En çok satan kitaplar

İşte D&R'da en çok satan kitaplar...



Elveda Güzel Vatanım

1926 yılının o hüzünlü sonbaharı. Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış, genç cumhuriyet ayaklarının üzerinde durmaya çalışıyor. O büyük altüst oluşun içinde bir adam: Şehsuvar Sami… Bir zamanların İttihat ve Terakki fedaisi, şimdilerin yorgun komitacısı. Şehsuvar Sami'nin etrafında dönen amansız bir entrika. Bir yanda kaybettiği ama hiçbir zaman yüreğinden çıkartamadığı sevgilisi Ester, öte yanda yaşanılan tarihsel bozgun… Kaybedilen bir ülke, kaybedilen bir şehir, kaybedilen bir hayat. Ve aklında hep aynı soru: Devlet mi kutsaldır, yoksa insan mı?

"Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar." Kim söylemişti bu cümleyi hatırlamıyorum, ne yazık ki doğru… Doğru, lakin eksik. Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar, vatanımızı kaybetmekle neticelenir.

Sahi nedir vatan? Bir toprak parçası mı, uçsuz bucaksız denizler, derin göller, yalçın dağlar, verimli ovalar, yemyeşil ormanlar, kalabalık şehirler, tenha köyler mi? Hayır, bütün bunların ötesinde bir anlam taşır vatan. Ne sadece toprak parçası, ne su havzaları, ne ağaç silsilesi… Annemizin şefkati, babamızın saçlarına düşen ak, ilk aşkımız, doğan çocuğumuz, dedelerimizin mezarlarıdır vatan…

Vatanı olmayan insanın hayatı da olmaz. Evet, bir vakitler zihnim, kalbim bu fikirlerle doluydu. Şimdi? Şimdi bilmiyorum…

Metis Ajanda 2016 - Rüyanın Gör Dediği

Zor bir yıl geçirdik. Zaman zaman bir kâbusun ortasındaymış gibi hissettik, uyanıp her şeyin yolunda gittiği bir dünyaya dönmek istedik. Kâbus peşimizi bırakmadı, ama biz de pes etmedik. Çünkü bu dünyada kâbuslar kadar güzel rüyaların da olduğunu iyi biliyoruz. Rüya görmek sadece insanların değil tüm memelilerin paylaştığı bir özellik. Her gece dünyanın içinde başka bir dünyaya, hayatın içinde başka bir hayata dalıyoruz. Tarih boyunca insanlar rüyaları yorumladı, onlara kâh doğaüstü kâh doğal açıklamalar getirmeye çalıştı. Rüya, insanı hep büyüledi, muhtemelen hep de büyüleyecek. Rüyalar konusunda yazılmış eserlerin, söylenmiş sözlerin çokluğu bunu gösteriyor. Biz burada kendimizce küçük bir seçki yaptık, hep birlikte azıcık durup nefeslenelim diye. Kişisel ve toplumsal kaygıların, her geçen gün daha çok içine çekildiğimiz öfke ve infial halinin yol açtığı yorgunluk ve yıpranmayı bir parça onaralım diye. Biraz edebiyat, biraz bilim, biraz mit ve efsane derken rüya âleminin buluttan labirentlerinde kaybolduk. Labirentin girişi burası, çıkışı hepimizin kendi içinde. Güzel rüyalarla dolu bir yıl dileğiyle…

Korkma Kalbim

Kedileri seven kadınlar yalnızlıktan korkarmış, köpekleri ise aslında kendilerini güvende hissetmek istediklerinden severlermiş... Sen filleri severdin ve bir fil kalbi kırıldığında ölebilirmiş. Sen filleri boşuna sevmiyorsun güzel kadın. Sen kalbinin kırılmasından korkuyorsun da haberin yok. Korkmasın kalbin çünkü o artık benim de kalbim...

- Benim korkak kalbim size âşık oldu...
- Kutu kutu pense oynamıyoruz küçük bey, aşkı çocuk oyunu mu sandınız siz?
- Aşkın bir oyun olmadığını öğrenecek kadar büyüdüm ama şayet aşk bir çocuk oyunu olsaydı ve o oyunun adı da kutu kutu pense olsaydı tüm dünya size arkasını dönse bile ben size arkamı dönmezdim küçükhanım...
- Böyle konuşursan kilitlenirim ben ama...
- Eğer kilitlendiğiniz yer kalbim olacaksa bundan memnuniyet duyarım.
- Susuyorum.
- Ben de size...

Küçük Prens

"Hoşça git," dedi tilki. "Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez." Küçük Prens unutmamak için tekrarladı: "Gerçeğin mayası gözle görülmez."

Allah'a Koşun

İnsanlar kendi hayatını yaşamadığı için mutsuz. Hep birileri mutlu olsun diye koşturmaktan yürekleri yorgun. Hepsi bu...

Üzülme! Giden kendi kaybetmiştir aslında. Neyi mi? "Verdiğin sevgiyi, değer ve emeği..."

Maske takan insanlardan Allah'a sığınırım. Allah verdiğin emeği hak edecek insanı karşına çıkarsın. Çünkü Allah adildir. Kimsenin hakkını kimseye bırakmaz. Bu dünyada öyle insanlar var ki, melek gibi insanların kalbini kırıp yine de kendini haklı sanıyor. Allah bizi onlardan korusun.

Gerçek Müslüman inciten değil, incitmeye korkandır!
Allahım sen kimseye sonradan "Bu muydu sevdiğim insan!" dedirtme.
Yaramız var hepimizin. Çok şükür yaramızı saran bir de Yaradan'ımız...
"Sana bıraktım Allahım..." cümlesinin verdiği hafiflik pamuğun zerresinde yok.
Çok şükür...

Kararsız kaldığında de ki:
"Beni yaratan yolumu elbet gösterir." (Şuara 78)

Memleketi Ben Kurtaracağım!

… Ülkenin hali yüzünden kaybettiğiniz kahkahanızı geri verebilirim belki. Ümidim o. Bu kitapta, hem ülkeyi yönetmeye talip olduğum bazı siyasi yazılar, hem de politikayla hiiiç ilgisi olmayan makaleler bulacaksınız.

Misal ilk bölümde otobiyografimi kaleme aldım. Henüz genç bir kız olduğum için 7 yazıda bitti. Gülecek bir şey yok, daha bir espri yapmadım!

Kitapta ayrıca, diyetten antidepresanlara, astrolojiden sosyal medyayı nasıl kullanmanız gerektiğine, pek çok anekdot ve tavsiyem var. O bölüme bir kişisel gelişim kitabı muamelesi yapabilirsiniz. Yazıları dikkatle okuyup, benim yaptıklarımı asla yapmazsanız, kişisel olarak gelişeceğinize inanıyorum. Ama çok da fazla gelişmeyin. Madonna vücut geliştireyim dedi, kolları ne oldu gördünüz...

Yani ismine aldanıp sadece siyaset okumak için kitabı alan ve şu an iade etmeye karar verenler, paranızı geri vermeyeceğiz! Yedim bile ben o parayı! Simitle üçgen peynir aldım, yedim. Paranızı değil, ama ülkenin hali yüzünden kaybettiğiniz kahkahanızı geri verebilirim belki. Ümidim o.

Milletçe ortak üst kimliğimizin bir huni olabileceği, kafayı sıyırdığımız şu dönemde, bir iddiam var: Kapaktaki cankurtaran üniformalı temsili fotoğrafımın da anlattığı gibi, memleketi ben kurtarabilirim! En azından denerim. Durumumuz daha iyi olur mu, bilmiyorum. Ama daha kötü olamaz diye düşünüyorum! En azından acık güleriz be? Ha?

Kürk Mantolu Madonna

"Her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor, rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum "Kürk Mantolu Madonna"yı seyre dalıyor, ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum."

Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar. Sorgulamadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz. Yapıtlarında insanların görünmeyen yüzlerini ortaya çıkaran Sabahattin Ali, bu kitabında güçlü bir tutkunun resmini çiziyor. Düzenin sildiği kişiliklere, yaşamın uçuculuğuna ve aşkın olanaksızlığına (?) dair, yanıtlanması zor sorular soruyor.

Oyuncu Anne

Ah be annesi, Çocuğunu al spora götür, oradan çık baleye git, oradan çık tenise, dönüşte oyuncakçıya uğra, alabildiğini al, çeşit çeşit oyun gruplarına üye ol, odasına pahalı oyuncakları yığ, eve gelince aç televizyonu sen de elinde cep telefonun yanında otur. Aaaa noldu, o kadar koşturdun ama çocuğun yine mi mutsuz? Ev işleri, hayat telaşı, o kurs bu kurs derken büyüyüverdi çocuklar değil mi? Gel, gerçek nitelikli zamanın peşinde ol ve onunla oyna. Yeterince yaratıcı değilim ve ne yapacağımı bilmiyorum diyorsan, senin için yüzlerce oyun fikri paylaştım. Hepsi çok kolay, çok eğlenceli ve verimli. Hepsi üç çocukla bizzat denendi. Hadi sıva kollarını, birlikte mutlu çocuklar büyüteceğiz... Eğer siz de Şermin Çarkacı gibi düşünüyorsanız yani çocuğunuzla güzel ve verimli zaman geçirmenin tek yolunun şu yukarıda sayılanlar olmadığına inanıyorsanız, işte bu kitap tam size göre… Buza saklanmış penguenleri, bulgurdan yapılmış çölleri ve mavi çarşaftan denizleri çocuğunuzla paylaşmak istiyorsanız Oyuncu Anne ile tanışmanın tam zamanı…

Oyun Takvimi 2016 - Her Güne Bir Oyun

Önümüzde tam 365 gün var. 365 muhteşem gün.

Eğer, her günden sadece bir ânı dondurup saklamam mümkün olsaydı, yani çiçek kurutur gibi kurutabilseydik eğer zamanı ya da kışlık reçel hazırlar gibi eritip kavanozlayabilseydik veya ne bileyim, işlemeli mendillere sarıp kaldırabilseydik; ben her günden, çocuklarımın güldüğünü gördüğüm o anı alıp saklamak isterdim. Birlikte oynanan bir oyundan, birlikte yapılan bir sohbetten, birlikte geçen bir zaman diliminden sonra karşılarına geçip gözlerindeki o bakışları kalbime kaydettiğim anları saklamak isterdim.

Bu takvim, bütün bir yıl boyunca bana ve size yardımcı olsun diye… Çocuklarımızın bizden istediği şey aslında pahalı ve renkli oyuncaklar değil… Çeşit çeşit kurslar, oyun alanları, etkinlik merkezleri, çizgi filmler vs. değil… Aslında sadece bize ihtiyaçları var. Birlikte geçecek kısa ama dopdolu anlara, göz göze geldiğimizde kendilerini önemli hissettikleri anlara ihtiyaçları var.

Her gün için bir kısa mutluluk anı var bu takvimde. Önerilerin altına iki küçük kutucuk koyduk. Oynayınca birlikte gidip işaretlemeniz için. Böylece yıllık bir performans değerlendirmesi yapabilirsiniz. Diğer kutucuğa 5 üzerinden puan verebilirsiniz. Sevdiğiniz oyunları daha sonra tekrar oynarsınız böylelikle. Bu oyunları oynamak ve birlikte gidip işaretlemek keyifli bir rutine dönüşebilir evinizde. Yalnız siz gizlice bir gün önceden bakın, ertesi gün için hazırlık yapmanız gerekiyorsa yapın.

Ve tüm çocuklar adına, ufak bir ricam var sizden. Oynamak için oynamayın. Kendinizi vererek, orada bulunmanızın tadını çıkararak, eğlenerek oynayın. Anlıyorlar…
-Şermin Çarkacı-

Başarıya Götüren Aile

Bu kitap, çocuğunun başarılı olması için, “Çok çalış oğlum/kızım,” demenin ya da tüm maddi olanaklarını seferber etmenin ötesinde bir şeyler yapmak isteyen anababalara yol göstermek amacıyla yazıldı.

Her anababa, okul başarısı için çocuğuna yardımcı olmak ister. Ama öğrenme sürecinin bilimsel temellerini kavramadan atılacak her adım, iyi niyetli de olsa, çocuğu engelleyebilir.

Başarıya Götüren Aile, sınav döneminde çocuklarına destek olmak için doğru ve etkili yöntemler arayan tüm anababalara kılavuzluk edecek.

Sen Benim Hayatımsın

Hayatın tüm renklerine tutkuyla bağlı, hepsi bir diğerinin öyküsüyle beslenen ilginç karakterler: aktör olmak isteyen bir santral operatörü, narsist bir trans, yıldızların ihanetine uğramış bir kasiyer, kleptoman bir prens… Aşkı ve dostluğu tüm benlikleriyle olumlayan bu kahramanların sevgisiyle sarmalanmış ünlü bir yönetmen… Her engelle daha büyüyen, çılgınca bir aşk… ve Roma… Ferzan Özpetek'ten gerçek sevginin gücüne dair, sahici bir kadere başkaldırı romanı. Çünkü sadece çılgıncasına âşık olanlar, bir insanı sevmenin ne demek olduğunu bilir.

Tutsak Güneş

"Güneşimizle aramızda kara kedi gibi duran o Gökcisim, bir gün çekip gidecekti elbette. Belki çok yakındı çözüm. Kapıdaydı. O an gelene kadar bize düşen, sanki güneş gökte parlıyormuşçasına yaşamayı sürdürmekti. Hayata tutunmaktı. "

Yakın gelecekte, yeryüzünde bir ülke… Tiran ölmüş ve oğlu başa geçmiştir. Ülke, din ulemaları ve polisler ordusundan oluşan bir demir yumrukla yönetilmektedir. Katı yasalarla sınıflara ayrılan halksa, yoğun denetim ve gözetim altında yaşamaktadır. Güneşse, kimselerin nasıl, neden olduğunu hatırlamadığı bir dönemden bu yana, "Gökcisim" denilen dev bir kütlenin ardındadır. Her yer buz tutmuş, yaşam sevinci tüm canlılardan el ayak çekmiştir. Gelgelelim yıpratıcı uykusuzluğuna çare arayan bilim kadını Yuna, geçmişine, kaderine ve en önemlisi de, bir kadın olarak tutkularına sahip çıkarak, beklenmedik bir şekilde gerçekleri sorgulamaya başlar. Topluma dayatılan kuralların, değişmez varsayılan yasaların, sonu gelmez sansürün mutlak olmadığını fark eden Yuna, sorumluluğunu üstlenip, deyim yerindeyse, güneşe açılan kapıyı aralamayı göze alacaktır.

Geçmişle hesaplaşmalar, düzenle çatışan tutkular ve insanı dönüştüren aşklar… Ayşe Kulin, okurlarını sarsıcı bir gelecek hayal etmeye davet ettiği Tutsak Güneş'te, genç bir kadının unutulmaz uyanış hikâyesini anlatıyor.

Eyvallah

Bir Eyvallah'ım var; gelsen de, gelmesen de sana yazacağım...

Herkesin bir derdi vardır. Bazıları geçer, bazıları geçmez. Bazıları anlatılır bazıları da anlatılmaz. Bazen de anlatmak istersin ama dinleyecek kimseyi bulamazsın. Bilirsin, muhabbettir ihtiyacın ama edecek kimse yoktur. İşte bu kitap bunun için, dertleşmek için yazıldı. Yalnız olmadığını bil diye yazıldı. Muhabbet için, muhabbetle yazıldı...

Biraz yağmurun, biraz da hüznün düştüğü gecelerde bu kitabı okurken şunu hissedeceksiniz; "Hâlâ dertleşebilecek birileri varmış bir yerlerde..."

Bazen solundan, soluğundan eksilirsin yine de eyvallah dersin...

Saftirik Greg'in Günlüğü 10 - Hey Gidi Günler!

Hayat eskiden daha güzeldi, diyorlar. Öyle miydi gerçekten? Kasabada herkes gönüllü olarak fişleri prizden çekip elektronik eşyalar olmadan yaşamayı denerken, Greg kendine bu soruyu soruyor. Ama modern hayatın kendine özgü güzellikleri var ve Greg, eski günlere dönmek konusunda hiç de hevesli değil.

Heffley ailesinin evinin içinde ve dışında gerilim artarken, Greg bütün bunların üstesinden gelmenin bir yolunu bulacak mı? Yoksa "Hey gidi günler!" demek Greg gibi bir çocuk için çok mu zor?

İçimizdeki Şeytan

"İsteyip istemedeğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticede aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum, müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması.. "

Bu romanında, toplumsal gündemin kişilikler üzerindeki baskısını ve güçsüz insanın "kapana kısılmışlığını" gösteriyor Sabahattin Ali. Aydın geçinenlerin karanlığına, "insanın içindeki şeytan"a keskin bir bakış.

Resimli Türkçe Edebiyat Takvimi 2016
Yazarlar: Ayşe B. Kaban, Aziz Tuna C., Barış Uygur, Baybars Tekatlı, Behçet Çelik, Berna Durmaz, Burcu Aktaş, Burhan Sönmez, Bülent Çallı, Bülent Yıldız, Defne Tarman, Deniz Arslan, Duygu Çayırcıoğlu, Ekin Can Göksoy, Ekrem Solgun, Elif Key, Emrah Polat, Emre Bayın, Erman Çağlar, Figen Şakacı, Gamze Güller, Gaye Boralıoğlu, Giray Kemer, Hakan Bıçakcı, Hasan Ali Toptaş, Işıl Kocaoğlan, İlyas Barut, Jaklin Çelik, Kemal Varol, Kerem Işık, Kıvanç Koçak, Levent Cantek, Leyla Burcu Dündar, Mahir Ünsal Eriş, Melike Uzun, Memo Tembelçizer, Murat Başekim, Murat Gülsoy, Murat Menteş, Murat Uğurlu, Mustafa Çiftci, Necdet Dümelli, Ömer Ayhan, Pelin Buzluk, Pertev Başgöz, Pınar Öğünç, Sedef Betil, Senem Tepe, Serhan Ergin, Sinan Sülün, Şule Gürbüz, Turgut Ulucan, Uğur Mıstaçoğlu, Utku Özmakas, Yalçın Tosun, Yekta Kopan.

Çizerler: Bahadır Yazıcı, Berat Pekmezci, Cansın Çağlar Özdemir, Cengiz Üstün, Deniz Karagül, Fatih Okta, Gurur Birsin, Latif Demirci, Osman Çolakoğlu, Resul Ertaş, Seyhan Argun.

Bantlar: Anti Klişe Timi (Aybars Yanık, Duygu Çayırcıoğlu, Levent Cantek-Cengiz Üstün), Boşuna Sinirlenmiyorum (Aybars Yanık- Cansın Çağlar Özdemir), Kulağı Büyüyen Adam (Levent Cantek-Berat Pekmezci), Romo (Necdet Dümelli-Gurur Birsin), Takvimin Bantı (Levent Cantek-Seyhan Argun), Tivitgirl (Duygu Çayırcıoğlu-Bahadır Yazıcı)
Yeşil Deniz Kabuğu

Yirmili yaşlarda hayat daha kolaydı. Özellikle de konu aşk olduğunda. Biriyle tanışıyordun, sen onları seçiyordun, onlar seni seçiyordu. Birlikte dünyayı fethedebilirdiniz. Paris'e taşınabilirdiniz. Bir sürü çocuk sahibi olabilir veya çiftçilik yapabilirdiniz. Günlük tuttuğunuz zamanlarda yazdığınız her şeyi yapabilirdiniz. Hayaller, parlak, çarpıcı renklerde yaşanacaktı. Hayat sizindi, ikinizindi. Her şeye birlikte göğüs gerip birlikte yaşayabilirdiniz. Hayatınızı birine bağlardınız ve gerisi önemini kaybederdi. Peki ya şimdi?

"Sarah Jio, her kitabında olduğu gibi, aşk hikâyesini, geçmişi ve gizemi birlikte harmanlayarak içinizi ısıtacak, okuduktan sonra kolay unutamayacağınız bir roman sunuyor. Yeşil Deniz Kabuğu, geçmişin kolay kolay peşimizi bırakmayacağını, dönüp dolaşıp bizi bulacağını son derece tatlı ve merak uyandırıcı bir dille anlatırken, bir yandan da Kailey'yle birlikte çıktığımız bu, zamanlar arası yolculukta, geride bıraktıklarımızı, hayatımızdan silinip gidenleri ve kendi geçmişimizi düşünmemizi sağlıyor. Yazarın ve türün hayranları kesinlikle hayal kırıklığına uğramayacak. Henüz Sarah Jio'yu hiç okumadıysanız buradan başlayabilirsiniz."
-Tuğçe'nin Kitaplığı-

"Klasik bir Sarah Jio değil, bir Sarah Jio klasiği. Sürükleyici bir aşk hikâyesi... Okurken umudu, hüznü ve aşkı içinizde yaşayacağınız, aşkın en derinlerde olduğunu hissedeceğiniz etkili bir yolculuk. Daima kalbinizdeki sese kulak verin, aşkın hep var olduğuna inanın. İçinizdeki sonsuz sevgiye dokunmak istiyorsanız kesinlikle okumalısınız."
-Sarah Jio Turkey-

"Sarah Jio okuyucusunu her kitabında biraz daha şaşırtarak çıtayı yükseltiyor. Merakla okuyacağınız; romantizmi, vefayı, gerçek aşkı hissedeceğiniz bir hikâye."
-Seyhandan.blogspot.com-

Orta Zekalılar Cenneti

1991 yılında yayınlanan Orta Zekâlılar Cenneti ile 2010 yılında yayınlanan Sanat Uzun, Hayat Kısa'dan derlenen yazılar elden geçirilmiş yeni baskısıyla okurlarla buluşuyor.

"Orta Zekâlılar Cenneti'ni yazdığım yıldan bu yana, Türkiye'de ve dünyada çok şey değişti ama gözlemlerime göre 'orta zekâlı'ların iktidar alanı daha da genişledi, neredeyse başa çıkılmaz bir ortak paydaya dönüştü. Toplum kaliteyi -deyim yerindeyse- kusmaya başladı, iyiliğin yerini kötülük, temizliğin yerini pislik, hakkın yerini haksızlık, kibarlığın yerini kabalık, ahlakın yerini ahlaksızlık alma yolunda epey ileri gidildi.

Ne olup bittiğini anlamamıza destek verebilecek böyle bir kitabı yeniden yayınlarken, iki ayrı kitaptan, yani Orta Zekâlılar Cenneti ile daha sonra yayınlanmış olan Sanat Uzun, Hayat Kısa'dan bir derleme yapmayı ve birlikte sunmayı istedim. İçimden öyle geldi. Umarım okurlar bunu uygun karşılarlar."
-Ömer Zülfü Livaneli -

Lugat 365 - Bazı Kelimeler Çok Güzel

Lugat 365 projesi, 2014 yılının sonlarına doğru, Banu-Onur Ertuğrul çiftinin aklına düşer. "Hissikablelvuku" gibi, "müşkülpesent" gibi bazı kelimeler, hem söylenişleri, hem de kapsadıkları anlam alanları, dolu dolu geçmişleri ile ne güzeldirler. Kolları sıvar, 2015 yılı boyunca her gün beğendikleri bir kelimeyi twitter üzerinden paylaşmaya, eski kelimeleri unutmuş ya da hiç duymamış günümüz toplumunun dikkatine sunmaya başlarlar... Öyle ki, zamanla paylaşılan kelimeler o günün güncel olaylarına, duygularına göndermeler içermeye, adeta "yaşamaya" başlar.. Takipçileri kısa zamanda yüz binleri bulur...

Lugat365 paylaşımları 2015 yılı sonu itibariyle sona erecek. Ama yayımladığımız kitap, o kelimeleri bir araya getirerek önemli bir kaynak ve başucu sözlüğü olacak. Kendine özel tasarımı ve sunumuyla...

Hayvanlardan Tanrılara - Sapiens

- Homo sapiens neden ekolojik bir seri katile dönüştü?
- Para neden herkesin güvendiği tek şey?
- Kadınlar üstün sosyal becerilere sahipken, neden çoğu toplum erkek egemen?
- Güç elde etmekte böylesine yetenekli olan insanlar neden bu gücü mutluluğa dönüştürmekte başarısızlar?
- Geleceğin dini bilim mi?
- İnsanların miadı çoktan doldu mu?

100 bin yıl önce Yeryüzü'nde en az altı farklı insan türü vardı. Günümüzdeyse sadece Homo Sapiens var. Diğerlerinin başına ne geldi ve bize ne olacak? Çoğu çalışma insanlığın serüvenini ya tarihi ya da biyolojik bir yaklaşımla ele alır, ancak Harari 70 bin yıl önce gerçekleşen Bilişsel Devrim'le başlattığı bu kitabında gelenekleri yerle bir ediyor. İnsanların küresel ekosistemde oynadıkları rolden imparatorlukların yükselişine ve modern dünyaya kadar pek çok konuyu irdeleyen Sapiens, tarihle bilimi bir araya getirerek kabul görmüş anlatıları yeniden ele alıyor.

Harari ayrıca geleceğe bakmaya da zorluyor okuru. Yakın zamanda insanlar, dört milyar yıldır yaşama hükmeden doğal seçilim yasalarını esnetmeye başladılar. Artık sadece dünyayı değil, kendimizi ve diğer canlıları tasarlama becerisi de kazandık. Peki bu bizi nereye götürüyor, bizi neye dönüştürebilir?

Yuval Noah Harari'nin "İnsanın yükselişini ne açıklayabilir?" başlıklı TED konuşması: "Yetmiş bin yıl önce, atalarımız önemsiz hayvanlardı. Tarih öncesi insanların en önemli özelliği önemsiz olmalarıdır. Dünya'ya etkileri denizanasından veya ateş böceklerinden veya ağaç kakanlardan daha fazla değildi. Bugün tam tersine, gezegeni biz kontrol ediyoruz. Ve soru şu: Oradan buraya nasıl geldik? Kendimizi, Afrika'nın bir köşesinde kendi işine bakan önemsiz maymunlardan Dünya hükümdarlarına nasıl çevirdik?"

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS