Hikmet Kıvılcımlı Kitabı okurla buluştu

Hikmet Kıvılcımlı Kitabı okurla buluştu

Türkiye sosyalist hareketinin önemli isimlerinden Hikmet Kıvılcımlı'nın yazıları ile onu çeşitli yönleriyle değerlendiren makalelerden oluşan Hikmet Kıvılcımlı Kitabı, Dipnot Yayınları'ndan çıktı. Yayınevi, Halkların Köprüsü Derneği'nun hazırladığı Kıyıya Vuran İnsanlık: Mülteci Ölümleri Almanağı adlı kitabı da okurla buluşturdu.

Dipnot Yayınları'nın Türkiye Sosyalist Hareketi Temel Metinleri başlığı altında sürdürdüğü dizinin ikinci kitabı Hikmet Kıvılcımlı Kitabı Seçme Metinler ve üzerine Yazılar okurlar buluştu. Ayrıca yayınevinin Kıyıya Vuran İnsanlık: Mülteci Ölümleri Almanağı adlı kitabı da raflardaki yerini aldı.

Kitap Türkiye sosyalist hareketinin erken dönem kadrolarından Hikmet Kıvılcımlı'nın kendi yazılarından ve onu çeşitli yönleriyle değerlendiren makalelerden oluşuyor.

Kıvılcımlı, Konuları, Osmanlı ve İslâm tarihinden edebiyata, Marksist-sosyalist teoriden Türkiye devriminin strateji ve taktik sorunlarına kadar geniş bir yelpazeye yayılan eserleriyle Türkiye sosyalist hareketinin en üretken düşünürüdür. Yörük Ali Efe çetesinin saflarında komutan olarak bulunmasından TKP'ye ve oradan Vatan Partisi'ne uzanan siyasal mücadele serüveni onu bir eylem adamı olarak da önemli kılar. Ömrünün 22,5 yılını hapishanelerde geçiren Kıvılcımlı'nın Marksist klasiklerden yaptığı çeviriler de Türkiye sol kültürüne değerli birer katkı teşkil eder.

Hikmet Kıvılcımlı, 1930'ların başında Elazığ'da cezaevindeyken yazdığı Yol adlı 9 kitaplık seride Türkiye kapitalizminin özgül ve evrensel çizgilerine dair derinlikli bir analiz yapmıştır. (Ancak bu önemli eser yazıldığı tarihten otuz yılı aşkın bir zaman sonra gün yüzüne çıkacaktır.) Kürt meselesini ve Ermeni soykırımını da konu etmiş olan bu eserin yayımının gecikmesi Türkiye solu açısından büyük bir talihsizliktir.

1938 yılındaki Donanma Davası'nda 15 yıl hapse mahkûm olan Kıvılcımlı cezaevinde meşhur Tarih Tezi üzerine çalışmış, dışarı çıktığında "orijinal ve evrensel" bir tarih teorisi önermiştir. Kendi sağlığında Tarih-Devrim-Sosyalizm adıyla bir kısmı yayımlanan Tarih Tezi, Kıvılcımlı'nın bütün hayatı boyunca ürettiği eserlerinin adeta teorik çerçevesini teşkil eder. Hikmet Kıvılcımlı'nın genelde din, özelde İslâma yaklaşımı da onu Türkiye solunda müstesna kılar.

Hikmet Kıvılcımlı; Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılış yıllarını, Balkan Savaşlarını, Birinci Dünya Savaşı'nın yarattığı yıkımları, Milli Mücadele ve erken Cumhuriyet dönemlerini yaşamış bir tarih tanığı. Bütün hayatı siyasi mücadeleler içinde geçen Kıvılcımlı, Marksist düşüncenin kuramsal ve tarihsel gelişimi üzerine çalışmalar yaptı. Türkiye'nin özgül koşullarını esas alan ve bunun üzerinden Türkiye devrimine bakan, özgün tezleri ve teorileri olan Kıvılcımlı, hayatı boyunca birçok kez hapis cezasına ve işkenceye maruz kaldı. Kıvılcımlı, hiç yılmadan ürettiği ve ardında bıraktığı devasa külliyatıyla, Marksist klasiklerden çevirdiği eserlerle Türkiye sosyalist hareketinin en üretken devrimcilerinden biriydi. Sosyalist literatüre özgün kavramlar kazandıran Kıvılcımlı, Doğu/Batı eksenli sorgulamaları, yerelleşme tartışmalarıyla solun ideolojik haritasına ve evrensel Marksist literatüre Türkiye'den katkılarda bulunan bir isimdi.

Kitapta Hikmet Kıvılcımlı üzerine Vedat Türkali, Ergun Aydınoğlu, Selahattin Okur, Yalçın Yusufoğlu, Mehmet Yılmazer, Necmi Erdoğan, Metin Kayaoğlu yazdı.

"Ve Doktor'a biz o zaman işte o küçücük kitaplarıyla, Marksizm Bibliyoteği… İşte Edebiyatı Cedide'nin Otopsisi, Emperyalizm… bütün o kitapları yer gibi okuduk. Bize ilk ışık tutan oydu. Yani bilimsel olarak Marksizmi öğreten oydu... Şimdi bakın, benim son zamanlarda değindiğim bir iki nokta var, zaten çoğunu yazdım, ilgili notlar var. Kürt meselesi ve din meselesini ben Doktor'dan öğrendim..." Vedat Türkali

"Sonra 12 Mart geldi. "Ordu Kılıcını Attı" dedi Kıvılcımlı. Siyasi vasiyetiydi sanki bu yazı. Herkes yıllarca alay etti bu yazı başlığıyla. Kıvılcımlı'nın işini bitirmek için. Bitirdiler de. Ama onu "bitiren" başka bir şeydi aslında. Hiç de o kadar rahat mahkûm edilecek şeyler değildi aslında o yazıda söyledikleri. Aklı işçi sınıfında, eli-ayağı devrimcilerde, gözü orduda idi Kıvılcımlı'nın o günlerde. İşte o kısacık cümlede ve Kıvılcımlı'nın o akıl, el-ayak ve göz sacayağında, Türkiye toplumunun çağdaş tarih dinamiklerinin macerası vardı. İşçi sınıfı, eğer siyasal hareketini oluşturabilirse, ülkenin tüm tarihsel yürüyüşü değişebilirdi. Ama beri yanda devrimcilerin bilinçli müdahalesini bekliyordu o oluşum. Orduya gelince, o da kılıcıyla, o duraklamış oluşuma yeni bir sıçrama verebilirdi. Hiç de niyeti ve isteği olmadan..." Ergun Aydınoğlu

"...Hikmet Kıvılcımlı 1970 Aralık ayında ikinci bir ağır prostat ameliyatı geçirmişti, hastaneden çıktıktan sonra, iki gün öncesi için söylediği cümle "Çok kötüydüm, 'demek ki, bizim de mücadelemiz buraya kadarmış' dedim" olmuştu. Bu sözü hiç unutmadım, çünkü o bir Müslümanın "Demek ki, vademiz buraya kadarmış" demesi gibi, "Demek ki, mücadelemiz buraya kadarmış" demişti." Yalçın Yusufoğlu

"Kıvılcımlı konusunda onun üç özelliğini öne çıkarmanın gerekli olduğunu düşünüyorum. İlki, direnişçi karakteridir. İkincisi, özgünlüğüdür: Topraklarının özelliğini neredeyse bütün incelikleriyle kavrayıp, devrimci mücadelenin yolunu bu özgün tespitler üzerine kurmasıdır. Üçüncüsü, Marksizmi geliştirmesidir: "Katkı" kelimesi yeterince kötü kullanıldığı için "Marksizme katkısı" deyimini tercih etmedim. H. Kıvılcımlı Tarih Tezi ile Marksizmin tarih bakışını ve üretici güçler teorisini geliştirmiştir..." Mehmet Yılmazer

"... Dünya solunun bugün sahip olduğu teorik-politik miras ve birikim ve ayrıca geç kapitalizmin karmaşık özgüllükleri karşısında Kıvılcımlı'nın "orijinal tezlerinin" bir siyasal sistematik olarak çoktan hükümsüz kaldığı düşünülebilir. Ancak, tekil öğeleri veya uğrakları bir tarafa bırakılırsa, Kıvılcımlı fikriyatının bize öğrettiği asıl şey, yoğun bir yerililik/yerellik kaygısı ve vurgusunu sancılı bir şekilde de olsa evrenselcilik ile telif etmenin, Türkiye'nin özgüllükleri ile dünya solunun/Marksizmin teorik sorunlarını aynı zeminde ve iç içe düşünmenin nasıl verimli olabileceğidir. Bu anlamda, Marx nasıl geç sosyal teoride bir hayalet olarak dolaşmaya devam ediyorsa, Kıvılcımlı da Türkiye devrimci/sosyalist hareketinin söyleminde "var yok" bir hayalet olarak dolaşıyor. Solun hegemonik bir dil ve pratik üretmesinin can alıcı bir yönü "geleneğin muhafazakârların tekelinden çıkarılması" ise, Doktor Hikmet Kıvılcımlı'nın bize söyleyeceği çok şey var hâlâ...." Necmi Erdoğan

"... Kıvılcımlı'nın eseri, kendi varlığının ve zamanının ötesine geçen bir niteliğe sahiptir. Bu yönüyle edinilmesi gerekmektedir. Onun eseri aynı zamanda, ötelenmesi gereken yönlere de sahiptir ve bu yönüyle Kıvılcımlı keskin bir tutumla reddedilmelidir... Kıvılcımlı, aşkın düşünceler ortaya koyan fakat bunları "çok kötü" uygulayandır. Öngörülemez ataklar yapabilen ama bunları "çok kötü" temellere dayandırandır..." Metin Kayaoğlu

Türkiye Sosyalist Hareketi Temel Metinleri adlı dizide daha önce de İbrahim Kaypakkaya'nın kendi yazılarından ve onu çeşitli yönleriyle değerlendiren İbrahim Kaypakkaya Kitabı'nı yayımlayan Dipnot Yayınları, bu diziden Behice Boran Kitabı ile Mahir Çayan Kitabı'nı da yayınlayacak.

Kıyıya Vuran İnsanlık: Mülteci Ölümleri Almanağı

Dipnot Yayınları ayrıca, İzmir merkezli Halkların Köprüsü Derneği'nun hazırladığı Kıyıya Vuran İnsanlık: Mülteci Ölümleri Almanağı adlı kitabı da okurla buluşturdu.

Savaşın en çirkin halinin yaşandığı Ortadoğu'dan Avrupa'ya mültecilerin ciddi bir geçiş yolu olan Türkiye için 2015, geçişlerin sıklaştığı, dolayısıyla ölümlerin de dramatik boyutta arttığı bir yıl oldu.

Bombalardan ve sınırlarda yaşanan onca sivil katliamdan kurtulan milyonlarca insan evlerini, köylerini, akrabalarını, arkadaşlarını, okullarını, üniversitelerini, anılarını geride bırakıp yeni bir yaşam kurmak için tutunmaya bu topraklara geldi. Ancak ölüm, acı ve keder mültecileri bu topraklarda da buldu. Batan botlar ve tekneler, çok zor koşullarda başını soktuğu evde elektrik kontağından çıkan yangın, güvencesiz bir işte çalışırken meydana gelen iş cinayeti, sağlık güvencesi olmadığı için aşılanamamak, sağlık hizmetine ve ilaçlara erişememek yeni ölüm nedenleri oldu.

Araştırmamızın sonucuna göre 2015 yılında Türkiye'den Avrupa'ya geçmeye çalışırken en az 484 mülteci hayatını kaybetti, 206 mülteci ise Ege Denizi'nde kayboldu! Hayatını kaybedenler, çoğunluğu Suriyeli mülteciler olmak üzere Afgan, İranlı, Iraklı ve Pakistanlı mültecilerdi. Ölümlerin büyük bir çoğunluğu Ege Denizi'nden Avrupa'ya geçmeye çalışırken tıka basa doldurulmuş iptidai teknelerin ve lastik botların batması yüzünden yaşandı. İş cinayetlerinde ise 58 işçi mülteci değişik sektörlerde hayatını kaybetti!

Onları tanımıyoruz. İsimlerini bile bilmiyoruz. Pek çoğu gazete sayfalarına "rakam" olarak bile yansımadı. Bütün yolları kesilmiş, bütün kapılar yüzlerine kapatılmıştı. Milyonlarca insan can yelekleri giydiler, lastik botlarla, minik kayıklarla, eski balıkçı tekneleri ile Avrupa'ya, insan haklarının sözde kalesine ulaşmaya çalıştılar. Binlercesi Ege Denizi'nde boğuldu. Karanlık sularda kayboldular. 2015 yılında Ege Denizi'nde 484 insan öldü ve 206 insan kayboldu. Onları tanımak istemediğimiz için, isimlerini öğrenmek istemediğimiz için öldüler. Geçen yıl Eylül ayında Bodrum'da Alan Kurdi bebek kıyıya vurduğunda gördüğümüz sadece cansız minik bir çocuk bedeni değildi, insanlıktı kıyıya vuran. Bu almanak ölenler, hikayeler ve neden öldükleri hakkındadır… Onları tanımaya, öğrenmeye, özlemeye dairdir.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS