hourSON DAKİKA
left-arrowright-arrow
weather
İstanbul
down-arrowup-arrow

    Kardeş Türküler altı yıl sonra ‘Yol’ ile karşımızda

    Kardeş Türküler altı yıl sonra ‘Yol’ ile karşımızda
    expand
    KAYNAKBetül Memiş / Cnnturk.com

    25 yıldır müzikseverleri çok sesli ve çok kültürlü bir müzik yolculuğuna çıkaran Kardeş Türküler, altı yıl aradan sonra ‘Yol’ adlı yeni albümüyle karşımızda! Kalan Müzik etiketiyle raflardaki yerini alan albüm yine Anadolu, Mezopotamya, Kafkasya ve Balkanların zenginliğini yansıtan şarkılardan oluşuyor…

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    “Geleneksel müziklerden beslenen, arka planda ciddi bir araştırma faaliyetine dayalı ve gelenekselden yola çıkarak kendimize has bir müzikal üslup içinden üretim yapmaya çalışan bir anlayışı benimsiyoruz…” diyor, 25. yılını kutlayan Kardeş Türküler… Altı yıl aradan sonra yeni albümleri “Yol” ile dinleyicilerinin karşısında olan ekip, Anadolu, Mezopotamya, Kafkasya ve Balkan coğrafyasından geleneksel şarkıları kendine özgü bir üslupla yorumlayarak bu toprakların çok kültürlülüğüne bir kez daha selam gönderiyor. Dünya ve yaşadığımız coğrafya gündemi, kendi seyrinde biz yaşayanlarını gün geçtikçe şaşırtmaya ve yormaya devam ededursun, müziğin iyi eden hemhaline yaslanmaktan zarar gelmez diyerek, fona Kardeş Türküler’in “Yol”unu yerleştirip, başlıyoruz inceden ekiple yaptığımız röportaja…

    “Geçmiş, şimdi ve gelecek arasında zamansal bir yolculuk”

    - Albümün adı aklıma beat kuşağı felsefesini ve Jack Kerouac'ın ‘Yolda’ kitabını düşürdü; biraz ışık, fener biraz da güzergah gibi… Peki, sizin ‘Yol’unuzun çıkış hikayesi nedir?

    Kardeş Türküler, ilk kurulduğundan bu yana yolculuk hikâyeleri anlatıyor aslında. Sınırlar ötesi ve kültürlerarası yaptığımız bu yolculuk ‘geçmiş’, ‘şimdi’ ve ‘gelecek’ arasında zamansal bir yolculuk aynı zamanda. Yüzyıllar öncesinde yazılmış bir sözü veya yaşanmış bir olayı tekrar bugüne taşıyoruz, hatırlıyoruz, unutmuyoruz ya da bestelerimizle bugün olanı anlatıyoruz ve tarihe de not düşüyoruz. Her şarkının bir yolculuğu, bir hikâyesi var. Onları öğrenerek yaşanmışlıklara da tanıklık etmiş oluyoruz. Dinleyicilerimizi tıpkı bir dengbêj, bir âşık, bir aşug gibi, bu hikâyeleri kendi müziğimizle dinlemeye davet ediyoruz. Bu yolda bize ışık olan fikrimiz ise özgür, eşit ve adalette ayrımcılığın olmadığı bir toplum yaşamı, bir dünya tasavvurumuzdur.

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    - Albümü oluştururken neye dikkat ettiniz, dert edindiğiniz mevzular neydi? Oluşumundan bahseder misiniz?

    Albüm repertuvarımızın bir kısmı “Çocuk (H)aklı” albümü sonrasında, “Beyaz Atlı”, “Karanfil Deste Gider”, “Kalk Gidelim”, “Ala Del’una-Evlerinde Lambaları Yanıyor”, “Hanane” ve “Kayseri Ğogum” gibi konser repertuvarına eklediğimiz şarkılardan oluşuyor. Böylelikle bu şarkıları seyirciyle önceden buluşturarak, biraz daha olgunlaştırma fırsatımız oldu. Kardeş Türküler dramaturjisini ve dert edindiğimiz meseleleri yansıtabilmek adına şarkıların hikâyeleri ve sözleri önemli bir yerde duruyor. Örneğin, Alevilik felsefesi ve inancının yansıması, Hasan Dede’nin öğüt mahiyetindeki sözleri “Eşrefoğlu” şarkısıyla dile geliyor. Sözlerde dediği gibi, hak ve adalet arayışı için ‘öteki dünya’da değil, ‘yaşadığımız bu dünya’da mücadele etmemiz gerektiğine inanıyoruz. Bunu kadınların mücadelesi üzerinden de savunuyoruz ve Kardeş Türküler olarak kurulduğumuz ilk günden bu yana kadın ağzı şarkılara repertuvarımızda mutlaka yer veriyoruz. Bu albümde de “Kalk Gidelim”, “Kayseri Ğogum” ve “Mito Bekrijo”yu kadınların müzik geleneğini yansıtan örnekler olarak seçtik. Dramaturjik açıdan önemli bulduğumuz bir diğer yaklaşımımızı ise “Karanfil Deste Gider” ve “Ala Del’una-Evlerinde Lambaları Yanıyor” şarkıları üzerinden ifade edebiliriz. Bu şarkıların net olarak bir yere ait olduğu söylemek çok zordur, çünkü tam bir kültürel etkileşim örneğidirler. Bu tarz şarkılarda tek tip egemen politikaların bir sonucu olarak sadece sözler Türkçe olarak bugüne gelmiş olabilir. Ancak üretildiği bölgeye bakılırsa, buradaki yaşamın çok dilli ve çok kimlikli olduğu açıktır. Bize göre bu referans temeldir ve buradan hareketle de bu şarkıları özellikle çok dilli söylüyoruz.

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    Kardeş Türküler altı yıl sonra ‘Yol’ ile karşımızda

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    “İlk defa iki farklı dilin şarkılarına yer verdik”

    - Kendi çapında iyi bir dinleyiciniz olarak; ‘Yol’un 25 yıla özel bir çalışma olmadığını düşünüyorum. Bunu da artı yahut eksi değil, çok düz bir yerden söylüyorum. Sound ya da içerikte kıvamsal bir şeyleri ben kaçırmış da olabilirim. Sizce?

    Kardeş Türküler müziğini temel olarak iki kanal üzerinden üretir. Biri gelenekten beslenerek yaptığı besteleri, diğeri ise geleneksel halk şarkılarını müzikal ve sözsel revizyonlarla yeniden yorumlaması. Bu iki yapının iç içe olduğu, beraber kullanıldığı örnekler de oldukça çoktur repertuvarımızda. Bu çerçevede, Kardeş Türküler sound’unun aslen “Doğu” albümü ile şekillendiği ve olgunlaştığını söyleyebiliriz. “Yol” albümü ile bir devam niteliğinde yine bu müzikal yaklaşımımızı ön plana çıkarıyoruz. Ayrıca yeni sound denemelerimiz de oldu elbette. Örneğin “Bir İncecik Duman Tüter” şarkısında yaylı kullanımları ön plandadır ve son bölüme kadar vurmalı çalgılar kullanılmamıştır ya da “Sebahul Xeyr” şarkısı duyuş olarak melez bir karaktere sahiptir. Bu şarkıda da yakın coğrafya müzikleriyle etkileşimi gözeterek böyle bir yorumu benimsedik.

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    - Yaşadığımız coğrafya, hem kültür hem de hikayeler bakımından çok fazla doneler taşıyor; sizler şarkıları nasıl belirliyorsunuz? Bu hikayeleri buluş hemhaliniz nasıl oluyor?

    Repertuvarı, belli bir arka plan araştırmasına dayanarak ve müzisyen dostlarımızın önerileriyle oluşturuyoruz. Hazırlık aşamasında şarkıların sözlerini, hikâyelerini öğrendik, telaffuzları birlikte çalıştık. İlk defa “Yol” albümünde, Boşnakça ve Romeika/Karadeniz Rumcası dillerinde iki şarkıya yer verdik. Karadeniz Rumcasını Karadenizli müzisyen arkadaşlarımız Onur Şentürk ve Apolas Nermi önerdiler. Kobanili Reşid Sofi’nin bestesi “Sebahul Xeyr” şarkısını yine Kobanili bir müzisyen arkadaşımız Memo Seyda önerdi. Her zaman olduğu gibi yine bu albümümüzü de BGST’li arkadaşlarımızın yanı sıra birçok dostumuzun desteği ve emeği ile hazırladık.

    “Dayanışma ilkesi bizim için temeldir”

    - Son yıllarda ‘iletişimsizlik’ gittikçe dozunu arttırırken; sizler ‘kalabalık bir ekip’ olarak hâlâ bir arada projeler yaratıyorsunuz, bunun efsunu nedir?

    Bunun bir kaç sebebi var. Biri BGST çatısı altında, belli bir yapı içerisinde yer almamız. Dans ve tiyatro alanında çalışan arkadaşlarımızla birlikte avangard sanat anlayışımızı geliştirmeye ve yaymaya çalışıyoruz, daha iyi ürünler verme hedefiyle üretimlerimizi eleştirel bir bakışla değerlendiriyoruz. Dayanışma ilkesi bizim için temeldir. Anlaşmazlıkları da bu çerçevede bir çözüme kavuşturmanın bizim için avantaj olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca Kardeş Türküler projesi, üreten ve yaşayan bir projedir. Toplumsal talepleri gerçekçidir ve henüz çözüme kavuşmamıştır, dolayısıyla da toplum nezdinde güçlü bir karşılığı bulunmaktadır.

    - 25 yıl önce bu maceraya başlıyorken ki algınız ve hayalinizle bugün geldiğiniz noktada hissiyatınızda neler değişti?

    Memleketin geneline baktığımızda, çok ciddi boyutlarda insan hakları ihlallerine tanık oluyoruz... Yani temel haklar açısından baktığımızda, olumlu bir değişiklikten ziyade oldukça geri bir noktadayız. Müziksever bir ortamın kurulmaya çalışıldığını da söyleyemeyiz, aksine kültürel ve sanatsal açısından da engelleyici bir tavır sergileniyor. Belediye festivalleri ve üniversite şenliklerinin iptal edilmesiyle gittikçe daha az sayıda konser vermeye başladık. Oysa konser buluşmaları her müzisyen için olduğu gibi bizim için de çok kıymetli… Dinleyicilerimizle daha çok ve güzel konser mekanlarında buluşmak istiyoruz.

    “Yol bizi nereye götürürse demeden kendimiz yolumuzu çizebiliriz”

    - Dünyadaki müzik dinleyicisi ve icra edenleri hakkında ne söylemek istersiniz?

    Farklı kültürel alanlardan öğelerin bir araya getirilmesine dayalı melezlik fikri, özellikle son 20-30 yılda müzikal alanda da giderek kendini gösteren bir eğilim haline geldi. Bunun sebebi olarak dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşanan toplumsal altüst oluşlardan ve dönüşümlerden, diğer yandan müzik endüstrisinin yönlendirme ve beklentilerinden bahsetmek mümkün. Bu eğilim yalnızca müzik üretiminde değil, dinleyici beğenisi açısından da karşımıza çıkıyor; insanlar artık farklı türlere aynı anda kulaklarını açıyor. Yani artık müzik türlerini tek başına değerlendirmekten çok müzikal alandaki farklı fikirleri, yaklaşımları ve bunlara paralel ortaya çıkan yeni projeleri, müzikal buluşmaları vs. anlamaya çalışmak daha doğru olacak.

    Kardeş Türküler altı yıl sonra ‘Yol’ ile karşımızda

    Türkiye açısından durum ne aşamada, özellikle geleneksel müziklerde?

    Türkiye açısından durum biraz daha karışık aslında. Biz ekip olarak, geleneksel müziklerden beslenen, arka planda ciddi bir araştırma faaliyetine dayalı ve gelenekselden yola çıkarak kendimize has bir müzikal üslup içinden üretim yapmaya çalışan bir anlayışı benimsiyoruz. Sadece kendi bulunduğumuz noktadan bile bakacak olsak, Türkiye’de ve dünyada son 20-25 yılda geleneksel müziklerle ilişkili alanda neler olduğuna dair bir analiz çabası oldukça kapsamlı ve meşakkatli bir inceleme gerektiriyor… Türkiye müzik hayatındaki en büyük kırılmanın 90’lı yıllarda yaşanan kimlik mücadelesine dayalı politik / kültürel ortamda şekillendiğini söyleyebiliriz. Bu dönemle birlikte ortaya çıkan temel müzikal / kültürel tavır; geleneksel müziklerin yeniden ortaya çıkarılmasını / farklı üsluplarda yeniden icrasını benimseyen, fakat önceki dönemlerden farklı olarak içinden çıktığı kültürel kimliği / dili / müzikal karakteristiği ön plana çıkarmaya gayret eden bir yaklaşım olarak özetlenebilir. Özellikle 2000’li yılların ikinci yarısından sonra, kimi politik bir tavır kimi bir ‘renk’ olarak etnik grupların müziklerini repertuvarına katan müzik gruplarını ve popüler müzisyenleri görmek mümkün. Bu da, bir dönem öncesine kadar yasaklanırken veya yok sayılırken, protest bir tavır olarak yeniden gündeme gelen müziğin zaman içinde popülerleşmekle birlikte nasıl piyasalaşma ya da tüketilme riskini içinde barındırdığını gösteriyor. Bununla mücadelenin bir yolu, nitelikli ürünler vermek ve piyasa koşullarına teslim olmadan birlikte hareket etmek olsa gerek. “Yol” bizi nereye götürürse demeden kendi yolumuzu kendimiz çizebiliriz.

    “Umut ancak birlikte olmakla çoğaltılabilir”

    - İlk albümde halkların kardeşliği için yola çıktığınızı söylüyordunuz; şimdi geriye baktığınızda, bu düşüncenin sizde bıraktığı hissiyat nedir? Yolda neler görüyorsunuz?

    Bir arpa boyu yol gittik mi? Tartışılır. Bu süre boyunca memleketin hali gibi inişli çıkışlı duygular yaşadık. Barışın çok yakın olduğunu hissettik, inandık sonra bir baktık ki fersah fersah uzakta barışın yolları… Toplumsal adalet, insan hakları ve kadın hakları konularında özellikle son altı- yedi yıldır ciddi hak ihlalleri yaşanıyor... Bu çıkmaz bir yol, bu çok net. Bize göre mücadele ve dayanışmadan başka bir çıkış yolu görünmüyor.

    - Bir söyleşinizde; Birhan Keskin’in Dağ şiirindeki; “Taş yarılıyor bir çiçek için yol veriyor. Kısacık konuşuyor çiçek: ‘dünya’ diyor…” dizelerinin albümünüzün hikayeleriyle iyi örtüştüğünü söylüyorsunuz. Hâlâ umudu olanlardan mı yoksa umut besleyenlerden misiniz?

    Umut, en olmayacağını düşündüğünüz anlarda bile tıpkı şiirde Birhan’ın dediği gibi yeşerebilir, bizi şaşırtabilir. Umudu mümkün kılan biraz da ona olan inancımızdır, bu yüzden albümle örtüşüyor… Birçok katliama şahit olduk ve faillerin hiç birisi herhangi bir ceza almadı. Kadın cinayetleri gittikçe artıyor, korkunç rakamlar telaffuz ediliyor. Savaşların yaşandığı bir dönemdeyiz. Ancak zalimin, muktedirin zulmünün karşısında duran, adaletin yerini bulacağına inanan ve bu uğurda mücadele eden insanların sayısı az değil. Umut ancak dayanışma ve birlikte olmakla çoğaltılabilir.

    - Son olarak söylemek istediğiniz ‘bu da var’ paylaşalım dediğiniz bir şey varsa seve seve paylaşmak isteriz…

    Biz “Yol” albümüyle yeniden yollara düştük. Bu albümle dinleyicilerimizle birlikte halkların hikâyeleri ve müziklerinin cezbedici güzelliğiyle yaşanılır bir dünyaya olan umudumuzu yeniliyoruz. Gelin, bu yolun yolcularını birlikte çoğaltalım.

    Sıradaki Haberadv-arrow
    Sıradaki Haberadv-arrow