Beş parasız aylak takımının hikayesi: Yukarı Mahalle

  1. Kültür Sanat
  2. Kitap
Beş parasız aylak takımının hikayesi: Yukarı Mahalle
Beş parasız aylak takımının hikayesi: Yukarı Mahalle

John Steinbeck, "Yukarı Mahalle" adlı romanında Birinci Dünya Savaşı ve Büyük Buhran yıllarının boğucu atmosferinde sistemin dışında kalmakta direnenlerin, beş parasız aylak takımının hikâyesini anlatıyor. Sel Yayıncılık Eduardo Galeano'nun kitaplarına da "Zamanın Ağızları" ile devam ediyor.

John Steinbeck'ın "Yukarı Mahalle" adlı romanı Püren Özgören'in Türkçeye çevirisiyle okurla buluştu. Yayınevi Eduardo Galeano'nun kitaplarını da yayımlamayı sürdürüyor; "Zamanın Ağızları" Bülent Kale'nin çevirisiyle raflardaki yerini aldı. Sel Yayıncılık ayrıca Jeanette Winterson'un okurlarına radikal bir görme biçimi geliştirmede kılavuzluk ettiği "Sanat Başkaldırır - Coşku ve Cüretkârlık Üzerine" adlı kitabı Zeynep Baransel'in çevirisiyle; Djuna Barnes'in "Geceyi Anlat Bana" adlı romanını da Aslı Biçen'in çevirisiyle okura sundu. Toplumun finansallaşması ve kültür üzerine çalışmalarıyla bilinen Max Haiven'in kamusal alanın çöküşüne, yaratıcılığın özelleştirilmesine, hayalgücünün ve alternatif ilişkilenişlerin önüne geçen sermayeye karşı radikal bir mücadele hattı kurduğu eseri "Radikal Hayalgücü ve İktidarın Krizleri - Kapitalizm, Yaratıcılık, Müşterekler"i Kübra Kelebekoğlu'nun çevirisiyle yayımladı.

Yukarı Mahalle

Birinci Dünya Savaşı ve Büyük Buhran yıllarının boğucu atmosferinde yerleşik kalıpların dışına taşanların, gelecek kaygısı taşımayan ama bugünü de sonuna kadar yaşayanların, sistemin dışında kalmakta direnenlerin, beş parasız aylak takımının hikâyesi Yukarı Mahalle.

Sıra dışı ilişkileri, tuhaf alışkanlıkları, durduk yere çıkan kavgaları, renkli karakterleri ve hatta köpekleriyle dostluğun, dayanışmanın, fedakârlığın ama illa ki neşenin kol gezdiği bu sokaklarda yoksulluk bir üzüntü, işsizlik bir yoksunluk olmaktan çıkıyor.

Küçük insanların hikâyelerinden dev yapıtlar yaratan dünya edebiyatının usta kalemi John Steinbeck’in Tatlı Perşembe ve Sardalye Sokağı’yla oluşturduğu üçleme Yukarı Mahalle’yle tamamlanıyor.

John Steinbeck, babası Prusya, annesi ise İrlanda göçmeni ırgat bir ailenin çocuğu olarak, 1902 yılında California’nın Salinas kentinde doğdu. Çocukluk ve ilkgençlik yılları boyunca okul dışındaki zamanını Salinas Vadisi’ndeki çiftliklerde çalışarak geçirdi. Eserlerinin çoğunda da mekân olarak burayı seçti. Erken yaşlarda yazar olmaya karar veren Steinbeck, 1919’da girdiği Stanford Üniversitesi’nde yalnızca yazarlığına katkısı olacağını düşündüğü derslere katıldı. Öğrenimini sürdürdüğü altı yıl boyunca tezgâhtarlık, ırgatlık, marangozluk, laborantlık, boyacılık, kapıcılık gibi pek çok işte çalıştı. Steinbeck’in ilk romanlarından başlayarak emekçilerin yaşam koşullarını ve ilişkilerini başarıyla yansıtabilmesinde bu yaşam deneyimi etkili oldu. Üniversiteyi bıraktıktan sonra New York’a giderek gazetecilik yapmayı denedi ancak yazılarının büyük kısmını yayınlatmayı başaramayarak California’ya döndü. İlk romanı Altın Kupa (1929) fazla ilgi görmedi. Yazarlık yeteneği 1935 yılında Yukarı Mahalle’nin yayınlanmasının ardından dikkat çekti. Bu eserini her biri birer klasik sayılan Bitmeyen Kavga (1936), Fareler ve İnsanlar (1937) ve Pulitzer Ödülü kazanan Gazap Üzümleri (1939) takip etti. Kitaplarında işçi sınıfının gündelik ilişkilerini, yaşam koşullarını ve mücadelelerini, döneminin ve çağımızın en temel toplumsal meselelerini tüm insani ayrıntılarıyla resmetti. Sardalye Sokağı, Cennetin Doğusu, Al Midilli ve daha pek çok başyapıt veren yazar 1962 yılında edebiyata katkılarından dolayı Nobel Edebiyat Ödülü ile onurlandırıldı. Eserleri edebi değerleri kadar güncellikleriyle de övgü alan ve birçoğu sinemaya da uyarlanan Steinbeck, 1968 yılında öldü.

Zamanın Ağızları

Kronikle şiiri, masalla manifestoyu birleştiren bu kısa ve son derece çarpıcı öyküler, muktedirlerin sıklıkla ve uzun süre susturduklarının sesini çoğaltmak için bir araya geliyor.

Eğer kulak verirseniz evrensel kakofoninin içinde birbirine cevap veren yankıları sezebilirsiniz: ilk ve son soluk, yaprakların hışırtısı, aşk sözcükleri, öfke haykırışları, örümceklerin serenatları, zorla sökülüp alınan itiraflar, fısıldanan sırlar ve çocukların ağzından çıkan hakikatler.

Zamanın Ağızları etten kemikten ve sesinden yoksun bırakılmış bir dünyanın sessizliklerini parçalıyor...
Muhammed Eşref okula gitmiyor.
O, güneşin doğuşundan ay görününceye kadar çalışıyor;
Pakistan’ın Umar Kot köyünden dünya stadyumlarına doğru yuvarlanan futbol toplarını kesiyor, kırpıyor, deliyor, biçip dikiyor. Muhammed on bir yaşında, beş yıldır bu işi yapıyor. Eğer okumayı bilseydi, İngilizce okuyabilseydi, elinden çıkan her işe kendisinin yapıştırdığı şu uyarıyı okuyabilecekti: “Bu top çocuklar tarafından üretilmemiştir.”

Eduardo Galeano, Montevideo, Uruguay’da orta sınıfa mensup Katolik bir ailede doğdu. On dört yaşında ilk politik çizgi romanı, Sosyalist Parti’nin haftalık yayın organı El Sol’da yayınlandı. Gazetecilik kariyerine 1960’larda, Marcha’da editör olarak başladı. 1973’teki askeri darbe sonucunda hapse atıldı, ardından sürgüne yollandı. Yerleştiği Arjantin’de Crisis adlı bir kültür dergisi çıkarmaya başladı. 1976’da Arjantin’de Videla rejimi, askeri bir darbeyle iktidara gelince İspanya’ya kaçmak zorunda kalan Galeano, 1985 yılında geri dönebildiği Montevideo’da 13 Nisan 2015’te hayatını kaybetti.
Yazarın Ateş Anıları-I Yaratılış, Ateş Anıları II-Yüzler ve Maskeler, Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri, Aynalar, Hikâye Avcısı, Kadınlar, Latin Amerika’nın Kesik Damarları, Tepetaklak - Tersine Dünya Okulu, Ve Günler Yürümeye Başladı ve Zamanın Ağızları isimli kitapları Sel Yayıncılık tarafından yayınlanmıştır. Ateş Anıları III ve Yürüyen Kelimeler ise Sel Yayıncılık'ın yayın programında.

Sanat Başkaldırır - Coşku ve Cüretkârlık Üzerine

Sanatı satın alınabilir, izah edilebilir, katı kurallara oturtulabilir kılan toplumsal, ekonomik ve ticari dinamikler kimin umurunda? İlham perisine kulak asmayan “sanatçılarla”, erkek egemen dile hizmet eden “kalemlerle” niçin vakit kaybedelim ki?

Kaleminin dönüştürücü niteliğinden faydalanarak sanatla aramızdaki mesafeyi kısaltmayı amaçlayan Jeanette Winterson, bu kez sanatı hayatının bir parçası kılmak için çıktığı keşif yolculuğunda sanat nesnelerinin özündeki muhalif niteliği vurgulayarak önyargıların, kanonun, toplumsal cinsiyetin bu nesnelerin üzerine örttüğü kirli ve karanlık perdeyi cesurca aralıyor ve kendi kadar okurlarına da radikal bir görme biçimi geliştirmede kılavuzluk ediyor.

Vişnenin Cinsiyeti, Tek Meyve Portakal Değildir gibi çarpıcı eserleriyle geniş okur kitlesi kazanan çağdaş İngiliz edebiyatının özgün ismi Winterson’dan cüretkâr metinler… Sanat Başkaldırır ilk kez Türkçede.

Jeanette Winterson, 1959’da Manchester, İngiltere’de doğdu. 25 yaşındayken yayınlanan ilk romanı Tek Meyve Portakal Değildir, 1985’te En İyi İlk Roman dalında Whitbread Ödülü’ne layık görüldü. Ağırlıklı olarak fizikselliğin ve hayalgücünün sınırlarını, cinsiyet kutuplaşmalarını ve cinsel kimlikleri işleyen eserleriyle John Llewellyn Rhys Ödülü’ne, E.M. Forster Ödülü’ne ve Cannes Film Festivali’nde Gümüş Ödül’e layık görüldü. 2006 yılında ise edebiyata hizmetleri için kendisine Britanya Kraliyet Onur Nişanı verildi. Düzenli olarak The Guardian gazetesine yazan Winterson, Manchester Üniversitesi’nde Yaratıcı Yazarlık profesörü olarak görev yapmaktadır. Yazarın Bedende Yazılı), Normal Olmak Varken Neden Mutlu Olasın, Sanat Başkaldırır, Tek Meyve Portakal Değildir, Tutku ve Vişnenin Cinsiyeti isimli kitapları yayınevimiz tarafından yayınlanmıştır. Lighthousekeeping de yayın programımızdadır.

Geceyi Anlat Bana

Geceyi Anlat Bana, okuru kendine has rayihasıyla sarhoş eder, ıstırabın derinlerinden bir inci çıkarır. Jeanette Winterson’ın “içinde bir incinin eridiği kadehten şarap içmek gibi” sözleriyle nitelediği okuma eylemi bir esrimeye dönüşür. Düşkünlerin, fahişelerin, müptelaların, hayal ve gerçek arasında salınırken ruhu arafta kalıp acı çekenlerin, gecenin mahremiyetine sığınanların hikâyesini belleklere kazıyan bu lirik metin, dönemin bohem hayatının atmosferini yansıtma kabiliyetiyle tarihten sisli bir kesit sunuyor.

Döneminin şair, yazar ve eleştirmenleri tarafından modernist edebiyatın mihenk taşları arasında gösterilen Geceyi Anlat Bana, T.S. Eliot ve Winterson’ın sunuşuyla...

“Okuru büyük bir üslup başarısı, olağanüstü güzel cümleler, göz alıcı bir kişileştirme ve mizah, Elizabeth dönemi trajedilerine çok benzeyen bir dehşet ve
yazgı duygusu ile karşılaşmaya hazır olmaya çağırıyorum.” T.S. Eliot

Djuna Barnes, (1892-1982) New York’ta doğdu. Bir süre serbest muhabir ve çizer olarak çalıştıktan sonra çok sayıda şiir, oyun, öykü ve roman kaleme aldı. İlk modernist yazar kuşağından sayılan Barnes 1921-30 yılları arasında genellikle Paris’te yaşadı, oradaki sanatçı ve yazar çevresiyle ilişkiler kurdu. Eserlerinde yer alan alışılmadık karakterler, cinsel yönelim çeşitliliğine yaptığı vurgu, şiirselliğe varan lirik dil sayesinde kendi döneminde özgün bir yer edinen Barnes’ın en önemli ve en çok tartışma yaratan eseri Geceyi Anlat Bana’dır.

Radikal Hayalgücü ve İktidarın Krizleri - Kapitalizm, Yaratıcılık, Müşterekler

Her şeyin özelleştirildiği, küresel iktisadi krizlerin kemer sıkma politikalarıyla çözülmeye çalışıldığı, ekolojik yıkımın önüne geçilemediği, sağcı değerlerin toplumsal hayatı şekillendirdiği günümüzde topyekûn bir saldırı altında olan yaşam hangi alternatiflerle savunulmalı?

Max Haiven, Radikal Hayalgücü ve İktidarın Krizleri’nde kamusal alanın çöküşüne, yaratıcılığın özelleştirilmesine, hayalgücünün ve alternatif ilişkilenişlerin önüne geçen sermayeye karşı radikal bir mücadele hattı kuruyor. Aralarındaki diyalektik ilişki doğrultusunda aynı anda ortaya çıkan yaratıcılık ve sermaye krizlerinin üstesinden gelmek için ortak değerleri radikal hayalgücü ekseninde hayata geçirecek bir toplumsal hareketler bütünü inşa edilmesini öneriyor. Ortak belleğe, şimdiki zamana ve potansiyele yönelmenin, umudu müşterek tahayyülün yeşertmesine izin vermenin kapitalist kuşatmayı durdurabilecek tek güzergâh olduğunu ileri sürüyor.

Kapitalist imgelem tarafından ele geçirilen “değer”, “hayalgücü”, “müşterekler” ve “yaratıcılık” gibi kavramları zihinlerimizde gerçek anlamlarına kavuşturacak ufuk açıcı bir çalışma…

Max Haiven, Kanada, Kuzeydoğu Ontario’da bulunan Lakehead Üniversitesi’nde Kültür, Medya ve Sosyal Adalet Araştırma Kürsüsü’nde akademisyen, ReImagining Value Action Lab (RiVAL) direktörü. Araştırmalarında geçen kırk yılda toplumun finansallaşması ve kültür üzerinde yoğunlaşmış olan Haiven’ın makaleleri Social Text, Cultural Studies, Cultural Politics, Mediations, Radical History Review ve Cultural Logic gibi dergilerde yayınlandı. Çalışmaları Türkçe, İtalyanca, İspanyolca, Fransızca, Portekizce ve Japoncaya çevrildi.

{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS