Davutoğlu terör toplantısında konuşuyor

Davutoğlu terör toplantısında konuşuyor

Başbakan Davutoğlu ''Teröre karşı sivil insiyatif toplantısı''nda konuştu. Hükümetin yaptığı operasyonları anlattı, sık sık şehitlere rahmet edildi.

Konuşmasından satırbaşları


Kamu düzenin olmadığı yerde özgürlüğü konuşamayız. Bir yerden bir yere malk sevk edeceksiniz, alışveriş yapacaksınız kamu düzeni yoksa bu olamaz. Kamu düzenin olmadığı yerde din ve vicdan hürriyeti, iş hürriyeti, girişim hürriyeti olamaz.


Türkiye bugün geleceğe umutla bakıyorsa vatandaşlarımızın özgürlük alanlarının korunmasından ve kamu düzeni sağlandığı için oluyor. Bugün bu toplantı teröre karşı verdiğimiz mücadelenin en önemli ayağıdır. İş verenler, işçiler, memurlar ve esnaflar olarak teröre karşı omuz omuza birlikteyiz diyorsunuz. Teşekkür ederim.


Çünkü kamu düzeni olmazsa yaylalarda çiftçilik yapan çiftçilerimiz o kadim geleneği sürdüremezler, kamu düzeni olmazsa esnafımız kepenk indir diyen vandalların karşısında bir şey yapamaz. İşte Türkiye'nin demokrasi tarihi de bize bunu yansıtır. 1950'den bu yana bazen otoriter rejimlerin, diktaların ya da darbe dönemlerini yaşadık ya da anarşi dönemini yaşadık. Rahmetli Menderes hem ekonominin hem kamu düzeninin önünü açtı. Ama ihtilal önünü kapattı. 


70 li yıllarda otoriter dönemlerin karşısında kaos dönemine girildi. Kayıp yıllardı. Kamu düzeni olmadığı için Türkiye 70 cente muhtaç oldu. 
94 krizini hep beraber yaşadık. Terör ile ekonomik kriz at başı büyüdü. Bir toparlama dönemi yaşanmaya çalışıldı Refah döneminde. Arkasından yeni bir otoriter dönem 28 Şubat geldi. Bu sarkaç bizim ülkemizi karartırken son 13 yıl içinde biz aynı temel ilkeden hareket etmeye çalıştık. Özgürlük bilincini, demokrasiyi geliştireceğiz. Türkiye'de kimsenin ana dilinin, mezhep yüzünden dışlanmadığı bir dönemin öncüsü olduk. Olağanüstü hali kaldırdık. Yasaklara son verdik. Anadilde hapishaneler başta olmak üzere bir çok yasağı ortadan kaldırdık. Her vatandaşın dilinin aziz olduğunu bütün dünyaya gösterdik. Onun yanında kamu düzeni bağlamında da tedbirler aldık. Bir yandan parti kapatma davaları, bir yandan terör olayları. Ama bunların içinden milli iradeye güvenle çıktık. 


13 yıl siyasi istikrarın, demokratikleşmenin, düzenli olarak seçimlerin yapıldığı bir parlak dönem oldu. Bütün dünyada işsizliklerden kriz yaşanırken 2009'dan bu yana istihdam sağladık. Sosyal politikalarda devrimler yaptık. Ama bunların sürdürülebilmesinin birinci şartı kamu düzeninin korunması ve özgürlüğün teminatı olarak istikrarın devam etmesi.


7 Haziran sonra biz hükümet olarak bu temel ilkeden devam etmeye çalıştık. Balkonda yaptığım ilk konuşmada, Türkiye'yi hükümetsiz bırakmayacağımızı ifade etmiştik. 7 Haziran'dan bu yana demokrasi iyi bir savaş vermiştir. 


Hemen CHP ile MHP, HDP ile görüştüm. Birden demokrasimize güvenliğimize ve Türkiye'nin geleceğine darbe vurmak isteyen şer odakları harekete geçti. Bazıları bu yaşananların arka planını bilmiyormuş gibi bizi erken seçim yapmak istiyormuşuz gibi suçluyorlar. Bu saldırılar 78 milyona yapılıyor.
11 Temmuz'da KCK ateşkesi bitirdiğini söyledi. 15 Temmuz'da biz HDP ile görüşürken KCK devrimci halk savaşını başlattığını söyledi. 19 Temmuz'da HDP eş başkanı sırtlarını PKK'ya dayadıklarını kamuoyu önünde zikretti. Türkiye'de hükümet kurmak için uğraşırken, bunları biz yaparken birileri yurt dışında demokrasiye darbe vurmak için düğmeye basmış bulunuyorlardı. 


Bu terör örgütleri birbirlerine karşı görünüyor olabilirler ama hedefleri Türkiye'ydi. Kandil'de eğitilen DAEŞ teröristleri ile ilgili bilgilerimiz mevcut. Hani şimdi hükümeti suçlayanlara sesleniyorum, HDP eş başkanlarına sesleniyorum. Operasyonlar 23 Temmuz gecesi başladı ama askerimiz 21 Temmuz'da şehit edildi. KCK 11 Temmuz'da ateşkesi bitirdi. Şimdi barış güvercinliğine soyunanlar bunu görmek zorunda.


Bizler böyle bir saldırı karşısında tereddüt etseydik, zamana oynasaydık, geçici hükümetiz diye konuyu erteleseydik şimdi Türkiye kaosa sürüklenmişti. Hesap açıktı PKK DEAŞ saldırılarını bahane ederek saldırı yapacaktı, DEAŞ bunları bahane ederek canlı bomba ile ülkeyi kana bulayacaktı. Üç ayaklı bir saldırı ile karşı karşıyayız. Bunun üç hedefi vardı: demokrasimiz, kamu düzenimiz, uluslararası itibarımız ve ekonomik kalkınmamız. Bu üç ayaklı odaklara karşı operasyona başladık.


23 Temmuz gecesinde güvenlik birimlerimize verdiğimiz talimat açık ve net: madem Türkiye'ye savaş ilan edilmiş bu iç savaşı ilan edenlerin merkezlerine en etkin şekilde saldıracak, tahrip edeceksiniz. Hepinizin takip ettiği gibi ilk saldırıyı DEAŞ gerçekleştirdiği için birer birer cezalandırdı bütün karargahları, sığınakları tasfiye edildi.


24 Temmuz gecesi ise hem DEAŞ'a hem de PKK mevkilerine karşı operasyon yapıldı. Ben buna huzur ve demokrasi operasyonu diyorum PKK'nın bilinen bütün sığınakları yerle bir edildi. Bunun hesabını bize soracak olanlara sorumuz şudur: Ceylanpınar'da uyurken şehit edilenlerin katillerine sorun, çözüm sürecini istismar edenlere söylüyoruz, bizim irademiz sabitti. Ama istismar edilerek polislerimiz evlerinde öldürülecekse, esnafımız kepenk baskısı altında olacaksa biz böyle bir çatışmasızlığı kabul etmeyiz. Eğer çatışmasızlığı ilan etmek kamu düzenini yok saymaksa, seçim döneminde mezralara gidip tehdit savurmaksa biz böyle bir çatışmasızlığı kabul etmiyoruz.


Ama çatışmasızlık bütün silahları bırakmaksa, silahlı unsurların geriye çekilmesiyse işte o zaman çatışmasızlık, çözüm süreci bir anlam taşır.


Silahlar bırakılana kadar, o gruplar Türkiye'yi bırakana kadar, DEAŞ bitirilene kadar operasyonlar devam edecek. Kimse hayal görmesin.


HDP eş başkanı tekrar çatışmasızlık dönemine gidelim dedi. Sizler oylarla TBMM'ye geldiniz, silahlı mücadeleyi savunarak bir yere gelmediniz. Siz bunu nasıl savunursunuz? Nasıl parlamentoda varken sırtımızı terör örgütüne dayadık diyebilirler?


Siyasi irademizden emin olunuz. Sadece sınır ötesinde DEAŞ ve PKK kamplarını yok etmedik, Türkiye'nin bütün şehirlerinde 23-24-25 Temmuz gecelerinden bu zamana kadar her an terör yapma tehlikesi yapanlara karşı huzur operasyonları yapıldı. 1302 terör zanlısı gözaltına alındı. Sokaklarımız bir daha yüzlerini maskelerle kapatan vandalların yeri haline gelmeyecek. Gazi mahallesinde, Ok Meydanı'da emin olacaktır, güvenlik ve kamu düzeni teminat altına alınacaktır.


Özgürlük ve güvenlik arasındaki ilişki doğru ele alınmalı. Türkiye'de eylem yapma hakkı vardır. İstanbul'da 8 meydanda herkes istediği mitingi yapabilir. Ama daha valiliğe bile başvurmadan, bir gece şiddet yanlısı odaklar tarafından tepebaşından aksaraya kadar yürüyeceğiz derse bu gösteri yapma hakkı değil kamu düzenini ihlaldir. Neden çünkü aynı saatlerde aynı yerde başkaları da eylem yapmaya kalksa kaos oluşur.


Onun için geçtiğimiz Pazar günü yapılan çağrılara karşı koyduk. Kobani olaylarından sonra TBMM'de kabul edilen iç güvenlik yasasında açık bir şekilde yüzünü kapatanın terörist sayılacağını söyledik. Özgürlükler teminat altındadır herkes gösteri miting, toplantı yapabilir. Hiç kimsenin vatandaşların huzurunu bozacak şekilde gösteri yapma hakkı olamaz. 


Davutoğlu'nun konuşması, ''Vur vur inlesin PKK dinlesin'' sloganlarıyla kesildi. 

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS