Kılıçdaroğlu'ndan Balyoz yorumu: Komuta kademesi yeniden düzenlenmeli

Kılıçdaroğlu'ndan Balyoz yorumu: Komuta kademesi yeniden düzenlenmeli

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Balyoz davasındaki tahliyelere ilişkin, "Erdoğan çıktı; 'Ben o davaların savcısıyım, darbecileri yargılayacağız' dedi. Bir sürü şeyler ifade etti. Şimdi Erdoğan'a bir görev düşüyor; çıkacak onlardan ve Türk halkından özür dileyecek. Gerekirse komuta kademesi yeniden düzenlenmeli" dedi.

Kılıçdaroğlu, Halk TV'de katıldığı "Halk Arenası" programında, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

"Balyoz davası tutuklularının tahliyesine" ilişkin soru üzerine Kılıçdaroğlu, Anayasa Mahkemesinin teşekkürü hak ettiğini, aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gidilmeden de Türkiye'de yargının bir sorunu çözebileceğini gösterdiğini söyledi.


Nejat İşler'in iki parmağı kesildi



"Bu olay, yargı tarihimizde yüz karası olarak yerini alacaktır" ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, bu kişilerin, özel mahkemede yargılandığını, savunma haklarının kısıtlandığını, delillerin karartıldığını ve sonra da mahkum olduklarını, Yargıtayın da mahkumiyetlerini onayladığını anlattı. Bu davaların doğru olmadığını, özel yetkili mahkemelerin adalet dağıtmadığını, Silivri'deki mahkumların "toplama kampında" olduğunu, dava süresince büyük haksızlıklar yapıldığını ve bunun ısrarla sürdürüldüğünü defalarca dile getirdiklerini belirten Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Erdoğan çıktı; 'Ben o davaların savcısıyım, darbecileri yargılayacağız' dedi. Bir sürü şeyler ifade etti. Şimdi Erdoğan'a bir görev düşüyor; çıkacak onlardan ve Türk halkından özür dileyecek. 'Yanlış yapmışım, ben bu davaların savcılığını üstlenmekle yanlış yapmışım' diyecek. Neden? Bu insanlar haksız yere içeri atıldılar. Sadece kendileri bir dram yaşamadı, onların aileleri de yaşadı, yazık değil mi o ailelere ?"



Rıza Sarraf'ın korumalarından üniversite öğrencilerine dayak iddiası



Tutukluların ailelerinin bu süreçte destek ve adalet aradıklarını anlatan Kılıçdaroğlu, "Özür, ancak bunların vicdanını kısmen tatmin edebilir. Yetmez ama en azından bir özrü hak ediyorlar. O özrü çıkıp yapmak durumundadır. Hele hele Cumhurbaşkanı adayı olacağım diye ortaya çıkıyorsa, kesinlikle özür dilemelidir. Adaletsizliği savunan bir kişiden cumhurbaşkanı adayı olmaz. Adaletsizliği pekiştirmek için 'Ben bu davaların savcısıyım' diyen kişiden cumhurbaşkanı adayı olmaz. Bugün geldiğimiz süreç içinde onlar bu özrü bekliyorlar, bekleme hakları vardır" dedi.

"Gerekirse komuta kademesi yeniden düzenlenmeli"

Kılıçdaroğlu, "Tutuklu olanlar, mahkum olanlar, tamam bunlar şimdi serbest bırakıldı, bunların tutuklanmadan önce hangi işlemler yapılacaksa yükselmelerinde, terfilerinde, aynı işlemlerin yapılması lazım. Bir haksızlığın geriye dönük telafi edilmesi lazım. Bu görev TSK'ya düşüyor" dedi.
Gerekirse komuta kademesinin yeniden düzenlenmesi gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, "Bunların kaybolmuş hakları var, rütbeleri söküldü. Tutuklu oldukları dönemlerde, daha mahkum olmadan aylıkları kesilmişti. Aileleri perişan oldu, maddi sıkıntılarla karşı karşıya kaldılar. Bütün bunları çektirenlerden de hesabının sorulması lazım" değerlendirmesinde bulundu.



Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç: Tek çıkış buydu



"Geldiğimiz noktada gerçekten büyük bir haksızlık giderilmiştir ama tutuklu olanlar veya mahkum olanlar ağır bedeller ödediler, intihar edenler, ölenler oldu" diyen Kılıçdaroğlu, "Erdoğan'ın bir özür borcu vardır, vicdani bir özür borcu vardır, çıkıp özür dilemesi gerekir" ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik'in konuyla alakalı değerlendirmesine ilişkin soru üzerine, AK Parti'den çok farklı sesler çıktığını dile getirerek, "Fakat bunu genelde medya pek görmez. CHP'den biraz farklı ses çıkınca bu manşetlere taşınır" dedi.

 "Masum insanlar hapis yattı"

"Bu davaların başlangıçta savcılığını üstlenen Erdoğan, bir süre sonra bu davalarda haksızlık yapıldığını söyledi. Şimdi sözcüsü ne diyor? 'Anayasa Mahkemesi bu kararları neresiyle almıştır' diyor. Nedir bu çelişki ? Kim gerçekleri ifade ediyor" ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, Anayasa Mahkemesi kararlarının eleştirilebileceğini, ancak Balyoz davasında ciddi haksızlıkların yapıldığını bütün dünyanın duyduğunu söyledi. "Ne diyorlardı ? 'Vesayetten Türkiye'yi kurtardık' diyorlardı. Biz Türkiye Cumhuriyeti üzerinde bir başka vesayet kabul etmeyiz, askeri vesayeti de dikta vesayetini de kabul etmeyiz. Fakat demokratik yollardan bir kişi yargılanacaksa hukukun üstünlüğü kuralları içinde yargılanmalıdır"

değerlendirmesinde bulunan Kılıçdaroğlu, özel yetkili mahkemeleri eleştirdi. Bu mahkemelerin adalet dağıtmadığını belirten Kılıçdaroğlu, "Çünkü özel mahkeme, özel görevli mahkeme. Yargıçları, savcıları özel olarak seçiliyor ve gerçek anlamda da onların ifadesiyle söylüyorum, gerçek anlamda da bir kumpas kuruluyor. Sonunda masum insanlar yıllarca hapislerde yattılar" dedi.

Kılıçdaroğlu, özel yetkili mahkemelere en başından beri karşı olduklarını da hatırlattı.

"Ekmel Bey bütün tanımlara uyuyor"

CHP ile MHP'nin müştereken belirlediği cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu'na yönelik, "İsmi birileri size telkin mi etti?" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: "Bizim gibi ülkelerde komplo teorileri üretilir ve bu komplo teorilerinin doğruluğuna bir süre sonra inanılır, aslında yok öyle bir şey.

Cumhurbaşkanı adayı için baştan beri bir şey söyledik; cumhurbaşkanı adayının belirgin siyasal bir kimliği olmamalı, en baştan siyasi parti liderleri başta olmak üzere cumhurbaşkanı adayı olmamalıdır. Neden ? Ben hukukun üstünlüğüne inanan bir insanım. Anayasa diyor ki; cumhurbaşkanının tarafsızlığı esastır. Eğer siyasi kimliği çok öne çıkmış bir ismi cumhurbaşkanı yaparsanız, tarafsızlığı ihlal etmiş olursunuz, herkes ona falan partinin adayı olarak bakacaktır."

Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı adayının, tarafsızlığının yanı sıra siyasi parti kimliği çok öne çıkmayan, iyi yetişmiş, entelektüel birikimi iyi, dünyayı iyi tanıyan, dünya dengelerini bilen, Türkiye'yi iyi okuyan, barışçıl, hukukun üstünlüğüne inanmış, herkesi kucaklayan, sevecen bir dil kullanması gereken birisi olması gerektiğini bildirdi.

Bu tanımı yaparken İhsanoğlu ile hiç konuşmadığını belirten Kılıçdaroğlu, "Bu tanımı duyan biri Ekmeleddin İhsanoğlu'na 'Kemal Bey sizi tarif ediyor' demiş. Evet, Bütün tanımlara Ekmel Bey uyuyor" diye konuştu.

"Negatif yanıt almadım"

Kılıçdaroğlu, İhsanoğlu'nun aday belirlenmesi için bazı kişi veya kesimlerce kendisine telkinde bulunulduğu iddialarına ilişkin ise şunları kaydetti: "Bana birisi fısıldamadı. Ben pek çok kişiyle konuştum. Sadece bir isim de yoktu aklımda, birden fazla isim vardı. Sonuçta bunların içinde, cumhurbaşkanını halk seçeceğine göre, koşulları da dikkate alarak Ekmeleddin Bey'in daha uygun bir aday olduğu intibası uyandı. Sonra ben bunu çok dar bir çevrede, parti içinde de parti dışında da belli kişileri sordum. Hiç kimseden
negatif yanıt almadım.

Sorduk, soruşturduk, bu ismin çok uygun olacağı ifade edildi, biz de bu öneriyle Sayın Devlet Bahçeli'ye gittik. Telkin gelmedi derken şunu da ifade edeyim, biz sendikalarla sivil toplum örgütleriyle meslek kuruluşlarıyla siyasi partilerle toplantılar yaptık. Gittiğimiz yerlerde bazen isimler telaffuz edildi ama ben hiçbir yerde isim telaffuz etmedim."

Kılıçdaroğlu, Suudi Arabistan'dan telkin geldiği yönündeki iddialara ise İhsanoğlu'nun, Suudi Arabistan'ın aksine, kadın erkek eşitliği ve hukukun üstünlüğüne inandığını kaydetti.


 "Laikliği savunan bir insan"

İhsanoğlu'nun İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri olduktan sonra kadınların kalkındırılması, bilim ve teknolojinin İslam dünyasında gelişmesi için, insan hakları enstitüsü kurduğunu, böylece bir anlamda İKÖ'yü çağdaş değerlerle buluşturduğunu ifade etti.

Kılıçdaroğlu, "Ekmel Beye diplomat, iyi bir insan, bilim adamı diyebilirsiniz ama onun asıl temel işlevi, o çok iyi bir yönetici, 57 ülkeyi başarıyla yöneten bir kişi. Dolayısıyla hepimizin gurur duyduğu bir insan" değerlendirmesinde bulundu.

İhsanoğlu ile "Atatürk, devrimcilik, laiklik hassasiyeti ve hilafeti savunan babası İhsan Efendi ile ilgili" konuşup konuşmadıklarının sorulması üzerine ise Kılıçdaroğlu, "Hayır. Konuşmanın çok da doğru olduğuna inanmıyorum. Onun düşüncelerini en sağlıklı eserlerinden öğrenebiliriz. Ekmel Bey, 'demokratik sosyal hukuk devletine inanıyorum' dediğinde ona karşı olanlar 'oy almak için yapıyor' diyecekti. Ekmel Bey, bilim insanı. Bunları eserlerinde yazmış, laikliği savunan bir insan" cevabını verdi.

"En ufak kuşkum yok"

"Atatürk, laiklik, cumhuriyet devrimleri konularında içinizde ufak da olsa bir kuşku var mı" sorusunu ise Kılıçdaroğlu şöyle yanıtladı: "Hayır, sahip çıkacağı konusunda en ufak bir kuşkum yok. Neden? Çünkü o, cumhuriyete ve cumhuriyetin değerlerine inanıyor. Eğer cumhuriyet olmasaydı,
Tunceli'nin küçük bir köyünde doğan Kemal Kılıçdaroğlu CHP'ye genel başkan olamazdı, eğer bu ülkede cumhuriyet olmasaydı Recep Tayyip Erdoğan hayatında başbakan olamazdı. Eğer bu ülkede cumhuriyet olmasaydı Sayın Abdullah Gül bu ülkeye cumhurbaşkanı olamazdı. Bu devrimlerin ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Bunu en iyi bilen Ekmeleddin Bey. Neden? Batı'yı da görüyor, Doğu'yu
da görüyor. Cumhuriyetin Türkiye'ye neler getirdiğini de görüyor. Laikliğin ne kadar önemli olduğunu görüyor. Orada kadınlara hak verilmemesinin Ortadoğu'yu nasıl şekillendiğini, Batı'da nasıl algılandığını gözlüyor. Böyle bir insanın cumhuriyetin değerlerini, Atatürk'ü, laikliği reddetmesi mümkün değil. Yaşamıyla ailesiyle mütevazı yaşayan, bilime, cumhuriyetin değerlerine önem veren,
saygıdeğer bir insan."

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS