10 yıl aradan sonra Kaderin Bir Cilvesi

10 yıl aradan sonra Kaderin Bir Cilvesi

Hasan Öztoprak'ı 10 yıl aradan sonra etkileyici ve sürükleyici romanı Kaderin Bir Cilvesi ile okurun karşısında. Tekin Yayınevi, Öztoprak'ın romanının dışında modern İsrail şiirinin büyük ismi Yehuda Amihay'ın Tanrı Belki Esirger Aşkı ve Gönül Çatalcalı'nın Tutunmak'ını da okurla buluşturuyor.

Tekin Yayınevi, Hasan Öztoprak'ı 10 yıl aradan sonra etkileyici ve sürükleyici bir romanla, Kaderin Bir Cilvesi ile okurun karşısına çıkarıyor. Yayınevi, modern İsrail şiirinin büyük ismi Yehuda Amihay'ın hakiki yaşanmışlıkları, ümitleri, ümitsizlikleri, çocukluğu, aşkı ve kaçınılmaz yazgıları anlattığı yapıtlarını içeren Tanrı Belki Esirger Aşkı ve Gönül Çatalcalı'nın dördüncü öykü kitabı Tutunmak'ı okurla buluşturuyor.

Kaderin Bir Cilvesi

Hasan Öztoprak, 10 yıl aradan sonra etkileyici ve sürükleyici bir romanla okurun karşısında.

Öztoprak, Kaderin Bir Cilvesi'nde ne geceyi ne de gece şehrini bilmeyen kahramanının, sabahçı kahvesinde hayata yeniden tutunmasını izlerken, onun aşkı buluşunu ve tıpkı kaderinin peşinden gider gibi aşkının peşinden, sarsıcı bir sona doğru şuursuzca gidişini anlatıyor.

"Bu görünen şehir öyle bir şehirdir ki kendi bekası için, geceyi görmezden gelip gündüzün başında uyduruk bir hale oluşturmaya hazırdır: Kimilerine göre dünyanın merkezi, kimilerine göre rızkın başkenti ve bazıları içinse mahşer yeri olan İstanbul şehridir burası. Ve bu şehrin hafızası öylesine hacimli, öylesine derindir ki içinde bir dünya dolusu kimi acıklı, kimi komik hikâye barındırır; hatıratı öylesine doludur ki tarih odur deseniz kimse karşı çıkamaz."

İstanbul üzerine kim bilir ne cümleler kuruldu şimdiye dek, ne sözler edildi, ne hikâyeler anlatıldı. Her defasında bu büyülü şehir biraz daha keşfedildi. Ama her yazarın keşfi başkadır. İstanbul'da zaten buna olanak verir. Hasan Öztoprak da İstanbullu bir yazar. Romanlarında İstanbul'u mekân tutmuştur. 10 yıl aradan sonra yazdığı bu dördüncü romanında da İstanbul şehrini merkezden taşraya doğru dolaşıyor, ama bu kez gece İstanbul'unu odağa alıyor… Ve gecenin en kadim mekânlarından sabahçı kahvesini…"

Tanrı Belki Esirger Aşkı

Modern İsrail şiirinin büyük ismi Yehuda Amihay, savaşları, ayrılıkları, acıları ve en çok da aşkı ince bir sitem, zarif bir itirazla konu ediniyor. Onur Behramoğlu'nun çevirisiyle okurla buluşan Yehuda Amihay, Tanrı Belki Esirger Aşkı kitabında, hakiki yaşanmışlıkların, ümitlerin, ümitsizliklerin, çocukluğun, aşkın, ailenin, bir tutkunun doğuşunun ve bitişinin, kaçınılmaz bir yazgı olan yaşlılık ve ölüm gerçeklerinin şiirini sözcüklere yumuşak dokunuşlarla, somut ve sarsıcı metaforlarla yazıyor.

Cennet Tanrı'nın cennetidir
ve yeryüzü insana bahşedildi. Fakat
altından ve mermerden tapınaklar kimin?
Ve mezuzayı öpen adamların kaçı
öyle bir aşkla öpüldü bir kadın tarafından?

Cennet Tanrı'nın cennetidir ve yeryüzü
insana bahşedildi, fakat masa kimin
ve kimin elidir masadaki?

Tutunmak

İsimsiz adlı romanının ardından Gönül Çatalcalı, bu kez dördüncü öykü kitabı Tutunmak ile okurla buluşuyor.

"Vaktin en suskun saatlerinde çiçeklenir ruhlar. Goncayı gül eyleyen sabır usulca bekler… Su uyur, akarken mavi dalgın bir rüyada. Ateşi harlandırmak için pusar kuytuda rüzgâr. Ruh diner, yalnız göz kalır beden.

Hikâyeler hayat gibi akmaya devam eder; yazı, sonsuz döngünün kıyısında olmaktır, ona b/akmak, uzanmak, biraz dokunmak… Denizine ulaşamayacağını bile bile akan suları izlemek hüzünle… Köze değmek, yakın ve uzak iklimlerden gelen rüzgârların harladığı ateşin sesini dinlemek, uğultuyu sözcüklere işlemek…" diyor Gönül Çatalcalı, Tutunmak'a başlarken.

Okurun, satır aralarında söz söze eklenirken anlatının kıyısında ilmek ilmek işlenmiş hikâyeler bulacağı kısa hikâyelerinde Çatalcalı, can damarından vuruyor:

"Kimseye kendini göstermek istemiyorum artık' dedi pasajın girişindeki ayna. 'Her bakış benden bir şey götürüyor.' Anlamaz baktığımı görünce derin derin soludu, 'İçlerini de görebiliyorum nicedir, önümde duran çürük cevizlerin…' dedi. 'Yansıttığımsa bambaşka, cilalı suretler…'

Hayat denen sonsuz deryada, değerlerin azgın dalgalar arasında yer değiştirdiğini bir aynanın gözünden yansıtırken ne öğretmektir derdi yazarın, ne sanat yapmak... Git gide büyüyen, göz alan kâğıt hışırtılarının altındaki yaranın fotoğrafını çekmektir amacı, buz dağının dev kütlesine ulaşmak...
Zeytin karası aşklardan, su yeşili dostluklardan, rengi sarı, tadı yeşil ilişkilerden geçenlerin sesine kulak veriyor; kan kırmızı nar şerbetidir hayat onlara göre. Çatalcalı, kırmızının bin bir tonunu katar satırlarına, kıyı hikâyelerinde.

Ak güvercinin kanadındaki kara lekeden sual eyler, hangi uçama-ma-ların izi olduğunu. Yerçekimine karşı koyamayanların yok olup gittiği bir dünyada güçsüz kanatların tüylerini fırçasıyla çoğaltır, sözcükleriyle besler.

Çatalcalı hikâyelerinin sonuna gelindiğinde nokta acıtır, bıçak kesiği gibi… Oysa asıl orada başlamaktadır hikâyelerinin yolculuğu, okurun zihninde henüz doğmuş gibi, büyüyüp serpilecekmiş gibi…"

 

 

 

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS