Davutoğlu'ndan İsrail'e: "T.C. hükümeti sessiz kalmayacak"

Davutoğlu'ndan İsrail'e: "T.C. hükümeti sessiz kalmayacak"
İHA

Başbakan Ahmet Davutoğlu, İsrail'in Mescid'i Aksa'ya saldırısına sert çıktı. Davutoğlu, "İslam dünyasında iç karışıklıklar, gerilimler sebebiyle birtakım broblemler yaşanıyor diye bunu bir fırsat bilip Kudüs'e ve Mescid-i Aksa'ya yönelttiğin bu saldırıyı devam ettirmeyi düşünme. Herkes sussa Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti sessiz kalmayacaktır" dedi.

Davutoğlu, "Çevremiz siyasi istikrarsızlıklar içinde, ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalmış olabilir ama bu çevre ülkelerin halkları bizim kardeş halklarımızdır ve onların ekonomik alanda ihtiyaçlarını karşılama gücüne de kudretine de sahip olan yegane devlet Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir. Burada önemli olan Türkiye'deki siyasi istikrarın muhafazasıdır" dedi.


Davutoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.


Geçen haftayı önemli hamlelerle doldurduklarını belirten Davutoğlu, ekonomide yapısal dönüşüm stratejini açıkladıklarını hatırlattı. Türkiye'nin son 12 yıl içinde olağanüstü bir ekonomik performans sergilediğinin altını çizen Davutoğlu, bu performansı "Yeni Türkiye" anlayışı ile reel sektör odaklı olarak güçlendirme kararlılığında olduklarını söyledi.


Hükümetlerinin kurulmasının ilk günlerinde ilgili bakanlıklara reel sektörü canlandıracak, Türk ekonomisinde gelecek perspektifini somut eylem planları ile tanımlayacak geniş kapsamlı bir reform paketi hazırlanması talimatı verdiğini aktaran Davutoğlu, bu çerçevede iş dünyasında da büyük kabul gören, yapısal dönüşüm programını ilan ettiklerini anlattı. Programın ilk 9 sektörünü reel sektör ağırlıklı olarak ve 457 eylem planı ile kamuoyuyla paylaştıklarını belirten Davutoğlu, buradaki temel amacın Türkiye'nin ekonomik kalkınmasında ana odağı oluşturacak olan üretim kapasitesinin artmasını sağlamak, ARGE ve inovasyon programları ile Türkiye'deki emek yoğun sektörlerden teknoloji yoğun sektörlere geçiş çalışmasını yürütmek ve öncelikli programlar çerçevesinde ülkenin ekonomisindeki altyapı gücünü daha da kuvvetlendirmek olduğuna işaret etti.


Programda daha önce açıklanan öncelikli alanlar hakkında bilgi veren Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Enerji, sağlık, havacılık, uzay, otomotiv, raylı sistemler gibi çok değişik alanlarda ciddi bir hamle dönemini başlatmış bulunuyoruz. 12 yıldır ülkemizin ekonomik alanda katettiği mesafe ve başarı hikayesi herkesçe malumdur. Şimdi buna reel sektörü canlandıran bu hamle ile yeni boyutlar kazandırıyoruz. G-20 zirvesi'nden sonra döndüğümüzde inşallah makro ekonomik dönüşüm programlarından ibaret olan 8 madde, sektörel dönüşüm programını ve sosyal boyut ağırlıklı ayrıca 8 sektörel dönüşüm programı ile aslında bu paketin bir bütünlük içinde 2023 Türkiye'sine gidişin ana unsurlarını tespit etmiş olacağız."


Davutoğlu, planın G-20 ülkeleri arasında daha önce alınmış kararlar çerçevesinde gerçekleştirilen ilk örnek yapısal dönüşüm stratejisi olması bakımından da bütün dünyanın dikkatini çektiğini söyledi.


"AB ile ekonomik ilişkilerimize çok boyutlu bir nitelik kazandırmak zorundayız"


Küresel ekonomik krizden sonra bütün dünyada bir taraftan son derece dikkatli bir süreç takibi yaşandığını diğer taraftan da Türkiye gibi vizyon sahibi ülkelerin kriz sonrasına hazırlanma çabasında olduğunu ifade eden Davutoğlu, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu'nun geçen aylarda yeniden yapılandırıldığını ve bu yeniden yapılandırma çerçevesinde de makro ekonomik stratejik hedefler konusunda istişare imkanı bulduklarını söyledi. Davutoğlu, şunları kaydetti:


"Kendilerine de ifade ettiğim gibi Türkiye'nin önümüzdeki dönemde dış ekonomik ilişkilerinde üç ana boyut çok ciddi bir sıçrama yapma zarureti var. Birincisi, Avrupa Birliği sathında özellikle Avrupa'da yaşanan kriz sonrasında ortaya çıkan yeni tabloyu değerlendirerek, AB ile ekonomik ilişkilerimize çok boyutlu bir nitelik kazandırmak zorundayız. Şirketlerimizin Avrupa'daki her bir gelişmeyi takip ederek orada etkin bir rol üstlenmeleri bizim için önemlidir.


Yine yakın havzalardaki şirketlerimizin geçmişte, özel sektörümüzün, girişimcilerimizin, ciddi iş potansiyeli bulduğu alanlardaki siyasi sarsıntıları da istişarelerde değerlendirdik. Bu siyasi sarsıntıların ötesinde bütün girişimcilerimize, işdünyasına buradan bir kez daha sesleniyorum; Türkiye'deki yeni üretim hamlesinin önemli pazarları yakın havzalardır. Bu siyasi sarsıntıları istikrara kavuşması durumunda ortaya çıkacak yeni konjonktürü de en iyi değerlendirecek olan Türk girişim dünyasıdır. Bu çerçevede kendilerine de söylediğim gibi; çevre havzalarda, Ortadoğu'da, Balkanlar'da, Kafkasya, Orta Asya'da siyasi istikrarsızlıklar ne boyutta olursa olsun, buradaki ekonomik çıkarlarımızı koruyacak bir perspektifi sürdürecek ve buralarda kesinlikle Türk ekonomisi ile bu havzaların bütünleşmesi yönündeki çabalarımızı güçlendireceğiz."


"Irak'a ziyaret düşünüyorum"


Davutoğlu, bu kapsamda bu ay içinde Irak'a bir ziyaret düşündüğünü, ardından da Irak ile Yüksek Düzeyde Stratejik İşbirliği Konseyi'ni tekrar canlandırmak üzere Irak Başbakanı'nın da Türkiye'ye geleceğini aktardı. Aralık başında Atina'da Yunanistan ile Yüksek Düzeyde Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısı yapacaklarını ifade eden ve "Aynı şekilde Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin de Aralık başında Türkiye'ye gelecek" diyen Davutoğlu, Azerbaycan ile olan ilişkilerin de güçlü bir eksene oturduğuna dikkati çekti.


Davutoğlu, şunları kaydetti:


"Çevremiz siyasi istikrarsızlıklar içinde, ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalmış olabilir ama bu çevre ülkelerin halkları bizim kardeş halklarımızdır ve onların ekonomik alanda ihtiyaçlarını karşılama gücüne de kudretine de sahip olan yegane devlet Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir. Burada önemli olan Türkiye'deki siyasi istikrarın muhafazasıdır.


İşadamlarımızla, özel sektörle geçtiğimiz hafta yürüttüğüm temaslarda kendilerini bir hususu bir kez daha vurguladım; Türkiye son derece kritik iki seçim süreci yaşadı, önümüzde de 2015 seçimi var. Ama girişimcilerimize buradan bir kez daha ifade ediyorum; Türkiye'deki siyasi istikrarı bozmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. 30 Mart seçimleri öncesinde 'Türkiye acaba bir türbülans girer mi?' diye frene basan yabancı çevreler ya da yatırımcılar ya da Türkiye'de iş dünyasındaki, belki bazı kaygılarla ortaya çıkan tereddütlere mahal yoktur. Türkiye demokratik istikrarı sağlamış bir ülkedir. İstikrar eğer otoriter yapılarla sağlanırsa ekonomi orada hayat alanı bulamaz. Önemli olan istikrarın demokrasi ile sağlanmış olmasıdır. Gerek 30 Mart mahalli seçimleri gerekse 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve daha sonra yaşadığımız gelişmeler gösterdi ki Türkiye'de demokrasi kökleşmiştir ve demokratik istikrar sağlam zeminlere oturmuştur. Bu demokratik istikrarın da garantörü AK Parti'dir. AK Parti'nin denklemde olmadığı bir Türk siyasi hayatının istikrara kavuşması mümkün değil."


Davutoğlu, hükümet olarak 2015 seçimlerine giderken kısa dönemli popülist uygulamalar içinde olmayacaklarını belirterek, hiç bir zaman da böyle bir yaklaşım içinde olmadıklarını söyledi. "AK Parti hiçbir zaman kısa dönemli hesap yapmamıştır, hiçbir zaman seçim kazancı üzerine ekonomik politika yürütmemiştir" diyen Davutoğlu, kent ekonomileri bazında gerçekleştirdikleri programların bile uzun vadeli olduğuna işaret etti.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS