı rahmeti bereketi hepinize, hepimize olsun diyorum. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin birinci olağanüstü kongresinin milletimiz demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını rabbimden niyaz ediyorum. Tüm delegelerimize, AK Parti mensuplarına, her bir kardeşime, hem Ankara’ya hem kongre salonumuza hoş geldiniz diyorum. 13 yaşındaki AK Parti teşkilatı kuşkusuz her türlü övgüyü ziyadesiyle hak ediyor."


Kongreden kareler


Kadın kollarına tebrik


"14 Ağustos 2001’den bugüne kadar AK Parti’de görev almış, kurucularımızdan MKYK üyelerimize, başkan yardımcılarımızdan bakanlarımıza, milletvekillerimizden il ilçe başkanlarımıza, belediye başkanlarımızdan belediye meclis üyelerimize kadar tüm gönüldaşlarımızı selamlıyorum. Teşkilatımızda görev yapmış, bugün aramızda bulunmayan, ahirete irtihal etmiş kardeşlerimi rahmet yad ediyorum. mekanlarının cennet olmasını Allah’tan niyaz ediyorum. Elbette ki kadın kollarımızı bir kez daha özellikle selamlıyorum. Bu hareket hanım kardeşlerimizle güç kazandı, hanım kardeşlerimizin yüreklerini ortaya koymaları sayesinde bugünlere ulaştı. Bu kutsal davayı bir anne şefkatiyle, hanım zarafetiyle bir oya gibi işleyen hanım kardeşlerimize, bir kez daha şükranlarımı sunuyorum."


Hüseyin Çelik kongreyi CNN TÜRK'e değerlendirdi

Alpaslan'dan Erbakan'a...
Sevgili gençler, AK Parti’nin bu AK teşkilatın alnı ak yüreği ak bahtı ak gençleri, sizleri bugün bir kez daha gönülden selamlıyorum. Sizlere her zaman inandım, güvendim. Gençler sizler bu milletin umudusunuz. Sizler yer yüzündeki tüm mazlumların umudusunuz. Sizler sultan Alparslan’dan Osmangazi’ye Gazi Mustafa Kemal’den Adnan Menderes’e, Turgut Özal’dan Necmettin Erbakan’a kadar uzanan bir kutlu davanın kahraman neferlerisiniz.


İşte Erdoğan'a hediye edilen tablonun şifresi


Polise özel selam


Buradan sınır karakollarında gözünü değil gönlünü namlunun ucuna koyarak vatanının nöbetini tutan genç Mehmetleri, askerimizi, polisimizi özellikle selamlıyorum.


"10 Ağustos'ta tarih yazdınız"


Dün yani 26 Ağustos’ta Malazgirt zaferimizin 943’ncü yılını idrak ettik. Yavuz Sultan Selim’in Osmanlı’nın kahraman neferlerini şehit ve gazilerimizi hürmetle yad ediyorum. birinci dünya savaşında şehit ve gazi olan ecdadımızı hürmetle yad ediyorum. Kıbrıs ve Kore şehitlerimizi, terörle mücadelede şehit olan polis asker ve şehitlerimizi aynı şekilde rahmetle anıyor vefat etmiş gazilerimize Allah’tan rahmet hayattaki gazilerimize uzun ve hayırlı ömürler niyaz ediyorum. Onların eli öpülesi annelerini babalarını, şehit ve gazilerimizin kutsal emanetlerini de buradan muhabbetle selamlıyorum. Kongremizin hemen başında, tekraren ifade etmek arzusundayım. 10 Ağustos sürecinde işte bu teşkilat tarih yazdı. 


"Genel Başkanlık vazifesini sizlere teslim ediyorum"


AK Parti Genel Başkanlık vazifemi 13 yıl 13 gün sonra sizlere teslim ediyorum. Şahsımı cumhurbaşkanı adayı olarak gösteren grubumuza, 10 Ağustos’a kadar gece gündüz çalışan her bir kardeşimize teşekkür ediyorum. tarihimizde ilk kez cumhurbaşkanı halkın sandığa gitmesi suretiyle belirlendi. Artık bir tur iki tur üç dört yok. Hemen ilk turda sizler bu kardeşinizi cumhurbaşkanı seçtiniz. Bunun için çalıştınız. Bu süreci başarılı şekilde idare ettik. Adayların belirlenmesi, oylama, gelişen süreç tamamen yasalar çerçevesinde tecelli etti. İlk kez tecrübe edildiği halde hiçbir sorun çıkmadan, kaosa mahal verilmeden, belki de cumhuriyet tarihinin bu ilk sınavı bu kadar sorunsuz bu kadar kolay bir cumhurbaşkanlığı seçimi gerçekleşti.


AK Parti unutmayın her zaman ilklerin partisi olmuştur. Parti olarak teşkilat olarak Türkiye’ye böyle bir reformu kazandırmanın gururunu hep birlikte yaşıyoruz. Nefes alıp verdiğimiz sürece de bu gururu hep birlikte yaşayacağız. Demokratik olgunluğunu bir kez daha gösteren, sandığa gidip oyunu kullanan, emeği ve katkısı olan aziz milletime, 77 milyon her bir ferdine de sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Bugün bu olağanüstü kongreyle 13 yıldır gururla taşıdığım genel başkanlık vazifesini artık sizlere teslim ediyorum. 2001’de başlayan genel başkanlık vazifem 13 yıl 13 gün sonra bugün nihayete eriyor. Yarın saat 14:00’te TBMM’de mazbatamızı teslim alacak, başbakanlık vazifesini de teslim ederek, yemin ederek 12’nci cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmiş olacağız.


"Öz, ruh değişmiyor"


1 Temmuz’da adaylığımın açıklandığı toplantıda bunun bir nihayet olmadığını, bir son bir bitiş olmadığını, bunun yeni bir başlangıç olduğunu ifade etmiştim. Sonrasında yaptığımız toplantılarda mitinglerimizde 10 ağustos akşamı AK Parti genel merkezi balkonunda, bu hususun altını çizmiştim. Bugün değişen unutmayın sadece şekildir. Bugün öz değişmiyor. Bugün partimizin yüklendiği misyon, davamızın ruhu hedef ve ideallerimiz değişmiyor. Bugün sadece ve sadece isimler değişiyor. Her zaman ifade ettim. AK Parti 13 yıllık bir parti olsa da aslında asırlar öncesinden başlamış kutlu bir yürüyüşün davanın mirasını omuzlarında taşıyan bir partidir. 1071’de Malazgirt Ovası'nda, sultan Alparslan’ın arkasında namaza duran, neferlerin hissiyatı neyse bizim de hissiyatımız işte odur.


"Kahraman Mehmetçiğin torunlarıyız"


Hicazın çöllerinde sıcağın altında, Sarıkamış’ta Allahu Ekber dağlarının ardında beyaz karların altında şehit olan bizim dedelerimizdir. Çanakkale’de yüreğiyle direnen zafer kazanan şehitler bizim dedelerimizdir. Bizler hep birlikte kurtuluş savaşımızda var olmak ya da olmamak, yok olmaz onuruyla yaşamak veya onuruyla şehit olmak arasında seçim yapan kahraman Mehmetçiğin torunlarıyız. Sanmayın ki 13 yıllık bir yoldan geliyoruz. Biz asırlardır yürüyoruz. Biz kökü mazide olan atiyiz. Biz kökü olmayan ruhu olmayan geçmişiyle irtibatlarıyla koparmış bir parti, böyle bir hareket asla değiliz.


"Bu harekette Erbakan'ın da alın teri vardır"
Bu harekette Gazi Mustafa Kemal in ufku vizyonu vardır. Menderes’in millet uğruna verilmiş canı vardır. Bu harekette şüpheniz olmasın Necmettin Erbakan’ın da alın teri vardır. Eski başbakanlarımızdan, cumhurbaşkanlarımızdan Turgut Özal’ın da emeği vardır. Bu hareket Ahmet Yesevi’den Mevlana’ya Hacı Bektaş Veli’den Fuzuli’ye, Nazım Hikmet’ten Necip Fazıl’a Mehmet Akif’ten Sezai Karakoç’a kadar o bereketli pınarlardan beslenmiş bir harekettir. Biz bu yola 13 yıl önce 100 yıl önce çıkmadık. İşte onun için isimlerin hiç ama hiç önemi yoktur. Hazreti Adem’den bugüne kadar nice insanlar geldiler. Kondular ve göçtüler. Mezarlıklarda ismi unutulmuş bedeni çürümüş, toprağa karışmış nice insanlar var. milyarlarca insan kayboldu ve gitti. Hazreti Adem ile başlayan iyinin ve kötünün mücadelesi devam etti. Hak ile batıl mücadelesi. İsimleri fanidir. Baki olan davadır. Dün bu büyük davanın sancaktarlığını başkaları yapıyor, mücadelesini başkaları veriyordu. Bugün bu sancağı biz gururla taşıyoruz. Yarın da bu dava sancağı düşmeyecek. İstiklalde de bu dava sahipsiz kalmayacak. Bugünün çocukları gençleri bizlerden devralacak ve onurla o sancağı taşıyacaklar.


''Ben yoksam dava da yok diyenler...''
Bu kutlu hareket, mensuplarıyla şereflenmez. Bunun altını çiziyorum çok önemli. Mensuplarıyla şereflenmez. Tam tersine mensuplarına şeref verir. Şunu unutmayın… Gençler şunu unutmayın. Ben yoksam dava da yok diyenler, daha en baştan kaybetmiş olanlardır. Ben olmazsam dava ilerleyemez diyen, davanın ruhunu özünü anlayamamıştır. Bu dava ancak benim ismimle ayakta kalabilir, ancak benim ismimle şereflenebilir diyen kibir tuzağına düşmüştür. İstişareyi danışmayı ortak aklı dışlayan, bu kutlu davaya haksızlık etmiştir. Zira bu dava hiçbir zaman koltuk davası olmamıştır. Unutmayın size evet  yüceler yücesinden bir talimatı hatırlatıyorum. “emrolunduğunuz gibi dosdoğru olun” iki, “tüm işlerinizde istişare ediniz”


"Onları kimse hatırlamıyor ve hatırlamayacak"
Bu dava hiçbir zaman tarihin hiçbir döneminde, makam davası, rütbe paye davası olmamıştır. Bu dava şahsi hırsları kibri fitneyi ve nifakı kıskançlığı çelme takmayı başkasının kuyusunu kazmayı her zaman dışlamış bir davadır. Tarih davasına ihanet edenlerin nasıl onursuzca yok olup gittiğinin örnekleriyle doludur. Bizim dahi yakın tarihimiz davasına ihanet eden, kendisini seçen millete ihanet edip zillete düşen isimlere şahit olmuştur. İşte onları hiç kimse hatırlamıyor ve hatırlayamayacak. Onların iftiralarını kimse hatırlamıyor, hatırlamayacak. Okyanus ötesinden gelen telefonla istifa edenler, darbecilerin haberlerini inanları bugün kimse hatırlamıyor ve hatırlamayacak bunu böyle biliniz.


"Başkalarının oyuncağı olanlar unutuldular"
Safını cesaretten yana belirleyenler bugün şerefleriyle buradalar. Başkalarının oyuncağı olanlar ise çoktan unutuldular. Unutulmayan namzet adaylar da yok değil ha. Var. onlar da vakti saati geldiğinde o çöplüğün içerisinde yerlerini alacaklardır. Bu büyük dava nice isimler gördü. O isimlerin hepsi geldi geçti, ama dava burada. İsimler değişecek, hepimiz faniyiz. 


“Davamız Türkiye Cumhuriyeti’nin davasının ta kendisidir”
Rabbimden duam odur ki, şahsımı da yol arkadaşlarımı da bu davanın neferleri olarak her zaman hayırla hatırlanmamızı bize nasip etsin. Bizleri şu anda ekranları başında izleyen aziz milletim, şunu ifade etmek isterim ki, bizim sancaktarlığını yaptığımız dava 29 Ekim 1923’te kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin davasının ta kendisidir. Bizim davamız Türkiye davasından ayrı bir dava değildir. Biz Türkiye için de farklı bir istikamete bakan, farklı hedefler peşinde yürüyen bir hareket değiliz. 91 yıllık cumhuriyet tarihimiz boyunca özü ve ruhu değiştirmeye, Türkiye’yi bu dava yürüyüşünden koparmaya yönelik girişimler olmuştur. Millet izin vermemiştir.


“Birbirine benzeyen fertler imal edilmek istendi”
Farklılıklar bir zenginlik olarak görülecek, Osmanlı coğrafyasındaki bir arada yaşama kültürü Türkiye Cumhuriyeti’nde de devam edecektir. Sonraki yıllarda buna devam edilemedi. Devlet milletine istikamet çizmek istedi. Devlet vatandaşına her şeyine karışmaya, kılık kıyafetine müziğin dahi şekillendirmeye çalıştı. Adeta tornadan çıkmış gibi şeklen fikren birbirine benzeyen fertler imal edilmek istendi. Tüm farklılıklar reddedildi. Etnik kökenler diller değerler reddedildi. Farklı kıyafete tahammül edilemedi. Bu neyi getirdi? Devlet ile millet arasındaki mesafe açıldı. Devlet milletinden uzaklaştı. Ret, inkar, asimilasyon bu tür politikalar geliştirildi.


"Ne oldu devlet yıkıldı mı?"
Siyasetin üzerindeki vesayetleri tüm direnişlere rağmen teker teker ortadan kaldırdık. Anlamsız tüm baskılara yasaklara son verdik. Devlet ile milletin istikametini örtüştürmenin gayreti içinde olduk. Diller inançlar yaşam tarzları üzerindeki kısıtlamaları nihayete erdirdik. Baş örtülü başı açık üniversitelerimizde bir arada okuyor. Ülke bölündü mü? Kavga gürültü arttı mı? Tam aksine artık başı açığıyla başı örtülüsüyle bütün kızlarımız üniversitesinde birlik içinde tahsillerini yapıyorlar. Ne zulümdü bu ya. Bu ülkenin evlatlarına reva mıydı? Devlet dairesine sadece başı açık girebilirdi. Şimdi başı örtülü kardeşim devlet dairelerinde görev alabiliyor mu? Ne oldu devlet yıkıldı mı? Eğer özgürlük diyorsak özgürlük buydu. İşte bu da sağlandı. TBMM’de artık başörtülü olarak milletini temsil edebilmenin önünü hamd olsun biz açtık.


"Son günümde, son dakikalarımda..."
Son günümde, son dakikalarımda, buradan 77 milyonun her bir ferdine bir kez daha ben musafaha için elimi uzatıyorum. Partim adına hükümetin adına elimi tekrar uzatıyorum. Diyorum ki biz sizi çok iyi anlıyoruz. Sizin yaşam tarzlarınızı değerlerinizi anlıyoruz. Sizin taleplerinizi arzularınızı biliyoruz. Ekranları başında bizi izleyen milletime sesleniyorum. Sizin de bizim anlamanızı istiyoruz. Hangi yasakları aşarak bugünlere geldiğimizi anlamanızı istiyoruz. Nasıl dışlandığımızı görmenizi anlamanızı istiyoruz.


Hatta bir başbakan olarak bile aldığımız hakaretleri vesaire bilmenizi istiyoruz. Biz sizlere her zaman gönlümüzü açtık anlamadınız. Ama bugün diyorum ki, sizin de bizlere gönlünüzü samimi olarak açmanızı bekliyoruz. Biz bizim yaşadıklarımızı hiç kimse yaşamasın istedik. Eski küslükleri, dargınlıkları, gerilimleri, kamplaşma ve kutuplaşmaları bir kenara bırakalım diyoruz.

"Üsluplarımız farklı olabilir..."
Her türlü gerilim, kamplaşma ve kutuplaşma Türkiye’ye zarardan başka bir şey vermedi. Üsluplarımız yöntemlerimiz farklı olabilir. Hepimiz bu vatanın evlatlarıyız. Şunu unutmayın, milletimiz bir, bayrağımız bir, vatanımız bir, devletimiz bir. Mücadele eden emek veren millete projelerini anlatan herkes için sandıktan çıkmak mümkündür. Bu ülkede seçimler 1950’den bu yana şeffaf şekilde yapılıyor. Hiç kimse kendisini umutsuz hissetmesin. Seçimler ve sandıklar da millet için her zaman takdirini kullanacağı bir vasıtasıdır. Muhalefetin kendisini yenileme ihtiyacı çok açıktır. Kutuplaşma ile muhalefet yapılamayacağı görülmüştür. Sokaktan medet umarak, Türkiye düşmanlarıyla muhalefet yapılamayacağı görülmüştür.


"Yeni Türkiye'nin doğum günü"
Bugün yeni bir gün. Bugün Türkiye’nin özüne döndüğü gün. Bugün Türkiye’nin istikbalinin her zamankinden daha açık olduğu bir gün. Bugün Yeni Türkiye’nin doğum günü. Yeni Türkiye siyasetin vesayetten kurtularak özerkleştiği bir Türkiye’dir. Her sorunun çözüm aracı siyasettir. Her meselenin çözüm zemini TBMM’dir. Artık bunların dışında bir yol yöntem Türkiye için söz konusu olamaz. Bugün siyaset artık mecrasını bulmuş vaziyettir.


Barış süreci topluma emanet
Bugün yeni Türkiye kurulurken, eski Türkiye’ye özlemin olduğunu görüyoruz. Eski Türkiye’nin aktörleri çatışmayı sürdürmek istiyorlar. Barış umudu çoğaldıkça bunu tersine çevirmek isteyenler harekete geçiyorlar. Terör meselesi eski Türkiye’nin meselesidir. Yeni Türkiye’de siyaset dışı araçlarla iş görme imkanı kalmamıştır. Şiddet araçlarına prim veren bir siyasetin yeni Türkiye’de karşılık bulması mümkün değildir. Barış süreci topluma emanettir. 


Yeni başbakanın seçilmesinde paralel yapıya karşı duruşu da etkili
Şunu da açık açık söylüyorum, yeni Başbakan'ın paralel devlet yapısıyla mücadelede son derece azimli ve cesur olacağına yürekten inanıyorum. Esasen yeni genel başkanımızın ve başbakanımızın seçilmesinde bir çok kriterin yanında, paralel yapıya karşı duruşu da etkili olmuştur. Milletimiz bize yetki verdi, aziz milletimize karşı haince duruş sergileyenler bunun hesabını verecekler vermeye başladılar. İhanet cezasını alacaktır. Cumhurbaşkanlığı makamında bu ihanetin hesabını sormak benim de boynumun borcudur. Bu konuda kimse cumhurbaşkanlığı makamında benim sessiz kalmamı beklemesin. 


"Sayın Davutoğlu bir emanetçi değildir"
Şunu ifade ediyorum. bir çok gazeteler yazıyor çiziyor. Bu bizim değerlerimizde kültürümüzde yok. Sayın Davutoğlu bir emanetçi değildir. Bunun böyle bilinmesini istiyorum. AK Parti bir tek adam partisi olmadı ve olmayacak. Kurulduğu günden itibaren, AK Parti istişareyle ortak akılla kararlar alan bir parti oldu. Başarıda başarısızlık da tek tek isimlere değil kadroya yazılacaktır. Biz ilkelerin partisiyiz. İstisnasız, her birinizin bu partinin genel başkanına ve başbakanına yardımcı olacağınızı biliyorum.


AA objektiflerinden Ahmet Davutoğlu


Yeni genel başkanımızdan, teşkilatımızın da Türkiye’den beklentileri var. Teşkilatı derhal kucaklayacak, yarından itibaren ilk hedef 2015 seçimleri. İkinci hedef 2019 seçimleri. Üçüncü hedef 2023 seçimleri. Ve böylece 2023 hedefimizi inşallah yakalayacağız. 2015 seçimleri bizim için önemli. Yeni bir anayasayı yapacak çoğunluk 2015 seçimlerinde hedef olmalı. Ekonomide güven devam edecek. Aktif barışçı dış politikamız devam edecek. Paralel yapıyla mücadele devam edecek. Artık vedanın ve ayrılığın vaktidir. Merhum Neşet Ertaş üstadın o muhteşem sesi ve yorumuyla dillendirdiği gibi “hasret etti bizi kavim kardaşa, bir ayrılık bir yoksulluk bir de ölüm”


Allah’a hamdolsun bu veda bu ayrılık sadece yeni bir başlangıç içindir. Belki eskisi kadar olmayacak ama yine görüşeceğiz. Meydanlarda görüşeceğiz, belediyelerimizi ziyaret ederken görüşeceğiz. Yine muhabbet edeceğiz, sizleri yine cumhurbaşkanlığı makamında, milletimizin makamı olduğu için sizleri oralarda da ağırlayacağız. Bu vedanın bu ayrılığın benim için ne kadar zor olduğunu eminim ki her biriniz hissediyorsunuz. Dolaşırken kardeşlerimin gözünde gözyaşı gördüm. AK Parti adeta benim bir çocuğumdu. Bu son kongremde, özellikle bir annenin çocuğuyla olan ilgisi, ki benim AKPArti beşinci çocuğumdu. AK Parti nedeniyle zaman zaman ben dört çocuğumu ihmal ettim.


Çocuklarımdan helallik diliyorum. Eşimden de helallik diliyorum. Onlar beni her zaman anladılar. Beni bu noktada hiçbir zaman yalnız bırakmadılar. Bu mücadelenin de bizzat içinde oldular. Hüzünlendiğimde onlar da hüzünlendiler. Sevinçli olduğum anda onlar da paylaştılar. Kendilerine sonsuz teşekkür ediyorum.


Kadroların kurulmasından şu logonun belirlenmesine balkon konuşmalarına şarkılarından ezgilerine kadar her aşamada partimle teşkilatımla oldum. Her zorluğa sizlerle birlikte göğüs gerdik. Milletin teveccühüne de ümmetin duasına da birlikte mazhar olduk.


Tek tek her birinizden helallik diliyorum. Hakkınızı helal ediyor musunuz? Ben de her birinize hakkımı helal ediyorum. Hazreti Mevlana ne güzel söylemiş “Her gün bir yerden göçmek ne iyi. Her gün bir yere konmak ne güzel. Bulanmadan donmadan akmak ne hoş. Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait şimdi yeni söylemek lazım”

Evet her bitiş yeni bir başlangıçtır, unutmayın güneşin batışı doğacağına dalalettir. Karanlığın sonu hep aydınlık, gecenin sonu şafaktır. İnanıyorum ki her ayrılıkta bir vuslattır. Bugün milletimizle birlikteyiz. Yarın da Allah ömür verirse yine milletimizle birlikte milletimizin içinde olacağız. Rabbim bizi doğru yoldan ayırmasın.

Allah yar ve yardımcımız olsun. yolumuz açık olsun. AK Parti’nin birinci olağanüstü kongresine başarılar diliyorum. Her birinizi, teşkilatımızın her bir mensubunu özellikle değerli kardeşlerim şimdiden tebrik ediyorum. adalet ve kalkınma partisini, yani aşkımı, sevdamı, tutkumu, kavgamı da önce Allah’a sonra sizlere emanet ediyorum.



1245 delegenin imzasıyla aday gösterildi


Erdoğan'ın veda konuşmasının ardından AK Parti 1. Olağanüstü Büyük Kongresi'nde, Konya Milletvekili ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, bin 245 delegenin imzasıyla genel başkanlığa aday gösterildi.


Daha sonra kürsüye çıkan Davutoğlu çarpıcı mesajlar verdi.


İşte Davutoğlu'nun açıklamalarından öne çıkanlar:


Davutoğlu, "Büyük Türkiye yürüyüşünün arifesindeyiz. İlelebet sürecek bu yürüyüşü bizden sonrakilere devredeceğiz" dedi.

Kongrede konuşan AK Parti Genel Başkan adayı Davutoğlu, " AK Parti konjonktürel siyasi şartlarda çıkmış bir siyasi parti değildir, dönemsel bir parti değildir, bir döneme, bir kesime hitap eden bir parti değildir. AK Parti, biraz önce zikrettiğimiz bütün ulu erenlerin yönünü aydınlattığı, kutlu bir yürüyüşün kıyamete kadar sürecek olan bu yürüyüşün bugünkü tecessüm etmiş halidir. AK Parti, milletin ta kendisidir, AK Parti millet idealinin ta kendisidir" ifadelerini kullandı.

"Bu bir veda kongresi değil"

"Sayın Cumhurbaşkanımız konuşmaları esnasında bir veda kongresinden bahsettiler" diyen Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Sayın Cumhurbaşkanım, bu bir veda kongresi değil, olağanüstü büyük kongremiz ama bir vefa kongresi, bir ahitleşme kongresidir. Sayın Cumhurbaşkanımıza vefa borcumuzu ödüyoruz. Onun bıraktığı miras AK Parti için bir şeref meselesidir, o miras bizim şerefimizdir ve sonuna kadar korunacaktır."

"Son 12 yıl içerisinde kazanılan özgüvenimizi, 2013 yılında hedef ettiler. 2013 yılındaki Gezi olaylarının, 17-25 Aralık kumpaslarının en büyük hedefi, millete kazandırdığımız özgüveni yıkmaktı" şeklinde konuşan Davutoğlu, "Biz bir rüya görüyoruz, yeni bir Türkiye rüyası görüyoruz. Bu rüyayı göremeyenler utansın, bu rüya için ayağa kalkamayanlar, özgüven gösteremeyenler utansın" ifadelerini kullandı.


Davutoğlu'nun açıklamalarını izlemek için tıklayın...


"Hiçkimse şu veya bu gerekçeyle ötekileştirilemeyecek"

Davutoğlu, "Bizim iktidar olduğmuz Türkiye'de hiç kimse şu veya bu gerekçeyle bir daha ötekileştirilemeyecek. Tarihdaşlığımız, kaderdaşlığımız korunacak. Eşit vatandaşlık hukuku daima önde ve temel ilke olarak benimsenecek" dedi.

"Sayın Cumhurbaşkanımızın yeni döneme, yeni Türkiye'ye ve yeni hükümete emanet gibi tevdi ettiği çözüm sürecini başarıya ulaştırana kadar bize uyku haramdır" ifadelerini kullanan Davutoğlu,  "Bu millet arasına ekilmiş fitne tohumları yok olana kadar, bu millet her etnik ve mezhebi grupla omuz omuza bu kutlu yürüşüye çıkana kadar gece gündüz çalışacağız" şeklinde konuştu.

"Özgürlükler AK Parti hükümetlerinin teminatı altındadır"

Türkiye'de düşünce özgürlüğü, inanç özgürlüğü, ifade özgürüğü ve girişim özgürlüğünün AK Parti hükümetlerinin teminatı altında olduğunu belirten Davutoğlu, hiçkimsenin bu özgürlükleri ihlal edemeyeceğini söyledi.


"Millet iradesine dayanan makamlar arasında ihtilaf çıkmaz"

Davutoğlu, "Cumhurbaşkanlığı makamı ile Başbakanlık makamı arasında ikisi de seçilmiş olmak dolayısıyla ihtilaf çıkmasını bekleyenlere buradan bir kez daha cevap veriyorum, millet iradesine dayanan makamlar arasında ihtilaf çıkmaz. Milletten gücünü alanlar arasında, hele dava arkadaşları arasında hiçbir zaman ihtilaf çıkmaz. Hiç heveslenmesinler" şeklinde konuştu.


Davutoğlu, "Tüyü bitmemiş yetimin hakkına uzanan eli kardeşimiz olsa da koparırız" ifadesini kullandı.


"Devleti ele geçirmek isteyenler..."

Yeni Türkiye'de devletin de hükümetin de milletin emrinde olduğunu ve  amir olanın millet, memur olanın ise devlet olduğunu belirten Davutoğlu, devletin ancak ve ancak millet iradesini kullanarak iktidara gelmiş olanlarca denetlenebileceğini, yönetilebileceğini kaydetti.

Davutoğlu, "Bundan sonra bürokrasiyi kontrol etmek suretiyle devleti ele geçirmek isteyenler, ister cunta heveslileri olsun, ister belli loca mahvilleri olsun, ister paralel devlet yapıları şeklinde olsun, hiçbir şekilde devletimize nüfus edemeyecekler" ifadelerini kullandı.


"Siyasi operasyonlara boyun eğmeyiz..."

"Şunu aziz milletimize teminat olarak söylüyoruz, milletin ve tüyü bitmemiş yetimin hakkına uzanacak eli, kardeşimiz olsa koparırız" diyen Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Birtakım dosyaları sadece ve sadece AK Parti'yi yıpratmak için bekleterek ve tam da 3 seçim öncesinde dinamit gibi toplumun ortasında atarsanız bunun adına ahlak arayışı, yolsuzluklara karşı mücadele denmez. Bunun adına siyasi operasyon denir. Biz bu operasyona hiçbir zaman boyun eğmedik, bundan sonra da boyun eğmeyeceğiz."


"HSYK" çıkışı

Davutoğlu, "Birileri şöyle düşünüyorlar ve diyorlar ki, 'Eğer bu seçimlerde geçmişte olduğu gibi kendi otoritemizi kurarsak, yaptığımız çalışmalarla tek bir fikre, düşünceye ya da çevreye ait HSYK oluşturursak, bu HSYK milletin seçtiği siyasi irade üzerinde Demokles'in Kılıcı gibi durur. Hiç heves etmesinler hiçbir kılıç milletin iradesinden daha güçlü değildir. Hiçbir güç milletin iradesini aşamaz" dedi.

Bir kez daha buradan HSYK seçimlerine girecek vicdan yüklü, yüreği adaletle çarpan yargı mensuplarına seslendiğini belirten Davutoğlu, "Yargının tek bir mahfil ve çevrenin otoritesi altına girmesine izin vermeyin. Böyle bir durum olursa en önce siz mağdur olacaksınız" diye konuştu.


"27 Mayıs yargısının mantığını yeni Türkiye'de kimse göremeyecek"

Davutoğlu, "Bir yargı mensubu, yürütülen soruşturma aşamasında, eğer halk iradesiyle göreve gelmiş bir başbakana, daha sonra kullanılmak üzere 'o dönemin başbakanı' diye yazabiliyorsa burada yargı bağımsızlığından bahsetmek mümkün değildir. Burada, 27 Mayıs yargısından bahsetmek mümkündür. Hiç kimsenin tereddütü olmasın, 27 Mayıs yargısının mantığını bir daha yeni Türkiye'de kimse göremeyecek" şeklinde konuştu.


Kongre'nin rengi: Turkuaz


AK Parti Olağanüstü Kongresi'nin hakim rengi turkuaz. "Hep birlikte yeni Türkiye" sloganıyla düzenlenen Kongre'de Ankara Arena turkuaz renk hakimiyetiyle düzenlenmiş durumda.


Daha kongre resmen başlamadan, sabah erken saatlerden itibaren AK Partililer Kongre salonunu doldurdu. Kongre'nin resmi açılışı yapılmadan tribünler tamamen doluydu. Kongre salonu süslemesinde, Erdoğan'ın yanısıra bugünkü Kongre'de Genel Başkan seçilmesi beklenen Ahmet Davutoğlu'nun da dev fotoğrafları yer aldı. Kongre salonunun en görünen yerlerinden birinde de, Davutoğlu ve Erdoğan'ın birlikte olduğu, üzerinde "yolunuz yolumuz" yazılı olan afiş yer aldı.


Salondaki pankartlar


Salon içinde ve dışında AK Parti seçim şarkıları çalınırken, partililer şarkılara eşlik etti ve sunucunun anonslarıyla koordineli şekilde tezahüratlarda bulundu. "Hep Birlikte Yeni Türkiye" temasını taşıyan kongrenin yapılacağı salonda, "Hayallerimiz var sevdamız var", "Şimdi Türkiye zamanı", "Biz birlikte Türkiyeyiz", "Yeni hedefler yeni Türkiye", "Durmak yok yola devam", "Her şey Türkiye için, bu ışık sönmeyecek" pankartları yer alıyor.


Bazı basın organları akredite edilmedi


Kongreyi izleyecek gazeteciler için de özel basın kartları bastırıldı. AK Parti yönetimi, olağanüstü kongre için basına akreditasyon uygulaması da yaptı. Olağanüstü Kongre için Zaman, Cihan haber Ajansı, Bugün, Kanaltürk, Yurt, Evrensel, Birgün ve Sözcü'ye akreditasyon verilmedi.


TGC ve Basın Konseyi AK Parti'yi kınadı


Recep Tayyip Erdoğan kimdir?


İşte Erdoğan'ın çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemleri...


İlginçlik yarışındalar

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS