"İnşaat Ya Resullulah" şantiyeye dönen ülkenin fotoğrafını çekiyor

"İnşaat Ya Resullulah" şantiyeye dönen ülkenin fotoğrafını çekiyor

Tanıl Bora, "İnşaat Ya Resullulah" adlı derlemesinde "şantiyeye dönen ülkenin" fotoğrafını çekiyor. İnşaatın rant dağıtımından "şantiyeler kralı" Ali Ağaoğlu'na, deprem ve inşaat ilişkisinden sektörün zengin sınıf oluşturmadaki payına analizler sunan derleme 4 Mart'ta raflarda olacak. İletişim Yayınları ayrıca, öykü, edebiyat eleştirisi, tarih, politika ve çocuk kitapları serisinden eserleri de okurla buluşturuyor.

İletişim Yayınları; Ethem Baran'ın taşrasının öykülerini usul usul anlattığı Evlerimiz Poyraza Bakar; Türkçe edebiyatın en önemli isimlerinden Barış Bıçakçı, Behçet Çelik ve Ayhan Geçgin'in edebiyat üstüne yazışmalarından oluşan Kurbağalara İnanıyorum'u okurla buluşturuyor. 4 Mart'ta bu iki kitabın yanı sıra, Platon'un bir felsefe ve siyaset bilimi klasiği olan eseri Sofist ile Cemil Koçak'ın Türkiye'de İki Partili Siyâsi Sistemin Kuruluş Yılları'nı incelediği eserinin 5. cildi Uzlaşma ve Tanıl Bora'nın İnşaat Ya Resullulah adlı derlemesi raflardaki yerini alacak. Çocuk kitaplarından Francesca Simon'un Prens'in Bahçesinde Cümbüş'ü de çıkacak kitaplar arasında.


IŞİD Tuzağı: Batıyı savaşına çekerek hedefine ulaştı


Evlerimiz Poyraza Bakar


İletişim Yayınları, Ethem Baran'ın Evlerimiz Poyraza Bakar adlı öykü kitabı 4 Mart'ta raflarda olacak. Bir yaz hırkasıyla gidilen çay bahçelerinin, bozkırda tek tük yükselen kavak ağaçlarının, öğle ezanı okunurken durgunlaşan kasabaların ustaca yazılmış hikâyelerinden oluşan Evlerimiz Poyraza Bakar, okuyucusuna bozkırın kokusunu getiriyor
Evlerimiz Poyraza Bakar'da Ethem Baran, usul usul anlattığı taşrasını özenle istifliyor. Ustaca ve bozkır kokan...



Kitaptan:


"Ya anlatan kim? Bütün bunlar olup biterken benim nerede olduğum ve niçin orada değilmişim gibi anlattığım sorulabilir. Bunları size anlatıyorum ya... Buradayım işte... Saçlar siyahî, kıvır kıvır, ağzında piposu… Üçgen vücut diyorlar, eskiden boksörmüş. Hele o keçisakalı, tüm mahalleyi baştan ayağa dellendiriyor. İsmi Foto Şeyda ya da Sinek Yaşar, ne fark ederse gali… Gerçi bakmayın milletin car car konuşmasına, kızlar beğense yeter, biri var ki yeri hepten ayrı. İyi de o kız kim peki, derseniz eğer… Gözleri Fatma Girik'e benzeyen kız işte, hani var ya hafif dolgun. Köprü altında Çilo Mehmet'le buluşan ya da imam babası yüzünden okulu bırakan…" 


İletişim Yayınları'ndan 'Yüz Yıl Sonra Ermeni Soykırımı'


Kurbağalara İnanıyorum - Edebiyat Üzerine Yazışmalar


Son dönem Türkçe edebiyatın en önemli isimlerinden Barış Bıçakçı, Behçet Çelik ve Ayhan Geçgin'in edebiyat üstüne yazışmalarından oluşan Kurbağalara İnanıyorum, İletişim Yayınları tarafından okurlarla buluşturuluyor. Üç kıymetli edebiyatçının edebiyat ve yazmak üzerine görüşlerini yansıtan bu eser, okurları yeni ayrıntılarla tanıştırırken yazmaya meraklı olanlara da yeni yollar gösteriyor. En önemlisi, bu edebiyat sohbeti, çağımızı temsiliyeti bakımından edebiyat tarihi açısından da büyük bir önem taşıyor.
Kurbağaların özelliği, nehirleri kuru topraklara dönüştüren kurak mevsimde toprağın derinliklerine gömülüp ölüm uykularına yatmalarıdır. Tüm bedensel işlevlerini en aza indirip ölüme en yakın halde yağmur mevsiminin gelmesini beklerler. Yağmurlar nehirlerin yatağını doldurmaya başladığında, ölüler ülkesinden geri gelir, on binlerce ağızdan şarkılarını söylemeye başlarlar.



Arka kapak:


"Çok sevilen bir yazar üzerine, akla takılan bir roman üzerine... edebiyat üzerine, yazmak üzerine mektuplar. Kimisi gün ağarırken, kimisi şehir karanlığa gömülürken yazılmış, e-postanın da "bir edebiyat türü olarak mektup" sınıfına girebileceğini bize gösteren metinler... Edebiyatın hazzını ve anlamını çoğaltmak üzere... Anlamak, bilmek, keşfetmek zevkiyle yazılmış metinler... 
Barış Bıçakçı, Behçet Çelik ve Ayhan Geçgin okurlukla yazarlığın bitiştiği yerde kurulmuş bir sohbet halkasını paylaşıyorlar. Dostça, merakla, tutkuyla, peşinden giderek…
Kurbağalara İnanıyorum, edebiyatçının, -üç edebiyatçının-, tutkulu ve kâşif edebiyat okuru olarak portresi..."


İngiltere'de Devrim Çağı raflarda


Sofist


Platon'un bir felsefe ve siyaset bilimi klasiği olan eseri Sofist, İletişim Yayınları'nın Politika Dizisi'nden yayımlanıyor. Dil ustaları olarak, para karşılığında yargıçları ikna eden, hitap ettikleri kalabalığın fikrini değiştiren, insanlara retoriği öğretip demokrasiye aşina yöntemleriyle Kant'tan Heidegger'e ve hatta Lacan'a kadar modern Batı felsefesinin dikkatini çeken sofistler üzerine yazılmış bu eser, siyaseti anlamak isteyen herkesin okuması gereken bir başyapıt.



Sofist filozofun kötü ötekisi midir? Hegel'in "Yunanistan'ın efendileri" olarak tanımladığı sofistler, dil ustaları olarak, para karşılığında, yargıçları ikna ediyor, hitap ettikleri kalabalığın fikrini değiştirtiyor, insanları retoriği öğretip, demokrasiye aşina kılıyorlardı. Platon'a göre, kavramların alacakaranlığında iş gören, diyalektik yöntemini sahte önerilere ulaşmak için kullanan akıl karıştırıcılardı. 
Platon Sofist'te varlık ve varolmayan kavramlarını tartıştırıp, Parmenides'in tezlerini çürütür. Platon ve ondan sonra Aristoteles için sofistler felsefenin dışından, onun sınırını çizerler. Filozof bilgiye ulaşmaya uğraşırken, Sofist kanaat oluşturmak yani siyaset yapmak peşindedir. Sözün varlık üzerindeki etkisini anlamak ve bunu kullanmak Sofist için önemlidir. Sofistlerin yöntemi, tam bu nedenle, Kant'tan Heidegger ve Apel'e ve hatta Lacan'a kadar, modern Batı felsefesinin dikkatini çekiyor.


Alman derin devletinin romanı: Mavi Liste


"Platonizmi devirmek: bunu denememiş felsefe var mı? (...) Dolayısıyla felsefe Aristotales'ten, hayır Platon'dan, Sokrates'le usta taklitçiyi birbirinden ayırmanın mümkün olmadığı Sofist'in sonundan itibaren başlar." Michel Foucault 


"Sofistler sadece gerçekçi kişilerdi (...) Bütün güçlü zihinler gibi, kendi ahlâk dışılıklarının farkında olma cesaretine sahiptiler." Friedrıch Nietzsche 


Uzlaşma - Türkiye'de İki Partili Siyâsi Sistemin Kuruluş Yılları (1945-1950) Cilt 5


Tarihçi Cemil Koçak'ın Türkiye'de İki Partili Siyâsî Sistemin Kuruluş Yılları (1945-1950) adlı kitap dizisinin beşinci cildi Uzlaşma, İletişim Yayınları'ndan çıkıyor. 12 Temmuz 1947'den itibaren CHP ve DP arasındaki "kriz"in gevşediği ve çözüldüğü bir dönemde yaşananları ele alan Koçak, Türkiye siyâsî tarihinin çok tartışılan dönemlerinden birinin en ayrıntılı ve kapsamlı panoramasını gözler önüne seriyor. Belgeler, anılar, dergiler, gazeteler, diplomatik raporlar ve araştırmalar temelinde yürütülen tartışmalarla analiz çerçevesini geniş bir ufka yerleştiren Koçak, titiz bir tarih incelemesinin nasıl yapılması gerektiğine dair iyi bir örnek oluşturuyor.



Uzlaşma, 12 Temmuz 1947'den itibaren CHP ve DP arasındaki "kriz"in gevşediği ve çözüldüğü bir dönemde yaşananları ele alıyor. "Uzlaşma"nın her iki partide doğurduğu gerilimler, bu gerilimler neticesinde DP içinden iddialı bir parti olarak Millet Partisi'nin ortaya çıkışı, partinin ortaya koyduğu muhalefet pratiği ve kaderine dair analizler bu cildin çerçevesini oluşturuyor. CHP'nin geçirmeye başladığı değişim de bu çerçevedeki yerini alıyor. 


Fehim Taştekin savaşı anlattı: 'Suriye Yıkıl Git, Diren Kal'


Türkiye'de tek-parti rejiminin sona ermesi, genellikle demokrasiye ya da çok-partili hayata geçiş dönemi olarak adlandırılır. Cemil Koçak, "Türkiye'de İki Partili Siyâsî Sistemin Kuruluş Yılları (1945-1950)" adlı kitap dizisinde, yerleşik sayılan tarihsel kabulleri tartışmaya açıyor ve bu adlandırmayı sorguluyor. Rejimin değişmesi, fakat dönüşememesi, bu sürecin temel özelliğidir. İçinde yaşadığımız siyâsî sistem ve bu sistemin kuruluş sürecinin yol açtığı sorunlar, bu dönemin de ürünüdür. Bu kapsamlı araştırma, üzerinde hayli tartışılan dönemi, bütün boyutlarıyla ve derinlemesine yeniden ele almayı öneriyor. Bunu önerirken yalnızca dış politika gelişmelerini ya da iç siyâsî tartışmaları değil, bunların aynı anda işlediği dinamik bir analizi hesaba katıyor. Belgeler, anılar, dergiler, gazeteler, diplomatik raporlar ile araştırmalar temelindeki tartışmalarla analiz çerçevesini geniş bir ufka yerleştiriyor. Cemil Koçak, Türkiye'de Millî Şef Dönemi (1938-1945) adlı araştırmasının devamı niteliğindeki bu kitap dizisiyle, Türkiye siyâsî tarihinin tartışmalı dönemlerinden birinin en ayrıntılı ve en kapsamlı panoramasını gözler önüne seriyor.


İnşaat Ya Resulullah


İletişim Yayınları, hızlıca büyüyen inşaat "sektörünü" birçok yönüyle inceleyen İnşaat Ya Resullulah adlı derlemeyi okuyucuyla buluşturuyor. İnşaatın rant dağıtımından "şantiyeler kralı" Ali Ağaoğlu'na, deprem ve inşaat ilişkisinden sektörün zengin sınıf oluşturmadaki payına derinlikli analizler sunan bu derleme, "şantiyeye dönen ülkenin" fotoğrafını çekiyor. AKP ile yakın ilişkisi bulunan inşaat sektörünü, İslâmcı menşeli liberal-muhafazakâr hat üzerinden inceleyen bu kitap ufkunuzu açacak.



Arka kapak:


"Şefaat ya resullulah' niyazından uyarlandığını herkesin anlayacağı bu slogan, İslâmcı menşeli liberal-muhafazakâr siyaset pratiğinin bir hicviyesidir. İnşaat sektörü, AKP iktidarının ekonomi-politiğini çözümlemek için kilit bir alan. Onun politik mitolojisini anlamak için de öyle… 


'Ülkenin şantiyeye dönmesi', nicedir, gururla söylenen, göğüs şişiren bir politik mecazdır. Birçok başka sektörü canlandıran etkisiyle büyük bir iktisadî kıymet biçiliyor inşaata; bütün ekonominin bütün ayıplarını giderecek bir sihirli kuvvet gibi bakılıyor. Dahası, kalkınmanın, refahın, zenginliğin simgesi olarak, bir fetiş kıymeti taşıyor. Bir zengin sınıfının yaratılmasında ciddi payı olduğu, zaten aşikâr!


Elinizdeki derleme, inşaat 'olayını' birçok cephesiyle ele alan makaleleri bir araya getiriyor. İnşaatın rant dağıtımından korporatizme uzanan ekonomi-politik hikmeti… Mülkiyetten büyümeye hâlelenen 'manevî'-psikolojik hikmeti… Cami mimarlığı, 'kubbe' imgesi… 'Büyüklük' tutkusu... İnşaat projelerinin şehir-toplum-insan tasavvurlarıyla alakası… İnşaatçiliğin meslekî şehveti ve 'Şantiyeler kralı' Ali Ağaoğlu…


Depremlerin öğretemediği… 


Mehmet Atlı, Osman Balaban, Tuncay Bilecen, Tanıl Bora, Ayşe Çavdar, Erbatur Çavuşoğlu, İhsan Eliaçık, Neşe Gurallar, Sinan T. Gülhan, Mehmet Penbecioğlu, Özgür Taburoğlu ve H. Bahadır Türk'ün yazılarıyla"


Prens'in Bahçesinde Cümbüş


Felaket Henry, Bizim Çete, Boncuk gibi kitaplarıyla tanınan Francesca Simon'un yeni kitabı Prens'in Bahçesinde Cümbüş İletişim Yayınları'ndan çıkıyor. Buffin Sokağı'nda Prens'in bahçesinde geçen bu sürükleyici hikâyeyi çocuklar yine ellerinden düşüremeyecekler.
Prens bir süre başka bir yerde kalmaya gidiyor. Buffin Sokağı'ndaki arkadaşları böylece Prens'in gizli bahçesini keşfetmek için harika bir fırsat yakalıyorlar...


{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS