Devirme teşebbüslerinin tarihi: Padişahı Devirmek

  1. Kültür Sanat
  2. Kitap
Devirme teşebbüslerinin tarihi: Padişahı Devirmek
Devirme teşebbüslerinin tarihi: Padişahı Devirmek

Burak Onaran, Padişahı Devirmek adlı kitabında, 1859 ve 1867 yıllarında, yani Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasından sonraki yıllarda Osmanlı padişahlarına karşı girişilen devirme teşebbüslerinin tarihini ele alıyor. Sanık ifadelerinin ve diplomatik yazışmaların ilk kez kullanıldığı çalışmada, bu tarihin bir bölümünün üstündeki perde aralanıyor.

Burak Onaran'ın "Padişahı Devirmek - Osmanlı Islahat Çağında Düzen ve Muhalefet: Kuleli (1859), Meslek (1867)" adlı kitabı, Saadet Özen'in Türkçe'ye çevirisiyle 13 Nisan'da İletişim Yayınları'ndan çıkıyor. Ercan Kesal'in 2011 Cannes Film Festivali'nde Jüri Büyük Ödülü'nü kazanan "Bir Zamanlar Anadolu'da" filminin hikâyesini anlattığı "Evvel Zaman" adlı kitabı da aynı tarihte raflardaki yerini alacak.

Ayrıca, İletişim Yayınları'nın Tarih Dizisi'nden Rex A. Wade'in Ergin Özler tarafından Türkçe'ye çevrilen kitabı "Rus Devrimi, 1917"; Başvuru Dizisi'nden Daniel Chandler ve Rod Munday'ın Babacan Taşdemir tarafından Türkçeleştirilen "Medya ve İletişim Sözlüğü"; Araştırma-İnceleme Dizisi'nden John Alexander Armstrong'un S. Erdem Türközü'nce çevrilen "Milliyetçilikten Önce Milletler" adlı kitabı ve Gökhan Demirkol'un "Gırgır - Bir Mizah Dergisinde Gündelik Hayatın Dönüşümü (1972-1989)" adlı kitabı ile Çocuk Kitapları'ndan Meltem Gürle'nin "Roko ile Konuşmalar"ını da okurla buluşturuyor.

Evvel Zaman

Kitaplarıyla olduğu kadar sinema dünyasındaki varlığıyla da öne çıkan Ercan Kesal, İletişim Yayınları'ndan çıkan kitabı Evvel Zaman'da, 2011 Cannes Film Festivali'nde Jüri Büyük Ödülü'nü kazanan "Bir Zamanlar Anadolu'da" filminin hikâyesini anlatıyor. Ancak Kesal bununla da kalmıyor, sinemaya dair düşüncelerini edebiyatla harmanlanarak tıpkı bir canlı gibi gelişen bir "film süreci"ni yazıya döküyor. Kaçırılmayacak bir kitap…

Arka Kapak:

"Bir film güncesi elinizdeki… Nuri Bilge Ceylan'ın yönettiği, 2011'de Cannes Film Festivali Jüri Büyük Ödülü'nü kazanan Bir Zamanlar Anadolu'da filminin hikâyesi. Akla düştüğü andan itibaren… Hatta daha da gerisinden: Ercan Kesal'ın taşrada genç bir hekim olarak yaşadıklarının, bir film fikrine maya olmasından itibaren…

Bir filmi doğuran, onun oluşumuna refakat eden gözlemlerin, düşüncelerin, duyguların, kısacası bir film deneyiminin kaydını tutuyor Ercan Kesal. Bu deneyim içinde filmin ve senaryonun nasıl canlı bir organizma gibi evrildiğini görüyoruz.

Basitçe "kamera arkası" değil; bir filmin seyrüseferi hakkında, film çekme macerası hakkında ve aynı zamanda Anadolu hakkında hevesli bir hikâye."

Kitaptan alıntı:

"Her filmin her aşaması, süreçle aynı anda, farkında olarak ya da olmaksızın yaşadığınız bir içsel yolculuğu da içerir. (…) Fakat işin kendisi o kadar öne çıkar ve her şey filmin çekilmesine o kadar tabi kılınır ki, bir süre sonra o işin 'yolculuğunu' gözden kaybeder, aklınızdan çıkarırsınız. Ancak iş bittikten sonra yolculuğun kıymetini fark edersiniz. Çünkü bitmiş bir işin sonunda, yolculuk boyunca yaşanan tüm hayal kırıklıkları, iniş çıkışlar, ümitler, vazgeçişler, kabullenişler ya da itirazlar adeta hiç yaşanmamış gibi unutulmuş ve bir kenara atılmıştır. Ama, 'öğrenmek' denilen şey de budur!"




Rus Devrimi, 1917

Rus Devrimi tarihi uzmanı Rex Wade, İletişim Yayınları'ndan çıkan Rus Devrimi 1917 kitabında bilindik devrim anlatılarının ötesine geçen bir tarih anlatımı sunuyor.

Devrimi yalnızca merkezden ele almakla yetinmeyen, toplumun farklı kesimlerinin devrime nasıl eklemlendiğini veya nasıl tepkiler verdiğini araştırmayı da bir borç bilen Wade, köylüler, kadınlar veya azınlıkların devrimle olan etkileşimlerini ayrı ayrı ele alıyor. "Bütün iktidar sovyetlere!" sloganının arka planını titizlikle açığa çıkaran, çığır açıcı bir tarihî çalışma…

Arka Kapak:

"Yıllarını Rus Devrimi tarihini araştırmaya adayarak birçok çalışma üreten Wade, yeni araştırmalar ışığında tarihin bu kesitinin yeni bir anlatısını, heyecan verici bir üslupla sunuyor. Rusya toplumunu devrime götüren nedenleri son derece akıcı bir şekilde aktarırken aynı zamanda bu devrime dair mitleri çürüterek, odağına 1917'nin bugüne kadar ihmal edilmiş kesimlerini alıyor. Kadınlar, köylüler, cephedeki askerler ve azınlıkların devrimde oynadıkları rollerin ayrıntılı bir panoramasını çiziyor. Bugüne kadar yazılanlardan farklı olarak devrimin Petrograd merkezli bir anlatısını sunmaktan kaçınan Wade Rusya gibi geniş bir coğrafyanın diğer kesimlerinde de devrime nasıl gidildiğini ve devrimin nasıl yankı bulduğunu ortaya koyuyor. Kurucu Meclis'in dağılmasıyla son bulan kitap, hedeflenen demokrasiye nasıl ve neden ulaşılamadığını da sorguluyor."

Kitaptan alıntı:

"(...) Devrim, ne cahil kitlelerin kibirli Bolşevikler tarafından düpedüz manipüle edilmesiydi ne de geleneksel Ekim mitinin genellikle tarif ettiği gibi titizlikle planlanmış ve Lenin'in alim-i mutlak yönetimi altında uygulanmış bir iktidar gaspıydı.(...)

Bu kitap, devrimin siyasi tarihini yeniden kalıba döküyor. Ekim Devrimi'nin karmaşıklığının, hakiki bir halk mücadelesi olan 'Bütün İktidar Sovyetlere' talebiyle ne denli bütünleşmiş olduğunun altını çiziyor ve yalnızca bundan sonra bir 'Bolşevik Devrimi'ne dönüştüğüne mim koyuyor." Rex A. Wade




Padişahı Devirmek

Burak Onaran'ın kaleme aldığı tarih kitabı Padişahı Devirmek, İletişim Yayınları tarafından okurlara sunuldu. Onaran, 1859 ve 1867 yıllarında, yani Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasından sonraki yıllarda Osmanlı padişahlarına karşı girişilen devirme teşebbüslerinin tarihini titiz bir biçimde ele alarak, Kuleli ve Meslek isyanlarını inceliyor. Sanık ifadelerinin ve diplomatik yazışmaların ilk kez kullanıldığı bu çalışma, tarihin bir bölümünün üstündeki perdeyi aralayacak.

Arka Kapak:

"Padişahı Devirmek, 1859 ve 1867 yıllarında İstanbul'da açığa çıkarılan iki isyan hazırlığı üzerinden iktidarın devrilmesi girişimlerinin Osmanlı siyasi hayatı ve zihniyet evrenindeki izdüşümlerini ele alıyor. Bu kapsamlı araştırmasında Burak Onaran, 17. yüzyıldan itibaren imparatorlukta yaşanan hal' girişimlerinin seyrini, bu eylemleri düzenleyenleri ve taleplerini tarihsel bir bütünlük içine yerleştiriyor. Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasından (1826) sonraki dönemde, Kuleli Muahedesi ve Meslek Cemiyeti mensuplarının kalkıştığı padişahı devirmeye yönelik ilk iki girişimi ayrıntılı şekilde inceliyor. Sanıkların ifadeleri ve diplomatik yazışmalar gibi ilk kez kullanılan belgelerden de hareketle, hem olayları kendi tarihsel bağlamı içerisinde yeniden anlatıyor hem de 'tarihsel anlatı'nın zaaf ve imkânlarını tartışmaya açıyor."

Kitaptan alıntı:

"Kuleli ve Meslek muahedeleri hakkında daha önceki çalışmaların hemen hepsi elebaşlarına odaklanmıştı. Bu çalışmada ise birer altbölüm, adlî takibata dâhil edilmiş herkesin biyografilerinin, toplumsal çevrelerinin ve aile profillerinin inşasına hasredilmiştir (…) Kitabın öncelikli amacı, bu iki siyasi muahedenin tarihini yeniden yazmak; yapılarını ve stratejilerini mercek altına almak, mensuplarının siyasi taleplerine, motivasyonlarına ve sosyal profillerine ışık tutmaktır (…) Çalışmanın bu bağlamda temel meselesi, Tanzimat'ın ilk otuz yıllık döneminde, siyasi iktidarın yapısının, özellikle tebaanın ve padişahın konumunun giderek nasıl değiştiğini anlamaktır." Burak Onaran




Medya ve İletişim Sözlüğü

İletişim Yayınları'ndan çıkan Medya ve İletişim Sözlüğü, televizyondan sinemaya, dijital iletişimden reklamcılığa uzanan geniş bir alanda binlerce kavramı açıklıyor. Daniel Chandler ve Rod Munday tarafından derlenen sözlük, kavramlarla sınırlı kalmayıp bu alanlarda öneme sahip isimlere, akımlara da yer veriyor. Gerçek bir başvuru kaynağı…

Arka Kapak:

"Medya ve İletişim Sözlüğü geleneksel medyadan yeni medyaya, televizyondan sinemaya, kitle iletişiminden telekomünikasyona, dijital yayıncılığa ve reklamcılığa uzanan geniş bir yelpazeden kavramları barındırıyor. Bu kavramları açıklarken sosyoloji, antropoloji, demografi, iktisat, istatistik, siyaset bilimi, felsefe, etnografi, dilbilim, psikoloji gibi alanlardan farklı yaklaşımları dikkate alıyor, disiplinlerarasılığın hakkını teslim ediyor. Medya çalışmaları ve iletişim bilimlerini farklı kuramlar, araştırma yöntemleri, akımlar, disipline katkıda bulunmuş önemli isimler ve teknik kavramlar açısından ele alan bu kapsamlı sözlük yalnızca akademisyenler ve öğrenciler için başvuru kaynağı olmakla kalmıyor, alana ilgi duyan okuyuculara da hitap ediyor."




Milliyetçilikten Önce Milletler

Milliyetçilik alanındaki çalışmalarıyla tanınan John Armstrong'un en ünlü çalışması Milletlerden Önce Milliyetçilik, İletişim Yayınları tarafından Türkçeye kazandırıldı. Sembollerin, mitlerin, dillerin, dinlerin bireyleri birbirlerine bağlayıp bir "aidiyet" kurmada hangi şartlarda ve nasıl etkili olduklarını, "biz" ve "öteki" arasındaki çizgiyi çekme konusundaki fonksiyonunu ve bir grup aidiyeti meselesi olarak milliyetçiliği inceleyen bu kitap, size yeni ufuklar kazandıracak.

Arka Kapak:

"Ulus, modern bir olgu olsa da barındırdığı aidiyet ve özdeşlik kurma mantığı derin köklere sahiptir ve tarihsel olarak epey geriye götürülebilir. John Alexander Armstrong Milliyetçilikten Önce Milletler adlı kitabında, bizi günümüzde çok tartışılan "kimlik" meselesini ve kimlik siyasetlerini anlamaya yardımcı olacak uzun ama oldukça verimli bir yolculuğa çıkarıyor. Elinizde tuttuğunuz bu kitap sembollerin, mitlerin, dillerin, dinlerin bireyleri birbirlerine bağlayıp bir 'aidiyet' kurmada hangi şartlarda ve nasıl etkili olduklarını, yerleşik yaşamı oluşturmada nasıl işlevsellik kazandıklarını ve 'öteki' olanı işaretlemede, yani grup aidiyetini oluşturmada ne tür katkılar sağladıklarını ince eleyip sık dokuyarak akıcı bir biçimde anlatıyor, tarih disiplinine görmezden gelinemeyecek bir armağan sunuyor."

Kitaptan alıntı:

"Bu kitabın amacı bizim 'ulus' olarak kavramsallaştırdığımız yoğun grup özdeşleşmesinin ortaya çıkışını araştırmaktır. Rastgele mekânsal yakınlık ya da üstün bir gücün baskısı dışında, bireyleri geniş kümelerde birbirine bağlayan nedir? Her şey bir yana, çok uzun bir süre boyunca grup kimliğinin devamını sağlayan çimento nedir?"

Gırgır

İletişim Yayınları, Gökhan Demirkol'un Türkiye'de bugüne dek en popüler olmuş mizah dergisi Gırgır'ı incelediği araştırmasını okurlara sunuyor. Bugün bile tarihten gelen gücüyle mizah dergilerinin formatına yön veren Gırgır nasıl bir fenomene dönüştü, yıllar içinde nasıl gelişmiş, nasıl bu kadar popülerleşmişti? Gırgır, benzersiz bir popüler kültür başarısının analizi…

Arka Kapak:

"Gırgır, memleket tarihinin en çok satan dergilerinden biri olmakla kalmadı, toplumsal hafızada yer tutan, ismen bilinen, nostaljisiyle bir başarı hikâyesi hatırlatan, halen tarz olarak taklit edilen bir mizah dergisi oldu.

Gökhan Demirkol, Gırgır'ı bir dergi, bir fenomen ve gündelik hayatla doğrudan ilişkili bir yayın mecrası olarak inceliyor. Başta yayın yönetmeni Oğuz Aral olmak üzere üreticilerini, aktüel siyaset ve magazinle ilişkisini, derginin yıllar içindeki dönüşümünü irdeliyor.

Gırgır, benzersiz bir popüler kültür başarısını anlatan önemli bir kitap..."




Roko ile Konuşmalar

Meltem Gürle'nin yazdığı, Zeynep Özatalay'ın resimlediği Roko ile Konuşmalar, İletişim Yayınları tarafından minik okurlara sunuldu. Sekiz yaşındaki Nisa'nın pencerede beliren arkadaşı Roko'yla akla gelebilecek her konuda yaptığı sohbetler küçük okurları çok eğlendirecek!

Arka Kapak:

"Sekiz yaşındaki Nisa ile bir gün pencerede beliriveren sıra dışı arkadaşı Roko'dan kâh peynir simit kâh reçelli ekmek eşliğinde samimi ve eğlenceli sohbetler. Başka bir deyişle rüyalar, aynalar, kurallar, mutluluk ve sonsuzluk üzerine felsefi gündüz düşleri…"

Kitaptan alıntı:

"Cevizler düşer, kuşlar uçar. İyi ki tersi doğru değil. Yoksa bir cevize yem olabilirdim."
"Peki ya insanlar?"
"Küçük odalarda oturup düşünürler," dedi Roko.
Nisa'nın suratının iyice asıldığını görünce gönülsüzce ekledi:
"Bazen de zeplinler, uçaklar ve birtakım başka şeyler icat ederler. İnsanlar böyledir."

{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS